BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
171
Dün
:
4633
Toplam
:
13785572
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR KORKU, BİR DEDİKODU
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Cennetmekân dedem Ceritzade Şükrü efendinin evi Yozgat’ın Mutafoğlu mahallesinde şimdi üzeri kapatılan öz’ün üzerindeki taş köprünün başında idi. Şimdi ne köprü kalmış ne de öz. Hâlbuki kenarları sarı taştan çok güzel bir köprü idi. Mahallenin delikanlıları akşam yemeğinden sonra köprünün bu sarı taşlarına oturur sohbet ederlerdi. Neredeyse askerlik çağına gelmiş, hatta askerden gelmiş bu delikanlılar büyüklerden utandıkları için bazen gecenin karanlığında canları çeker güvercin taklası, uzuneşek gibi oyunlarda oynarlardı. Evin önündeki acıpınar hâlâ akar. Bu evin üç adet büyük avlusu vardı. En büyüğü dış avlu idi. Avlunun bir kenarında içinde köyden gelen köylülerin yattığı büyükçe bir sekisi olan büyük bir ahır vardı. Dayılı köyünden mazot almaya gelen traktör de vagoneti ile birlikte bu avluda dururdu. Eskiden selamlık olarak kullanılan ve pencerelerinden Çamlık görünen kısım ayrı bir ev olarak iç avlunun güney tarafında bulunurdu ve tavan eteği resimler ile süslü idi. Selamlığın kendine bitişik bir mutfağı da vardı. Asıl evde ise içinde iki tandır olan büyükçe bir mutfak daha vardı. İstanbul’a yerleşme kararı verilince rahmetli dedem evi kiraya vermek için böldürdü. Bu ev tam beş adet ev oldu. Evin bitişiğinde Çorumlu teyze olarak bilinen yaşlı ve yalnız bir hanım yaşardı. Asıl ismini kimse bilmezdi. O da zaten pek kimseyle görüşmezdi. Hayatımda sadece iki kere görebildiğim başı yazmalı, kınalı saçlı bir teyze idi. Komşular arasında bir dedikodu başladı. Çorumlu teyzenin evine iyi saatte olsunlar yerleşmiş. O zamanlar böyle şeylerden çok korkulur, birisi böyle bir şey ortaya attı mı şüyuu vukuundan beter olurdu. Bu seferde böyle oldu. Çoluk çocuk ve genç kızlar pınardan su almaya çekinir oldular, çünkü pınar Çorumlu teyzenin evinin duvarına bitişikti. Bu söylenti uzun bir süre hurafelere inanları tedirgin etti. Bizim evde bulunan iki hizmetkâr kızda bundan etkilendiler. Dedemin özel faytonu için alınan atlar da huylu idiler (Bkz. Atlar parlayınca yazım) biz bile atları pınarda sulamaya çıkardığımızda atlar bir şey görür hissederde parlarsa diye ödümüz kopardı. Bir karşılaştığında anneannem sormuş seni kim rahatsız ediyor ne yapıyorlar diye oda şöyle anlatmış. “İyi saate olsunlar gündüz yoklar ama gece olunca geliyorlar, benim uyumamı istemiyorlar. Yatma vakti gelince besmele çekip okuyup üfleyip yatıyorum. Tam uykuya dalacağım sırada başlıyorlar tık tık vurmaya. Korkuyorum, yatakta doğrulup tekrar okuyorum ses kesiliyor. Yatıyorum bir şey yok, tam dalacağım yine başlıyor tık tık. Başka bir zararları yok bende alıştım artık ama gece uykularım zehir oldu, gece uyuyamayınca gündüz uyumaya başladım.” Bu iş ne kadar devam etti şimdi hatırlamıyorum ama meseleyi Dayılıdan gelen köylüler çözdüler. Alış veriş için Dayılı köyünden Yozgat’a gelen köylüler han parası vermemek için ahırdaki seki de yatarlardı. Onlar üstte seki de, hayvanlar altta mışıl mışıl uyurlardı. Bu köylülerden birisi cesaret edip anneanneme camızlardan birisinin boynuzunda kurt olduğunu boynuzunu sabaha kadar musul’a (hayvanların yemesi için saman konulan yer) vurduğunu bu yüzden uyuyamadıklarını söyler. O zamanlarda büyük saygı vardı. Köyden geleceksin, ahırın sekisinde bedava yatacaksın, evde pişenden yiyeceksin sonra gece uyuyamadık diye şikâyet edeceksin, kimin haddine. Ama bu köylünün cesaret edip bunu anneanneme anlatması ile önce mühimsenmeyen bu şikâyet çok tecrübeli ve akıllı olan anneannemin dikkati ile Çorumlu teyzenin iyi saatte olsun’larına bağlandı. Çünkü Çorumlu teyzenin evi ile bizim ahırın duvarı bitişikti. Gündüz tüm Yozgat’ın hayvanları ile sığıra katılan camızlar ve inekler akşamüstü sığırın şehre dönmesiyle kendiliklerinden gelip kapısı açık olan ahıra girerlerdi. Gece boynuzu kurtlu olan camız rahatsızlık hissettikçe ara ara musul’a boynuzunu vuruyor oda tesadüf Çorumlu teyzenin tam uykuya dalacağı ana denk geliyordu. O günden sonra bu camızın adı “boynuzu kurtlu” ya da “iyi saatte olsunlar” kaldı.

20.08.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00