BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
216
Dün
:
4633
Toplam
:
14853106
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
GAZİ’NİN İSTİKAMETİ BU KADAR BÜYÜK
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yozgat’ımızın canlı tarihi değerli eğitimci Yılmaz Göksoy ağabeyimle (D.1931) Cumhuriyetin faziletleri üzerine sohbet ediyoruz. Çok hoşuma giden üç olay anlattı, ben de sizlerle paylaşmak istedim.

Dedi ki “Yozgat’ta bir deyim vardır. “Var yurduyun kıymetini bil Derekemal” derler. Derekemal Yozgat’ın Çayıralan ilçesine bağlı dere içinde gözden uzak bir köy. Çok eski yılların birisinde bir yaz günü köylü bir arada oturup sohbet ederken birisi derki “yahu bu sıralar Ramazan olması lazım, biz ne vakit oruç tutacağız. Ramazan ne zaman hiç haberimiz yok.” Kimse doğru dürüst bir cevap veremez. Sonunda Çayıralan’a bir adam gönderip soruşturması için karar alırlar ve birisini gönderirler. Adam Çayıralan’a varır ki ortamda bir değişiklik var, bazı dükkânlar kapalı, insanların kılık kıyafetleri düzgün. Gözüne kestirdiği birisine sorar “ Hemşerim, ne var ne yok, bu dükkânlar neden kapalı.” O da “Bayram hemşerim haberin yok mu” diye cevap verir. Ne bayramı deyince “Ramazan bayramı, ondanda mı haberin yok” der. Derekemal’li bozuntuya vermez ama için içinden de sevinir. Köye gelince bir tepenin üzerine çıkar oradan bağırır. “Var yurduyun kıymetini bil Derekemaaaal, 30 Ramazan geçmişte oruçtan haberin olmamış.”

Bizim köyümüz Gökçekışla, asırların Bağdat yolu üzerinde Yozgat’a 21 km. mesafede idi. Babamın amcası vardı, Birinci Dünya Savaşına, Balkan Savaşına katılmış Hacı Ömer emmi. O anlatmıştı. “İkindiüzeri tarlada çalışıyorduk at üstünde bir Çerkez yakınımıza gelip selam verdikten sonra siz bayram yapmaz mısınız, işiniz bu kadar çok mudur diye sordu. Bende yaparız neden yapmayalım daha bayrama vakit var deyince biz Yozgat’ta bayramı bitirdik gidiyoruz dedi. Aramızda 21 km.lik bir mesafe ve ana güzergâh üzerinde bir köy olmamıza rağmen iletişim bu kadar zayıftı. Bayramları bile köylü başka gün, şehirli başka gün kutlardı. Bizde o gün ikindiden sonra köye gidip köylüye haber verdik bayram yaptık. İşte Gazi’nin istikameti bu kadar büyük, bize el ile bayram yapmayı öğretti” demişti. Bu ne demek diye sorduğumda “Medeni ülkelerin kullandığı takvimi Gazi Paşa getirdi, şimdi siz duvar takvimine bakıp hangi gün Ramazan hangi gün bayram kolayca öğreniyorsunuz” demişti.

Birde şunu anlatayım; Bizim ailemiz kalabalıkdı. Sahurda çoğu günler bazlama yapılır onu yerdik. Babam bir seferde 7–8 bazlamayı birden yerdi. Hanımlar sahurda kalkacaklar sıcak bazlama yapacaklar. O zaman saat kimde var ki bizde olsun, kalkış horoz ötümü ile. Osmanlı da çare tükenmez derler, dedem başucuna bir Hint horozu tünetmişti. Horoz sahurda ötecek, dedem uyanacak, hanımları kaldıracak onlarda sahurda bazlama pişirecekler. Zaten günlük yaşantımız da horozların ötümüyle başlardı. Horozların ilk ötümü sahurun başlangıcı, ikinci ötümü de sahurun bitimi olurdu. “Köylü ne gördüyse Cumhuriyet’ten sonra gördü onun için yaşlılar Atatürk’ten bahsederken onu kendilerine yakın gördüklerinden hep Gazi diye bahsederler.” Demişti sevgili Yılmaz ağabeyim.

12.07.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Sayın Çapanoğlu,
Çok güzel yazmışsınız. Teşekkürler, saygı ve selamlar.
A. YAŞAR OCAK -- 15.11.2018 11:43
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Hocam yüreğinize sağlık, ne işimiz var idi İstanbul da memlekette iş ortamı bulunsaidi suyu havası yaşamı güzel olmazmış, idi sağlıklı kalın.
Adınız ve Soyadınız -- 14.11.2018 17:09
BİR VALİ, BİR ÖĞRETMEN, BİR 10 KASIM
Sayın Çapanoğlu,
Bu güzel yazınız bana kendi öğretmenlerimi hatırlattı. Hepsinin mekânı cennet olsun. Onları kınayanlara acımaktan başka yapacak bir şey yok. Öğretmenlik gibi kutsal bir mesleğin mahiyetini idrak edemeyenler, onların ne kadar zor bir işi başarmak için gayret sarfettiklerini bilmeyenler, nihayet o kutsal mesleği de bir dönem ideolojik şaşırmışlıklara alet ettiler. Ben bu dönemlerin hepsini yaşadım, yakinen bilirim. O yüzden değil midir bu mesleğin artık giderek okul basıp öğretmen dövmeye, öldürmeye kadar varan her türlü saygısızlığın fütursuzca işlendiği bir çılgın gidişe muhatap edilmesi? Bu rezalette mesleğin onuruna yakışmayacak karakterdeki kifayetsiz öğretmenlerin de bu çorbada tuzu olması ayrı ve üzücü bir bahis.
Selam ve saygı ile.
A. Y. Ocak
Ahmet Yaşar Ocak -- 12.11.2018 11:17
29 EKİM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi, yazılarınız gibi yorumlarınız da edebi bir değer taşıyor. Antalya Seyahatnamesi yazımı tüm detaylarına kadar o kadar güzel anlatmışsınız ki ben de sizin yorumunuzu okuyunca fark ettim. Çok teşekkür ediyorum, eşimde size selam ve hürmetlerini iletiyor.

Değerli Yasin Ali Er Hocam yorumunuzdaki benim ile ilgili güzel duygularınız için çok teşekkür ederim, teveccühünüz. Dostluğunuzdan şeref duyuyorum. Sağ olun.

Değerli Muhsin Hocam, buyurduğunuz gibi Atatürkçüyüz, Cumhuriyetçiğiz, laik ve çağdaşız sonuna kadar da öyle olacağız. Allah bu millete zeval vermesin. Güzel dilekleriniz için de teşekkür ederim. Sağ olun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 04.11.2018 21:28
29 EKİM
Ne mutlu böyle bir günde doğduğunuz için. Size nice mutlu yıllar diliyorum. Ülkemizin sizin gibi Atatürkçü, cumhuriyetçi, çağdaş kalemlere gereksinimi var.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 31.10.2018 12:04
29 EKİM
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu Üstadım!
Doğum gününüzün Cumhuriyet Bayramı sabahına tevafuk edişi, sosyal paylaşım sitesinde de dikkatimi çekmişti.
Hayırlı bir günde hayırlı bir insanın doğuşu bizim de şansımız olmalı ki, sizi tanımak ve yazılarınızı okuyarak, birikiminizden istifade etmemiz mümkün oluyor.
Doğum gününüzü tekrar kutluyor, aileden ahirete göçenlere rahmet, size ve sevdiklerinize sağlıklı ömürler diliyorum.
İyi ki doğmuşsunuz güzel ADAM...
Yasin Ali ER -- 30.10.2018 12:53
ANTALYA SEYAHATNAMESİ
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum mu, sizinle beraber aynı yolculuğumu yaptım anlayamadım. Taaa ki kelle paşa çorbasına gelesiye... Öyle güzel anlatmışsınız ki hiç bir teferruatı üşenmeden atlamamış; tek tek zaman, mekan,saat, hız, mesafe, tanımlama ve çorbanın faydaları.

Bu yazıyı okuyan hem seyahat eder, hem de bilgilenir. Paça çorbasının faydalarını, esnafların kabalıklarını yerli yerinde sıralamışsınız. Yazı uzun fakat okumuyor, adeta gezdiriyor, o anı yaşatıyorsunuz. Bu nedenle yazının uzunluğu kimsenin gözünü korkutmasın... Bir şehir bu kadar derinlemesine rapor edile birdi. Doğa, kültür, hava durumu, sosyal yaşantı, ekonomi, çevre, hayvan sevgisi, yemek kültürü, insan davranışları, hayvan davranışları, tavukların yaşantıları, hindilerin farklılıkları....

Aynı güzergahta çalışan trafik polisleri bile sizin kadar yolların halini, ahvalini tanımlayacağını sanmıyorum..

Antalya nın iklimi ve sosyal yaşantısı, insanların soğukkanlı davranışları konusunda hem fikirim. Sevmediğim şehirlerden biridir.

Arı,duru hoş sohbet tadında, diğer yazılarınız gibi okundukça okunası bir yazı. Kaleminiz var olsun.

Eşiniz hanımefendiye ve sizlere hürmetler, selamlar...
Kadriye ŞAHİN -- 28.10.2018 22:50
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00