BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
228
Dün
:
4601
Toplam
:
13189021
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Bir Çapanoğlu torunu, istihbarat devi HİRAM ABAS
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli bir MİT Müsteşarı olan Hiram Abas, Müşir Çapanoğlu Ahmet Şakir Paşa’nın(*) Torunudur.
Kimdir Ahmet Şâkir Paşa? İlk Türk Gazetesi Tercüman-ı Ahval’in sahibi, ilk Türk Posta Pullarını bastıran Posta Nazırı Agâh Efendinin kardeşidir.

Mareşalliğe kadar yükselmiş bir asker, vali yardımcılığı, mutasarrıflık, belediye müdürlüğü, çeşitli komisyonlarda üyelik, bazı kuruluşlarda başkanlık yapmış bir mülki idareci, on iki yıl büyükelçilik yapan bir diplomat, beş yıl süreyle Yıldız Sarayında Yaver-i Ekremlik sıfatıyla görev almış, padişah II. Abdülhamit’e danışmanlık yapmış, Anadolu ıslahatı gibi çok hassas bir meselede Umum Müfettişlik görevi verilecek derecede kabiliyetli, güvenilir ve iyi yetişmiş bir bürokrattır.

Ahmet Mithat Efendi, Menfa adlı eserinde benim hem ağabeyim hem babam oldu dediği Şâkir Paşa’dan velinimeti olarak bahseder.

II. Abdülhamit’in sarayına gelip, giden ve İngiliz casusu olduğu ileri sürülen ve Abdülhamit’in hafiyelerinden olduğu bilinen Macar Yahudisi Şarkiyatçı Prof. Arminius Vambery de Ahmet Şâkir paşa’yı II. Abdülhamit’in sağ kolu ve doğu politikasının ardındaki şeytan olarak tanıtır. Vambery’nin tesbitine göre sadrazamlık teklif edilmiş fakat bu görevi kabul etmemiştir.

Aralıksız kırk dört yıl devlete hizmet eden ve en kritik durumlarda aldığı görevleri başarıyla sonuçlandıran Şâkir paşa, bu başarılarından dolayı çok sayıda nişan ve madalya ile taltif edilmiştir. Islahat çalışmalarını sürdürdüğü sırada 20 Ekim 1899 tarihinde 61 yaşında iken Sinop’ta görevinin başında iken vefat etmiştir. II. Abdülhamit tarafından yaptırılan türbesi Sinop’tadır

Mustafa Hiram Abas Bey, Bay Pipo(**) olarak da bilinir (D.1932, İstanbul – Ö.26 Eylül 1990, İstanbul) Efsane olmuş Türk istihbaratçıdır. 1957 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. Müfettişlik görevinden sonra yedek subay olan ve MİT'te çalışmaya başlayan Hiram Abas, 12 Mart döneminde MİT'te etkin görevlerde bulundu. Çok okuyan, fazlasıyla lisan bilen bir insandı. Özellikle organize suç, casusluk, kriminoloji (suç bilimi), psikoloji ilgilendiği sahalardı.

1978'de Namık Kemal Ersun'un tasfiyesiyle ilişkili olarak kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.

1983'te ikinci kez MİT'e dönen Abas, 1988'de yayımlanan MİT raporu olayında sorumlu görülerek, raporu kaleme alan Mehmet Eymür'le pasif göreve alınmak istenince, ikinci kez teşkilattan kendi isteğiyle ayrıldı. Korkut Eken ile abi kardeş, eski MİT müsteşarı ve Korgeneral Mehmet Fuat Doğu ile baba oğul ilişkisi içinde olduğu çeşitli kitaplarda belirtilmiştir.

Dostu olan bir gazeteciye “Cumhurbaşkanı’na bir memorandum sundum. Bana son derece ters gelen bir yapılanmayı gözlemledim. Bu ülke için felaket olur. Gereğini yapmazsa basına vereceğim.” der. O da Güngör Mengi ile görüşmesini salık verir.

Güngör Mengi ile Hiram Bey’in söyleşisi iki gün Sabah gazetesinde yayınlandı. Büyük ilgi çekti. Hiram Bey “Bu basında çıkmadan duyulursa canıma kast edebilirler.” demişti.

Emekli olduktan iki yıl sonra 26 Eylül 1990 sabahı çalıştığı yeni işine gitmek için yola çıktığında uğradığı suikastta yaşamını yitirdi. Olay, saat 10.00 sularında, Çiftehavuzlar'da Cemil Topuzlu Caddesini Bağdat Caddesine bağlayan Mahur Sokak üzerinde 236 no.lu Apartmanın önünde olmuştu. İşe gitmek üzere evden çıkan ve Şahin marka arabası ile hareket eden Hiram Bey, Bağdat caddesine 25-30 metre kala, arabaların hızlı gitmemesi için yapılan tümseğe geldiğinde iyice yavaşlamıştı. Saldırı işte o anda olmuştu. Hiram Abas, arka sol cama yaklaşan belediye işçisi gibi giyinmiş saldırgan kişilerin açtığı çapraz ateşin ortasında kalmış, çok yakın bir mesafeden başına isabet alan Hiram Bey, ilk mermi ile ölümcül darbeyi almış, silahına bile davranamadan olay yerinde ölmüştü.

Kalleşçe ve sinsice bir saldırı idi. Efsane MİT’ci Hiram Abas'a yapılan suikast davası da diğer faili meçhul davalar gibi adaletin tozlu raflarında çürüyüp gitmiştir.

(*) Dr. Ali Karaca- ANADOLU ISLAHATI VE AHMET ŞAKİR PAŞA-Eren Yayıncılık ve kitapçılık Ltd.Şti.

(**)Bay Pipo Bir MİT Görevlisinin Sıra dışı Yaşamı: Hiram Abas- Soner Yalçın, Doğan Yurdakul- Doğan Kitap


08.08.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Asil azmaz bal kokmaz, kokarsa yağ kokar onunda aslı ayrandır.Bu güzel insanlar nereye gittiler?
SUDE ÖZTÜRK -- 08.11.2017 21:53
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00