BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
165
Dün
:
4633
Toplam
:
13784833
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
GÖRÜNMEZ KAZA
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Babamın İş Bankasındaki memuriyeti dolaysıyla İlkokul 5.sınıfı Afyon Dinar’da okumuştum, sene 1957. Ilıca diye anılan kaynak suyunun doldurduğu birbirine bağlı iki büyük havuzun yakınında bir binada oturuyoruz. Bina üç katlı ve Kızılay’ın mülkiyetinde. Kaynak suyu tünel gibi bir yerden önce küçük havuza oradan da büyük havuza akıyor. Küçüğünde bizler, büyüğünde ağabeyler yüzüyor. Havuzlarda kendiliğinden oluşan balıklarda bizimle birlikte yüzüyorlar. Her yıl yaptığımız gibi o yılda yaz tatilimizi Yozgat’ta dedem Ceritzade Şükrü efendinin Mutafoğlu mahallesindeki büyük evinde geçirdik. Dedemin evi şimdi üzeri kapatılan öz’ün (dere) üstündeki sarı taşlarla yapılmış köprünün başında idi. Duvarındaki pınar bugün de akmaya devam ediyor. Dedem İstanbul’a taşınma kararı verince kira getirisi olsun diyerek evi böldürdü. Bu ev tam beş ev oldu. Tatilimiz bitince rahmetli babam da Yozgat’a gelir bir hafta bizimle kalır, hep birlikte bulunduğumuz şehre dönerdik.

O yıl tatilimiz biterken bize gönderdiği mektubunda, işlerin çokluğundan dolayı Yozgat’a gelemeyeceğini, uygun gördüğümüz bir tarihte Dinar’a dönmemizi yazmıştı. Bizde okulların açılmasına bir hafta kala trenle Dinar’a döndük. Babam bizi istasyonda karşıladı. Yüzünde koyu renk büyük lekeler vardı ve biraz da durgundu. Annem heyecanla yüzüne ne oldu diye sordu, o da yok bir şey eve gidince anlatırım dedi. Faytonla eve dönerken aynı lekelerin ellerinde de olduğunu fark ettik ama eve kadar sustuk.

Cennetmekân anneannem Yozgat’tan ayrılırken her yıl yaptığı gibi gelecek yaza kadar yememiz için bir teneke çalma, bir teneke pekmez, bal, tereyağı, tarhana, turşu filan katardı yanımıza. Eve gelince önce onları yerleştirdik. Annem işlerini bitirip biraz soluklanınca babama tekrar sordu yüzüne ne oldu diye.

Babam hafta sonu yağda yumurta yapmak için gaz ocağının ispirtoluğuna ispirto şişesinden bir miktar ispirto koyuyor. Kibriti çakınca kopan bir parça inanılmayacak bir rastlantı ile kıvılcım şeklinde yerdeki ispirto şişesinin açık ağzından içeri giriyor, şişe patlıyor içindeki ispirto yerin eğimine göre yanarak ve yayılarak ilerliyor. Gittiği istikamette içinde barut ve saçma kutuları ile boş ve dolu fişeklerin bulunduğu oldukça ağır av sandığı var. Babam panik halinde mutfak önlükleri, el havluları vs. bez cinsinden eline ne geçerse akan ispirtonun önüne atıyor, geriye doğru iteleyerek de sandığa doğru gitmesini önlemeye çalışıyor. Bu çaba içinde iken farkında olmadan yüzü ve elleri yanıyor. Alt katımızda yine bankada mesai arkadaşı babamın da adaşı Muammer Beyler oturuyorlardı. Üst kattan gelen ve normal olmayan gürültüler üzerine merak edip yukarı çıkıyorlar ama babamın kapıyı açacak zamanı yok. Yangını söndürünce yüzünde ve ellerinde yanıklar ile perişan bir şekilde kapıyı açıyor. Muammer Bey’in annesi yanan yerlerin acısını hafifletmek için hemen salça sürerek babamı hastaneye götürüyorlar. Bunları duyunca çok üzüldük. Daha sonra komşular hoş geldinize geldiklerinde babanız çok büyük bir tehlike atlattı deyince daha da üzüldük. Anladık ki babamız bu yüzündeki yanıklar yüzünden Yozgat’a bizi almaya gelmemiş.

Dedem Çapanoğlu Muhlis Bey’in bir Cuma namazında Çapanoğlu Büyük Camiinde geçirdiği beyin kanamasından sonra müteahhitlik hizmetleri hüsranla neticelenince babam Ankara da İş Bankasına memur olmak zorunda kalmıştı. Hayatta tek zevki Yozgat’a gidip kadim arkadaşı meşhur otobüsçü rahmetli Seyit Taşan ile ava gitmekti. Bazen çok sevdiği “Koçu’lunun oğlu Ahraz’ı” da (sağır dilsiz) yanına alırdı. Ahraz bu yüzden babamı ve biz iki kardeşi çok severdi. Av sandığını açıp fişek doldurmaya başlayınca bende aletini kullanarak boş fişeklerin patlamış kapsüllerini söküp yenilerini takmada yardım ederdim. Winchester marka av tüfeğini severek okşayarak temizler hazırlardı. Başından geçen bu olaydan sonra bizimde böyle bir tehlikeye maruz kalabileceğimiz korkusu ile hayattaki bu tek zevkinden vazgeçti, hepsini sattı sevgili babacığım. Nur içinde yatsın.

04.07.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00