BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 14.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
204
Dün
:
4633
Toplam
:
14960555
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
İKİ RUM VATANDAŞIMIZ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bu yazımda efendilikleri, dürüstlükleri, yardımseverlikleri ile tanıdığım, dostları olma şerefine nail olduğum iki iyi insanı anlatmaya çalışacağım. Maalesef ikisini de birkaç yıl önce kaybettik.

Bay Leon Ojalvo; Gümrük müşavirliği yapardı. Rahmetli Kayınpederim Kemal Temel, 1957 Adapazarı depreminde günlerce bahçeye kurdukları çadırda yaşamlarını sürdürmeye çalışırken bir iş için İstanbul’a gelir. Bakar ki İstanbul halkının depremden filan haberi yok. Herken işinde gücünde, eğlencesinde. Adapazarı’na dönünce ev halkını toplar, düşüncelerini anlatır ve İstanbul’a göçerler. Küçükyalı da kız kardeşinin evininde bulunduğu bahçeye onun önerisi ile tek katlı bir ev yapar yerleşirler. Ben eşimle o dönemde tanışıp evlendim. Uzun yıllar hafta sonlarını o evde ve bahçe de geçirdik.

Yapsatçı müteahhitler yıllar sonra o bölgeye de el atıp apartmanlar yapmaya başlayınca kayınpederim ile kız kardeşi arasında bir ihtilaf çıktı ve hayatında kira evi bilmeyen kayınpederim kahrederek büyük bir üzüntü içinde Göztepe de bir apartman dairesine kiracı oldu. Bu evi çok sevdi, çok benimsedi. Kendisi teklif etme cesaretini gösteremediğinden araya arkadaşlarını koyarak ev sahibi Leon Ojalva’ya bu daireyi satın almak isteğini iletmiş.

Küçükyalı’dan Göztepe’ye taşındığından beri keyfinin olmadığının farkında idik, Bay Leon da farkındaymış ve ara sıra üzülme be Kemal abi diyerek teselli etmeye çalışırmış. Teklifi duyunca yanına gitmiş “ neden araya aracı koyuyorsun Kemal abi, kendinde söyleyebilirdin, ev senin” demiş. O gece büyük bir sevinçle bana telefon etti. “200 bin lirası peşin, 300 bin lirası taksit olacak sen 30 adet 10 bin liralık senet yaz” dedi. Ertesi günü işyerimde daktilo ile senetleri hazırladım. Bende kefil oldum.

Kayınpederimin sevinci kısa sürdü maalesef. Birkaç ay sonra kanser teşhisi kondu. Acil ameliyat edildi. Ameliyattan sonra iki gün yaşayabildi. Eşim “babamın ölümü üzüntüsünden oldu” der hep.
Mezarlıkta Bay Leon beni bir kenara çekti “anlaşıldı bu borcu sen ödeyeceksin, beşer bin liralık senet yap, ben sana 10 bin liralık senetleri iade edeyim” dedi.

Beşer bin liralık senet yaptım. 30 ay vade oldu 60 ay. İlk başlarda biraz zorlansak da o yıllarda enflasyon o kadar hızlı idi ki daha sonraki yıllarda kolayca ödedik.

Bay Kozmo Dermosonoğlu; Karaköy Perşembe pazarındaki tarihi Kurşunlu Handa Derman ticaret namı ile çelik halat ve zincir satardı. Bende o yıllarda Türkiye’nin en büyük tekstil holdinginde satınalma müdürlüğü yapıyordum. Alış veriş yaptığımız ticaret erbabının kişiliğine bakar, güven veren, dürüst, yaşantısı düzgün insanları seçerdim. Bunlardan bazıları ile halen ailece görüşürüz. İşte Bay Kozmo da böyle birisi idi. Konuşması, insanlara hitabı, kibarlığı ve davranışları ile bir eski Osmanlı Efendisi idi. Ben emekli olduktan sonra da Karaköy’e eski dostları dolaşmaya indiğimde kendisine uğrar bir kahvesini içer eski alış verişlerden, ticaret hacminden güzel dostluklardan bahsederdik. Bir uğradığımda biraz neşesiz bulmuştum. Meğer kalp ameliyatı olmuş. Son uğradığımda işyerinin kapısında kiralık yazıyordu. İçime bir sızı düştü ve bitişikteki yay imalatçısı Selahattin Arı’ya korkarak sordum. Maalesef kaybettik dedi. Yunanistan’a kız kardeşini ziyarete gitmiş. Denize girerken tam ayakları sulara eriştiğinde yüzükoyun oraya düşmüş. Bizim sohbetimizi duyan diğer iş yeri sahipleri de sohbetimize iştirak ettiler. Hepsi aynı şeyi söylüyordu “ çok terbiyeli, çok kibar bir insandı. Sabah erkenden gelir hanın bütün avlusunu süpürürdü, bir gün bile aksatmadı. Bisküvi alır herkesle paylaşır, gazoz alır herkese bir yudum tattırır” diye anlattılar da anlattılar.

Şimdi, kıssadan hisse demeden yazımı bitirmeyeceğim. Çapanoğlu Süleyman Bey,( ö.1813) çevredeki Rum ve Ermeni ticaret erbabı ile sanatkârları Yozgat’a davet ederek Yozgat’ın gelişmesinde ve büyümesinde çok önemli rol oynamıştı. Öyle ki o devirde Yozgat savatçılık da (gümüş işlemeciliği) en önemli merkez olmuştu.

Yazımı koca Nazım’ın “Davet” şiirinin son kıtası ile bitirmek istiyorum.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...

Allahın rahmeti üzerinize olsun, nurlar içinde yatın Bay Leon ve Bay Kozmo, toprağınız bol olsun.

20.09.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00