BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.06.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
184
Dün
:
4633
Toplam
:
14013567
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
KAYBOLAN ÇİVİLER
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yıl 1956. Babamın memuriyeti dolayısıyla Kırklareli’ndeyiz. Ben ilkokul 5. sınıf kardeşim 4.sınıf öğrencisiyiz. Evimiz, postaneye yakın bir sokakta. Bahçesinde kuyusu ve bir elma ağacı ile bir incir ağacı olan iki katlı büyükçe bir ev. Bu evi bize vaktiyle Yozgat’ta Ağır Ceza Hâkimliği yapmış olan rahmetli Hıfzı Şişmanoğlu tutmuş. Hıfzı Beyamca, gurbette bizim dedemiz gibi idi. Çok babacan, çok tonton bir insandı. Bazı geceler eşi ile birlikte kapımızı çalıp hadi sizi cennete götüreyim derdi. Cennet dediği yer, Kırklareli’nin parkı. Bizde herkes gibi burada temiz hava alıp ay çekirdeği çitliyoruz. Bu çekirdek çitleme sesi ilk zamanlar bizi çok rahatsız etti. Sinemada herkes çekirdek çitlediğinden filmi doğru dürüst izleyemiyorduk. İnsanoğlu neye alışmıyor ki, zamanla bizde alıştık. Babam hemen Legorn cinsi beyaz tavuklar ve bir horoz aldı. Tavuklarımızdan hemen her gün birkaç yumurta alıyoruz. Babam hafta sonları kasaptan aldığı kemikleri bahçede bir kütük üstünde baltanın tersi ile ezip tavuklara veriyor. Tavukların o kadar hoşuna gidiyor ki kütüğün üzerindeki ezilmiş kemiği kapmak için bilmeden gagalarını baltanın altına uzatıyorlar. Manzaradan çok mutlu olan babam bir yandan kemikleri eziyor bir yandan gülümseyerek “ulan şimdi birinizin gagası baltanın altında kalacak ha” diye onlarla konuşuyor. Yine bir hafta sonu oturma odasında bir şey tamir ediyordu. Bu tamirat için gerekli malzemeleri önceki günlerde temin edip hazırlamıştı. Tamirat işi bitince aletlerini ve aldığı malzemelerden arta kalanları toplamaya başladı. Bende okul ödevimi yapıyordum. Babam kendi, kendine söylendi. “çiviler bu kadar değildi daha fazla olması gerekirdi, farkında olmadan kullandık mı yoksa dökülüp saçıldı mı?” Babam böyle kendi kendine konuşunca annem de etrafa bakındı “başka yok hepsi bu kadar” dedi. Babam “hayır bu kadar değil başka işler içinde lazım olur diye biraz fazla almıştım” dedi. Babam böyle söyleyince ben de oturduğum yerden etrafıma bakındım görünürde çivi filan yoktu. Annem ve babam etrafa bakınmaya başladılar ama etrafta çivi benzeri bir şey yoktu. Kardeşim birden sedirin üstündeki minderi kaldırarak “burada çiviler var” dedi. Hakikaten orada bir avuç kadar çivi vardı. Babam “bu çivileri buraya kim koydu” deyip sorgulayan bir bakışla ikimize baktı. Ben ödev yapıyordum çivilerle bir ilgim yoktu. Ben koymadım ödevimi yapıyordum dedim. Kardeşim ben de koymadım dedi. İkimizde inkâr edince babam o zaman anneniz mi koydu dedi. Sustuk cevap vermedik. Babam bu defa anneme dönerek “sen mi koydun” diyerek mahsustan ona da sordu. Ortada bir yalan olduğundan annem sessiz kaldı. Bunun üzerine anneme “bana bir parça ekmek getir” dedi. Annemin getirdiği ekmeğe bir şeyler okuyup, üfleyip üç parçaya böldü. Sonra bize dönüp “Bu ekmeğe okudum şimdi size verdiğim ekmeği yiyeceksiniz, bu okunmuş ekmek, yalan söyleyenin karnını şişirir. Sabah kimin karnı şişerse o yalan söylemiş demektir” dedi. Çivileri ben saklamamıştım ama kardeşimin karnının şişmesini istemiyordum, daha doğrusu korkuyordum, ya çok şişerde patlarsa diye. “Ben saklamıştım” dedim. Kızacak sandım ama kızmadı yumuşak bir ses tonu ile “neden sakladın oğlum, isteseydin vermez miydim çivi saklanır mı” dedi. Bir şey söylemedim. Babam malzemelerini topladı kaldırdı, konu da kapandı. Ertesi günü hiçbir şey olmamış gibi babam işe bizde okulumuza gittik. Öğlen okul tatil olunca kardeşimden önce eve gelmek için koştum. Eve gelir gelmez anneme “çivileri ben almamıştım anne, kardeşimin karnı şişmesin diye öyle söylemiştim” dedim. Annem gülerek “biliyorum” dedi. Nasıl bildin dediğimde “Çünkü çivilerin minderin altında olduğundan ondan başka hiçbirimizin haberi yoktu” dedi.

30.09.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00