BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
187
Dün
:
4633
Toplam
:
14471607
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
KUTSAL İSYANIN KAĞNILARI VE YOZGATLI NARSA NECİP HANIM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar birkaç gün önce dünya tarihinin hayretler içinde kaydettiği 30 Ağustos zafer bayramımızı karışık hislerle ve övünç içinde kutladık.

Osmanlının son döneminde yaklaşık 200 yıl yenilgiden yenilgiye uğrayan, halkı yoksullaşan, topraklarının bir kısmına el konulan Türk halkının talihi, 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruz'la birdenbire tersine döndü. Bu zaferin kazanılmasında elbette birçok neden sayılabilir. Ama hiç kuşkusuz bunların başında Türklerin son yurtlarını da kaybetme ve batının kölesi haline gelme korkusuyla canını dişine takip emperyalizme karşı başlattıkları kutsal isyan gelir.

Yunanlıların 4.036 kamyonla yaptıkları asker, cephane, erzak taşıma ve 1.776 cankurtaranla yaptıkları yaralı ve hasta taşıma işlerini Türkler, sadece 298 kamyon 33 cankurtaran ile ama esas olarak arabalarla yapıyorlardı. 2.318 kağnı, 3.141 at arabası, 1.970 öküz arabası bu savaşın kahramanlarıydılar.
Öte yandan Kadınlar tarafından kurulan Müdafaa-i Vatan cemiyeti hem cepheye gitmiş kadınların kaderleri ile ilgileniyor hem de kadınların kağnı kollarında çalışmalarını organize ediyorlardı. İstanbul da İngiliz işgali atındaki kendi cephaneliklerimizden silah ve cephane çalan karakol isimli teşkilat, bunları Laz takalarına yükleyerek düşman gemilerinin devriye gezdiği Boğazdan ve Karadeniz den kaçırıp İnebolu limanına indiriyorlardı.

Çok uzaklardaki İstanbul limanından
Kaçak asker ceketi ve silah yükleyen Laz takaları
Hürriyet ve umut, su ve rüzgârdılar.

Takaların geldiğini haber alan Kahraman İnebolu halkı kadın, erkek, çoluk çocuk hemen limana iniyor gelen silah ve cephaneleri büyük bir hızla evlerine taşıyıp saklıyor sonra da kağnı kolları ile kışta, kıyamet’te yazın sıcağında Çankırı üzerinden Ankara’ya, oradan da Akşehir üstünde Afyon’a cepheye ulaştırıyorlardı.

Ayın altında öküzler
Sanki çok uzak ve küçük bir dünyadan gelmişler gibi ufacık kısacıktılar
Ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
Ve kadınlarımız birbirlerinden gizleyerek bakıyorlardı ayın altında
Geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine

İşte bu kadınlardan birisi. Cephane yüklü kağnıyı alıyor İnebolu dan yola koyuluyor.1921 kışında bir sabah askerler, Kastamonu şehitliğinin kapısında kağnı üzerine kollarını açarak kapanmış bir kadın buluyorlar. Biraz yaklaşınca donarak öldüğünü görürler. Boşlanan öküzleri tekrar kağnıya koşarken bir bebek ağlaması duyarlar. Karları süpürünce yorgan altında samana sarılmış top mermileri arasında kundağa sarılı bebeği görürler. Bir acı olayda Yozgat’ta yaşanmıştı. Yozgat mutasarrıfı Necip Bey de Çapanoğlu olayları nedeni ile Çerkez Ethem tarafından acele ile idam edilmişti. Hâlbuki Necip bey’in eşi Narsa Necip Hanım ve yardımcısı Fitnat Hanım, milli mücadelede Yozgatlı kadınların da katkıları olsun diyerek 16 Şubat 1920 tarihinde Sivas Anadolu kadınları Müdafaa-i Vatan cemiyetine bağlı Yozgat Müdafaa-i Vatan cemiyetini kurmuştu. Görevleri doğudan gelen silah ve mühimmatlar ile Yozgat halkının hazırladığı kavurma ve giyecekleri kadınların yönettiği kağnı kolları vasıtası ile Yozgat’a takriben 120 Kilometre uzaklıktaki Balişeyh’e kadar iletmekti. Ama ne yazık ki Çerkez Ethem, yargılamadan Necip beyi de hemen idam etmiş ve Narsa hanım genç yaşta dul kalmıştı. İşte mübarek Anadolu kadını. Atatürk, 30 Mart 1923 yılında bir konuşmasında tarihe geçen şu sözleri söylemişti. “Efendiler, dünyanın hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkân yoktur. Ve dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim diyemez. Belki erkeklerimiz memleketi istila eden düşmana karşı süngüleriyle, düşmanın süngülerine göğüs germekle düşman karşısında bulundular, fakat erkeklerin teşkil ettiği ordunun zayıf kaynaklarını kadınlar işletmiştir. Memleketimizin var olma imkânını sağlayanlar kadınlarımız olmuştur ve olmaktadır. Kimse inkâr edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini ayakta tutan hep kadınlarımızdır. Onun için hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle taziz ve takdis ederiz.”

Bizim kadınlarımız,
Şimdi ayın altında kağnıların ve hartuçların peşinde
Harman yerine kehribar başaklı sap çeker gibi
Aynı yürek ferahlığı ve aynı yorgun alışkanlık içindeydiler
Ve on beşlik şarapnelin çeliğinde ince boyunlu çocuklar uyuyordu
Ve ayın altında kağnılar yürüyordu
Akşehir üstünden Afyona doğru.

Kağnılarımız, Kurtuluş Savaşı'nın simgesi gibidir. Birçok zafer anıtında kağnı bulunmasının nedeni budur.

Kaynak; Genelkurmay Başkanlığı, Türk İstiklal Harbi, İkinci Cilt, 6. Kısım, 2. Kitap, s. 13



Yazarın notu; 30 Ağustos zafer bayramını aynı gece onuncu yıl marşı eşliğinde ve uzun süren bir havai fişek gösterisi ile Silivri de gözyaşları içinde kutladık. Tören sonunda Cumhuriyete sahip çıkan gençlere teşekkür eden Silivri Belediye Başkanı Sayın Özcan Işıklar binlerce kişi tarafından ayakta alkışlandı. Binlerce teşekkür Sayın Başkan.

02.09.2013


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00