BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
175
Dün
:
4633
Toplam
:
14364359
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TEYEMMÜM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Sene 1959 cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla Niğde’deyiz. Niğde Lisesi ve Ortaokulu aynı binada. Yozgat Lisesi gibi taş bir bina. Ben 14 yaşımda ortaokul ikinci sınıf talebesiyim. Tek tedrisat yapıyoruz. Öğleden evvel dört ders, öğleden sonra iki ders. Benden büyük lise talebesi ağabeylerimiz olduğu halde Matematik ve Geometri Hocamız Mustafa Bey nur içinde yatsın, okul kooperatifini bana emanet etti. Teneffüslerde üst kata çıkan geniş ahşap merdivenin yanındaki büyük boşlukta kırtasiye malzemeleri, her gün iki defa gelen taze simit, çikolata, peynir şekeri, gazoz filan satıyorum. Bazen öğretmenlerimiz de gelip simit ve gazoz alıyorlar. Topladığım paraları paydos olunca saymadan Mustafa Bey’e teslim ediyorum. O da teşekkür edip avuçla alıyor. Kendimi çok önemli kişi gibi görüyorum. Tek bir şikâyetim var tuvalete gidecek zaman bulamıyorum derse giriş zili çalmasına yakın kapatıp tuvalete koşuyorum. Seyrekte olsa bazen nefes nefese öğretmenimle birlikte sınıfa giriyorum. Öğretmenlerim durumu bildiklerinden hoş karşılıyorlar bazen karşılıklı tebessüm bile ediyoruz. Bir aile dostumuzun köpeği ısırdığından her gün saat 10.00 da okulun karşısındaki hastaneye gidip Karanfil ismindeki erkek hastabakıcıya karnımdan kuduz aşısı oluyorum. İlaçlar biriktiği için karnım geriliyor, dik duramıyor yaşlılar gibi biraz öne doğru eğik yürüyorum. Bu iğneler 13 gün sürdü. Köpekte herhangi bir olumsuzluk görülmediğinden 13. İğneden sonra devam edilmedi. Köpek kudursa imiş 40 iğne yiyecekmişim. Öğleden sonra din dersimiz var hem de iki ders üst üste. Okulumuz öğretmeni olmayan, yüzü hiç gülmeyen, boynu kısa, hafif göbekli Abdurrahman hoca isminde birisi din öğretmenimiz. Sık sık tahtaya kaldırıp sözlü imtihan yapıyor. En tırstığımız ders din dersi. Tahtaya birisini kaldırmak için gözleri sınıfı taradığında göz göze gelmemek için bir şeyle meşgul oluyormuşuz gibi hepimiz başımızı önümüze eğiyoruz. O gün benim şanssız günüm imiş, beni tahtaya kaldırdı. Nasıl abdest aldığımızı sordu, göstererek anlattım. Sonra gusül abdestini sordu. Onu da göstererek anlattım. Çok şükür her sorusuna cevap veriyorum içim rahat. Birde teyemmümü tarif et dedi. Teyemmüm ne ki ilk defa duyuyorum. Düşünüyormuş gibi yapıp arkadaşlarımdan imdat bekliyorum. Ön sırada oturan ve Baş Muavinin (şimdi herhalde müdür yardımcısı deniyor) yeğeni Celal iki elini sıranın üstüne bastırarak bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Öğretmen yardımcı olmak için “Mesela çöldesin ve etrafta hiç su yok, nasıl abdest alırsın” dedi. Gözüm Celal de, o da aynı şeyi yapmaya çaktırmadan devam ediyor ve sanki kumu işaret etmek için bana avuçluyormuş gibi geldi. Etrafta suda olmadığına göre demek kumu su gibi kullanacağım düşüncesiyle “Yerden biraz kum alırız” diye anlatmaya başladım. Aldık ama sonra ne yapacağız gözüm Celal de bekliyorum. Öğretmen bana bakarak kendisi anlatmaya başladı “ Biraz sağ omzumuzdan, biraz sol omzumuzdan dökeriz. Bende dikkatle dinliyorum. “Yine bir miktar alır biraz burnumuza çekeriz, biraz dudaklarımıza süreriz.” İşte o zaman anladım benimle dalga geçiyordu. Başımdan kaynar sular döküldü. Nalân isminde bir kız arkadaşımla çocuk kalplerimizle birbirimize ilgi duyuyor fırsat buldukça bakışıyorduk birden onunla göz göze geldim. Yüzü kızarmıştı başını önüne eğdi. Koca okulda Mustafa hocam bana güvenmiş okul kooperatifini bana emanet etmişti bu yüzden bir saygınlığım hatta dokunulmazlığım vardı. Bütün sınıfın önünde özellikle Nalân’ın önünde rezil olmuştum. Ağlamak geliyordu içimden, ağlarsam daha rezil olurum diye düşündüm. Sonra kızgınlıkla hocanın yüzüne baktım. Yapacağı başka bir şey yoktu. “Oturabilirsin” dedi. Yıkılmıştım, yaşamımdan acı bir hatıra olarak kalan bu günü hiç unutmadım. Konuşamayacak derecede boğazım ağrıdığından iki gün okula gidememiştim. Bu konuyu o zaman işlemişler. O günden sonra öğrencisi ile alay eden öğretmenlere karşı büyük bir nefret besledim. Dört yıl sonra beden eğitimi öğretmenini nasıl dövdüğümü belki başka bir yazımda anlatırım. Bu anım, mecburi din derslerinin tartışıldığı bu günlerde velilere ama en çok da onurlarına düşkün asil evlatlarımıza bir örnek olsun istedim.

07.10.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00