BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
222
Dün
:
4633
Toplam
:
14629230
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
VE… ESKİŞEHİR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bir bayramı daha geçmişte bıraktık. Söylemesi pardon yazması ayıp olmasın, kurban bayramı tatili süresi epey uzun olunca çocuklarla birlikte bir gezi programı yapmıştık. Bayramdan önceki iki günü Eskişehir’e ayırdık. Birkaç yıldır görmeyi çok arzu ediyorduk ama kısmet olmuyordu. Kısmet bu bayram tatilinde imiş. Doğu Anadolu hariç hemen her yeri gördüm sayılır ama nedense Eskişehir’den hep transit geçmek zorunda kalmıştım. Hepimiz bozkırın ortasındaki bu şehre hayran kaldık. Şehircilik ve belediyecilik örneği bu güzel şehir için, 6,5 yaşındaki ikiz erkek torunlarım bile defalarca burası cennet gibi diyerek duygularını ifade ettiler. Dolu dolu iki gün içinde görebildiklerimizi ilgililere ibret olur belki diyerek sizlerle paylaşmak istedim.

Odunpazarı semtinde Balmumu heykeller müzesi; Bizzat belediye başkanı prof. Yılmaz Büyükerşen tarafından yapılan Atatürk dâhil yerli ve yabancı devlet başkanları, meşhur yazarlar, sanatçılar ve Büyükerşen’in çalışma masası başında kendi balmumu heykellerini doyasıya ve hayranlıkla seyrediyorsunuz. Kurşunlu camii ve külliyesi, Japon, Polonyalı, Letonyalı, Alman bazı sanatçıların da hediye ettiği cam eserler bulunan Eskişehir Çağdaş Cam Müzesi, Odunpazarı evleri, el sanatlarının satıldığı Atlıhan ve şehri gündüz ayrı gece ayrı güzellikte seyir sağlayan Şelale de bu bölgede bulnuyor.

Kütahya Yolu Sazova Mevkii'ndeki Sazova bilim sanat ve kültür parkı yaklaşık 400 bin metre karelik alanı ile Eskişehir'in en büyük parkı. Kendi aracınız ile gidiyorsanız önce Eskişehir’in hemen girişindeki bu parkı geziniz. Bir öğleden sonranızı bu parkta geçireceksiniz çünkü. Park alanı içinde çeşitli su sporları ve aktiviteleri yapmak için büyük bir gölet, restoranlar, 2000 kişilik açık hava konser alanı anfi tiyatro, Park alanındaki gölet içinde Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfettiği Santa Maria Gemisi'nin birebir kopyası var. Toplarından yatakhanelerine, kaptan köşkünden güvertesine her şeyi ile gerçek boyutlarında inşa edilen gemi büyüklerin ama özellikle çocukların büyük ilgisini çekiyor. Gemi dışında ve içinde fotoğraf çekebilir dostlarınızla paylaşabilirsiniz. Masal kahramanlarından oluşan oyun grupları, çocukların su ile ilgili çeşitli aktiviteleri yapabilecekleri oyun alanı, engelli çocuklar için oyun alanı, içinde büyük bir planetaryum (gözlemevi) de olan bilim deney merkezi ve asma köprüsü ve kenarındaki su kanalı ile gerçekten heybetli bir Masal Şatosu bulunuyor. Şatonun dış görünümü bitmiş ama içerisi halen tamamlanmamış bu yüzden halk içini merak ediyor ama ben öğrendim, masal kahramanlarının ve masal dünyasının objeleri ile donatılacakmış. Park alanı içinde ulaşım özel trenler ile sağlanıyor. 30 kişi kapasiteli tren ile bütün parkı dolaşmak mümkün. Eskişehir'de bir ilk olan Bilim Deney Merkezi Projesi Bilim Sanat ve Kültür Parkı'nın en önemli yapılarından birini oluşturuyor. Bu merkez, Eskişehir'deki ilköğretim ve lise çağındaki çocukların çeşitli bilimsel deneyleri gerçek ortamlarında yapabilmelerine olanak sağlıyor.

Kent Park; Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’e kazandırdığı büyük park projelerinden olan ve alışılagelen yeşil alan ve park kavramlarının çok daha ötesinde birçok yenilik barındıran, Eskişehir Şehirlerarası Otobüs Terminali ile Gökmeydan Mahallesi arasındaki yaklaşık 300 bin metre karelik alan üzerine kurulmuş.

Büyük Park; Gazi Yakup Satar Caddesi üzerinde bulunan ve önceki yönetimler tarafından boşaltılan metruk mezarlık alanı, yine Büyükşehir Belediyesi’nce, kötü görünümünden kurtarılmış, yoğun ağaç ve bitki örtüsü ile yürüyüş ve dinlenme alanlarını, çocuk parklarını, kaide ve heykelleri, büyük ölçekli göletleri barındıran dev bir park haline getirilmiş. Biri 1200 diğeri 900 metre kare büyüklüğünde iki gölet, şelale tipi büyük ölçekli süs havuzu var.

Porsuk çayı üzerinde hizmet veren ve 40 kişi alan iki tekne ile köprübaşına kadar takriben 8 km. uzunlukta bir gezi yapıyorsunuz. Çay boyunca Kentpark konakları, Kurtuluş mahallesi ve köprübaşında üç yerde tıpkı Panama kanalında olduğu gibi kapaklı havuzlara girip suyun yükselmesi ile bir sonraki merhaleye kadar devam ediyorsunuz.

Şehir merkezinden her yöne tramvay çalışıyor. Duraklarda beklemek diye bir şey yok, gidenin hemen arkasından öbür tramvay geliyor. Tramvay kartları her yerde satılıyor. Tek binim ücreti 1.90 TL. 6 TL lik kart alırsanız her binim 1.50 Tl. Oluyor. Eskişehir de halen iki üniversite var, Anadolu Üniversitesi ve Osman Gazi Üniversitesi, üçüncü üniversite olan Eskişehir Tic. Odası Üniversitesi de yolda. Üniversite de okuyan öğrenci sayısı 41.000 civarında olup şehir nüfusunda okuma yazma oranı % 99,9 imiş. Üniversiteli öğrenci sayısı bu kadar çok olunca yeni yapılaşmada da öğrenciler için 1+1 daireler çoğunlukta. Bu kısa bilgiden sonra, yediğin içtiğin senin olsun nerede konakladın derseniz onu da arz etmeden önce öğrencisi olma şerefine nail olduğumuz Prof. Haluk Cillov hocamızı rahmetle anarak onun derste bize anlattığı bir şeyi bende size anlatayım. İkinci dünya savaşının tahribatından kurtulmaya çalışan Avrupa, Amerikalı turistlerin parasını almak için eski tarihi binaları, şatoları kadife perdeleri lüks ve ihtişamlı yatak odaları ile restore edip otel haline getirse de bir türlü istediği sonuca ulaşamaz. Birleşip Amerika’ya bir anketör grubu göndererek araştırma yaptırır. Çıkan sonuç Amerikalı turist ucuz, temiz, gürültüsüz, odasında duşu ve tuvaleti olan yerleri tercih etmektedir. Bunun üzerine kollar sıvanır hızla bu şekilde oteller inşa edilir. Biz de internet de yaptığımız araştırmada şehir içinde çok otel bulduk ama hem pahalı hem de otopark imkânı yoktu. Birden bir sayfa da karşıma Otel Çınas tanıtımı çıktı. İki kişilik oda + 6 yaşına kadar çocuk ücretsiz 65 TL. yazıyordu, hemen aradım. Karşıma Alaca’dan hemşerimiz Sayın Recep Küre çıktı. Fiyat teyidi yaparak rezervasyon yaptırdık. Gerçi internetten otelin içini dışını görmüştüm ama yinede acaba nasıl bir olumsuz ortamla karşılaşabiliriz tedirginliği içinde otele geldik. Aracımızı otoparka park edip otele girdik. Otel dört katlı. İlk dikkatimiz çeken odaların temizliği ve rahatlığı oldu. Yerleştikten sonra duvar kâğıdından banyosuna, gardırobundan oda kapısına özenli bir seçim yapıldığını fark ettim. Recep bey’e iç mimarınız iyiymiş güzel seçimler yapmış deyince güldü,” Her şeyle otelin sahibi Adnan Bey ilgilendi kendisi zaten müteahhit’tir” dedi. Ertesi günümüze Adnan Bey’in güler yüzü ile başladık. Gerek Recep Bey gerek Adnan Bey aracımızı otoparktan çıkarmamamızı, her yere tramvay ile gidebileceğimizi söylediler. Bizde öyle yaptık ve çok rahat ettik. Otelin hemen arkasında Büyükdere tramvay durağı var oradan binip orada iniyorsunuz. Şehrin merkezi Çarşı durağı ile otel arası dört istasyon. Tramvay ne kadar kalabalık olursa olsun yaşlılar ve hanımlara yer var çünkü Eskişehir halkı bu konuda çok duyarlı. Recep bey hemşerimiz olduğu için boş saatlerinde bize rehberlik de yaptı. Uzun sohbet imkânımız oldu. Sohbetin konusu ne olacaktı ki tabi “Ne olacak bizim Yozgat’ın hali.” Evet, sevgili hemşerilerim Eskişehir nire, bizim Yozgat nire, Urfa türküsünde dediği gibi “Bizim Yozgat eski hamam eski tas.” Hatta o güzelim eski evlerimiz yıkılıp yerine o ucube beton heyulalar dikilince daha da çirkinleşen bir Yozgat. Bir tarafta yıllar önce kokusundan yanından geçilmeyen Porsuk çayı ki üzerinde 40 kişilik teknelerle gezi yapılıyor. Biraz yukarısında yine Büyükerşen tarafından yapılmış, deniz özlemi olan ama denize gidemeyenlerin güneşlenmesi için yapılmış tabanı mavi boyalı olduğundan ilk bakışta deniz görüntüsü veren suni plajı ile Eskişehir. Bir tarafta üzeri kapatılmış Çatak deresi ve Sırasöğüt öz’ü ile Yozgat. Yine lafı fazla uzattım, lütfen hoş görün. Sözüm ona görgülerini bilgilerini artırmak için halkın dişinden tırnağından artırarak ödediği vergiler ile ailecek Avrupa ülkelerine giden belediyeciler, gitsinler Eskişehir’e de soyadı gibi hakikaten büyük olan Sayın Yılmaz Büyükerşen’den belediyecilik nasıl yapılırmış öğrensinler. Geçmiş bayramınız kutlu olsun, Allah sağlıkla ve huzurla tekrarını nasip etsin inşallah.

Otel Çınas için bkz. www.otelcinas.com. Veya 0222.222.11. 11

Yazarın notu; Sayın Uğur Dündar’da 24 Ekim 2103 tarihli İlk Kurşun gazetesindeki köşesinde “ Yıl­maz Bü­yü­ker­şen de bü­yü­le­yi­ci park­la­rı, mü­ze­le­ri ve kül­tü­rel et­kin­lik alan­la­rıy­la Es­ki­şe­hi­r’­i “öl­me­den ön­ce mut­la­ka gö­rül­me­si ge­re­ken ken­t” ha­li­ne ge­ti­ri­yor.” diye yazmış.



22.10.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00