BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
238
Dün
:
4936
Toplam
:
13339189
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BABAM, FAHRETTİN ÖNCÜL VE KURT İMAM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
8 Temmuz 2010 Perşembe günü kuzenlerim Mustafa ve Halit Çapanoğlu ile birlikte daha önce randevulaştığımız, bir dönem Yozgat belediye başkanlığı da yapan, eğitimci ve yazar Sayın Ali Açıkgöz ile yine eğitimci yazar ve 40 yıllık eğitim hizmetleri döneminde Merkez ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü de yapan Yılmaz Göksoy ağabeyimizle, Yozgat öğretmen evinde buluşmuş, Çapanoğulları ve Yozgat üzerine çok güzel bir sohbet yapmıştık. Tüm sohbeti ses kayıt cihazıma kaydetmiştim. Yılmaz ağabeyim, “Üç şey birbiri ile özleşmiştir; Çapanoğulları, Çamlık ve Yozgat” demişti.

Biz sohbete devam ederken sırtında çantası ile sakalı ve bıyığı birbirine karışmış, yürümekte zorlanan çok yaşlı birisi geldi. “Efendim selamünaleyküüüm” diyerek elini bana uzattı. Hemen ayağa kalktım elini sıktım ve hoş geldiniz dedim. “Ben Yozgat’a heykeli dikilen Yozgatlı âşık Hüzni babanın oğluyum” dedi. Çok mutlu oldum ve saygı ile yer gösterdim. O, gösterdiğim yere otururken, Yılmaz Göksoy ağabeyim beni takdim etti. “Çapanoğlu Muhlis beyin torunu Abdülkadir Bey” dedi. Bunun üzerine ismini sonradan öğrendiğim Fahrettin Öncül Bey çok heyecanlandı. Derin bir iç çekerek “Vaaah! Muhlis beyim” dedi. Sonra benim kimden torunu olduğumu sordu. Muammer beyin oğluyum deyince yine derin bir iç çekerek “Muammer ağabey bizden büyüktü lise yıllarında fötr şapka giyerdi ona hem hayranlık duyar hem de ondan çekinirdik. Çok yakışıklı ve güzel giyinen bir ağabeyimizdi” dedikten sonra devam etti. “Ama sizin büyük halanız Ümmühan Hanım’ın benim yaşıtım çocukları vardı, Mahmut (Anayasa Mahkemesi Başkanı olan Mahmut Çuhruk), ağabeyi vardı Nazif (Büyükelçi, Paris’te vefat etti), en küçükleri vardı Çetin (K.B.B profesörü) onlarla birlikte sizin bahçedeki meyve ağaçlarına çıkıp dalından koparıp çok meyve yedik. Meyve koparmak için Muhlis Bey amcadan izin isterdik. O da mütebessim bir yüzle hadi çıkın yiyin derdi. Dünyaya onun gibi muhterem, onun gibi mübarek bir insan gelmemiştir çok başka bir insandı Allah rahmet eylesin. Sizin bahçede birde Frenk üzümleri vardı yedikten sonra cebimize de doldururduk hâlâ tadı damağımda” dedi. Türk mutfağında iç pilav ve aşurede kullanılan Frenk üzümlerini II. Mahmut zamanında Bosna-Hersek’in Gradaçaç ve Banyaluka şehirlerinde kaymakamlık yapan Çapanoğlu Mahmut Bey’in (Süleyman Bey oğlu) getirdiği bilinir. Nitekim o yıllarda Yozgat’taki tüm Çapanoğullarının bahçelerinde Frenk üzümü vardır. Fahrettin Bey, bana vermek için çantasından Hüzni babanın şiirleri olan bir kitap çıkardı. Kitabın kapağında “Doğumunun 130. Yıl dönümünde YOZGAT’LI HÜZNÎ-HİZBÎ BABA” yazıyordu. Benim için imzalamasını rica ettim. “Benim gözlerim görmüyor sadece kendi ismimi yazabiliyorum öyle imzalasam olur mu?” Deyince, elbette olur şeref duyarım dedim. Zorlanarak yazdı ve imzaladı. İmza işi bitince tam karşısında oturan Yılmaz Göksoy ağabeyim, “Fahrettin, beni tanımadın galiba ben Yılmaz Göksoy” deyince “Vay Yılmaz hocam affedersin artık gözlerim görmüyor da kusuruma bakma ne olur” dedi. Böyle söyleyince çok üzüldüm. Yılmaz ağabeyim ve kuzenim Halit Çapanoğlu Hüzni Baba, nam-ı diğer Kurt İmam üzerine epey sohbet ettiler. Kaydettiğim bir hikâyesini de ben anlatayım müsaadenizle; Şair Hüzni Baba, Ankara’nın ilçesi Haymana da bir ağanın evinde misafirdir. Dinlemeye gelenlere vaaz ve nasihatte bulunmaktadır. Konuşmalarından çok etkilenen çobanın karısı, Hüzni Babayı evine davet eder. Yenilip içildikten sonra da dizinin dibine oturarak aklına takılan şeyleri sorup öğrenmeye çalışır. Hüzni Baba, kadının bu çabasından çok etkilenir. Bir kadına bakar, bir her şeyden bihaber ilgisiz çobana ve kendi kendine hayıflanır. İçinden, “Allahın işine bak, böyle bir kadını böyle bir oduna yazmış; benim gibi bir âlime de benim odunu yazmış” diye geçirir. Bu düşünce kadına malum olur, Hüzni Baba’ya dönerek “Fakı, Fakı (imam, imam) kendine gel. Allahın yazgısı yerinde. Sen senin odunu adam edeceksin ben de bu odunu” der.

Bu söz benim ve şüphesiz toplumun “Allah evliliklerde bir beceriksizi bir becerikli ile eş ederek dengeyi sağlıyor” inanışının en güzel ispatı olmuyor mu?

İşte Hüzni Baba’nın meşhur“Yozgat Destanı”

Nice medh ideyim ab(u) havasın
Dinle nedir dasıtanı Yozgad’ın.
Tadanlar mest olur zevk u sefasın
Ali yüksektir mekanı Yozgad’ın.

Dört tarafın sarmış dağları vardır
Sed di İskender’den bir yadıgardır
Manzarası latif cayy-ı mesardır
Gören olur hayranı Yozgad’ın.

Çapan zade itmiş bir cami bina
Emsali bulunmaz bir yerde asla
Mekanını firdevs eyleye Mevla
Veli ni’met mihrabını Yozgad’ın.

Kıble tarafından Çamlık havadır
Ehli-keyfe keyf bağışlar sad hezar
Al yeşil mor sarı çiçekler açar
Güller açar gülistanı Yozgad’ın.

Bir nev arus asa yeşermiş çamlar
Hep sahraya gider servi endamlar
Kurulur meclisler içilir camlar
Şarkı söyler gazelhanı Yozgad’ın.

Dile neşe virir çiğdem sahrası
Çayır çimen açar hoştur havası
At koşusu erenlerin sedası
Hayat virir her seyranı Yozgad’ın.

Açılır menefşe laleler biter
Eser seher yeli bülbüller öter
Sakiler elinde badeler tutar
Hep cem olur nevcihanı Yozgad’ın.

Birikir her taraf pir ile civan
Temaşaya çıkar ahbabu yaran
Koç yiğidler anda tutarlar meydan
Güreşir hep pehlivanı Yozgad’ın.

Panayır meşhur dinir her yanda
Keçi koyun deve at merkep manda
Sığır katır kalmaz hep gelir anda
Ticaretli haziranı Yozgad’ın.

Ehl-i medeniyet sahib diyanet
Da’im ahalisi eyler ticaret
Ahde vefa kılar mevcud sadakat
Mustakimdir hem vicdanı Yozgad’ın.

Gayet garib dostdur misafirperver
Gelen gariblere çok ikram eyler
Mürüvvet ehlidir sehayı sever
Hamiyetden çok nişanı Yozgad’ın.

Edebiyat yeri cahil (ü) arif
Her birisi fenne hakkıyla vakıf
Katibdir umumu ehl-i ma’arif
Merkebçisi hem çobanı Yozgad’ın.

Dilberleri çoktur ince meyanlı
Tavus gibi süslü gayet ünvanlı
Zekaveti ma’ruf şöhretli şanlı
Kaleminden damlar kanı Yozgad’ın.

Köyleri muhterem ehl-i sehavet
Gelen misafiri eyler ri’ayet
İltifatı fevka’l-ade nihayet
Gayet meşhur hanedanı Yozgad’ın.

Sahib-i tevekküldür safi vicdanlar
Muhibb-i sadıktır her bir insanlar
İşleri zira’at hep reçber onlar
Bağ bahçedir her yanı Yozgad’ın.

Aşa’ir her taraf yaşar yaylada
Kurulmuş haymeler çölde sahrada
Konarlar göçerler cay-ı safada
Akdağ gibi var ormanı Yozgad’ın.

Sorgun Boğazlıyan Ma’den Kazası
Mürüvvet ehlidir beyi ağası
Da’im fukaraya vardır atası
Mebzul ni’metiyle nanı Yozgad’ın.

Küsufa uğramış misl-i afitab
Ebr-i tarda kalmış sanki mahitab
Hırkası başında çok şeyh ü şebab
Nice vardır kahramanı Yozgad’ın.

İtmedim vasfından binde birin yad
Çekilmiş köşeye çok sahib irşad
Gayetle muhterem hep kavm-i Yozgad
Hem de pek yüksektir şanı Yozgad’ın.

Ha’in her cihetten yaman değil mi
Ne kadar vasf itsem şayan değil mi
“Hubb’- vatan mine’l- iman değil mi
Hizbi kıymetini tanı Yozgad’ın.

Allahın rahmeti üzerine olsun Hüzni baba. O günü ömrüm oldukça unutmayacağım. Çok duygulu çok mutlu anlar yaşadığım bir gün olmuştu.

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00