BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
304
Dün
:
4633
Toplam
:
15011047
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
KAYBOLAN ÇİVİLER
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yıl 1956. Babamın memuriyeti dolayısıyla Kırklareli’ndeyiz. Ben ilkokul 5. sınıf kardeşim 4.sınıf öğrencisiyiz. Evimiz, postaneye yakın bir sokakta. Bahçesinde kuyusu ve bir elma ağacı ile bir incir ağacı olan iki katlı büyükçe bir ev. Bu evi bize vaktiyle Yozgat’ta Ağır Ceza Hâkimliği yapmış olan rahmetli Hıfzı Şişmanoğlu tutmuş. Hıfzı Beyamca, gurbette bizim dedemiz gibi idi. Çok babacan, çok tonton bir insandı. Bazı geceler eşi ile birlikte kapımızı çalıp hadi sizi cennete götüreyim derdi. Cennet dediği yer, Kırklareli’nin parkı. Bizde herkes gibi burada temiz hava alıp ay çekirdeği çitliyoruz. Bu çekirdek çitleme sesi ilk zamanlar bizi çok rahatsız etti. Sinemada herkes çekirdek çitlediğinden filmi doğru dürüst izleyemiyorduk. İnsanoğlu neye alışmıyor ki, zamanla bizde alıştık. Babam hemen Legorn cinsi beyaz tavuklar ve bir horoz aldı. Tavuklarımızdan hemen her gün birkaç yumurta alıyoruz. Babam hafta sonları kasaptan aldığı kemikleri bahçede bir kütük üstünde baltanın tersi ile ezip tavuklara veriyor. Tavukların o kadar hoşuna gidiyor ki kütüğün üzerindeki ezilmiş kemiği kapmak için bilmeden gagalarını baltanın altına uzatıyorlar. Manzaradan çok mutlu olan babam bir yandan kemikleri eziyor bir yandan gülümseyerek “ulan şimdi birinizin gagası baltanın altında kalacak ha” diye onlarla konuşuyor. Yine bir hafta sonu oturma odasında bir şey tamir ediyordu. Bu tamirat için gerekli malzemeleri önceki günlerde temin edip hazırlamıştı. Tamirat işi bitince aletlerini ve aldığı malzemelerden arta kalanları toplamaya başladı. Bende okul ödevimi yapıyordum. Babam kendi, kendine söylendi. “çiviler bu kadar değildi daha fazla olması gerekirdi, farkında olmadan kullandık mı yoksa dökülüp saçıldı mı?” Babam böyle kendi kendine konuşunca annem de etrafa bakındı “başka yok hepsi bu kadar” dedi. Babam “hayır bu kadar değil başka işler içinde lazım olur diye biraz fazla almıştım” dedi. Babam böyle söyleyince ben de oturduğum yerden etrafıma bakındım görünürde çivi filan yoktu. Annem ve babam etrafa bakınmaya başladılar ama etrafta çivi benzeri bir şey yoktu. Kardeşim birden sedirin üstündeki minderi kaldırarak “burada çiviler var” dedi. Hakikaten orada bir avuç kadar çivi vardı. Babam “bu çivileri buraya kim koydu” deyip sorgulayan bir bakışla ikimize baktı. Ben ödev yapıyordum çivilerle bir ilgim yoktu. Ben koymadım ödevimi yapıyordum dedim. Kardeşim ben de koymadım dedi. İkimizde inkâr edince babam o zaman anneniz mi koydu dedi. Sustuk cevap vermedik. Babam bu defa anneme dönerek “sen mi koydun” diyerek mahsustan ona da sordu. Ortada bir yalan olduğundan annem sessiz kaldı. Bunun üzerine anneme “bana bir parça ekmek getir” dedi. Annemin getirdiği ekmeğe bir şeyler okuyup, üfleyip üç parçaya böldü. Sonra bize dönüp “Bu ekmeğe okudum şimdi size verdiğim ekmeği yiyeceksiniz, bu okunmuş ekmek, yalan söyleyenin karnını şişirir. Sabah kimin karnı şişerse o yalan söylemiş demektir” dedi. Çivileri ben saklamamıştım ama kardeşimin karnının şişmesini istemiyordum, daha doğrusu korkuyordum, ya çok şişerde patlarsa diye. “Ben saklamıştım” dedim. Kızacak sandım ama kızmadı yumuşak bir ses tonu ile “neden sakladın oğlum, isteseydin vermez miydim çivi saklanır mı” dedi. Bir şey söylemedim. Babam malzemelerini topladı kaldırdı, konu da kapandı. Ertesi günü hiçbir şey olmamış gibi babam işe bizde okulumuza gittik. Öğlen okul tatil olunca kardeşimden önce eve gelmek için koştum. Eve gelir gelmez anneme “çivileri ben almamıştım anne, kardeşimin karnı şişmesin diye öyle söylemiştim” dedim. Annem gülerek “biliyorum” dedi. Nasıl bildin dediğimde “Çünkü çivilerin minderin altında olduğundan ondan başka hiçbirimizin haberi yoktu” dedi.

30.09.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00