BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
237
Dün
:
4936
Toplam
:
13343093
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR KORKU, BİR DEDİKODU
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Cennetmekân dedem Ceritzade Şükrü efendinin evi Yozgat’ın Mutafoğlu mahallesinde şimdi üzeri kapatılan öz’ün üzerindeki taş köprünün başında idi. Şimdi ne köprü kalmış ne de öz. Hâlbuki kenarları sarı taştan çok güzel bir köprü idi. Mahallenin delikanlıları akşam yemeğinden sonra köprünün bu sarı taşlarına oturur sohbet ederlerdi. Neredeyse askerlik çağına gelmiş, hatta askerden gelmiş bu delikanlılar büyüklerden utandıkları için bazen gecenin karanlığında canları çeker güvercin taklası, uzuneşek gibi oyunlarda oynarlardı. Evin önündeki acıpınar hâlâ akar. Bu evin üç adet büyük avlusu vardı. En büyüğü dış avlu idi. Avlunun bir kenarında içinde köyden gelen köylülerin yattığı büyükçe bir sekisi olan büyük bir ahır vardı. Dayılı köyünden mazot almaya gelen traktör de vagoneti ile birlikte bu avluda dururdu. Eskiden selamlık olarak kullanılan ve pencerelerinden Çamlık görünen kısım ayrı bir ev olarak iç avlunun güney tarafında bulunurdu ve tavan eteği resimler ile süslü idi. Selamlığın kendine bitişik bir mutfağı da vardı. Asıl evde ise içinde iki tandır olan büyükçe bir mutfak daha vardı. İstanbul’a yerleşme kararı verilince rahmetli dedem evi kiraya vermek için böldürdü. Bu ev tam beş adet ev oldu. Evin bitişiğinde Çorumlu teyze olarak bilinen yaşlı ve yalnız bir hanım yaşardı. Asıl ismini kimse bilmezdi. O da zaten pek kimseyle görüşmezdi. Hayatımda sadece iki kere görebildiğim başı yazmalı, kınalı saçlı bir teyze idi. Komşular arasında bir dedikodu başladı. Çorumlu teyzenin evine iyi saatte olsunlar yerleşmiş. O zamanlar böyle şeylerden çok korkulur, birisi böyle bir şey ortaya attı mı şüyuu vukuundan beter olurdu. Bu seferde böyle oldu. Çoluk çocuk ve genç kızlar pınardan su almaya çekinir oldular, çünkü pınar Çorumlu teyzenin evinin duvarına bitişikti. Bu söylenti uzun bir süre hurafelere inanları tedirgin etti. Bizim evde bulunan iki hizmetkâr kızda bundan etkilendiler. Dedemin özel faytonu için alınan atlar da huylu idiler (Bkz. Atlar parlayınca yazım) biz bile atları pınarda sulamaya çıkardığımızda atlar bir şey görür hissederde parlarsa diye ödümüz kopardı. Bir karşılaştığında anneannem sormuş seni kim rahatsız ediyor ne yapıyorlar diye oda şöyle anlatmış. “İyi saate olsunlar gündüz yoklar ama gece olunca geliyorlar, benim uyumamı istemiyorlar. Yatma vakti gelince besmele çekip okuyup üfleyip yatıyorum. Tam uykuya dalacağım sırada başlıyorlar tık tık vurmaya. Korkuyorum, yatakta doğrulup tekrar okuyorum ses kesiliyor. Yatıyorum bir şey yok, tam dalacağım yine başlıyor tık tık. Başka bir zararları yok bende alıştım artık ama gece uykularım zehir oldu, gece uyuyamayınca gündüz uyumaya başladım.” Bu iş ne kadar devam etti şimdi hatırlamıyorum ama meseleyi Dayılıdan gelen köylüler çözdüler. Alış veriş için Dayılı köyünden Yozgat’a gelen köylüler han parası vermemek için ahırdaki seki de yatarlardı. Onlar üstte seki de, hayvanlar altta mışıl mışıl uyurlardı. Bu köylülerden birisi cesaret edip anneanneme camızlardan birisinin boynuzunda kurt olduğunu boynuzunu sabaha kadar musul’a (hayvanların yemesi için saman konulan yer) vurduğunu bu yüzden uyuyamadıklarını söyler. O zamanlarda büyük saygı vardı. Köyden geleceksin, ahırın sekisinde bedava yatacaksın, evde pişenden yiyeceksin sonra gece uyuyamadık diye şikâyet edeceksin, kimin haddine. Ama bu köylünün cesaret edip bunu anneanneme anlatması ile önce mühimsenmeyen bu şikâyet çok tecrübeli ve akıllı olan anneannemin dikkati ile Çorumlu teyzenin iyi saatte olsun’larına bağlandı. Çünkü Çorumlu teyzenin evi ile bizim ahırın duvarı bitişikti. Gündüz tüm Yozgat’ın hayvanları ile sığıra katılan camızlar ve inekler akşamüstü sığırın şehre dönmesiyle kendiliklerinden gelip kapısı açık olan ahıra girerlerdi. Gece boynuzu kurtlu olan camız rahatsızlık hissettikçe ara ara musul’a boynuzunu vuruyor oda tesadüf Çorumlu teyzenin tam uykuya dalacağı ana denk geliyordu. O günden sonra bu camızın adı “boynuzu kurtlu” ya da “iyi saatte olsunlar” kaldı.

20.08.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00