BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
198
Dün
:
4633
Toplam
:
14637942
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
MUAVENET-İ MİLLİYE VE ÇAPANOĞLU MAHMUT CELALETTİN BEY
capanoglukadir@yahoo.com.tr
5. Göbekten Çapanoğlu torunudur (01.07.1859–19.07.1922). Kapucubaşı Çapanoğlu Ahmet Bey’in oğlu olup Cennetmekân dedem Muhlis Çapanoğlu Bey’in babasıdır.


Mahmut Celalettin Bey, dikkat çekecek kadar yakışıklı ve güzel giyinen bir insan olarak tanınırdı. (Resimde ortada oturan)

İkinci meşrutiyet’in (1908) ilanını müteakip 10 Temmuz 1909 da kurulan Donanma-yı Osmanî Muavenet-i Milliye Cemiyetinin Yozgat şubesi kurucularındandı. Bu cemiyet, halktan ve sivil kurumlardan maddi yardım elde edip Osmanlı Donanması'nı güçlendirmeyi amaçlayan bir kurumdu. Mahmut Bey o sırada 50 yaşındadır.

Birinci Dünya Savaşı yaklaşırken, Osmanlı Donanması'nın büyük devletlerin donanmalarından geride kalması, buna rağmen donanmasına önem verememesi Donanma Cemiyeti fikrini oluşturur. Yunanistan'ın, kuvveti üç beş zırhlıya bedel Averoff Kruvazörü'nü alması, halkta endişeye yol açar ve halkın derneğe katılımı artar.

İstanbul'da kurulan dernek bir süre sonra Anadolu'ya ve yurtdışına yayılır. Her tarafta öğrencilerin, tüccarların, esnafların, askerlerin ilgi odağı olur. Tahttan indirilen Sultan II. Abdülhamit’in el konulan ve Paris’te satılan mücevheratından elde edilen 31.414.496.31 kuruş ile Sultan Reşat’ın maaşının ilk taksiti olan 210.526 kuruştan başka Sultan II. Abdülhamit’in oğlu Abdürrahim Efendi 700 Osmanlı altını bağışlarlar. Diğer hanedan mensupları da değişik miktarda bağışlarda bulunurlar. Yurt dışında yaşayan diplomatlarımız ile vatandaşlarımızda büyük bir heyecanla bağışlara katılırlar.


Cemiyet, Almanya’dan alınan ilk harp gemisine, cemiyetin biricik dayanağı olan millete bir minnettarlığın ifadesi olarak “Yadigâr-ı millet ismini verir. Sonra Muavenet-ı Milliye, Numune-i Hamiyet ve Gayret-i vataniye muhripleri ve Yunanın Averoff zırhlısına denk olarak da Barboros Hayrettin ve Turgut Reis zırhlıları alınır. Daha sonra da sorunlu bir şekilde İngiltere den ve Romanya’dan değişik muhripler, nakliye gemileri ile yolcu vapurları alınır. I. Dünya Savaşı'ndan sonra Bahriye Nezareti'ne katılan dernek, bir süre sonra 2 Nisan 1919 günü faaliyetine son verir.

Yozgat’ımızın canlı tarihi değerli Dr. Ali Şakir Ergin Hocam da Mahmut Celalettin Bey için şunları söylüyor; “Bilgilere göre 1899 yılında Yozgat çarşısında vuku bulan bir yangında zarar gören Çapanoğlu Büyük caminin dış kısmında hasar gören yerler Mahmut Celalettin Bey tarafından yaptırılmıştır. Caminin ilk giriş kapısının üzerindeki kubbeye dikkat ederseniz, kubbe tezyinatının altında duvarda boya ile yazılmış kitabe şeklinde uzunca bir yazı göreceksiniz. Bu kitabede bu konu ile ilgili olarak şöyle yazıyor. “Adülcebbarzade Süleyman Bey hafidi (erkek torunu), Mahmut Celalettin H.1317-1319 (1899-1901)”

Aşağı nohutlu Mahallesindeki Çapanoğlu Mahmut Bey hamamı da Mahmut Bey’in konağının müştemilatındandı yani konak hamamı idi. Kareye yakın dikdörtgen biçiminde, üç kubbeli, 10 civarında kişinin aynı anda yıkanabileceği büyüklükte devamlı sıcak olan bir hamamdı. Kalabalık ev halkının dışında konakta çalışan hizmetliler ile Yozgat’taki akrabalar ve Sincan, Arapseyf, Karatepe deki çiftliklerden gelen akrabalar da Yozgat’a gelip yatıya kaldıklarında yararlanırlardı.

Ne yazık ki, 1920 yılında Çapanoğulları hadisesi zuhur eder. Çerkez Ethem Yozgat’ı bastığında hem Çapanoğlu olduğundan hem de Ziraat Bankasından ödünç olarak alınan beş milyon kuruş (ellibin lira) karşılığı bırakılan senette imzası bulunduğundan oğlu Muhlis Bey’i de (33yaşında) yanına alarak, kayınbiraderleri Edip, Celal, Halit ve Salih Bey kardeşlerle ve bazı akrabaları ile birlikte Uzunyayla (Kayseri Pınarbaşı) Çerkezlerine sığınırlar (61 yaşında). Af çıkana kadar da orada kalırlar. Avni Doğan Bey,(D.1892 Yozgat, Ö.14 Haziran 1965), Kurtuluş, Kuruluş ve Sonrası kitabında bu durumu da şöyle özetliyor. “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Aziziye Halkını tazyik ederek Çapanoğullarını Ankara’ya getirtti. Yozgat ayaklanması hakkında geniş bilgi alan Mustafa Kemal, beylere ceza tatbik ettirmedi, kendilerini ayrı ayrı bölgelerde ikamete memur ettiler.”

Ziraat Bankasından ödünç alınan beş milyon kuruş karşılığı bırakılan senedin tercümesi de şöyle;
Kuruş 5.000.000

“Yalnız beş milyon kuruşluk nakit senedidir. Mukaddes sığınma yeri olan Hilafet Makamına ve Osmanlı Hükümetine karşı isyan ilan eden, Anadolu da bir hükümet teşkili için ayaklanan isyankârların edeplendirilmesi için yüce Allahın yardımı ile teşkiline muvaffak olduğumuz atlı ve piyade insanların maaş ve masraflarına sarf edilmek üzere Yozgat Ziraat Bankası mevcudundan yukarda yazılan beş milyon kuruşun alındığını açıklayan işbu tutanak verildi. 16 Haziran 1336 (1920)”

Senette imzası olanlar da şu kişiler;
Abdülcabbarzade Celâleddin, Dinîzade Şahap, Tevfikzade Elsayidi Ahmedi, Askerî Hayripaşazade Osman Nâzım, Halidbeyzade Mustafa Vasıf, Abdülcabbarzade Edib, Abdülcabbarzade Mahmud Calâleddin, Emin Efendizade Hakkı Salih, Efendizade Elseyddi Abdülkadir, Haşmet Ceridzade Hüsnü (büyük amcam), Metni mazbatada murakkam mebaliği ahız ve kabze Hafız Şahab ile Muhlis Bey (benim dedem) memur tâyin edilmişlerdir, 16 minh Edib.

50 bin lira gibi büyük bir parayı yanlarında taşıyamayacaklarını anlayınca 45 bin lirasını tekrar bankaya bırakırlar ama senet üzerinde bir değişiklik yapmak akıllarına gelmez. Çerkez Ethem Yozgat’ı bastığında banka veznedarını, kimseye söylememesi için tehdit ederek bu parayı alır zimmetine geçirir. Böylece, Çapanoğullarının almış göründüğü 50 bin lira daha sonra kuruşuna kadar aileye ödetilmiştir.

07.06.2014



Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00