BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
225
Dün
:
4633
Toplam
:
15018710
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
KUTSAL İSYANIN KAĞNILARI VE YOZGATLI NARSA NECİP HANIM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar birkaç gün önce dünya tarihinin hayretler içinde kaydettiği 30 Ağustos zafer bayramımızı karışık hislerle ve övünç içinde kutladık.

Osmanlının son döneminde yaklaşık 200 yıl yenilgiden yenilgiye uğrayan, halkı yoksullaşan, topraklarının bir kısmına el konulan Türk halkının talihi, 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruz'la birdenbire tersine döndü. Bu zaferin kazanılmasında elbette birçok neden sayılabilir. Ama hiç kuşkusuz bunların başında Türklerin son yurtlarını da kaybetme ve batının kölesi haline gelme korkusuyla canını dişine takip emperyalizme karşı başlattıkları kutsal isyan gelir.

Yunanlıların 4.036 kamyonla yaptıkları asker, cephane, erzak taşıma ve 1.776 cankurtaranla yaptıkları yaralı ve hasta taşıma işlerini Türkler, sadece 298 kamyon 33 cankurtaran ile ama esas olarak arabalarla yapıyorlardı. 2.318 kağnı, 3.141 at arabası, 1.970 öküz arabası bu savaşın kahramanlarıydılar.
Öte yandan Kadınlar tarafından kurulan Müdafaa-i Vatan cemiyeti hem cepheye gitmiş kadınların kaderleri ile ilgileniyor hem de kadınların kağnı kollarında çalışmalarını organize ediyorlardı. İstanbul da İngiliz işgali atındaki kendi cephaneliklerimizden silah ve cephane çalan karakol isimli teşkilat, bunları Laz takalarına yükleyerek düşman gemilerinin devriye gezdiği Boğazdan ve Karadeniz den kaçırıp İnebolu limanına indiriyorlardı.

Çok uzaklardaki İstanbul limanından
Kaçak asker ceketi ve silah yükleyen Laz takaları
Hürriyet ve umut, su ve rüzgârdılar.

Takaların geldiğini haber alan Kahraman İnebolu halkı kadın, erkek, çoluk çocuk hemen limana iniyor gelen silah ve cephaneleri büyük bir hızla evlerine taşıyıp saklıyor sonra da kağnı kolları ile kışta, kıyamet’te yazın sıcağında Çankırı üzerinden Ankara’ya, oradan da Akşehir üstünde Afyon’a cepheye ulaştırıyorlardı.

Ayın altında öküzler
Sanki çok uzak ve küçük bir dünyadan gelmişler gibi ufacık kısacıktılar
Ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
Ve kadınlarımız birbirlerinden gizleyerek bakıyorlardı ayın altında
Geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine

İşte bu kadınlardan birisi. Cephane yüklü kağnıyı alıyor İnebolu dan yola koyuluyor.1921 kışında bir sabah askerler, Kastamonu şehitliğinin kapısında kağnı üzerine kollarını açarak kapanmış bir kadın buluyorlar. Biraz yaklaşınca donarak öldüğünü görürler. Boşlanan öküzleri tekrar kağnıya koşarken bir bebek ağlaması duyarlar. Karları süpürünce yorgan altında samana sarılmış top mermileri arasında kundağa sarılı bebeği görürler. Bir acı olayda Yozgat’ta yaşanmıştı. Yozgat mutasarrıfı Necip Bey de Çapanoğlu olayları nedeni ile Çerkez Ethem tarafından acele ile idam edilmişti. Hâlbuki Necip bey’in eşi Narsa Necip Hanım ve yardımcısı Fitnat Hanım, milli mücadelede Yozgatlı kadınların da katkıları olsun diyerek 16 Şubat 1920 tarihinde Sivas Anadolu kadınları Müdafaa-i Vatan cemiyetine bağlı Yozgat Müdafaa-i Vatan cemiyetini kurmuştu. Görevleri doğudan gelen silah ve mühimmatlar ile Yozgat halkının hazırladığı kavurma ve giyecekleri kadınların yönettiği kağnı kolları vasıtası ile Yozgat’a takriben 120 Kilometre uzaklıktaki Balişeyh’e kadar iletmekti. Ama ne yazık ki Çerkez Ethem, yargılamadan Necip beyi de hemen idam etmiş ve Narsa hanım genç yaşta dul kalmıştı. İşte mübarek Anadolu kadını. Atatürk, 30 Mart 1923 yılında bir konuşmasında tarihe geçen şu sözleri söylemişti. “Efendiler, dünyanın hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkân yoktur. Ve dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim diyemez. Belki erkeklerimiz memleketi istila eden düşmana karşı süngüleriyle, düşmanın süngülerine göğüs germekle düşman karşısında bulundular, fakat erkeklerin teşkil ettiği ordunun zayıf kaynaklarını kadınlar işletmiştir. Memleketimizin var olma imkânını sağlayanlar kadınlarımız olmuştur ve olmaktadır. Kimse inkâr edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini ayakta tutan hep kadınlarımızdır. Onun için hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle taziz ve takdis ederiz.”

Bizim kadınlarımız,
Şimdi ayın altında kağnıların ve hartuçların peşinde
Harman yerine kehribar başaklı sap çeker gibi
Aynı yürek ferahlığı ve aynı yorgun alışkanlık içindeydiler
Ve on beşlik şarapnelin çeliğinde ince boyunlu çocuklar uyuyordu
Ve ayın altında kağnılar yürüyordu
Akşehir üstünden Afyona doğru.

Kağnılarımız, Kurtuluş Savaşı'nın simgesi gibidir. Birçok zafer anıtında kağnı bulunmasının nedeni budur.

Kaynak; Genelkurmay Başkanlığı, Türk İstiklal Harbi, İkinci Cilt, 6. Kısım, 2. Kitap, s. 13



Yazarın notu; 30 Ağustos zafer bayramını aynı gece onuncu yıl marşı eşliğinde ve uzun süren bir havai fişek gösterisi ile Silivri de gözyaşları içinde kutladık. Tören sonunda Cumhuriyete sahip çıkan gençlere teşekkür eden Silivri Belediye Başkanı Sayın Özcan Işıklar binlerce kişi tarafından ayakta alkışlandı. Binlerce teşekkür Sayın Başkan.

02.09.2013


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00