BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
172
Dün
:
4633
Toplam
:
13790620
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR KİTAP
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okuyucularım, bu yazımda yine bir kitaptan bahsedeceğim. Yozgatlı hemşerimiz değerli Hocam Prof. Ahmet Yaşar Ocak Beyefendinin büyük araştırma ve emekle hazırladığı Dede Garkın ve Emirci Sultan Kitabı.

Buyurun birlikte göz atalım.

Dede Garkın ve Emirci Sultan niçin önemlidir? Türkiye tarihinin orta çağlar dönemi, yani Selçuklu ve Beylikler devri Anadolu’sunun toplumsal ve dini yapılanması, dönemin tarihinin bütün diğer alanlarına yansıyan ve onları derinden etkileyen bir faktördür. Türkiye tarihçiliği özellikle bu alanda çok zayıf kalmıştır. Dönemin toplumsal ve dini yapısının Mevlana, Hacı Bektaş ve Yunus Emre üçlüsünün etrafında yoğunlaşan bir araştırmacılık zihniyeti ile açıklanmaya çalışılması, bu tarihin eksik tanınmasına sebep olmuş. Oysa Ortaçağ Anadolu’sunun bu topraklara vuku bulan göçlerle ilk defa ayak basan “yeni gelenler”inin, yani kırsal kesimin iskanını sağlayan ve bu kesimin çoğunluğunu oluşturan Türkmen kitlelerinin burada oynadığı etnik ve kültürel değişimdeki rolleri hep ihmal edilegelmiştir.Bu yeni gelenleri, yani Türkmen boylarını sevk ve idare eden yerleşimci dervişlerin Anadolu topraklarını nasıl iskan ettikleri, yerleştikleri yerleri nasıl şenlendirdikleri, yerel halkla nasıl ve ne tür ilişkiler kurarak yeni bir ortak hayatın oluşmasına katkıda bulundukları, Türkiye tarihinin en önemli, en ilginç konularından biridir. Bu oluşuma büyük katkı veren Türkmen babalarının ne yazık ki bu gün çok azını “tanıyoruz.” Hacı Bektaş ve Baba İlyas başta olmak üzere, Sarı Saltuk, Barak Baba, Buzaî Baba, Tapduk Baba gibi,hepsi bir elin parmakları kadardır.

*********************************

Mahiyet ve anlamını hala tam olarak bilmediğimiz bu nadir isim, hem Dede Garkın’ın hem de onunla bağlantılı bazı Türkmen boy, oymak ve cemaatlerinin, onların yerleşim yerlerinin adı olarak belgelerde çoğunlukla Garkın, bazen de Karkın veya Kargın şeklinde yazılmaktadır. Dede Garkın’ın adından ve o adı taşıyan boydan ve oymaklardan başka hiçbir yerde rastlanmayan bu nadir ismin mahiyeti nedir, ne anlama gelmektedir? Bu ismin Dede’nin asıl adı olmadığı, Garkın adını taşıyan bir Türkmen boyuyla ilişkilendirildiği için Dede Garkın dediği açıkça anlaşılıyor. Yani Garkın boyunun hem siyasi hem dini lideridir.

*********************************

Dede Garkın onun gerçek adı olmayıp lakabıdır. Yani Dedemiz, Garkın oymağının dedesidir ve asıl ismi Numan’dır. Nitekim elimizde bulunan 905 (1499) ve 963 (1556) tarihli iki icazetname bu gerçeği belgelemektedir. 905 (1499) tarihli belge de Dedenin tam adının Seyyid Şeyh Nu’man el Garkîni olduğu anlaşılıyor. 963 (1556) tarihli ikinci icazetnameden de kendisinin çok mühim bir dini önder olduğunu vurgulayan bütün tasavvufi unvanlarıyla zikrediliyor. İkinci icazetnamede ki bu yüceltici unvanlar Dede Garkın’ın aynı zamanda ne kadar büyük bir kültürün konusu olduğunu da göstermekte. Böylece dedenin lakabının Dede Garkın değil, Dede Garkîni olduğu da ortaya çıkıyor.

**********************************

Elvan Çelebi’nin ifadesiyle Baba İlyas, Dede Garkın’ın torunudur. Elvan Çelebi’nin anlatısına göre Dede Garkın Büyük Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat zamanında yaşamıştır. Onun şöhretini duyan Sultan Dede’yi tanımak istemiş ve yanına giderek kendisiyle görüşmüştür. Bu görüşmenin sonunda şeyhin büyük bir veli olduğunu görüp takdir etmiş, bunun bir göstergesi olarak kendisi ve müritleri için on yedi pare köy bağışlamıştır. Bilindiği gibi Alevi dede ocaklarının hepsi aynı statüde değildir. Bunlardan yalnızca bazı köklü büyük ocaklar mürşit ocağı sayılır. Dede Garkın Ocağı da işte bu mürşit ocaklarının en önde gelenlerindendir.

**********************************

Hacı Bektaş-i Veli, İbrahim Hacı adındaki müridine geyik derisinden yapılma bir derviş başlığı verir. Onun ölümünden sonra bu başlık onun evlatları ile Dede Garkın müritleri arsında anlaşmazlığa yol açarsa da sonunda Dede Garkın müritleri geyik derisinden yapılma başlığı sadece kendilerinin giyebileceğini kabul ettirirler. Çünkü bu başlık onların tarikatının alâmetidir.

**********************************

Şimdi, Garkıni tarikatının nasıl bir tarikat olduğu meselesine geliyoruz.
* Beş vakit namaza, Ramazan Orucuna, Hac ve zekât’a, bunların mutlaka yerine getirilmesi gereken ibadetler olduğuna vurgu ve ilgili ayet ve hadislerin zikri, peygamber ve ashabına defalarca salâvat.
* Hulefâ-i Râşidin denilen Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali’nin isimlerinin saygıyla anılması ve unvanlarının zikri.
* Aynı zamanda tek tek Oniki İmam’ın ve onların nesillerinden gelen çocuklarının zikri ve birde Şiiliğin alameti olan, Nâdi Ali dediğimiz Hz Ali den yardım talep eden meşhur Arapça dörtlük….
Çok iyi bilinir ki, klasik Şii ve Alevi inançlarında ilk üç halifenin hürmetle anılması kabul edilemeyecek bir şey iken, Alevi inancında ise bunun yanında beş vakit namazın, Ramazan orucunun ve hac ve zekâtın zikri de aynı şekilde kabul edilemezdir. O halde bu durum nasıl açıklanacaktır? 19. Yüzyılda Dede Garkın şeyhlerinin artık Bektaşiliğe bağlandığını ve Hacı Bektaş tekkesinden halifelik icazetnamesi aldıklarını gösteriyor.

Değerli Okuyucularım, kitabın bu bölümünde o kadar çok belge ve bilgi var ki. Ben Anadolu Aleviliğinin büyük kolu Dede Garkın Ocağından mütevazı köşeme sığacak kadar çok çok küçük bir özet hazırladım. Gelecek yazımda kitabın ikinci bölümü Orta Anadolu Bozkırlarında Bir Yesevi-Babaî Türkmen Şeyhi Emirci Sultan’dan yine küçük bir özet sunacağım. Sağlıkla kalınız.

Kitap isteme adresi: Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi Gazi Üniversitesi Rektörlük Kampüsü, Araştırma Merkezleri Binası, Kat 2 No.11 06502 Teknikokullar/Ankara

04.11.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00