BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
207
Dün
:
4633
Toplam
:
13790375
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR KİTAP (2)
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okuyucularım, geçen yazımda kaldığım yerden devam ediyorum. Bu defa kitabın ikinci bölümü “Orta Anadolu Bozkırlarında Bir Yesevi-Babai Türkmen Şeyhi Emirci Sultan” hakkında çok kısa bir tanıtım yapmaya çalışacağım.

Kendi zaviyesindeki belgelerle arşiv belgeleri şeyhimizi “Emirci” veya “Emirce Sultan” şeklinde zikrediyorlar.

************************

“Sultan” unvanına gelince, çoğunlukla Bektaşiler tarafından büyük Bektaşi şeyhleri ve Emirci Sultan gibi Bektaşi geleneğine sokulan büyük şeyhler hakkında kullanılan bu unvan, Tasavvuf geleneğinde yaklaşık 13. yüzyıldan itibaren genellikle büyük sufilere verilmekteydi. Sufiler kendi şeyhlerini “mana âleminin sultanı” kabul ettiklerinden, onların bu unvan ile zikredilmeleri âdet haline gelmiştir.

************************

Emirci Sultan, benzeri pek çok sufi gibi, daha yaşadığı dönemde karizmatik bir imaj yaratmış, bu sebeple belki o zamandan itibaren hayatı menkabelerle karışmaya başlamıştı. Ama henüz elimizde bir menakıbnamesi bulunmaması, fakat daha büyük bir ihtimalle, bir kırsal kesim velisi olduğu için döneminin yazılı literatürü’ne yansımamış olması sebebiyle bu menkabelerin sayıca fazla olmadığını, bilinenlerin ise, bir kaçı müstesna, yerel ve şifahi nitelikte kaldığını gözlemliyoruz. Bununla beraber bunlardan özellikle birinin Emircim Sultan hakkında bize hayli önemli veriler sağladığını söyleyebiliriz.

************************

Emirci Sultana dair ilk kayıt Bektaşi geleneğinde yer almaktadır. Bu kayıt Gelibolulu Âlinin eserinden çok daha önce kaleme alınan Vileyetname-i Hacaıbektaş-ı Velide’ ki menkabedir. Buradaki menkabede Emir-i Çin Osman’ın adı “ Emircem Sultan” olarak geçiyor. Vilayetnameye göre Emircem Sultan Karaöyük’ün (şimdiki Hacı Bektaş kasabası) kuzey taraflarında, Hacı Bektaş-ı Velin’in bu köye yerleşmesinden sonra gelip mekân tutmuş ve burada büyük bir tekke yapmıştır. Her iki velinin de biri birilerine karşı yakın bir alaka ve sevgisi vardır. Hatta bir gün Emircem Sultanın huzurunda rüzgâr’ın açtığı zarar ve ziyandan söz açılmış, o da “güneyde Hacı Bektaş gibi ulu bir zat olduktan sonra tasa etmeye gerek olmadığını” söylemiştir. Aynı şekilde bir gün Hacı Bektaş’ın yanında sıcaktan şikâyet etmişler, o da “kuzeyde Emircem Sultan gibi bir kişi bulunduktan sonra üzüntüye yer vermemek gerektiğini” bildirmiştir. Günlerden bir gün birisi, Emircem Sultanın zaviyesine kurban etmek üzere bir öküz getirir, fakat şeyh bunu kabul etmez. O da öküzü alıp Hacı Bektaş-ı Veli’nin zaviyesine götürür. Onun kabul etmesi üzerine, öküzü getiren zat, “ Emircem Sultan kabul etmedi siz ettiniz” deyince şeyh,”Emircem’imiz server bir şahindir ki değme nesneye konmaz” cevabını verir. Bunun üzerine o kişi tekrar Emircem’in zaviyesine döner ve kendisinin kabul etmediği kurbanı Hacı Bektaş’ın kabul ettiğini bildirir. Buna Emircem’in verdiği cevap da şudur. “Hünkâr bir deryadır ki değme nesne bulandırmaz, o deryada kaybolur”. Yazılı kaynaklarda Emircem Sultanı anlatan en eski metin işte budur.

************************

Değerli okuyucularım, Emircem Sultan ile ilgili çok menkabe var. Ben bunlardan birini arz edeceğim.
Kastamonu müdde-i umumi muavini iken (savcı yardımcısı), 1900’ lerin başlarında Yozgat’a seyahati sırasında tekkeyi ziyaret eden Çapanoğulları’ndan Yusuf Ziya Bey tarafından, o zamanki şeyhlerin ağzından dinlenmiştir. Şeyh Nuri ve şeyh Hacı Emin Efendi adlarındaki bu zatların anlatışına göre Emircem Sultan, aşağı yukarı 800 yıl evvel Melik Danışmend Gazi zamanında Horasan’dan Rum’a göç ederek sonradan Osman Paşa Tekkesi adıyla bilinen bu köyde yerleşmiş ve halkı irşada başlamıştır. O sıralarda Selçuklu vezirlerinden Osman Paşa adında bir zat Sivas’a vali tayin edilmiştir ve memuriyet yerine gitmektedir. Köyden göçerken, zaten önceden temiz ahlakı ve kerametleri sebebiyle büyük bir şöhret sahibi olduğunu işittiği şeyhi görmek ister ve zaviyesine misafir olur. Burada şeyhin faziletine, bilgi ve kerametlerine kendi gözleriyle şahit olan Osman Paşa, gece rüyasında valiliği bırakıp Emirci Sultan’a mürit olması teklifiyle karşılaşır. Rüyasını tesiri ile sabahleyin kalkınca

Âleme baş olmak bir ulu kavga imiş
Bir veliye bend olmak her şeyden evla imiş

Diyerek şeyhin müridi olur. Bu mübarek kişinin yanında kalarak feyzinden ve sohbetlerinden istifade etmenin çok daha iyi olacağını düşünerek vazife yerine gitmekten vazgeçer. Nihayet bir istifa mektubu yazarak hükümdara gönderir. Sonra zaviye civarında bulunan birkaç köyü ve bir kısım araziyi satın alarak buraya vakfeder; O günden sonra da bu tekkenin adı Osman Paşa Tekkesi olarak şöhret bulur.

****************************

Emirci Sultan’ın hiçbir tereddüde yer bırakmayacak kadar açıklıkla Selçuklu hükümdarları I. İzzettin Keykavus ile I. Alaeddin Keykubad ve oğlu II. Gıyasettin Keyhüsrev devirlerinde (1200-1246 yılları arası) o zamanki adıyla Danişmendiye vilayetinde, yani bu günkü Yozgat ili havalisinde yaşamış olan önemli bir şeyh, bir Türkmen babası olduğu anlaşılıyor. Nitekim Evâhiru Zi’l-ka’de 794 (Ekim başları 1392) tarihli icazetname onu şu önemli lakaplarla zikrediyor. Kutbu’l-evliya’ ve ‘umdetü-l asfiyâ ve zübtedü’l-ârifin sultânu büdelâi’l-‘alemin ‘ataşânu Hazreti’llahi Te’âlâ Hazreti Emirci

Değerli okuyucularım sizlere Emirci Sultan denizinden bir damla sundum, gerisi bir hayli bilgi ve belgelerle kitabın içinde. Bu eseri büyük araştırma ve emekle kültürümüze kazandıran Yozgatlı hemşerimiz değerli Hocam Prof. Ahmet Yaşar Ocak Beyefendiye teşekkürlerimi arz ediyorum.

Kitap isteme adresi: Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi Gazi Üniversitesi Rektörlük Kampüsü, Araştırma Merkezleri Binası, Kat 2 No.11 06502 Teknikokullar/Ankara

12.11.2013


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00