BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
184
Dün
:
4633
Toplam
:
14113573
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR KİTAP
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okuyucularım, bu yazımda yine bir kitaptan bahsedeceğim. Yozgatlı hemşerimiz değerli Hocam Prof. Ahmet Yaşar Ocak Beyefendinin büyük araştırma ve emekle hazırladığı Dede Garkın ve Emirci Sultan Kitabı.

Buyurun birlikte göz atalım.

Dede Garkın ve Emirci Sultan niçin önemlidir? Türkiye tarihinin orta çağlar dönemi, yani Selçuklu ve Beylikler devri Anadolu’sunun toplumsal ve dini yapılanması, dönemin tarihinin bütün diğer alanlarına yansıyan ve onları derinden etkileyen bir faktördür. Türkiye tarihçiliği özellikle bu alanda çok zayıf kalmıştır. Dönemin toplumsal ve dini yapısının Mevlana, Hacı Bektaş ve Yunus Emre üçlüsünün etrafında yoğunlaşan bir araştırmacılık zihniyeti ile açıklanmaya çalışılması, bu tarihin eksik tanınmasına sebep olmuş. Oysa Ortaçağ Anadolu’sunun bu topraklara vuku bulan göçlerle ilk defa ayak basan “yeni gelenler”inin, yani kırsal kesimin iskanını sağlayan ve bu kesimin çoğunluğunu oluşturan Türkmen kitlelerinin burada oynadığı etnik ve kültürel değişimdeki rolleri hep ihmal edilegelmiştir.Bu yeni gelenleri, yani Türkmen boylarını sevk ve idare eden yerleşimci dervişlerin Anadolu topraklarını nasıl iskan ettikleri, yerleştikleri yerleri nasıl şenlendirdikleri, yerel halkla nasıl ve ne tür ilişkiler kurarak yeni bir ortak hayatın oluşmasına katkıda bulundukları, Türkiye tarihinin en önemli, en ilginç konularından biridir. Bu oluşuma büyük katkı veren Türkmen babalarının ne yazık ki bu gün çok azını “tanıyoruz.” Hacı Bektaş ve Baba İlyas başta olmak üzere, Sarı Saltuk, Barak Baba, Buzaî Baba, Tapduk Baba gibi,hepsi bir elin parmakları kadardır.

*********************************

Mahiyet ve anlamını hala tam olarak bilmediğimiz bu nadir isim, hem Dede Garkın’ın hem de onunla bağlantılı bazı Türkmen boy, oymak ve cemaatlerinin, onların yerleşim yerlerinin adı olarak belgelerde çoğunlukla Garkın, bazen de Karkın veya Kargın şeklinde yazılmaktadır. Dede Garkın’ın adından ve o adı taşıyan boydan ve oymaklardan başka hiçbir yerde rastlanmayan bu nadir ismin mahiyeti nedir, ne anlama gelmektedir? Bu ismin Dede’nin asıl adı olmadığı, Garkın adını taşıyan bir Türkmen boyuyla ilişkilendirildiği için Dede Garkın dediği açıkça anlaşılıyor. Yani Garkın boyunun hem siyasi hem dini lideridir.

*********************************

Dede Garkın onun gerçek adı olmayıp lakabıdır. Yani Dedemiz, Garkın oymağının dedesidir ve asıl ismi Numan’dır. Nitekim elimizde bulunan 905 (1499) ve 963 (1556) tarihli iki icazetname bu gerçeği belgelemektedir. 905 (1499) tarihli belge de Dedenin tam adının Seyyid Şeyh Nu’man el Garkîni olduğu anlaşılıyor. 963 (1556) tarihli ikinci icazetnameden de kendisinin çok mühim bir dini önder olduğunu vurgulayan bütün tasavvufi unvanlarıyla zikrediliyor. İkinci icazetnamede ki bu yüceltici unvanlar Dede Garkın’ın aynı zamanda ne kadar büyük bir kültürün konusu olduğunu da göstermekte. Böylece dedenin lakabının Dede Garkın değil, Dede Garkîni olduğu da ortaya çıkıyor.

**********************************

Elvan Çelebi’nin ifadesiyle Baba İlyas, Dede Garkın’ın torunudur. Elvan Çelebi’nin anlatısına göre Dede Garkın Büyük Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat zamanında yaşamıştır. Onun şöhretini duyan Sultan Dede’yi tanımak istemiş ve yanına giderek kendisiyle görüşmüştür. Bu görüşmenin sonunda şeyhin büyük bir veli olduğunu görüp takdir etmiş, bunun bir göstergesi olarak kendisi ve müritleri için on yedi pare köy bağışlamıştır. Bilindiği gibi Alevi dede ocaklarının hepsi aynı statüde değildir. Bunlardan yalnızca bazı köklü büyük ocaklar mürşit ocağı sayılır. Dede Garkın Ocağı da işte bu mürşit ocaklarının en önde gelenlerindendir.

**********************************

Hacı Bektaş-i Veli, İbrahim Hacı adındaki müridine geyik derisinden yapılma bir derviş başlığı verir. Onun ölümünden sonra bu başlık onun evlatları ile Dede Garkın müritleri arsında anlaşmazlığa yol açarsa da sonunda Dede Garkın müritleri geyik derisinden yapılma başlığı sadece kendilerinin giyebileceğini kabul ettirirler. Çünkü bu başlık onların tarikatının alâmetidir.

**********************************

Şimdi, Garkıni tarikatının nasıl bir tarikat olduğu meselesine geliyoruz.
* Beş vakit namaza, Ramazan Orucuna, Hac ve zekât’a, bunların mutlaka yerine getirilmesi gereken ibadetler olduğuna vurgu ve ilgili ayet ve hadislerin zikri, peygamber ve ashabına defalarca salâvat.
* Hulefâ-i Râşidin denilen Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali’nin isimlerinin saygıyla anılması ve unvanlarının zikri.
* Aynı zamanda tek tek Oniki İmam’ın ve onların nesillerinden gelen çocuklarının zikri ve birde Şiiliğin alameti olan, Nâdi Ali dediğimiz Hz Ali den yardım talep eden meşhur Arapça dörtlük….
Çok iyi bilinir ki, klasik Şii ve Alevi inançlarında ilk üç halifenin hürmetle anılması kabul edilemeyecek bir şey iken, Alevi inancında ise bunun yanında beş vakit namazın, Ramazan orucunun ve hac ve zekâtın zikri de aynı şekilde kabul edilemezdir. O halde bu durum nasıl açıklanacaktır? 19. Yüzyılda Dede Garkın şeyhlerinin artık Bektaşiliğe bağlandığını ve Hacı Bektaş tekkesinden halifelik icazetnamesi aldıklarını gösteriyor.

Değerli Okuyucularım, kitabın bu bölümünde o kadar çok belge ve bilgi var ki. Ben Anadolu Aleviliğinin büyük kolu Dede Garkın Ocağından mütevazı köşeme sığacak kadar çok çok küçük bir özet hazırladım. Gelecek yazımda kitabın ikinci bölümü Orta Anadolu Bozkırlarında Bir Yesevi-Babaî Türkmen Şeyhi Emirci Sultan’dan yine küçük bir özet sunacağım. Sağlıkla kalınız.

Kitap isteme adresi: Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi Gazi Üniversitesi Rektörlük Kampüsü, Araştırma Merkezleri Binası, Kat 2 No.11 06502 Teknikokullar/Ankara

04.11.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00