BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 26.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
165
Dün
:
4633
Toplam
:
13791640
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TEYEMMÜM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Sene 1959 cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla Niğde’deyiz. Niğde Lisesi ve Ortaokulu aynı binada. Yozgat Lisesi gibi taş bir bina. Ben 14 yaşımda ortaokul ikinci sınıf talebesiyim. Tek tedrisat yapıyoruz. Öğleden evvel dört ders, öğleden sonra iki ders. Benden büyük lise talebesi ağabeylerimiz olduğu halde Matematik ve Geometri Hocamız Mustafa Bey nur içinde yatsın, okul kooperatifini bana emanet etti. Teneffüslerde üst kata çıkan geniş ahşap merdivenin yanındaki büyük boşlukta kırtasiye malzemeleri, her gün iki defa gelen taze simit, çikolata, peynir şekeri, gazoz filan satıyorum. Bazen öğretmenlerimiz de gelip simit ve gazoz alıyorlar. Topladığım paraları paydos olunca saymadan Mustafa Bey’e teslim ediyorum. O da teşekkür edip avuçla alıyor. Kendimi çok önemli kişi gibi görüyorum. Tek bir şikâyetim var tuvalete gidecek zaman bulamıyorum derse giriş zili çalmasına yakın kapatıp tuvalete koşuyorum. Seyrekte olsa bazen nefes nefese öğretmenimle birlikte sınıfa giriyorum. Öğretmenlerim durumu bildiklerinden hoş karşılıyorlar bazen karşılıklı tebessüm bile ediyoruz. Bir aile dostumuzun köpeği ısırdığından her gün saat 10.00 da okulun karşısındaki hastaneye gidip Karanfil ismindeki erkek hastabakıcıya karnımdan kuduz aşısı oluyorum. İlaçlar biriktiği için karnım geriliyor, dik duramıyor yaşlılar gibi biraz öne doğru eğik yürüyorum. Bu iğneler 13 gün sürdü. Köpekte herhangi bir olumsuzluk görülmediğinden 13. İğneden sonra devam edilmedi. Köpek kudursa imiş 40 iğne yiyecekmişim. Öğleden sonra din dersimiz var hem de iki ders üst üste. Okulumuz öğretmeni olmayan, yüzü hiç gülmeyen, boynu kısa, hafif göbekli Abdurrahman hoca isminde birisi din öğretmenimiz. Sık sık tahtaya kaldırıp sözlü imtihan yapıyor. En tırstığımız ders din dersi. Tahtaya birisini kaldırmak için gözleri sınıfı taradığında göz göze gelmemek için bir şeyle meşgul oluyormuşuz gibi hepimiz başımızı önümüze eğiyoruz. O gün benim şanssız günüm imiş, beni tahtaya kaldırdı. Nasıl abdest aldığımızı sordu, göstererek anlattım. Sonra gusül abdestini sordu. Onu da göstererek anlattım. Çok şükür her sorusuna cevap veriyorum içim rahat. Birde teyemmümü tarif et dedi. Teyemmüm ne ki ilk defa duyuyorum. Düşünüyormuş gibi yapıp arkadaşlarımdan imdat bekliyorum. Ön sırada oturan ve Baş Muavinin (şimdi herhalde müdür yardımcısı deniyor) yeğeni Celal iki elini sıranın üstüne bastırarak bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Öğretmen yardımcı olmak için “Mesela çöldesin ve etrafta hiç su yok, nasıl abdest alırsın” dedi. Gözüm Celal de, o da aynı şeyi yapmaya çaktırmadan devam ediyor ve sanki kumu işaret etmek için bana avuçluyormuş gibi geldi. Etrafta suda olmadığına göre demek kumu su gibi kullanacağım düşüncesiyle “Yerden biraz kum alırız” diye anlatmaya başladım. Aldık ama sonra ne yapacağız gözüm Celal de bekliyorum. Öğretmen bana bakarak kendisi anlatmaya başladı “ Biraz sağ omzumuzdan, biraz sol omzumuzdan dökeriz. Bende dikkatle dinliyorum. “Yine bir miktar alır biraz burnumuza çekeriz, biraz dudaklarımıza süreriz.” İşte o zaman anladım benimle dalga geçiyordu. Başımdan kaynar sular döküldü. Nalân isminde bir kız arkadaşımla çocuk kalplerimizle birbirimize ilgi duyuyor fırsat buldukça bakışıyorduk birden onunla göz göze geldim. Yüzü kızarmıştı başını önüne eğdi. Koca okulda Mustafa hocam bana güvenmiş okul kooperatifini bana emanet etmişti bu yüzden bir saygınlığım hatta dokunulmazlığım vardı. Bütün sınıfın önünde özellikle Nalân’ın önünde rezil olmuştum. Ağlamak geliyordu içimden, ağlarsam daha rezil olurum diye düşündüm. Sonra kızgınlıkla hocanın yüzüne baktım. Yapacağı başka bir şey yoktu. “Oturabilirsin” dedi. Yıkılmıştım, yaşamımdan acı bir hatıra olarak kalan bu günü hiç unutmadım. Konuşamayacak derecede boğazım ağrıdığından iki gün okula gidememiştim. Bu konuyu o zaman işlemişler. O günden sonra öğrencisi ile alay eden öğretmenlere karşı büyük bir nefret besledim. Dört yıl sonra beden eğitimi öğretmenini nasıl dövdüğümü belki başka bir yazımda anlatırım. Bu anım, mecburi din derslerinin tartışıldığı bu günlerde velilere ama en çok da onurlarına düşkün asil evlatlarımıza bir örnek olsun istedim.

07.10.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00