BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 10.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
178
Dün
:
4633
Toplam
:
14933811
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BU DÜNYA’DAN BİR HALİL ALPAY GEÇTİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Sene 1986. Rahmetli Feridun Fazıl Tülbentçi, radyoda ki “Tarihten bir yaprak” sohbetinde bundan tam 28 sene mukaddem diye başlardı. Ama benim için daha dün gibi. Aylardan ağustos, Türkiye’nin en büyük tekstil holdinginin Bakırköy’deki fabrikasında birlikte çalıştığımız Satınalma bölüm şefi Şamil Basat ağabeyimle ailecek Akçay’da tatildeyiz. Kahvaltıdan sonra gazetelere göz atıyorum. Büyük puntolarla Halil Alpay yazısı gözüme çarptı. Bu bir ölüm ilanı idi. Ölüm ilanlarına pek bakmam ama sayfayı açınca nedense gözüm bu ilana kaymıştı. “Çerkezköy Fabrikamızda görevli Elektrik Bölüm Şefi Elektrik Mühendisi Halil Alpay’ı elim bir kaza sonucu 19.8.1986 günü kaybettik” yazıyordu. Elim bir kaza ne idi yazılmamıştı ama ben, aman Allah’ım diyerek yerimden fırlamış “bu kaza elektrik, bu elektrik diye bağırmışım.” Hemen Tatil Köyündeki ankesörlü telefondan fabrikayı aradım. Elektrik mühendisi kardeşim Kemal Bey perişan bir şekilde anlatıyor; “Halil ağabeyim yüksek gerilime kapıldı, kaybettik” diyor. O yılda Ağustos ayında hem Bakırköy’deki hem Çerkezköy’deki fabrikalar tatil edilmiş, işçiler izine çıkarılmış, fabrikalar bakım ve revizyona alınmıştı. Kemal kardeşim anlatıyor; “ O gün yüksek gerilim odasında bakım yapacaktık. Halil ağabey kimseyi sokmadı. Önce ben gireyim son bir kontrol yapayım dedi, bizde kapı önünde toplu halde sohbet ediyorduk, yıldırım düşmesi gibi büyük bir patlama oldu. Eyvah diyerek merak ve heyecanla bizlerde içeriye koştuk, Halil ağabey yerde hareketsiz yatıyordu. O panikle ilk aklıma gelen suni teneffüs yaptırmak oldu. Ağzımı ağzına dayadım içinden yanık et kokusu geliyordu. O zaman aklım başıma geldi ki Halil Ağabey’i kaybettik. 15 bin volt’a kapılmış, elektrik akımı sol omzundan girip sağ böbreğinden çıkmış. Orada arka arkaya panolar var, daha arkadaki panoyu görmek için eğilmiş olabilir, bu yüksek voltaj, insanı 10-15 santim yakından yakalayabilir. Biz bu şaşkınlığı ve üzüntüyü yaşarken TEK’den aramışlar, fabrikanızda ne oldu bizim kofralar attı diye.”

Ben ortalama 20 günde bir Çerkezköy’deki fabrikaya gider önce teknik genel müdür yardımcımız rahmetli Mehmet Oğraş Bey’e uğrar geldiğimi haber verir, daha sonra da bölüm müdürü ve bölüm şefi arkadaşlarla görüşür, akşamüzeri ayrılırken tekrar kendisini ziyaret eder Bakırköy’e dönerdim. Bu görüşmelerin birisinde Kemal kardeşim şunu da anlatmıştı; “Halil ağabey ile lojmanımız yan yana. O sabaha karşı baktım Halil ağabey’in banyosunun ışığı yanıyor ve su sesi geliyor. Sabah buluşunca biraz takıldım, hayırdır sabah erken saatte ne banyosu abi” diye. Bana şöyle cevap vermişti; “Ya! Yüksek gerilime gireceğiz ya, bi abdest alayım dedim.” Günler sonra aklıma takıldı, acaba malum mu olmuştu, rüya filan mı görmüştü, o zaman üstünde durmamıştım. Böyle olacağı aklımızın ucundan geçmezdi ki.”
Avusturya’dan kalabalık bir kayak ve dağcılık kulübü üyeleri gelmiş, Halil Bey’de Ağrı dağına tırmanırlarken onlara rehberlik etmişti. Onlarda teşekkür olarak çok özel bir kayak hediye etmişlerdi. Bu kayağın altı domuz derisi kaplı olup derideki kıllar aşağı doğru kayarken geriye doğru yatıyor, yokuş çıkarken dikleşerek kayakla yürümeyi kolaylaştırıyordu. Dağcılık federasyonu da dağa tırmanışta mola yerlerinden birisine Halil Alpay’ın ismini vermişti.

Halil Alpay aynı zamanda iyi bir balıkadamdı. Yani hem dağcı hem dalıcı komple bir sporcuydu. Zaten vücut yapısı da mükemmeldi, ben onu Tarzan’a benzetirdim. Kadim arkadaşım rahmetli Erdoğan Sezgin ile de tanıştırmıştım. Erdoğan da geceleri Sarayburnu’ndan batıklara dalıp balık vuracak kadar tecrübeli idi. Bazı geceler saat 23.00 sularında perişan ve yorgun bir şekilde elinde kocaman ve balıkçılarda her daim bulunmayan bulunsa da yüksek fiyatla satılan birkaç balıkla çıkar gelirdi. Bu halinden endişe ettiğimden denizde kaç metreye dalıyorsun, ne kadar kalıyorsun kendine dikkat ediyor musun diye kızar söylenirdim. Belki bu sıkıştırmalarım sonucu Halil bey’den tek ve mükerrer dalışlar için dekompresyon cetvelinin fotokopisini istememi rica etmişti.

Halil Bey bana bir kitap göndermiş, içine kendi el yazısı ile şöyle bir not yazmıştı; “Abdülkadir Bey, dekompresyon tabloları mükerrer ve tek dalış için kitap içinde. Özellikle fotokopi çekmedim. Belki diğer konularda da yararlanmanız gerekir diye. İşin bittiğinde gönderirsin acelesi yok. Selamlar. Halil.”
Bu kitap geldikten kısa bir süre sonra bu kötü kaza onu aramızdan ayırdı. Ben bu kitabı ve içindeki kendi el yazısını büyük bir hatıra olarak saklıyordum. Sonra Çerkezköy’deki arkadaşlar bana resmini gönderdiler. Bende resmin altına “BU DÜNYADAN HALİL ALPAY GEÇTİ” yazarak Bakırköy’de ki fabrikada masamın üstüne koydum. Emekli olunca resmi çerçeveden çıkarıp gazeteden kesip sakladığım ölüm ilanı ile birlikte kitabın içine koydum.

Efendiliği, çalışkanlığı, sımsıcak arkadaşlığı ile örnek bir insandı. Böyle mükemmel bir insan ile evli olan eşi için de ne kadar şanslı bir hanımmış diye düşünürdüm. Meğer ne kadar şanssız bir hanımmış. Vefatından sonra istedik ki fabrikanın enerji dairesinin adı Halil Alpay dairesi olsun. Kapısının üstüne böyle bir plaka konsun. Ağrı dağında bir konaklama yerine ismi verilen bu değerli insana bu yapılmadı, bu vefa gösterilmedi. Bizde arkadaşları olarak onu kalbimize gömdük, her sohbetimizde sevgi ve rahmetle andık. Nur içinde yat sevgili arkadaşım, biliyorum mekânın cennetin en güzel yeridir.

15.08.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00