BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
193
Dün
:
4601
Toplam
:
13189563
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
İKİ RUM VATANDAŞIMIZ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bu yazımda efendilikleri, dürüstlükleri, yardımseverlikleri ile tanıdığım, dostları olma şerefine nail olduğum iki iyi insanı anlatmaya çalışacağım. Maalesef ikisini de birkaç yıl önce kaybettik.

Bay Leon Ojalvo; Gümrük müşavirliği yapardı. Rahmetli Kayınpederim Kemal Temel, 1957 Adapazarı depreminde günlerce bahçeye kurdukları çadırda yaşamlarını sürdürmeye çalışırken bir iş için İstanbul’a gelir. Bakar ki İstanbul halkının depremden filan haberi yok. Herken işinde gücünde, eğlencesinde. Adapazarı’na dönünce ev halkını toplar, düşüncelerini anlatır ve İstanbul’a göçerler. Küçükyalı da kız kardeşinin evininde bulunduğu bahçeye onun önerisi ile tek katlı bir ev yapar yerleşirler. Ben eşimle o dönemde tanışıp evlendim. Uzun yıllar hafta sonlarını o evde ve bahçe de geçirdik.

Yapsatçı müteahhitler yıllar sonra o bölgeye de el atıp apartmanlar yapmaya başlayınca kayınpederim ile kız kardeşi arasında bir ihtilaf çıktı ve hayatında kira evi bilmeyen kayınpederim kahrederek büyük bir üzüntü içinde Göztepe de bir apartman dairesine kiracı oldu. Bu evi çok sevdi, çok benimsedi. Kendisi teklif etme cesaretini gösteremediğinden araya arkadaşlarını koyarak ev sahibi Leon Ojalva’ya bu daireyi satın almak isteğini iletmiş.

Küçükyalı’dan Göztepe’ye taşındığından beri keyfinin olmadığının farkında idik, Bay Leon da farkındaymış ve ara sıra üzülme be Kemal abi diyerek teselli etmeye çalışırmış. Teklifi duyunca yanına gitmiş “ neden araya aracı koyuyorsun Kemal abi, kendinde söyleyebilirdin, ev senin” demiş. O gece büyük bir sevinçle bana telefon etti. “200 bin lirası peşin, 300 bin lirası taksit olacak sen 30 adet 10 bin liralık senet yaz” dedi. Ertesi günü işyerimde daktilo ile senetleri hazırladım. Bende kefil oldum.

Kayınpederimin sevinci kısa sürdü maalesef. Birkaç ay sonra kanser teşhisi kondu. Acil ameliyat edildi. Ameliyattan sonra iki gün yaşayabildi. Eşim “babamın ölümü üzüntüsünden oldu” der hep.
Mezarlıkta Bay Leon beni bir kenara çekti “anlaşıldı bu borcu sen ödeyeceksin, beşer bin liralık senet yap, ben sana 10 bin liralık senetleri iade edeyim” dedi.

Beşer bin liralık senet yaptım. 30 ay vade oldu 60 ay. İlk başlarda biraz zorlansak da o yıllarda enflasyon o kadar hızlı idi ki daha sonraki yıllarda kolayca ödedik.

Bay Kozmo Dermosonoğlu; Karaköy Perşembe pazarındaki tarihi Kurşunlu Handa Derman ticaret namı ile çelik halat ve zincir satardı. Bende o yıllarda Türkiye’nin en büyük tekstil holdinginde satınalma müdürlüğü yapıyordum. Alış veriş yaptığımız ticaret erbabının kişiliğine bakar, güven veren, dürüst, yaşantısı düzgün insanları seçerdim. Bunlardan bazıları ile halen ailece görüşürüz. İşte Bay Kozmo da böyle birisi idi. Konuşması, insanlara hitabı, kibarlığı ve davranışları ile bir eski Osmanlı Efendisi idi. Ben emekli olduktan sonra da Karaköy’e eski dostları dolaşmaya indiğimde kendisine uğrar bir kahvesini içer eski alış verişlerden, ticaret hacminden güzel dostluklardan bahsederdik. Bir uğradığımda biraz neşesiz bulmuştum. Meğer kalp ameliyatı olmuş. Son uğradığımda işyerinin kapısında kiralık yazıyordu. İçime bir sızı düştü ve bitişikteki yay imalatçısı Selahattin Arı’ya korkarak sordum. Maalesef kaybettik dedi. Yunanistan’a kız kardeşini ziyarete gitmiş. Denize girerken tam ayakları sulara eriştiğinde yüzükoyun oraya düşmüş. Bizim sohbetimizi duyan diğer iş yeri sahipleri de sohbetimize iştirak ettiler. Hepsi aynı şeyi söylüyordu “ çok terbiyeli, çok kibar bir insandı. Sabah erkenden gelir hanın bütün avlusunu süpürürdü, bir gün bile aksatmadı. Bisküvi alır herkesle paylaşır, gazoz alır herkese bir yudum tattırır” diye anlattılar da anlattılar.

Şimdi, kıssadan hisse demeden yazımı bitirmeyeceğim. Çapanoğlu Süleyman Bey,( ö.1813) çevredeki Rum ve Ermeni ticaret erbabı ile sanatkârları Yozgat’a davet ederek Yozgat’ın gelişmesinde ve büyümesinde çok önemli rol oynamıştı. Öyle ki o devirde Yozgat savatçılık da (gümüş işlemeciliği) en önemli merkez olmuştu.

Yazımı koca Nazım’ın “Davet” şiirinin son kıtası ile bitirmek istiyorum.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...

Allahın rahmeti üzerinize olsun, nurlar içinde yatın Bay Leon ve Bay Kozmo, toprağınız bol olsun.

20.09.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00