BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.06.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
179
Dün
:
4633
Toplam
:
14025236
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’IN İNCE SAZCILARI (RAHMETLE VE MİNNETLE)
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bir yazımda benden on iki yaş büyük dayım Yaşar Cerit’in Yozgat’ta sekiz gün süren düğününü anlatmaya çalışmıştım. 1960 yılı Ağustos ayında gerçekleşen düğünde o zamanın ince saz dediğimiz çalgıcılarından bazılarını da isimlerini yazarak yâd etmiştim. Kemancı Mezeliğin İsmail ağa, Defçi Sabri ve annesi Dilki’nin Emine, Ermeni Cümbüşçü Nubar, Udcu Rıza, Kemancı Hıdır, Defçi kör Emet ve oğlu Feyyaz.

Gündüz Kırıksoku’lu abdallar davul zurna çalarlar, hatırlı bir misafir gelirken köçek denilen 13-15 yaş civarında entari giymiş erkek çocukları da parmaklarında ziller ile oynayarak onları karşılardı.

Şehir o kadar sessizdi ki bir sabah uzaktan davul sesi duyduğunuzda bilirdiniz ki şehrin öbür ucunda düğün var. Hele düğün sahibi iki davulcu iki de zurna çalan tutmuşsa vuruşları daha bir ahenkle gelirdi kulağımıza. Onun için demişler “davulun sesi uzaktan hoş gelir” diye. Geceleri de ince saz ekibi çalardı.
Yozgat’ın beylerine bahçede kuş sütü eksik bir masa hazırlanır, beyler koyu bir sohbetle demlenirken hanımlar içerde bazen halay bazen çiftetellilerle kendilerini eğlendirirlerdi. Güzel oynayan genç kızların yakınları “hadi kalkın hele iki fırlanın da gönlümüz açılsın” diye oyuna zorlanırlar. Onlarda biraz naz yapınca anaları “hadi öbcelenme kalk gari” diye ikaz ederlerdi. Önce nazlanan kızlar sonra oturmak bilmezler bu arada oğluna kız bakan hanımlar da onları çaktırmadan süzerlerdi.

Yozgat’a yaptığımız ziyaretlerde gördüm ki bu değerli ince saz ustalarının bazılarının isimleri bile hatırlanmıyor. Halbuki o zamanlar çalgıcı diye bahsettiğimiz bu kişilerin her biri birer sanatçı idiler. Hatta çaldıkları enstrümanların belki de “virtüözü” idiler biz bilincinde değildik.

Anadolu insanı düğününü hasattan sonra yani eline para geçtikten sonra yaptığından düğün yapılacak süre de güz ayları ile sınırlı oluyordu. Bu aylara birde Ramazan ve Kurban bayramları tesadüf ediyorsa iki bayram arası düğün yapılmaz inancıyla düğün işleri tam bir çıkmaza giriyordu. Düğün tarihi kararlaştırılmış ise geriye iki ince saz takımı ayarlamak kalıyordu. Takımlardan birisi kız evinde diğeri oğlan evinde çalacak. İşte asıl problem burada çıkıyordu. Sizin düğünün tarihi, iki ince saz takımının müsait oluğu tarihlere bağlı idi. Eğer kıştan tedbirli olmayıp biraz ihmalkâr davranmışsanız düğününüzün bir ay ileri atılması işten bile değildi. Annemle babamın evlenmesi babamın yedek subaylığı nedeni ile 1943 Yozgat’ının diz boyu karla kaplı Ekim ayına kalmış. İnce saz problemi olmamış ama annem, misafirlerimiz faytonla bile zor gelmişlerdi diye anlatırdı. Bu kısa girişten sonra bulduğum kadarıyla işte buyurun Yozgat’ın ince saz çalgıcıları(sanatçıları);

ZODİK HANIM : Asıl adı Fatma’dır. Def çalar, hareketli ve esprili olduğundan zodik takma adını almış. 1940 yılında vefat etmiş. Bu gün Sürmelinin en bilinen tavrı “Zodik ağzı” onun adıyla anılmaktadır. Başka bir söyleniş tarzı da “Pezik” ağzıdır.

KEMANCI FEYYAZ : Çok güzel keman çalarmış.

DEFÇİ HASAN AĞA : 1970’lerde vefat etti.

SAMURGAŞ’IN İSAK : Çok güzel keman çalarmış. 1930’ lu yıllarda vefat etmiş.

ERMENİ NİKOS : Çok güzel keman çalarmış. 1930’lu yıllarda vefat etmiş.

UDCU SAMİ : Çok güzel çalar ve söylermiş. 1925 yılında vefat etmiş.

BAĞLAMACI IRIZA : Çok güzel çalar ve söylermiş 1939 yılında vefat etmiş.

İFTARİYE HANIM : Güzel def çalan,güzel sesli,uzun boylu bir hanım imiş

MEZELİK HANIM : İftariye hanımın kızı, def çalan ve güzel sürmeli okuyan bir hanım imiş. 1930’lu yıllarda vefat etmiş

MEZELİĞİN İSMAİL AĞA : Çok güzel Keman çalardı. Yozgat düğünlerin vazgeçilmez ince sazcısıydı. Yıllardır peşine düşüp aradığım Ceritzade Hüsnü Efendi ağıtı da İsmail ağanın ses kaydında ortaya çıktı. Bu ağıtı 1978 yılında Sayın Ahmet Demirel Beyefendi bizzat Kemancı Mezeliğin İsmail Ağanın sesinden band’a kaydetmiş ve Habib Coşkunsoy kardeşime vermiş. Bu kayıt yapılmasa idi bir ağıt’ı daha, çalıp söyleyenlerle birlikte kaybetmiş olacaktık. Habip Coşkunsoy kardeşim sonraki günlerde ses kayıtlarını bir CD. ye kaydederek bana göndermek zahmetinde ve lütfunda da bulundu. Allahın rahmeti üzerine olsun İsmail Ağa, binlerce teşekkür Sayın Ahmet Demirel ve binlerce teşekkür yoğun çalışması sırasında günlerce bıkmadan arşivini tarayan değerli Habib Coşkunsoy kardeşim.

EFÜLLÜYE HANIM : Def çalan güzel sesli bir hanım imiş. Asıl ismi Ülviye imiş. Efevari tavırları yüzünden halk Efe Ülviye ismini takmış. Sıra söğüt de ikamet edermiş. Yozgat’ın hanımlarından birisi, hizmetçisine “git de Ülviye hanımdan şunu iste “ diyerek gönderir. Cahil kız da “Efüllüye teyze, hanımım şunu istiyor” diye lakabıyla hitap edince çok kızar,”hele köpoğlu köpeğe hele, bunu sana kim öğretti biliyom” der.
KÖR EMET HANIM : Def çalan ve söyleyen bir hanım. Kemancı Feyyaz’ın annesidir. 1940’lı yıllarda vefat etmiş.
DİLKİ’NİN KIZI EMİNE HANIM: Çok güzel def çalardı. Tef’çi Sabri ağanın annesidir.

DEFÇİ SABRİ A⁄A : Dilki’nin Emine hanımın oğludur. Çok güzel def çalardı. Başparmağını ıslatarak def’in derisine sürer, titreterek çok güzel sesler çıkarırdı.

KEMANCI KAMBUR HIDIR : Sakin bir insanmış, gecenin son şarkısını bitirirken kemanına biiit….tiiii dedirtirmiş.

KEMANCI NAZAR : Çok güzel keman çalarmış. 1940 yılında vefat etmiş.

DEMİRCİ KARAO⁄LAN: Kemancı Nazar’ın kardeşi. Çok güzel ud çalarmış.

MEHMET UZKOL : Asıl enstrümanı Keman olmakla beraber, ud, cümbüş, kabak kamene,ve bağlamayı da güzel çalarmış.

O günleri yaşayanlar zamanımızın Yozgat’ına bir türlü alışamıyor. O güzel insanlar sazlarıyla, tavırlarıyla, kibarlıklarıyla çekip gidince meydan teknolojiyi dahi kullanmayı bilmeyen genç kuşaklara kalmış. Yozgat’ı öylece bırakarak bir lokma ekmek için gurbete çıkıp da bir daha gelemeyenlere ben kısaca anlatayım.
Yozgat’ta, şimdi her yanı her biri bir çirkinlik abidesi apartmanlar sarmış. Bahçe içindeki evler kalmayınca da düğün evinin anlaştığı kişi, apartmanın önüne yani anayol, cadde, sokak fark etmiyor, birkaç plastik sandalye ile iki devasa hoparlör koyuyor. Ne kadar seviyesiz müzik cd. si var ise yüksek ses yoğunluğu ile sabahtan akşama ortalığı yıkıyor. Komşu binalarda hastamı var, çocuk mu uyuyor, cenazemi çıkmış umurunda değil. Bir görgüsüzlük almış başını gidiyor. Bu şehrin valisi, Emniyet müdürü, Belediye zabıtası yok mudur, bunu da okuyucunun yorumuna bırakıyorum.

Bayramınızı kutluyorum

27.07.2014


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00