BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
183
Dün
:
4601
Toplam
:
13179609
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
VE… ESKİŞEHİR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bir bayramı daha geçmişte bıraktık. Söylemesi pardon yazması ayıp olmasın, kurban bayramı tatili süresi epey uzun olunca çocuklarla birlikte bir gezi programı yapmıştık. Bayramdan önceki iki günü Eskişehir’e ayırdık. Birkaç yıldır görmeyi çok arzu ediyorduk ama kısmet olmuyordu. Kısmet bu bayram tatilinde imiş. Doğu Anadolu hariç hemen her yeri gördüm sayılır ama nedense Eskişehir’den hep transit geçmek zorunda kalmıştım. Hepimiz bozkırın ortasındaki bu şehre hayran kaldık. Şehircilik ve belediyecilik örneği bu güzel şehir için, 6,5 yaşındaki ikiz erkek torunlarım bile defalarca burası cennet gibi diyerek duygularını ifade ettiler. Dolu dolu iki gün içinde görebildiklerimizi ilgililere ibret olur belki diyerek sizlerle paylaşmak istedim.

Odunpazarı semtinde Balmumu heykeller müzesi; Bizzat belediye başkanı prof. Yılmaz Büyükerşen tarafından yapılan Atatürk dâhil yerli ve yabancı devlet başkanları, meşhur yazarlar, sanatçılar ve Büyükerşen’in çalışma masası başında kendi balmumu heykellerini doyasıya ve hayranlıkla seyrediyorsunuz. Kurşunlu camii ve külliyesi, Japon, Polonyalı, Letonyalı, Alman bazı sanatçıların da hediye ettiği cam eserler bulunan Eskişehir Çağdaş Cam Müzesi, Odunpazarı evleri, el sanatlarının satıldığı Atlıhan ve şehri gündüz ayrı gece ayrı güzellikte seyir sağlayan Şelale de bu bölgede bulnuyor.

Kütahya Yolu Sazova Mevkii'ndeki Sazova bilim sanat ve kültür parkı yaklaşık 400 bin metre karelik alanı ile Eskişehir'in en büyük parkı. Kendi aracınız ile gidiyorsanız önce Eskişehir’in hemen girişindeki bu parkı geziniz. Bir öğleden sonranızı bu parkta geçireceksiniz çünkü. Park alanı içinde çeşitli su sporları ve aktiviteleri yapmak için büyük bir gölet, restoranlar, 2000 kişilik açık hava konser alanı anfi tiyatro, Park alanındaki gölet içinde Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfettiği Santa Maria Gemisi'nin birebir kopyası var. Toplarından yatakhanelerine, kaptan köşkünden güvertesine her şeyi ile gerçek boyutlarında inşa edilen gemi büyüklerin ama özellikle çocukların büyük ilgisini çekiyor. Gemi dışında ve içinde fotoğraf çekebilir dostlarınızla paylaşabilirsiniz. Masal kahramanlarından oluşan oyun grupları, çocukların su ile ilgili çeşitli aktiviteleri yapabilecekleri oyun alanı, engelli çocuklar için oyun alanı, içinde büyük bir planetaryum (gözlemevi) de olan bilim deney merkezi ve asma köprüsü ve kenarındaki su kanalı ile gerçekten heybetli bir Masal Şatosu bulunuyor. Şatonun dış görünümü bitmiş ama içerisi halen tamamlanmamış bu yüzden halk içini merak ediyor ama ben öğrendim, masal kahramanlarının ve masal dünyasının objeleri ile donatılacakmış. Park alanı içinde ulaşım özel trenler ile sağlanıyor. 30 kişi kapasiteli tren ile bütün parkı dolaşmak mümkün. Eskişehir'de bir ilk olan Bilim Deney Merkezi Projesi Bilim Sanat ve Kültür Parkı'nın en önemli yapılarından birini oluşturuyor. Bu merkez, Eskişehir'deki ilköğretim ve lise çağındaki çocukların çeşitli bilimsel deneyleri gerçek ortamlarında yapabilmelerine olanak sağlıyor.

Kent Park; Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’e kazandırdığı büyük park projelerinden olan ve alışılagelen yeşil alan ve park kavramlarının çok daha ötesinde birçok yenilik barındıran, Eskişehir Şehirlerarası Otobüs Terminali ile Gökmeydan Mahallesi arasındaki yaklaşık 300 bin metre karelik alan üzerine kurulmuş.

Büyük Park; Gazi Yakup Satar Caddesi üzerinde bulunan ve önceki yönetimler tarafından boşaltılan metruk mezarlık alanı, yine Büyükşehir Belediyesi’nce, kötü görünümünden kurtarılmış, yoğun ağaç ve bitki örtüsü ile yürüyüş ve dinlenme alanlarını, çocuk parklarını, kaide ve heykelleri, büyük ölçekli göletleri barındıran dev bir park haline getirilmiş. Biri 1200 diğeri 900 metre kare büyüklüğünde iki gölet, şelale tipi büyük ölçekli süs havuzu var.

Porsuk çayı üzerinde hizmet veren ve 40 kişi alan iki tekne ile köprübaşına kadar takriben 8 km. uzunlukta bir gezi yapıyorsunuz. Çay boyunca Kentpark konakları, Kurtuluş mahallesi ve köprübaşında üç yerde tıpkı Panama kanalında olduğu gibi kapaklı havuzlara girip suyun yükselmesi ile bir sonraki merhaleye kadar devam ediyorsunuz.

Şehir merkezinden her yöne tramvay çalışıyor. Duraklarda beklemek diye bir şey yok, gidenin hemen arkasından öbür tramvay geliyor. Tramvay kartları her yerde satılıyor. Tek binim ücreti 1.90 TL. 6 TL lik kart alırsanız her binim 1.50 Tl. Oluyor. Eskişehir de halen iki üniversite var, Anadolu Üniversitesi ve Osman Gazi Üniversitesi, üçüncü üniversite olan Eskişehir Tic. Odası Üniversitesi de yolda. Üniversite de okuyan öğrenci sayısı 41.000 civarında olup şehir nüfusunda okuma yazma oranı % 99,9 imiş. Üniversiteli öğrenci sayısı bu kadar çok olunca yeni yapılaşmada da öğrenciler için 1+1 daireler çoğunlukta. Bu kısa bilgiden sonra, yediğin içtiğin senin olsun nerede konakladın derseniz onu da arz etmeden önce öğrencisi olma şerefine nail olduğumuz Prof. Haluk Cillov hocamızı rahmetle anarak onun derste bize anlattığı bir şeyi bende size anlatayım. İkinci dünya savaşının tahribatından kurtulmaya çalışan Avrupa, Amerikalı turistlerin parasını almak için eski tarihi binaları, şatoları kadife perdeleri lüks ve ihtişamlı yatak odaları ile restore edip otel haline getirse de bir türlü istediği sonuca ulaşamaz. Birleşip Amerika’ya bir anketör grubu göndererek araştırma yaptırır. Çıkan sonuç Amerikalı turist ucuz, temiz, gürültüsüz, odasında duşu ve tuvaleti olan yerleri tercih etmektedir. Bunun üzerine kollar sıvanır hızla bu şekilde oteller inşa edilir. Biz de internet de yaptığımız araştırmada şehir içinde çok otel bulduk ama hem pahalı hem de otopark imkânı yoktu. Birden bir sayfa da karşıma Otel Çınas tanıtımı çıktı. İki kişilik oda + 6 yaşına kadar çocuk ücretsiz 65 TL. yazıyordu, hemen aradım. Karşıma Alaca’dan hemşerimiz Sayın Recep Küre çıktı. Fiyat teyidi yaparak rezervasyon yaptırdık. Gerçi internetten otelin içini dışını görmüştüm ama yinede acaba nasıl bir olumsuz ortamla karşılaşabiliriz tedirginliği içinde otele geldik. Aracımızı otoparka park edip otele girdik. Otel dört katlı. İlk dikkatimiz çeken odaların temizliği ve rahatlığı oldu. Yerleştikten sonra duvar kâğıdından banyosuna, gardırobundan oda kapısına özenli bir seçim yapıldığını fark ettim. Recep bey’e iç mimarınız iyiymiş güzel seçimler yapmış deyince güldü,” Her şeyle otelin sahibi Adnan Bey ilgilendi kendisi zaten müteahhit’tir” dedi. Ertesi günümüze Adnan Bey’in güler yüzü ile başladık. Gerek Recep Bey gerek Adnan Bey aracımızı otoparktan çıkarmamamızı, her yere tramvay ile gidebileceğimizi söylediler. Bizde öyle yaptık ve çok rahat ettik. Otelin hemen arkasında Büyükdere tramvay durağı var oradan binip orada iniyorsunuz. Şehrin merkezi Çarşı durağı ile otel arası dört istasyon. Tramvay ne kadar kalabalık olursa olsun yaşlılar ve hanımlara yer var çünkü Eskişehir halkı bu konuda çok duyarlı. Recep bey hemşerimiz olduğu için boş saatlerinde bize rehberlik de yaptı. Uzun sohbet imkânımız oldu. Sohbetin konusu ne olacaktı ki tabi “Ne olacak bizim Yozgat’ın hali.” Evet, sevgili hemşerilerim Eskişehir nire, bizim Yozgat nire, Urfa türküsünde dediği gibi “Bizim Yozgat eski hamam eski tas.” Hatta o güzelim eski evlerimiz yıkılıp yerine o ucube beton heyulalar dikilince daha da çirkinleşen bir Yozgat. Bir tarafta yıllar önce kokusundan yanından geçilmeyen Porsuk çayı ki üzerinde 40 kişilik teknelerle gezi yapılıyor. Biraz yukarısında yine Büyükerşen tarafından yapılmış, deniz özlemi olan ama denize gidemeyenlerin güneşlenmesi için yapılmış tabanı mavi boyalı olduğundan ilk bakışta deniz görüntüsü veren suni plajı ile Eskişehir. Bir tarafta üzeri kapatılmış Çatak deresi ve Sırasöğüt öz’ü ile Yozgat. Yine lafı fazla uzattım, lütfen hoş görün. Sözüm ona görgülerini bilgilerini artırmak için halkın dişinden tırnağından artırarak ödediği vergiler ile ailecek Avrupa ülkelerine giden belediyeciler, gitsinler Eskişehir’e de soyadı gibi hakikaten büyük olan Sayın Yılmaz Büyükerşen’den belediyecilik nasıl yapılırmış öğrensinler. Geçmiş bayramınız kutlu olsun, Allah sağlıkla ve huzurla tekrarını nasip etsin inşallah.

Otel Çınas için bkz. www.otelcinas.com. Veya 0222.222.11. 11

Yazarın notu; Sayın Uğur Dündar’da 24 Ekim 2103 tarihli İlk Kurşun gazetesindeki köşesinde “ Yıl­maz Bü­yü­ker­şen de bü­yü­le­yi­ci park­la­rı, mü­ze­le­ri ve kül­tü­rel et­kin­lik alan­la­rıy­la Es­ki­şe­hi­r’­i “öl­me­den ön­ce mut­la­ka gö­rül­me­si ge­re­ken ken­t” ha­li­ne ge­ti­ri­yor.” diye yazmış.



22.10.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Asil azmaz bal kokmaz, kokarsa yağ kokar onunda aslı ayrandır.Bu güzel insanlar nereye gittiler?
SUDE ÖZTÜRK -- 08.11.2017 21:53
PAZARCI ESNAFI
Sevgili dostum. Pazarcı esnafı da içimizden birileri. İyi huylusunun yanında, huysuzu, soysuzu da var. İdeal olanı insan ilişkilerinde seviyeli davranmak. Ama bazılarında o anlayış ne gezer. Ben de bir ufacık katkıda bulunayım izninle:
İstanbul’da bir semt pazarı. Vakit ikindi sonrası. Bir balıkçı tezgahının önü kalabalık. Balıkçı da anasının gözü. Bağırıyor sıtma görmemiş sesiyle: “Hadi, canlı canlı…Denizden yeni çıktı bunlar. Canlı canlı!”
Bir yaşlı hanım yaklaştı satıcıya:
-Yavrum, balıklar taze midir?
Balıkçı:
-Canlı canlı dedik ya hanım teyze!
Yaşlı hanım munis bir sesle:
-Yavrum, bak ben de canlıyım. Ama taze miyim?
Selam ve saygıyla aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 27.10.2017 16:23
PAZARCI ESNAFI
Sayın Çapanoğlu, Pazar alışverişleri biz hanımlar için çok önemli bir sosyal olay. Hem mutfak masrafını hem de sair ihtiyaçlarımız biraz daha ekonomik olarak halletmek için semt pazarlarından alış veriş yapmaya çalışıyoruz. Çok şükür bu güne kadar yazınızdaki gibi bir olay ile karşılaşmadım. Herkesin görgüsü, bilgisi, yetişme tarzı aynı değil. Bu yüzden de terbiyesizlik değil ama kaba davranışlar olabiliyor. Zamanla pazar yerinde efendi saygılı dürüst iyi niyetli beyleri ve hanım satıcıları tanıyor ve ahbap oluyorsunuz ve onlardan alışveriş yapmaya başlıyorsunuz. Son yıllarda pazarcı esnafı da gençleşmeye başladı. İş bulamayan gençler babalarına annelerine yardımcı oluyorlar bu da hem müşterilerin hem de satıcıların daha nazik olmasına katkı yaptı. Fiyat konusuna hiç girmeyeyim. Sanırım ne satan memnun nede alan. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 25.10.2017 10:46
CEVİZ AĞACI
Aziz dostum, Ceviz Ağacı’nı okudum. Nazım Hikmet’in “Ceviz Ağacı”nı hatırladım. Hani der ya Koca Nazım:
“Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.”
Bir hikayesi var bu Ceviz Ağacı’nın. O hikayeyi “Cevizlik”te anlatacağım. Bir atasözünde de ceviz gölgesi (koz gölgesi) kız gölgesi diye vasıflandırılır. Şöyle söyler atalar: “Dut gölgesi, it gölgesi; söğüt gölgesi, yiğit gölgesi; koz gölgesi, kız gölgesi.” Yani o ağır uykular sülfür gazından ileri geliyormuş. Gaz maz salgılarmış ceviz ağacı, bilemem. Koz (ceviz) gölgesi kız gölgesidir. Atalar öyle diyor. Nokta. Bu nokta işin esprisi be canım.
Ben de Cevizlik’te ceviz bahsine bir başka pencereden bakacağım.
Selam ve saygılar efendim.

Mustafa Topaloğlu -- 13.10.2017 18:56
CEVİZ AĞACI
Sayın Çapanoğlu, okuyucularınıza verdiğiniz değerden dolayı teşekkür ediyorum. Sizleri okumak, anlamak gerçekten büyük bir ayrıcalık. Bu gazetede yazanlar, okuyanlar büyük bir aile gibi. Veya bendeniz sizin aranızda kendimi öyle hissediyorum. Bu duygunun kaynağı sizleri az çok tanıyor olmamdan veya aynı memleketin hasretiyle yaşamanın ortak noktasından da olabilir. Nede olsa aynı sulardan içtik, aynı yollardan geçtik, doğruyu, yanlışı aynı kültürün eğrilen ipinden seçtik. Bir ailede insan bir birini anlayamıyor, bir birine değer vermiyorsa o çatı altında yaşayanlar aile olamazlar. Bu bakımdan bu gazetede anlatma, anlama ve değer verme anlayışı hakim olduğu için sizleri ve biz okuyucuları aile çerçevesinde görüyorum.

Biraz bu aileden uzak kalmak zorunda kaldım. Gözlerimden rahatsızım. Bilgisayardan okumak göz sorunumu artırıyor. Hazır Bilgisayar bozulmuşken format attırmayım gözlerim dinlensin istedim. Bu süreç yaz'a tekamül ettiğinden, malum yaz sıcağı buralarda daha sıkıcı geçiyor, serin yerlere kendimizi atıyoruz. Arada bir telefondan yazılarınızı takip ediyordum fakat oradan yazı yazmak çok zor olduğundan yazamıyordum. Çok şükür gazetemizden ayrı kalacak kadar tatlı telaşeler den başka sorunumuz yok.

Yazınızda bahsettiğiniz "Ceviz ağacı" Yozgat'ın her evinin bahçesinde bulunan dede mirası ağaçlardan biriydi. Ceviz ağacının bir özelliğini duymuştum. Etrafında yaşanan önemli hadiseleri veya şahısları gövdesine fotoğraflayıp kaydedermiş. Ne kadar doğru bilmiyorum. Bildiğim şu ki Yozgat'da ne bahçe kalmış nede geçmişi geleceğe taşıyan, her şeye tanıklık eden ceviz ağaçları.

Bir önceki yorumumda bahsetmiştim. Öldürdüler Yozgat'ı kaçırdılar insanları.

Selam ve saygılarımla
SUZAN -- 13.10.2017 02:58
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00