BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
193
Dün
:
4633
Toplam
:
14638282
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR VALİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okuyucularım, bildiğiniz gibi halen Adana valisi olan bir zat sarf ettiği bir söz yüzünden büyük bir gümbürtü ile gündeme düştü. Bu olay bana vaktiyle Yozgat’ımızın canlı tarihi değerli eğitimci Yılmaz Göksoy ağabeyim ile yaptığım bir söyleşiyi anımsattı. Sizinle paylaşmak istedim.

Bir zamanların Yozgat valisi Turgut Başkaya Beyefendi, tek parti döneminde mülkiye müfettişi idi. Köy Enstitüleri döneminde, enstitülere öğrenci seçmede nahiye müdürleri, karakol komutanları, gezici başöğretmenler, şartları uygun ve aileleri tarafından gönderilmek istenen kız ve erkek çocukları varken onları göndermeyip rüşvet almak için, gidip nişanlı kızları seçip köy enstitülerine göndermek istediler. Bu tür şikâyetler çoğalınca soruşturmaya gelen Turgut Başkaya o zaman bir hayli idareciyi epey terletmişti. Sonra Edirne valisi daha sonra da Samsun valisi oldu.

Samsun valisi iken Başbakan Adnan Menderes bir kongre için Samsuna gelir. Turgut Bey’e seninle bir şehiriçi turu yapalım teklifi yapar. Turgut Bey’in cevabı “ siz buraya, kongreye siyasi bir şahsiyet olarak, siyasi hüviyetle teşrif ettiniz, bense burada devletin temsilcisiyim, sizinle birlikte dolaşmam size eşlik etmem devleti bu işe alet etmem demektir, yakışık almaz, lütfen mazur görünüz” der. Tabi Menderes tarafından hoş karşılanmaz.

Bu olaydan sonra Yozgat’a tayin oldu. Yozgat’ta vali iken Bayındırlık Müdürü bir gün önüne bir dosya koyar. “Bu ne dosyası” diye sorduğunda Bayındırlık Müdürü “Çekerek yolundaki köprülerin kati kabul dosyası efendim” der. Vali Bey “birde ben göreyim ondan sonra teminatlarını iade edelim” diye cevap verir. Bir gün çıkar Çekerek’e kadar gider bakar ki yollarda köprü diye bir şey yok. Çağırır Bayındırlık müdürünü “ben Çekerek’e kadar gidip yolları dolaştım ama bir tane köprü görmedim” der. Bayındırlık müdürü de “sayın valim müteahhit köprüleri yapmıştı ama sel götürmüş” diye cevap verince kızar “ bu nasıl iş, selin götürdüğü köprüleri yani olmayan köprülerimi teslim aldınız” diyerek ödeme yapılmasını reddeder. Bayındırlık müdürü de bunu Demokrat partiye iletince parti Turgut Bey’i rencide etmek için merkez valiliğine bile değil müsteşar yardımcılığına tayin ettirir.

Vali Bey, Yozgat’tan ayrılırken bir veda yemeği yaptık. O yemekte biz genç öğretmenlere şu nasihatte bulunmuştu. “Öğretmenler sizler öğrencilerinizi vatana millete kul olarak yetiştirin, Kula kulluk etmesinler. Ben kula kulluk etmediğim için bunlar başıma geliyor ama ne gam” demişti. Bu sözlerinin bizim gençlik yıllarımızda üzerimizde çok büyük etkisi olmuştu. Sonra merkez valisi iken 27 Mayıs ihtilal’ı oldu.

İhtilal Hükümeti onu Bursa valiliğine tayin etti. Duyunca çok sevindik. Orada valilik yaparken de iki Milli Birlik Komitesi üyesi uçakla Bursa’ya giderler. Gitmeden önce de Valinin hava alanında kendilerini karşılamalarını isterler. Ama o karşılamaya gitmez. Karşılaştıklarında neden karşılamadığını sorarlar. O da onlara “ sizin Milli Birlik Komitesindeki sıfatınız nedir” diye sorar. Onlarda milletvekili diye cevaplarlar. Vali bey’in cevabı” milletvekillerini valiler karşılamaz, valiler bakanları, başbakanı, cumhurbaşkanını karşılar” diye cevap verir. Bunun üzerine yeniden merkeze aldılar. Turgut Başkaya daha sonra Danıştay üyesi oldu ve o görevde iken vefat etti. Danıştay üyesi olup artık sabit bir görevle Ankara ya yerleşen Turgut Bey, Ankara da bir daire almak için Kırşehir de babadan kalan emlakini satmıştı.

Rahmetli Turgut Başkaya da meşhur öğretmen Fazlı Bilecen’in öğrencisi idi. Yozgat’ta valilik yaptığı dönemde bayram namazlarından çıkınca önce Fazlı Bey’in elini öpmeye giderdi. Hâlbuki Fazlı Bey’in talebesi olan başka bir Yozgat valisi bayramlaşmak için şoförünü göndermiş, Fazlı Bey de şoförü kovmuştu.

Cumhuriyetin valileri ve öğretmenleri işte böyle idi. Mevkileri ile büyüyen insanlar değildiler, güçleri ile kişilikleri ile vatan, millet ve insan sevgileri ile büyüyen dörtdörtlük insanlardı.

15.11.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00