BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
235
Dün
:
4936
Toplam
:
13338715
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
MUAVENET-İ MİLLİYE VE ÇAPANOĞLU MAHMUT CELALETTİN BEY
capanoglukadir@yahoo.com.tr
5. Göbekten Çapanoğlu torunudur (01.07.1859–19.07.1922). Kapucubaşı Çapanoğlu Ahmet Bey’in oğlu olup Cennetmekân dedem Muhlis Çapanoğlu Bey’in babasıdır.


Mahmut Celalettin Bey, dikkat çekecek kadar yakışıklı ve güzel giyinen bir insan olarak tanınırdı. (Resimde ortada oturan)

İkinci meşrutiyet’in (1908) ilanını müteakip 10 Temmuz 1909 da kurulan Donanma-yı Osmanî Muavenet-i Milliye Cemiyetinin Yozgat şubesi kurucularındandı. Bu cemiyet, halktan ve sivil kurumlardan maddi yardım elde edip Osmanlı Donanması'nı güçlendirmeyi amaçlayan bir kurumdu. Mahmut Bey o sırada 50 yaşındadır.

Birinci Dünya Savaşı yaklaşırken, Osmanlı Donanması'nın büyük devletlerin donanmalarından geride kalması, buna rağmen donanmasına önem verememesi Donanma Cemiyeti fikrini oluşturur. Yunanistan'ın, kuvveti üç beş zırhlıya bedel Averoff Kruvazörü'nü alması, halkta endişeye yol açar ve halkın derneğe katılımı artar.

İstanbul'da kurulan dernek bir süre sonra Anadolu'ya ve yurtdışına yayılır. Her tarafta öğrencilerin, tüccarların, esnafların, askerlerin ilgi odağı olur. Tahttan indirilen Sultan II. Abdülhamit’in el konulan ve Paris’te satılan mücevheratından elde edilen 31.414.496.31 kuruş ile Sultan Reşat’ın maaşının ilk taksiti olan 210.526 kuruştan başka Sultan II. Abdülhamit’in oğlu Abdürrahim Efendi 700 Osmanlı altını bağışlarlar. Diğer hanedan mensupları da değişik miktarda bağışlarda bulunurlar. Yurt dışında yaşayan diplomatlarımız ile vatandaşlarımızda büyük bir heyecanla bağışlara katılırlar.


Cemiyet, Almanya’dan alınan ilk harp gemisine, cemiyetin biricik dayanağı olan millete bir minnettarlığın ifadesi olarak “Yadigâr-ı millet ismini verir. Sonra Muavenet-ı Milliye, Numune-i Hamiyet ve Gayret-i vataniye muhripleri ve Yunanın Averoff zırhlısına denk olarak da Barboros Hayrettin ve Turgut Reis zırhlıları alınır. Daha sonra da sorunlu bir şekilde İngiltere den ve Romanya’dan değişik muhripler, nakliye gemileri ile yolcu vapurları alınır. I. Dünya Savaşı'ndan sonra Bahriye Nezareti'ne katılan dernek, bir süre sonra 2 Nisan 1919 günü faaliyetine son verir.

Yozgat’ımızın canlı tarihi değerli Dr. Ali Şakir Ergin Hocam da Mahmut Celalettin Bey için şunları söylüyor; “Bilgilere göre 1899 yılında Yozgat çarşısında vuku bulan bir yangında zarar gören Çapanoğlu Büyük caminin dış kısmında hasar gören yerler Mahmut Celalettin Bey tarafından yaptırılmıştır. Caminin ilk giriş kapısının üzerindeki kubbeye dikkat ederseniz, kubbe tezyinatının altında duvarda boya ile yazılmış kitabe şeklinde uzunca bir yazı göreceksiniz. Bu kitabede bu konu ile ilgili olarak şöyle yazıyor. “Adülcebbarzade Süleyman Bey hafidi (erkek torunu), Mahmut Celalettin H.1317-1319 (1899-1901)”

Aşağı nohutlu Mahallesindeki Çapanoğlu Mahmut Bey hamamı da Mahmut Bey’in konağının müştemilatındandı yani konak hamamı idi. Kareye yakın dikdörtgen biçiminde, üç kubbeli, 10 civarında kişinin aynı anda yıkanabileceği büyüklükte devamlı sıcak olan bir hamamdı. Kalabalık ev halkının dışında konakta çalışan hizmetliler ile Yozgat’taki akrabalar ve Sincan, Arapseyf, Karatepe deki çiftliklerden gelen akrabalar da Yozgat’a gelip yatıya kaldıklarında yararlanırlardı.

Ne yazık ki, 1920 yılında Çapanoğulları hadisesi zuhur eder. Çerkez Ethem Yozgat’ı bastığında hem Çapanoğlu olduğundan hem de Ziraat Bankasından ödünç olarak alınan beş milyon kuruş (ellibin lira) karşılığı bırakılan senette imzası bulunduğundan oğlu Muhlis Bey’i de (33yaşında) yanına alarak, kayınbiraderleri Edip, Celal, Halit ve Salih Bey kardeşlerle ve bazı akrabaları ile birlikte Uzunyayla (Kayseri Pınarbaşı) Çerkezlerine sığınırlar (61 yaşında). Af çıkana kadar da orada kalırlar. Avni Doğan Bey,(D.1892 Yozgat, Ö.14 Haziran 1965), Kurtuluş, Kuruluş ve Sonrası kitabında bu durumu da şöyle özetliyor. “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Aziziye Halkını tazyik ederek Çapanoğullarını Ankara’ya getirtti. Yozgat ayaklanması hakkında geniş bilgi alan Mustafa Kemal, beylere ceza tatbik ettirmedi, kendilerini ayrı ayrı bölgelerde ikamete memur ettiler.”

Ziraat Bankasından ödünç alınan beş milyon kuruş karşılığı bırakılan senedin tercümesi de şöyle;
Kuruş 5.000.000

“Yalnız beş milyon kuruşluk nakit senedidir. Mukaddes sığınma yeri olan Hilafet Makamına ve Osmanlı Hükümetine karşı isyan ilan eden, Anadolu da bir hükümet teşkili için ayaklanan isyankârların edeplendirilmesi için yüce Allahın yardımı ile teşkiline muvaffak olduğumuz atlı ve piyade insanların maaş ve masraflarına sarf edilmek üzere Yozgat Ziraat Bankası mevcudundan yukarda yazılan beş milyon kuruşun alındığını açıklayan işbu tutanak verildi. 16 Haziran 1336 (1920)”

Senette imzası olanlar da şu kişiler;
Abdülcabbarzade Celâleddin, Dinîzade Şahap, Tevfikzade Elsayidi Ahmedi, Askerî Hayripaşazade Osman Nâzım, Halidbeyzade Mustafa Vasıf, Abdülcabbarzade Edib, Abdülcabbarzade Mahmud Calâleddin, Emin Efendizade Hakkı Salih, Efendizade Elseyddi Abdülkadir, Haşmet Ceridzade Hüsnü (büyük amcam), Metni mazbatada murakkam mebaliği ahız ve kabze Hafız Şahab ile Muhlis Bey (benim dedem) memur tâyin edilmişlerdir, 16 minh Edib.

50 bin lira gibi büyük bir parayı yanlarında taşıyamayacaklarını anlayınca 45 bin lirasını tekrar bankaya bırakırlar ama senet üzerinde bir değişiklik yapmak akıllarına gelmez. Çerkez Ethem Yozgat’ı bastığında banka veznedarını, kimseye söylememesi için tehdit ederek bu parayı alır zimmetine geçirir. Böylece, Çapanoğullarının almış göründüğü 50 bin lira daha sonra kuruşuna kadar aileye ödetilmiştir.

07.06.2014



Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00