BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
172
Dün
:
4633
Toplam
:
14106054
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
DEĞİRMENCİ MÜSELLİM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
İnternette tuhaf bir resim gördüm, sizde görmüşsünüzdür. Uzun bir kuyruk halinde sıraya girmiş değişik cinsteki köpekler sıra ile bir mezara çişlerini yapıyorlar. Resmin alt yazısında da şöyle yazıyor “hayvanlara işkence yapan kişinin mezarı.” Belli ki bir hayvan sever kendisini üzen bu olay için photoshop’un yardımıyla böyle bir kompozisyon yaratmış.

Facebook’da bu resmi görünce Cennetmekân babam Muammer Çapanoğlu’nun bundan tam elli yıl önce bize anlattığı bir olayı anımsadım ve sizinle paylaşmak istedim. Ona da cennetmekân dedem Çapanoğlu Muhlis Bey anlatmış. Çok sevdiğim bir curam vardı. İstanbul’a bir gelişimizde o zamanların usta yapımcılarından Çemberlitaş’da Hagop ustadan almıştık. Enstrümanlar biraz da şans işidir. Bazılarının sesi olağanüstüdür. Benim curam da öyle idi. Babam yeni bir bağlama alınca o bir süre yedekte kaldı. Sevdiğim bir arkadaşım çalmıyorsan biraz ben çalayım diye isteyince kıramadım. Bir öğretim dönemi onda kaldı. Okulların tatil olmasına yakın istedim. Bende yok, karıştırıyorsun, ben senden cura filan almadım demez mi? Nasıl üzüldüm anlatamam. Nasrettin Hocanın ölen kazanı gibi benim cura da böyle mevta oldu.

O gün akşam yemeğinde babam halimden şüphelenip sorunca açıklamak zorunda kaldım. Babam da bana yukarda bahsettiğim olayı anlattı. Yozgat’ ta özel idareden mi, Belediyeden mi taksitle satın aldığı değirmeni işleten Değirmenci Müsellim isminde okuması yazması olmayan yaşlı bir adam varmış. Borcunu her ay ilgili makama götürür orada uzaktan akrabası olan muhasebeci veya veznedara bırakır, parayı ödediğine dairde bir belge alır değirmenine dönermiş. O zamanki Yozgat ne kadar bir yer ki, herkes birbirini tanıyor. Üstelik parayı teslim ettiği kişide yabancı değil uzaktan da olsa akrabası. Akrep yapmaz akrabanın akrabaya yaptığını derler, akrabası olan kişi önceleri taksitleri yatırırken daha sonra adamcağızın ödediği paraları zimmetine geçirmeye başlamış.

Taksitler ödenmeyince aleyhine icra takibi yapılmış ve bir anda kendini icra hâkiminin karşısında bulmuş. Yemin billâh ederek borcunu aksatmadan ödediğini söylese de ortada ispat delil yok. Sonunda şaşkın, üzgün ve perişan bir halde Hâkime şöyle yalvarmış. “Sayın Hâkimim Allahım ve namusum üzerine yemin ederim ki ben bu paraları bu adama muntazaman ödedim. Şimdi karşınızda ödememiş bir adam olarak görünüyorum. Ne olur değirmeni elimden almayın. Bu değirmen benim için çok değerli. Ben bu değirmeni çok seviyorum, benim hayatta kalmam bu değirmende çalışmama bağlı. Ben çalışır bu borcu bir kere daha öderim ne olur değirmenimi benden almayın.” Araya Yozgat’ın hatırı sayılır kişileri de girince Hâkim adamcağızın iyi niyetinden emin olmuş ve borcun bir kere daha ödenmesi kararı ile değirmeni adamda bırakmış.

Müsellim Efendi, mahkeme salonundan çıkarken parayı verdiği kişiye dönerek; “Ben bu parayı her ay getirip sana ödedim ama sen inkâr ettin. Beni bi Yozgat’ta hem yalancı hem de hırsız durumuna düşürdün. Çok şükür ki Hâkim halime acıdı da değirmeni yine bana bağışladı. Ben çalışır bu borcu bir kere daha öderim yeter ki Allah’ım can sağlığı versin. Emmeee! Cenabı Allahtan dilerim ki öldüğünde köpekler kaldırsın cenazeni” der ve arkasına bakmadan dimdik çıkar gider.

Epey bir süre sonra veznedar ölür. Cenaze mezarlığa götürülürken nereden çıktığı bilinmeyen bir sürü köpek kalabalığın arkasına takılır. Kalabalık, hoşt moşt diyerek uzaklaştırmaya çalışsa da köpekler biraz uzaklaşıp tekrar peşlerine takılırlar. Cenaze cemaatini şaşkınlığa sürükleyen bu olay birkaç gün Yozgat’ta günün konusu olur sonra her şey gibi unutulup gider. Bir gün ahali den bazıları kahvede otururlarken mahkeme safahatını hatırlayan birisi aniden söze girerek “Efendiler hatırlarsanız filancanın cenazesinde peşimize köpekler takılmıştı hatırladınız mı diye sorar. Evet, hatırladık derler. Adam devam eder, “Yahu şunu da hatırlayanınız var mı, bunu suçlayan değirmenci mahkemede buna intizar etmişti, gördünüz mü işte adamın intizarı tuttu hepimiz de buna şahit olduk” deyince orada bulunanlar ürpererek sanki anlaşmış gibi birağızdan “Allah muhafaza” deyip susarlar. Konu bir süre daha Yozgat ahalisinin gündeminde kalır sonra ben bu yazıyı yazana kadar unutulur gider. Şimdilerde hatırlayan var mıdır bilmiyorum.

Hamiş; Curayı alan arkadaşımdan yıllar sonra bir mektup aldım. Curayı duvara asarken düşürüp kırdığını utancından söyleyemediğini yazıyor ve özür diliyordu. Ankara da çok üst düzey bir devlet memuru olmuştu.

İstanbul’a yerleştiğimizde de Hukuk Fakültesinin kantininde arkadaşlarla otururken kendisi enstrüman çalmayan bir arkadaşımız benim tanımadığım bir arkadaşı için bağlamamı ödünç istedi. Başımdan böyle bir olay geçtiği için nasıl atlatırım acaba diye düşünürken keman çalan arkadaşım Osman Özyıldırım imdadıma yetişti. Bağlamamı isteyen arkadaşa hiç çekinmeden şöyle sordu “ sen kız arkadaşını Abdulkadire ödünç verir misin?” Arkadaşım şaşırdı, ne alakası var dedi. Osman da“bizim enstrümanlarımız da bizim kız arkadaşımızdır kimseye ödünç verilmez ” dedi. Sevgili Osman şimdi Türkmenistan da bir fabrikanın müdürü.

---------------

Âcizane yazılarıma gönderdikleri yorumları ile beni yüreklendiren değerli okuyucularıma en kalbi teşekkürlerimi arz ediyorum. Sağolunuz, varolunuz.

11.04.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00