BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 26.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
246
Dün
:
4633
Toplam
:
13791633
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
1957 GAZİANTEP OLAYLARI VE YOZGAT
capanoglukadir@yahoo.com.tr
27 Ekim 1957 seçimleri 1946 seçimleri ile birlikte tarihimizin geçmişteki en şaibeli seçimleridir. Zamanın İktidarı tertip, baskı ve sandık hileleri ile tepkilere ve kan akmasına neden olmuştur. En vahim olaylar Gaziantep’te yaşanmış, o gece seçimi CHP’nin 700 oy farkıyla kazandığı ilan edilmiş, fakat sabaha karşı, köylerden bin kadar oy gelmiş ve seçimi bu defa DP kazanmıştır. İsmet Paşa bu seçime “Kütük rezaleti” damgasını vurmuş ve işin başındakine de “Kütük Bakanı” diye yüklenmişti. Neydi bu kütük işi? Seçmen kütükleri hazırlanırken, CHP’li seçmenler “kütük”ten siliniyor, yerlerine DP’li seçmenlerin adı hem de birkaç kütükte yer alıyordu. İsmet Paşa’nın kütük rezaleti dediği buydu. Zaten kütükte adını bulamadığı için kızgın olan Antepliler bunun üzerine Cumhuriyet Bayramı töreninde belediyeye doğru yürüyüş yapar, cam çerçeve bırakmazlar. Oylar, tutanaklar, gerekli belgeler adliye binasına götürülür, pazartesi inceleme başlayacaktır. Pazar gecesi ne olur bilir misiniz? Adliye yanar! Şehirde adeta “CHP’li avı” başlar. 1957 seçiminin bir başka rezaleti de “radyo yayını” idi. Seçim 27 Ekim 1957 pazar günü saat 17.00 de bitecek, sandıklar kapanacak, oy ayrımına bundan sonra başlanacaktı. Yalnız, bir sandığa kayıtlı seçmenin tümü 17’den önce oy vermişse, sandık kurumu oy ayrımına ve sayımına başlayabiliyor ve sonucu alıyordu. İşte “Demokrat Parti” yöneticileri bundan istifade ettiler, madem o sandıklarda sonuç alınmıştı, radyoyla duyurulmalıydı.

İyi ama daha seçimin sonucu alınmamıştı ki, seçim devam ediyordu. Seçim sürerken, radyoda “Şurada Demokrat Parti, burada Demokrat Parti kazandı” diye yayın yapılırsa, “DP yine tulum geliyor!” diye seçmenin oyları etkilenmez miydi? Radyo, DP’nin ileride olduğu sandıkları vermeye başlayınca, CHP lideri İsmet İnönü, Devlet Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu arar, “Sizden bu suçun işlenmesine engel olmanızı talep ediyorum” der. Fatin Rüştü Zorlu ne yapsın, “Beyefendi ne der acaba?” diye Menderes’e koşar, cevap kesindir: “İlan edin!” Dikkat buyurun Radyolar saat 14.30’dan itibaren, Demokrat Parti’nin kesin kazandığı yerleri vermeye başlar, CHP, Seçim Kurulu’na başvurur, kurul yayını durdurur, ama atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra. Bu olayın yarattığı tepkiler iki gün sonra CHP’lilerin Cumhuriyet Bayramı kutlama alanına sokulmaması nedeniyle doruğa çıkmış, ayaklanmaya dönüşmüştür. Olayları yatıştırmak amacıyla askerî uçaklara kent üzerinde alçak uçuş yaptırmak dâhil her yöntemi kullanırlar. 29 Ekim 1957 günü Gaziantep olayları ile ilişkili olarak Mersin’de bir CHP’linin öldürülmesi olayına da yayın yasağı konulur. Aralarında Ali İhsan Göğüş ve Cemil Sait Barlas gibi CHP önde gelenlerinin de bulunduğu 40 kişi tutuklanırlar. Önce Adana da sonra Yozgat Ceza evinde idam talebiyle yargılanırlar ve 5,5 ay Yozgat’ta hapiste kalırlar. 5,5 ay sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilirler. Bu dava 27 Mayıs İhtilalı’na kadar sürer ve sonra düşer.

Tahliye edildikleri gün A.İhsan Göğüş, Yozgat’a gelen imar vekili Medeni Berk ile Atıf Benderlioğlu ile Yozgat mebuslarını ve zevatı getiren arabayı Yerköy Yozgat kavşağında görerek kendi arabasını durdurur. Zevatı getiren arabayı karşılar “Ben Gaziantep hadisesi sanıklarından Ali İhsan Göğüş Yozgat’a hoş geldiniz” der. Medeni Berk’in mukabelesinden sonra Atıf Benderlioğlu A.İhsan Göğüş’ün kendilerini karşılamaya geldiğini sanarak yolumuza devam ediyoruz değil mi demek gafletinde bulunur. Bu konuşmadan sonra kafile Yozgat’a doğru, A.İhsan Göğüş’de Ankara’ya doğru hareket ederler. Akşamüzeri Ankara’ya gelen A.İhsan Göğüş parti merkezini gazeteleri ve arkadaşlarını ziyaret ettikten sonra İstanbul’a doğru yola çıkar. Tahliyeden sonraki ilk gece yurdun dört bir yanından gelen telefon ve telgraflara cevap verir o gece sevinçten uyuyamaz. 5,5 aydan beri Yozgat ceza evinde bulunan Gaziantep hadisesi sanıkları 40 kişi, Selami Karaman, Nail Bilen, Enver Köylüoğlu, Refik Daniş, Cemil Cahit Güzelbey, Osman Bilen, Necdet Karaoğlu, Kamil Kelek, İbrahim Kırgın, Necip Bahri Gönenç, Memik Ertem, Hilmi Başçı, Ahmet Uğur, Nuri Danış, Mehmet Çakır, Hasan İnce, Asım Yalın, Memik Avşar, İzzet Denk, Ahmet Büyümüş, Ahmet Kanlı, Kamil Bozoğlu, Osman Şahin, Ali Karabıçkı, Mustafa Bozdemir, Mustafa Yalınkılınç, Hasan Yüksel, İbrahim Kaya, Mehmet Gündeş, Mustafa Gündüz, Ahmet Başkaya, Cuma Balaban, Hasan Hüseyin Küllük, Necdet Güç, Mehmet Soylek, Zira Karadayı, Ökkeş Gönülalan, Ömer Köylüoğlu, Hasan Şahin olmak üzere mahkeme salonunu dolduran sanıklar Yozgat Ağır ceza mahkemesinin saat 10.00 da verdiği tahliye kararından sonra birbirlerine sarılarak tebrik ederler, öpüşürler. Saat 16.30 da ceza evini terk ederler ve hep birlikte bir lokantaya giderek yemek yerler sonra bir kahvehanede kahve içtikten sonra Yerköy İstasyonuna gelirler. Saat 23.00 de de Gaziantep’e doğru yola çıkarlar. Gaziantep olayları sanıklarının Yozgat’ta kaldıkları süre içinde Ankara’dan, İstanbul’dan, Gaziantep’ten çok gelen giden oldu, Yozgat adeta ziyaretçi akınına uğradı. Olaylara şahit olanlar “Sanıklarla ziyaretçiler arasında öyle sohbetler olurdu ki tadına doyum olmazdı” derlerdi. Şu olayı da anlatarak yazımızı bitirelim; Başbakan Menderes gazete sahiplerine ve yazı işleri müdürlerine Park Otel’de bir öğle yemeği verir. O günlerde kâğıt sıkıntısı vardır, masanın en genç yazı işleri müdürü “Dünya”nın yazı işleri müdürü Ali İhsan Göğüş, kendisiyle tartıştıktan sonra kâğıt dağıtımındaki eşitsizliği anlatır, muhalif gazeteler, gazete basacak kâğıt bulamazken, Demokrat Parti’nin gazetesi “Zafer” adeta kâğıda boğulmuştur. Menderes çok kızar: “Bunu bana sen değil patronun bile soramaz, haddini aşarak konuşuyorsun!”diyerek azarlar. Patronu Falih Rıfkı Atay da, nerdeyse böyle bir soruyu sorduğu için Ali İhsan Göğüş’ü azarlayacaktır. Herkesin duyacağı bir ses tonu ile “bu soruyu soracağına bana söyleseydin!” der. Yemek biter, Menderes kibar adamdır, genç gazetecinin gönlünü almak için elini sıkar, yemeğe davet eder. Ali İhsan Göğüş, sert bir ifadeyle “işim çok gelemem!” deyip çıkıp giderken, Falih Rıfkı Atay’a bağırır: “Gazetenizdeki görevimden istifa ettim”. O günlerde böyle gazeteciler varmış.

18.06.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00