BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
180
Dün
:
5063
Toplam
:
13451141
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BENİM ÖĞRETMENİM
capanoglukadir@yahoo.com.tr

Değerli Okurlarım, bu yazımda size geçmişte Yozgat’ta yaşanan komik bir olayı anlatacaktım ama 7 Aralık 2013 günü kargo ile gelen bir kitap beni o kadar mutlu ettik ki onu gelecek haftaya erteleyip duygularımı sizinle paylaşmak istedim.

Babamın memuriyeti dolayısıyla ilkokul 5. sınıfı 1956–1957 öğretim döneminde Afyon’un Dinar ilçesi Yeniyol İlkokulun da okumuştum. Kaydımı yapan kızıl saçlı Rıza Ünlüsan Başöğretmenimiz, babama “Abdulkadir’i iyi bir öğretmenimizin sınıfına yazdım” demişti. Öğretmenimiz Mustafa Menderes isminde ve çocuk gözümüzle biraz yaşlıca ama diğer öğretmenlerin arasında çok saygınlığı olan bir öğretmendi.

Oturduğumuz ev, Dinar’ın ılıca mevkiinde, ılıca denen ve iki havuzdan müteşekkil kaynağın bir yanında ve Kızılay’ın mülkiyetinde olan bir küçük apartmanın üçüncü ve son katı idi. Öğretmenimizin evi de ılıcanın öbür yanında idi yani bize çok yakın. Çoğu zaman okuldan çıkınca o önden ağır ağır bizde arkadaşım Habib ile sekiz on adım arkasından onun önüne geçmeden evimize doğru yürürdük.

1957 yılı Mayıs ayında diğer il ve ilçelerde olduğu gibi Dinar’da da Kıbrıs mitingi tertip edilmiş, biz öğrencilerde okulumuzla bu mitingde yer almıştık. Mustafa Menderes hocamız da son mısraları “Kızıl papaz Makarios sana bin aftospiyos” ile biten kendi yazdığı uzun bir şiirini okumuştu. 1974 yılında Gaziantep’te As. İz Subayı olarak yedek subaylığımı yaparken gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında birden bu şiir aklıma geldi. Aynı binadaki askeri mahkemede görev yapan ve Dinar’dan sınıf arkadaşım olan Askeri Hâkim Üsteğmen Faik Secer Başaran’a da bu şiiri hatırlatmıştım. Yıllar sonra İstanbul’da tekrar birlikte olduğumuzda bu şiire nasıl ulaşabileceğimi sordum. Bana Dinar Halk Eğitim Müdürü Sayın Yaşar Sağlam Beyefendinin telefonunu vermişti. Büyük bir ümitle Yaşar Bey’i aramış şiiri sormuştum. Kendisinin de Mustafa Hocamın şiirlerini araştırdığını, bu şiire rastlarsa memnuniyetle bana göndereceğini söylemişti. Sanırım aradan bir buçuk, iki yıl kadar bir zaman geçti ki birden “Dinar Şairi Menderes Hoca” kapak yazılı kitabı elimde buldum. Değerli okurlarım, öğretmenler günü dolayısıyla yazdığım yazımda öğretmenlerimizi yeteri kadar tanımadığımız konusundaki üzüntülerimi anlatmaya çalışmıştım. Ne kadar haklı olduğumu bir kere daha gördüm.

Kitaptan yaptığım kısa alıntılarla Mustafa Menderes Hocamızı size tanıtmak isterim. 1901 doğumlu imiş. Bu hesapça bizi okuttuğu yıllarda 55–56 yaşında oluyor. Karahisar Muallim mektebini bitirince 17 Eylül 1921 de 600 kuruş maaş ile Dinar Mecidiye Zükur Mektebine tayin ediliyor. 28 Ağustos 1922 tarihinde yani Kurtuluş Savaşı sırasında yedek subay olarak askere alınıyor. 20 Mart 1924’te terhis oluyor. Değişik köylerde öğretmenlik yaparken Dinar’ın Dazkırı Nahiyesi Kızılören köyünde, Emirdağ Göveççi Köyünde, Dinar’ın Haydarlı Bucağında ve Dazkırı’nın Yüreğil köyünde ve o yokluk yıllarında sıfırdan başlayarak okullar yaptırıyor. Bu çalışmalarından dolayı takdirname ile ödüllendiriliyor. Soyadı kanunu çıktığında Dinar’dan doğan nehrin adına izafeten “Menderes” soyadını alıyor. İkinci Dünya Savaşının başlamasıyla tekrar askere alınır ve 15 ay sonra terhis olur. 1945–1952 yıllarında Gezici Başöğretmenlik ve Başöğretmenlik yapar. Ve nihayet 1952–1960 arası Dinar Yeniyol İlkokulunda öğretmenlik yapar. İşte ben bu dönem içinde öğrencisi olma şansına sahip oluyorum. 27 Mayıs 1960 ihtilalı sonrası iktidardan düşürülen Başbakan Adnan Menderes’le soyadının aynı olmasından dolayı zamanın iktidarı tarafından yanlış değerlendirilen bu kıymetli insan, bundan sonra bir sürgün hayatı yaşamaya başlar. Hâlbuki soyadının Menderes ailesi ile bir ilgisi yoktur. Soyadı yüzünden çocukları da sürekli sıkıntı çekerler. Okula gidemez hale gelirler adeta soyutlanırlar. Buna katlanamayan hocam mahkeme kararıyla soyadını “Çağlaşan” olarak değiştirir. Ne acı değil mi? Ve ülkenin maarifi için yapılan bunca çaba ve çekilen bunca sıkıntıya karşılık ne büyük talihsizlik.

Bana bu kitabı göndermek lüfunda bulunan değerli insan Yaşar Sağlam Beyefendinin ısrarlı talebi sonucu 2012 yılının ortalarında rahmetli hocamızın sevgili kızı Gülgün Salman Hanımefendi gelinlik çeyiz sandığını açarak baba yadigârı şiir defterlerini Yaşar Sağlam Beyefendiye teslim eder. Arap harfleri ile yazılan şiirleri Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Dr. Erol Ogur Bey Latin harflerine çevirir ve kitabın da müellifidir.

Menderes hocamızın şiirlerinin gün yüzüne çıkarılmasında emeği geçen başta sevgili kızı Gülgün Salman Hanımefendi olmak üzere, geçen bunca sürede beni unutmayan Sayın Yaşar Sağlam (böyle insanlar da varmış), Sayın Mehmet Tekin, Sayın Ayhan Kalkan, Sayın Raif Öztürk, Sayın Mehmet Sarı ve Kitabın müellifi Sayın Dr. Erol Ogur Beyefendilere. Kitabın basımını üstlenen Dinar Belediyesine ve Belediye Başkanı Sayın Saffet Acar Beyefendiye minnet ve şükranlarımı arz ediyorum. 1974 yılından beri aklımdan çıkmayan Makarios’a Zemmiye şiirini de aşağıda sizlere takdim ediyorum.

İnsanlığın ruhuna yeter güvenlik katan,
Kahramanlık şanını yine biziz yaşatan.
Vefa denen cevheri kahpelikle bir tutan,
Gülünç şeytan Makaryos sana bin aftospiyos(*)

Leş kargası değiliz vara yoğa ötecek,
Hayallerin peşinde karaltıya gidecek.
Zulmün düşmanlığını yine Türkler yenecek,
Kızıl Papaz Makaryos sana bin aftospiyos

Duymadın mı radyodan Türk’ün heyecanını,
Unuttun mu daha dün Dumlupınar şanını?
Türkler şeref uğruna öyle döker kanını,
Kızıl Papaz Makaryos sana bin aftospiyos!

Türksüz olmaz katiyen Yeşil Kıbrıs’ta barış,
Kıbrıs bize armağan verilmez sana bir karış.
İster Gökte yapınız ister yerde bir yarış,
Kızıl Papaz Makaryos sana bin aftospiyos!

El yurduna göz koyan kolay olur ve fakat
Bu arslan yatağında yersin bir daha tokat.
Bizim tarih böylece bayraklaşır hep kat kat,
Kanlı Papaz Makaryos sana bin aftospiyos!

Şantajcılık bilmeyiz halimiz belli dünden,
Savaşa gitmek bize tatlı gelir düğünden.
Zafer bize yüz güle şart koşalım mı önden,
Kahpe şeytan Makaryos sana bin aftospiyos!

Zindandan çıkan insan böyle hep karşılanır.
Görenler seni sanki zaferden dönmüş sanır.
Yalancılık yapanlar böylece hırpalanır,
Lanet yüzlü Makaryos sana bin aftospiyos!

Daha dün yalvardınız bunda iki başınız,
Bizim topraktan gideli hep döktünüz yaşınız.
Türk kanı kokmuyor mu toprağınız taşınız,
Nankör ruhlu Makaryos sana bin aftospiyos!

Âşık gönül kes artık bunca sitem yetmez mi?
Türk’e yan göz bakana incir ağacı dikmez mi?
Tarih bir gün olurda haklıları seçmez mi?
Haksız düşman Makaryos sana bin aftospiyos!

Dinar 30 Nisan 1957

Nur içinde yat kadrini bilemediğimiz değerli hocam. “Öğrencilerin sana minnettardır.”

(*)Aftospiyos, Yunanca “autos” ve “piyos” dan türetilmiştir. “Sen kimsin”, “sen adam mısın” anlamında bir sözcüktür.

09.12.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00