BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
208
Dün
:
4633
Toplam
:
14477205
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BU DÜNYA’DAN BİR HALİL ALPAY GEÇTİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Sene 1986. Rahmetli Feridun Fazıl Tülbentçi, radyoda ki “Tarihten bir yaprak” sohbetinde bundan tam 28 sene mukaddem diye başlardı. Ama benim için daha dün gibi. Aylardan ağustos, Türkiye’nin en büyük tekstil holdinginin Bakırköy’deki fabrikasında birlikte çalıştığımız Satınalma bölüm şefi Şamil Basat ağabeyimle ailecek Akçay’da tatildeyiz. Kahvaltıdan sonra gazetelere göz atıyorum. Büyük puntolarla Halil Alpay yazısı gözüme çarptı. Bu bir ölüm ilanı idi. Ölüm ilanlarına pek bakmam ama sayfayı açınca nedense gözüm bu ilana kaymıştı. “Çerkezköy Fabrikamızda görevli Elektrik Bölüm Şefi Elektrik Mühendisi Halil Alpay’ı elim bir kaza sonucu 19.8.1986 günü kaybettik” yazıyordu. Elim bir kaza ne idi yazılmamıştı ama ben, aman Allah’ım diyerek yerimden fırlamış “bu kaza elektrik, bu elektrik diye bağırmışım.” Hemen Tatil Köyündeki ankesörlü telefondan fabrikayı aradım. Elektrik mühendisi kardeşim Kemal Bey perişan bir şekilde anlatıyor; “Halil ağabeyim yüksek gerilime kapıldı, kaybettik” diyor. O yılda Ağustos ayında hem Bakırköy’deki hem Çerkezköy’deki fabrikalar tatil edilmiş, işçiler izine çıkarılmış, fabrikalar bakım ve revizyona alınmıştı. Kemal kardeşim anlatıyor; “ O gün yüksek gerilim odasında bakım yapacaktık. Halil ağabey kimseyi sokmadı. Önce ben gireyim son bir kontrol yapayım dedi, bizde kapı önünde toplu halde sohbet ediyorduk, yıldırım düşmesi gibi büyük bir patlama oldu. Eyvah diyerek merak ve heyecanla bizlerde içeriye koştuk, Halil ağabey yerde hareketsiz yatıyordu. O panikle ilk aklıma gelen suni teneffüs yaptırmak oldu. Ağzımı ağzına dayadım içinden yanık et kokusu geliyordu. O zaman aklım başıma geldi ki Halil Ağabey’i kaybettik. 15 bin volt’a kapılmış, elektrik akımı sol omzundan girip sağ böbreğinden çıkmış. Orada arka arkaya panolar var, daha arkadaki panoyu görmek için eğilmiş olabilir, bu yüksek voltaj, insanı 10-15 santim yakından yakalayabilir. Biz bu şaşkınlığı ve üzüntüyü yaşarken TEK’den aramışlar, fabrikanızda ne oldu bizim kofralar attı diye.”

Ben ortalama 20 günde bir Çerkezköy’deki fabrikaya gider önce teknik genel müdür yardımcımız rahmetli Mehmet Oğraş Bey’e uğrar geldiğimi haber verir, daha sonra da bölüm müdürü ve bölüm şefi arkadaşlarla görüşür, akşamüzeri ayrılırken tekrar kendisini ziyaret eder Bakırköy’e dönerdim. Bu görüşmelerin birisinde Kemal kardeşim şunu da anlatmıştı; “Halil ağabey ile lojmanımız yan yana. O sabaha karşı baktım Halil ağabey’in banyosunun ışığı yanıyor ve su sesi geliyor. Sabah buluşunca biraz takıldım, hayırdır sabah erken saatte ne banyosu abi” diye. Bana şöyle cevap vermişti; “Ya! Yüksek gerilime gireceğiz ya, bi abdest alayım dedim.” Günler sonra aklıma takıldı, acaba malum mu olmuştu, rüya filan mı görmüştü, o zaman üstünde durmamıştım. Böyle olacağı aklımızın ucundan geçmezdi ki.”
Avusturya’dan kalabalık bir kayak ve dağcılık kulübü üyeleri gelmiş, Halil Bey’de Ağrı dağına tırmanırlarken onlara rehberlik etmişti. Onlarda teşekkür olarak çok özel bir kayak hediye etmişlerdi. Bu kayağın altı domuz derisi kaplı olup derideki kıllar aşağı doğru kayarken geriye doğru yatıyor, yokuş çıkarken dikleşerek kayakla yürümeyi kolaylaştırıyordu. Dağcılık federasyonu da dağa tırmanışta mola yerlerinden birisine Halil Alpay’ın ismini vermişti.

Halil Alpay aynı zamanda iyi bir balıkadamdı. Yani hem dağcı hem dalıcı komple bir sporcuydu. Zaten vücut yapısı da mükemmeldi, ben onu Tarzan’a benzetirdim. Kadim arkadaşım rahmetli Erdoğan Sezgin ile de tanıştırmıştım. Erdoğan da geceleri Sarayburnu’ndan batıklara dalıp balık vuracak kadar tecrübeli idi. Bazı geceler saat 23.00 sularında perişan ve yorgun bir şekilde elinde kocaman ve balıkçılarda her daim bulunmayan bulunsa da yüksek fiyatla satılan birkaç balıkla çıkar gelirdi. Bu halinden endişe ettiğimden denizde kaç metreye dalıyorsun, ne kadar kalıyorsun kendine dikkat ediyor musun diye kızar söylenirdim. Belki bu sıkıştırmalarım sonucu Halil bey’den tek ve mükerrer dalışlar için dekompresyon cetvelinin fotokopisini istememi rica etmişti.

Halil Bey bana bir kitap göndermiş, içine kendi el yazısı ile şöyle bir not yazmıştı; “Abdülkadir Bey, dekompresyon tabloları mükerrer ve tek dalış için kitap içinde. Özellikle fotokopi çekmedim. Belki diğer konularda da yararlanmanız gerekir diye. İşin bittiğinde gönderirsin acelesi yok. Selamlar. Halil.”
Bu kitap geldikten kısa bir süre sonra bu kötü kaza onu aramızdan ayırdı. Ben bu kitabı ve içindeki kendi el yazısını büyük bir hatıra olarak saklıyordum. Sonra Çerkezköy’deki arkadaşlar bana resmini gönderdiler. Bende resmin altına “BU DÜNYADAN HALİL ALPAY GEÇTİ” yazarak Bakırköy’de ki fabrikada masamın üstüne koydum. Emekli olunca resmi çerçeveden çıkarıp gazeteden kesip sakladığım ölüm ilanı ile birlikte kitabın içine koydum.

Efendiliği, çalışkanlığı, sımsıcak arkadaşlığı ile örnek bir insandı. Böyle mükemmel bir insan ile evli olan eşi için de ne kadar şanslı bir hanımmış diye düşünürdüm. Meğer ne kadar şanssız bir hanımmış. Vefatından sonra istedik ki fabrikanın enerji dairesinin adı Halil Alpay dairesi olsun. Kapısının üstüne böyle bir plaka konsun. Ağrı dağında bir konaklama yerine ismi verilen bu değerli insana bu yapılmadı, bu vefa gösterilmedi. Bizde arkadaşları olarak onu kalbimize gömdük, her sohbetimizde sevgi ve rahmetle andık. Nur içinde yat sevgili arkadaşım, biliyorum mekânın cennetin en güzel yeridir.

15.08.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00