BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
279
Dün
:
4601
Toplam
:
13183261
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT ÇAPANOĞLU CAMİİ VAİZ KÜRSÜSÜ
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Yazıma bir sitemle başlasam bilmem hoşgörür’müsünüz? Ne tarihimize nede tarihi eserlerimize gerektiği kadar önem veremiyor sahip çıkamıyor ve koruyamıyoruz maalesef. Korumak bir yana ayakta kalanları da bilmeden tahrip ediyoruz. Harf devrimi yapılıp Latin harflerine geçilince bazı işgüzar valilerimiz çeşmeler dâhil bazı tarihi eserlerin üzerindeki o eserin nüfus cüzdanı olan ve Arap harfleri ile yazılmış mermer kitabeleri kırdırmışlar. Bu yüzden birçoğunun geçmişi hakkında bilgimiz yok. Kim yaptırmış ne zaman yapılmış, ne maksatla yapılmış bilemiyoruz. Benim en dikkatimi çeken de cami hocalarımızın hacı yeşili yağlı boya merakıdır. Hangi camide boyası eskiyen dökülen kararan bir yer olsa gelsin yeşil yağlı boya. Boyası eskiyen ahşap direkler, hanım mahfillerinin balkon tırabzanları hemen hacı yeşili yağlı boya olur. Yöre camilerine gittiğimde ilk gözüme çarpan demeyeceğim gözüme batan bu olur. Bunun tek istisnasını Yozgat Saray köyü Çapanoğlu Ahmet Paşa Camiinde gördüm. Yapının ahşap kısımlarını, ahşap süslemelerini orijinal hali ile ne güzel korumuşsunuz dediğimde caminin kıymet bilir bilgili hocası “ çoğunluğu yeşile boyanmıştı, ben bazı yerleri boya sökücüsü ile bazı yerleri zımpara ile bazı yerleri kazıyarak temizledim” demez mi. İlk defa tanışmasak bu muhterem hocamın boynuna sarılırdım. Her ibadet yerinde böyle hocalarımız olsa. Gelelim Yozgat Çapanoğlu camiinin vaiz kürsüsüne. Ne olmuş vaiz kürsüsüne derseniz. Buyurun Gazi Üniversitesi Rektör yardımcısı ve Sanat Tarihi Bölüm Başkanı değerli hocam Prof. Hakkı Acun (Çapanoğlu) dan dinleyelim. “Çapanoğlu Büyük Camii’nin restorasyonundan sonra Caminin hocası ve Mustafa Çapanoğlu ile birlikte etrafı kontrol ederken minarenin duvarının dibinde yeşil boyalı kürsü gibi bir şey gözüme çarptı hoca efendiye bu nedir diye sordum. “Hocam eski vaiz kürsüsü” dedi. Neden buraya attınız diye sorunca “ zaten eskiydi, kırılmıştı işe yaramıyordu hocam, temizlik sırasında buraya atılmış” dedi. Biraz inceleyince yeşil boyanın dökülen yerlerinin altında kök boya ile yapılmış kalem işi çok güzel süslemeler olduğunu gördüm. Bunu acilen koruma altına almam gerektiğine karar verdim ama nasıl. Hemen oradan iki adam çağırdım, bunları itina ile müzeye götürün müdür Hasan Bey’e teslim edin dedim. Müze müdürü Hasan Bey’e de telefon ettim. Sana çok kıymetli bir şey gönderiyorum lütfen iyi bir yerde emanete al, çok kısa bir süre sonra aldıracağım dedim. Kıymetli bir şey dediğim için Hasan Bey’de titizlendi başına bir şey gelir korkusu ile birkaç kere hocam başına bir şey gelmeden bunları buradan al ne olur diye telefon etti. Yozgat müzesinde benim bağışladığım çok eser var. Ben profesyonel olarak koleksiyoncuyum. Elimdeki eserlerin çoğu Çorum Müzesine kayıtlıydı. Yozgat’ta da müze kurma hazırlığı vardı. Yılmaz Göksoy hocam “Acun sen benim talebemsin elindeki eserlerden de haberim var, ailen Yozgat’ı kurmuş gel sende şu elindekileri Yozgat Müzesine bağışla da müzemizi açalım” dedi. Bende elimdeki elliye yakın eseri müzeye devrettim. Devrettiklerimden hatırımda kalanlar sekiz adet kuran-ı kerim ve enam, üç adet kılıç, Roma, Bizans, Hitit dönemine ait beş altı adet testi, değişik dönemlerden otuza yakın madeni para, eski kamalar, kilim vs. epey bir şey. Devredince bana bir miktar para verdiler. 10 yıl sonra da müzeye yaptığım katkılardan dolayı teşekkür belgesi verdiler. Eserlerin yanına Hakkı Acun tarafından bağışlanmıştır yazısı konması için meğer benim para almamam gerekiyormuş. Benim teslim ettiğime dair belgelerim var ama neye yarar. Uzatmayalım, neticede Vakıflar Genel Müdürlüğündeki Genel Müdür muavini arkadaşıma ve müdire arkadaşım Suzan Bayraktar Hanımefendiye telefon ettim. Yozgat Çapanoğlu Camiinin tarihi kıymeti haiz eski vaiz kürsünün bende olduğunu, restoratörlerinin veya konservatörlerinin yardımı ile bunu eski haline getirmelerini ısrarla rica ettim. Yozgat bölgesi Sivas Vakıflar Müdürlüğüne bağlı olduğu için Suzan Hanım konuyu Sivas Bölge Müdürlüğüne intikal ettirdi. Sivas Bölge Müdürlüğünden geldiler, bir tutanakla teslim alıp Ankara’ya Vakıflar Genel Müdürlüğü restorasyon müdürlüğüne teslim ettiler. İşlerin çokluğundan bir sene kadar burada kaldı. Sonunda uzun, titiz uğraşılar sonucu 2012 yılının Kasım ayında Vakıflar Genel Müdürlüğü laboratuarlarında konservatörler Ceyda Cüceloğlu, Özlem Erdem ve Derya Şan Körük kardeşlerimizin maharetli ellerinde üzerindeki yeşil boya temizlendi altındaki kalem işi süslemeler orijinal hali ile eskisine uygun bir şekilde yapıldı. O kadar beğenildi ki vakıflar Genel Müdürlüğü müzesinde kalması için benden izin istediler. Bunun tarihi eser olmasının yanı sıra aile yadigârı da olduğunu da anlattım. Dolayısıyla en uygun yerin yine Çapanoğlu Camii olduğunu kendilerini gücendirmeden izah ettim. Sigortası yapılarak yine Sivas Vakıflar Bölge Müdürlüğünün elemanları vasıtasıyla Ankara’dan alınıp Yozgat’taki Çapanoğlu Büyük Camiine teslim edildi.” Hakkı Hocamın dediğine göre bu vaiz kürsüsü ya camiyi yaptıran Mustafa Bey zamanından ya da dış camiyi yaptıran kardeşi Süleyman Bey zamanından kalma çünkü üzerindeki süslemeler cami içindeki diğer ahşap süslemeler ile aynı özellikleri taşıyor yani cami ile aynı yaşta(1779). Hakkı Hocam; “Yozgat ve civarında gerek Çapanoğulları gerekse Çapanoğullarının maiyetindeki kişiler tarafından yaptırılan camilerde bunun benzeri vaiz kürsüleri var ama bu kadar süslü ve kalem işçiliği olanını görmedim” diyor. Dikkati, emeği ve takibi için değerli hocama teşekkür ettiğimde “Değil kürsünün tamamını bir parçasını bile bulsaydım bohçaya sarar saklardım. Atalarımızdan kalan baha biçilmez aile yadigârları ” diye cevap verdi.

Not; Köşemi takip eden değerli okurlarıma kolaylık olması düşüncesi ile bundan böyle yazılarımı Salı günleri değiştireceğimi arz ederim. Zaman ayırıp yorum göndermek zahmetinde ve lütfunda bulunarak takip edildiğimi hissettirip beni motive eden okuyucularıma teşekkür ederim.



01.07.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Asil azmaz bal kokmaz, kokarsa yağ kokar onunda aslı ayrandır.Bu güzel insanlar nereye gittiler?
SUDE ÖZTÜRK -- 08.11.2017 21:53
PAZARCI ESNAFI
Sevgili dostum. Pazarcı esnafı da içimizden birileri. İyi huylusunun yanında, huysuzu, soysuzu da var. İdeal olanı insan ilişkilerinde seviyeli davranmak. Ama bazılarında o anlayış ne gezer. Ben de bir ufacık katkıda bulunayım izninle:
İstanbul’da bir semt pazarı. Vakit ikindi sonrası. Bir balıkçı tezgahının önü kalabalık. Balıkçı da anasının gözü. Bağırıyor sıtma görmemiş sesiyle: “Hadi, canlı canlı…Denizden yeni çıktı bunlar. Canlı canlı!”
Bir yaşlı hanım yaklaştı satıcıya:
-Yavrum, balıklar taze midir?
Balıkçı:
-Canlı canlı dedik ya hanım teyze!
Yaşlı hanım munis bir sesle:
-Yavrum, bak ben de canlıyım. Ama taze miyim?
Selam ve saygıyla aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 27.10.2017 16:23
PAZARCI ESNAFI
Sayın Çapanoğlu, Pazar alışverişleri biz hanımlar için çok önemli bir sosyal olay. Hem mutfak masrafını hem de sair ihtiyaçlarımız biraz daha ekonomik olarak halletmek için semt pazarlarından alış veriş yapmaya çalışıyoruz. Çok şükür bu güne kadar yazınızdaki gibi bir olay ile karşılaşmadım. Herkesin görgüsü, bilgisi, yetişme tarzı aynı değil. Bu yüzden de terbiyesizlik değil ama kaba davranışlar olabiliyor. Zamanla pazar yerinde efendi saygılı dürüst iyi niyetli beyleri ve hanım satıcıları tanıyor ve ahbap oluyorsunuz ve onlardan alışveriş yapmaya başlıyorsunuz. Son yıllarda pazarcı esnafı da gençleşmeye başladı. İş bulamayan gençler babalarına annelerine yardımcı oluyorlar bu da hem müşterilerin hem de satıcıların daha nazik olmasına katkı yaptı. Fiyat konusuna hiç girmeyeyim. Sanırım ne satan memnun nede alan. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 25.10.2017 10:46
CEVİZ AĞACI
Aziz dostum, Ceviz Ağacı’nı okudum. Nazım Hikmet’in “Ceviz Ağacı”nı hatırladım. Hani der ya Koca Nazım:
“Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.”
Bir hikayesi var bu Ceviz Ağacı’nın. O hikayeyi “Cevizlik”te anlatacağım. Bir atasözünde de ceviz gölgesi (koz gölgesi) kız gölgesi diye vasıflandırılır. Şöyle söyler atalar: “Dut gölgesi, it gölgesi; söğüt gölgesi, yiğit gölgesi; koz gölgesi, kız gölgesi.” Yani o ağır uykular sülfür gazından ileri geliyormuş. Gaz maz salgılarmış ceviz ağacı, bilemem. Koz (ceviz) gölgesi kız gölgesidir. Atalar öyle diyor. Nokta. Bu nokta işin esprisi be canım.
Ben de Cevizlik’te ceviz bahsine bir başka pencereden bakacağım.
Selam ve saygılar efendim.

Mustafa Topaloğlu -- 13.10.2017 18:56
CEVİZ AĞACI
Sayın Çapanoğlu, okuyucularınıza verdiğiniz değerden dolayı teşekkür ediyorum. Sizleri okumak, anlamak gerçekten büyük bir ayrıcalık. Bu gazetede yazanlar, okuyanlar büyük bir aile gibi. Veya bendeniz sizin aranızda kendimi öyle hissediyorum. Bu duygunun kaynağı sizleri az çok tanıyor olmamdan veya aynı memleketin hasretiyle yaşamanın ortak noktasından da olabilir. Nede olsa aynı sulardan içtik, aynı yollardan geçtik, doğruyu, yanlışı aynı kültürün eğrilen ipinden seçtik. Bir ailede insan bir birini anlayamıyor, bir birine değer vermiyorsa o çatı altında yaşayanlar aile olamazlar. Bu bakımdan bu gazetede anlatma, anlama ve değer verme anlayışı hakim olduğu için sizleri ve biz okuyucuları aile çerçevesinde görüyorum.

Biraz bu aileden uzak kalmak zorunda kaldım. Gözlerimden rahatsızım. Bilgisayardan okumak göz sorunumu artırıyor. Hazır Bilgisayar bozulmuşken format attırmayım gözlerim dinlensin istedim. Bu süreç yaz'a tekamül ettiğinden, malum yaz sıcağı buralarda daha sıkıcı geçiyor, serin yerlere kendimizi atıyoruz. Arada bir telefondan yazılarınızı takip ediyordum fakat oradan yazı yazmak çok zor olduğundan yazamıyordum. Çok şükür gazetemizden ayrı kalacak kadar tatlı telaşeler den başka sorunumuz yok.

Yazınızda bahsettiğiniz "Ceviz ağacı" Yozgat'ın her evinin bahçesinde bulunan dede mirası ağaçlardan biriydi. Ceviz ağacının bir özelliğini duymuştum. Etrafında yaşanan önemli hadiseleri veya şahısları gövdesine fotoğraflayıp kaydedermiş. Ne kadar doğru bilmiyorum. Bildiğim şu ki Yozgat'da ne bahçe kalmış nede geçmişi geleceğe taşıyan, her şeye tanıklık eden ceviz ağaçları.

Bir önceki yorumumda bahsetmiştim. Öldürdüler Yozgat'ı kaçırdılar insanları.

Selam ve saygılarımla
SUZAN -- 13.10.2017 02:58
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00