BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
177
Dün
:
5063
Toplam
:
13451159
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT ÇAPANOĞLU CAMİİ VAİZ KÜRSÜSÜ
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Yazıma bir sitemle başlasam bilmem hoşgörür’müsünüz? Ne tarihimize nede tarihi eserlerimize gerektiği kadar önem veremiyor sahip çıkamıyor ve koruyamıyoruz maalesef. Korumak bir yana ayakta kalanları da bilmeden tahrip ediyoruz. Harf devrimi yapılıp Latin harflerine geçilince bazı işgüzar valilerimiz çeşmeler dâhil bazı tarihi eserlerin üzerindeki o eserin nüfus cüzdanı olan ve Arap harfleri ile yazılmış mermer kitabeleri kırdırmışlar. Bu yüzden birçoğunun geçmişi hakkında bilgimiz yok. Kim yaptırmış ne zaman yapılmış, ne maksatla yapılmış bilemiyoruz. Benim en dikkatimi çeken de cami hocalarımızın hacı yeşili yağlı boya merakıdır. Hangi camide boyası eskiyen dökülen kararan bir yer olsa gelsin yeşil yağlı boya. Boyası eskiyen ahşap direkler, hanım mahfillerinin balkon tırabzanları hemen hacı yeşili yağlı boya olur. Yöre camilerine gittiğimde ilk gözüme çarpan demeyeceğim gözüme batan bu olur. Bunun tek istisnasını Yozgat Saray köyü Çapanoğlu Ahmet Paşa Camiinde gördüm. Yapının ahşap kısımlarını, ahşap süslemelerini orijinal hali ile ne güzel korumuşsunuz dediğimde caminin kıymet bilir bilgili hocası “ çoğunluğu yeşile boyanmıştı, ben bazı yerleri boya sökücüsü ile bazı yerleri zımpara ile bazı yerleri kazıyarak temizledim” demez mi. İlk defa tanışmasak bu muhterem hocamın boynuna sarılırdım. Her ibadet yerinde böyle hocalarımız olsa. Gelelim Yozgat Çapanoğlu camiinin vaiz kürsüsüne. Ne olmuş vaiz kürsüsüne derseniz. Buyurun Gazi Üniversitesi Rektör yardımcısı ve Sanat Tarihi Bölüm Başkanı değerli hocam Prof. Hakkı Acun (Çapanoğlu) dan dinleyelim. “Çapanoğlu Büyük Camii’nin restorasyonundan sonra Caminin hocası ve Mustafa Çapanoğlu ile birlikte etrafı kontrol ederken minarenin duvarının dibinde yeşil boyalı kürsü gibi bir şey gözüme çarptı hoca efendiye bu nedir diye sordum. “Hocam eski vaiz kürsüsü” dedi. Neden buraya attınız diye sorunca “ zaten eskiydi, kırılmıştı işe yaramıyordu hocam, temizlik sırasında buraya atılmış” dedi. Biraz inceleyince yeşil boyanın dökülen yerlerinin altında kök boya ile yapılmış kalem işi çok güzel süslemeler olduğunu gördüm. Bunu acilen koruma altına almam gerektiğine karar verdim ama nasıl. Hemen oradan iki adam çağırdım, bunları itina ile müzeye götürün müdür Hasan Bey’e teslim edin dedim. Müze müdürü Hasan Bey’e de telefon ettim. Sana çok kıymetli bir şey gönderiyorum lütfen iyi bir yerde emanete al, çok kısa bir süre sonra aldıracağım dedim. Kıymetli bir şey dediğim için Hasan Bey’de titizlendi başına bir şey gelir korkusu ile birkaç kere hocam başına bir şey gelmeden bunları buradan al ne olur diye telefon etti. Yozgat müzesinde benim bağışladığım çok eser var. Ben profesyonel olarak koleksiyoncuyum. Elimdeki eserlerin çoğu Çorum Müzesine kayıtlıydı. Yozgat’ta da müze kurma hazırlığı vardı. Yılmaz Göksoy hocam “Acun sen benim talebemsin elindeki eserlerden de haberim var, ailen Yozgat’ı kurmuş gel sende şu elindekileri Yozgat Müzesine bağışla da müzemizi açalım” dedi. Bende elimdeki elliye yakın eseri müzeye devrettim. Devrettiklerimden hatırımda kalanlar sekiz adet kuran-ı kerim ve enam, üç adet kılıç, Roma, Bizans, Hitit dönemine ait beş altı adet testi, değişik dönemlerden otuza yakın madeni para, eski kamalar, kilim vs. epey bir şey. Devredince bana bir miktar para verdiler. 10 yıl sonra da müzeye yaptığım katkılardan dolayı teşekkür belgesi verdiler. Eserlerin yanına Hakkı Acun tarafından bağışlanmıştır yazısı konması için meğer benim para almamam gerekiyormuş. Benim teslim ettiğime dair belgelerim var ama neye yarar. Uzatmayalım, neticede Vakıflar Genel Müdürlüğündeki Genel Müdür muavini arkadaşıma ve müdire arkadaşım Suzan Bayraktar Hanımefendiye telefon ettim. Yozgat Çapanoğlu Camiinin tarihi kıymeti haiz eski vaiz kürsünün bende olduğunu, restoratörlerinin veya konservatörlerinin yardımı ile bunu eski haline getirmelerini ısrarla rica ettim. Yozgat bölgesi Sivas Vakıflar Müdürlüğüne bağlı olduğu için Suzan Hanım konuyu Sivas Bölge Müdürlüğüne intikal ettirdi. Sivas Bölge Müdürlüğünden geldiler, bir tutanakla teslim alıp Ankara’ya Vakıflar Genel Müdürlüğü restorasyon müdürlüğüne teslim ettiler. İşlerin çokluğundan bir sene kadar burada kaldı. Sonunda uzun, titiz uğraşılar sonucu 2012 yılının Kasım ayında Vakıflar Genel Müdürlüğü laboratuarlarında konservatörler Ceyda Cüceloğlu, Özlem Erdem ve Derya Şan Körük kardeşlerimizin maharetli ellerinde üzerindeki yeşil boya temizlendi altındaki kalem işi süslemeler orijinal hali ile eskisine uygun bir şekilde yapıldı. O kadar beğenildi ki vakıflar Genel Müdürlüğü müzesinde kalması için benden izin istediler. Bunun tarihi eser olmasının yanı sıra aile yadigârı da olduğunu da anlattım. Dolayısıyla en uygun yerin yine Çapanoğlu Camii olduğunu kendilerini gücendirmeden izah ettim. Sigortası yapılarak yine Sivas Vakıflar Bölge Müdürlüğünün elemanları vasıtasıyla Ankara’dan alınıp Yozgat’taki Çapanoğlu Büyük Camiine teslim edildi.” Hakkı Hocamın dediğine göre bu vaiz kürsüsü ya camiyi yaptıran Mustafa Bey zamanından ya da dış camiyi yaptıran kardeşi Süleyman Bey zamanından kalma çünkü üzerindeki süslemeler cami içindeki diğer ahşap süslemeler ile aynı özellikleri taşıyor yani cami ile aynı yaşta(1779). Hakkı Hocam; “Yozgat ve civarında gerek Çapanoğulları gerekse Çapanoğullarının maiyetindeki kişiler tarafından yaptırılan camilerde bunun benzeri vaiz kürsüleri var ama bu kadar süslü ve kalem işçiliği olanını görmedim” diyor. Dikkati, emeği ve takibi için değerli hocama teşekkür ettiğimde “Değil kürsünün tamamını bir parçasını bile bulsaydım bohçaya sarar saklardım. Atalarımızdan kalan baha biçilmez aile yadigârları ” diye cevap verdi.

Not; Köşemi takip eden değerli okurlarıma kolaylık olması düşüncesi ile bundan böyle yazılarımı Salı günleri değiştireceğimi arz ederim. Zaman ayırıp yorum göndermek zahmetinde ve lütfunda bulunarak takip edildiğimi hissettirip beni motive eden okuyucularıma teşekkür ederim.



01.07.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00