BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
239
Dün
:
4633
Toplam
:
14477101
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SULTAN II. ABDÜLHAMİT HAN’IN ÖLÜMÜ, FİLİSTİN VE ÇARŞAF OLAYI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Tam 33 yıl (1876–1909) Devlet-i Âliye'yi idare ettikten sonra 31 Mart Vaka’sı ile tahttan indirilen ve İttihatçılar tarafından Selanik'e sürülen II. Abdülhamid, Balkan Harbi'nin patlak vermesi üzerine İstanbul'a geri getirilir. Hâkân-ı Sâbık, beş yıl boyunca Beylerbeyi Sarayı'nda sıkı gözetim altında yaşamak zorunda kalır. Hayatının son yirmi yılında daima yanında bulunan eşi Müşfika Kadınefendi (ö. 16 Temmuz 1961), banyodan sonra çamaşırlarını giydirirken bir şey dikkatini çeker. Yaşlı çınar Abdülhamid’in sırtı fevkalâde terlemektedir. Müşfika Hanım endişe içerisinde, "Aman efendiciğim çok terliyorsunuz." deyince Abdülhamid'in dudaklarından, "Kadın, bu ecel teridir." sözleri dökülür. Nitekim 5 Şubat 1918'de şiddetli soğuk algınlığı sebebiyle rahatsızlanır, 10 Şubat 1918'de Müşfika Hanım’ın kolları arasında zaturreden vefat eder. Her yanı tarih kokan ama merkezî ısıtma sistemine ve diğer saraylardaki gibi ihtişamlı şöminelere sahip olmayan Beylerbeyi Sarayı'nda, mangal ateşiyle ısıtılan bir odada ölümü karşılamak zorunda bırakılmıştı.

Sultan Reşad, ağabeyinin Sultan 2. Mahmud Türbesi'ne defnedilmesi ve bilfiil makam-ı saltanatta bulunan padişahların cenazelerinde yapılan merasimin aynen yapılmasını irâde etti. Padişahın bu emri, icab edenlere tebliğ edildi. Aile içinden bazı kimseler, Fatih Sultan Mehmet'in türbesine defni için ısrar ettilerse de Enver Paşa, "Fatih'in türbesine hiç kimsenin defni caiz olamayacağından bahisle" muvafakat göstermedi. Cenaze Bâb-üs Saâde (Topkapı Sarayının üçüncü kapısı- Ağalar kapısı olarak da bilinir) önüne getirildi. Cenaze namazı burada Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi'nin imameti ile kalabalık bir cemaatle edâ edildi. Cenaze namazında Musa Kazım Efendinin tezkiye için, “merhumu nasıl bilirdiniz” sorusuna orada hazır bulunanlarla birlikte onu tahtan indiren tüm İttihat-terakki üyeleri de iyi bilirdik deyince Talat Paşa dayanamaz, yanındakilerin duyabileceği bir sesle “iyi bilirdiniz de niye tahttan indirdiniz” diye serzenişte bulunur. Talat Paşa’nın bu sözleri tarihin sayfalarına öyle derin kaydoldu ki, yeri geldiğinde bu gün bile sık sık tekrarlanır. Abdülhamit Han’ın Mezarı, İstanbul Divanyolu’ndaki II. Mahmut Türbesindedir. İlk Türk gazetecisi ve ilk Türk Posta Pullarını bastıran Posta Nazırı Çapanoğlu Agâh Efendi’nin mezarı da aynı türbe içindedir.

31 Mart Vakası'nın ardından tahttan indirilen Sultan II. Abdülhamid, sürgün kaldığı Selanik'teki Alatini Köşkü'nde belki de hayatının en zor günlerini yaşadı. Şam'da bulunan ve mensubu olduğu Şazeli Şeyhi Mahmut Ebu Şamat’a yazdığı ve gizlice köşkün muhafızı ile gönderdiği bir mektupta bu dönemde yaşadıkları sıkıntıları, İttihatçılar tarafından tahttan indirilişini. Olayların arka planını, sebeplerini, İttihatçıların ve Yahudilerin tüm ısrarlarına ve “150 milyon altın karşılığı Filistin ve Kudüs yöresini bize sat tekliflerine” “dünya dolusu altın verseniz bu teklifinizi kabul etmem” diyerek onları huzurundan nasıl kovduğunu. Ve bu yüzden tahtan indirildiğini, dile getirip paylaşır. Şazeli Şeyhi Mahmut Ebu Şamat’da halife Sultan Abdülhamid'e hitaben bir mektup yazarak "Sen Müslüman ve hilafet üzerindeki emanete riayet ettin. Bu davranışın sebebiyle Allah senden ebeden razı olsun." diyerek kendisini teselli eden şu cümleleri yazar; "Müslümanların Halifesi; Sen Müslüman ve hilafet üzerindeki emanete riayet ettin. Allah sana sabredenlerin ecrini versin. Bu davranışın sebebiyle Allah senden ebeden razı olsun… Ey mülkün sahibi ve mâliki olan Allah'ım! Sen mülkü istediğine verirsin, mülkü istediğinden çeker alırsın. İstediğini aziz kılarsın, istediğini zelil kılarsın. Hayır, senin elindedir. Muhakkak sen her şeye Kâdir'sin."

Yaklaşık 100 yıllık bu tarihi mektup, Şeyh Mahmut Abuşamat'ın yakınları tarafından günümüze kadar kutsal bir emanet gibi korunmuş ve güvence altına alınmak üzere Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'a sunulmuş.

2 Nisan 1892 tarihinde Hükümdarın Başkâtibi Süreyya Efendi de şöyle yazıyor;

"Bugün cuma selâmlığı töreninden sonra Teşvikiye'deki silâhhâneyi Padişah Hazretleri teşrifle oradan saraylarına dönerler iken yolda, tuhaf bir şekilde bellerinden bağlı siyah çarşaflara bürünmüş ve yüzlerini de siyah renkte ve gayet ince peçelerle örtmüş bazı kadınlar gözüne ilişmiş, bunların örtünmemiş denilecek halde açık saçık bulunmalarına ve âdeta matem elbisesi giymiş Hıristiyan kadınlarına benzemelerine bakılarak birden bire İslâm olduklarında tereddüt buyrulmuştur.

İzaha muhtaç olmadığı gibi büyük İslâm devletinin ayakta durması, devamı ve yükselmesi kadın ve erkek bütün Müslümanların her türlü hal ve hareketlerinde şeriatın yüksek hükümlerine son derece dikkatle uymalarına bağlı olup aksi hal Allah esirgesin gerek fertler gerek devlet için maddî ve manevi sonsuz zararlara sebep olacağından, İslâm kadınlarının Allah'ın emirlerinden bulunan örtünme usul ve kaidelerine fevkalâde dikkat ve itina etmeleri lüzumunu beyana hacet olmadığı, bu çarşaflar ise İslâm kadınlarınca örtünmeye aslâ uygun ve müsait olmadığı gibi bir maksatla şuraya buraya girmek için bazı münasebetsiz erkekler tarafından da bir fesat ve melânet perdesi olarak kullanılmakta olup hatta geçenlerde bir erkek bu suretle çarşafa bürünerek kadın kıyafetinde silâhlı olarak bir eve girip içerideki kadının üzerine hücumla çaldığı eşyayı pencereden arkadaşına atarak savuşmuş olduğundan dindarlık ve maslahat bakımından meydanda olan zararlarından ötürü icap edenlere münasip bir şekilde anlatılıp tenbihlerde bulunmak suretiyle kadınların çarşaf giymelerinin yasaklanması Padişah emri iktizasındandır.
Bu hususta emir sahibinindir. ( 2 Nisan 1892)

Müşfika Kadınefendi, Serencebey Yokuşu’nda hazineye ait bir konağın müştemilatı olan ahşap evde geçirdiği 37 yıl boyunca dışarıya sadece birkaç defa çıkmış. Bir gazetecinin “Hiç sokağa çıkmadan evde nasıl vakit geçiriyorsunuz?” şeklindeki sorusuna “Namaz kılıyorum, Kur’an okuyorum, efendime dua ediyorum evlâdım” cevabını vermiş. 1949 yılında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün emri ile Müşfika Kadınefendi’ye örtülü ödenekten 200 lira aylık bağlanmış, merhum Menderes de buna 50 lira zam yapmıştır. Allahın rahmeti üzerlerine olsun.

12.05.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00