BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
211
Dün
:
4633
Toplam
:
14629229
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
İKİ OLAY İKİ ANI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yozgat ahalisi içinde lakabı Şoför Erzurum olan Sayın Mustafa Yorulmaz anlatıyor; “12 Eylül 1980 darbesinden sonraki günler. Yozgat Jandarma alay komutanlığı görevinde bulunan Albay Yaşar Dever, Yozgat’taki sivil toplum kuruluşları ile bir toplantı yapmıştı. Bende Yozgat Kamyoncular Kooperatifi başkanı olarak toplantıya katılmıştım. Yozgat halkını ilgilendiren genel konular görüşüldükten sonra her nasılsa söz dönüp dolaşıp Çapanoğullarına geldi. Yaşar Albay, Çapanoğullarından bahsederken, “Canım neticede devlete isyan eden bir aile işte” tabirini kullanınca. Toplantıda bulunan Yozgat’ın eski Belediye Başkanı rahmetli Sn. Cevdet Dündar Bey, söze girerek “Albayım, Çapanoğulları devlete isyan filan etmediler, bu tabir yanlıştır.1920 yılında hâlâ İstanbul’da padişah ve saltanat vardı yani devlet oradaydı. Birde kulaktan kulağa gelen haberlerle Ankara da, kiminin Angara Hökümatı, kiminin gongra dediği ayrı bir hükümet kurulduğu söyleniyordu. Çapanoğlu Beylerinin mutlaka her ikisinden de haberi vardı ama birileri onların Ankara Hükümeti ile temas kurmasını engellediği gibi Çapanoğulları aleyhine yaptıkları dedikodu ve propagandalarla onları bir başkaldırıya kışkırttıkları herkesçe bilinir” demişti.

Sene, 1935-1936. İstanbul’da yüksek tahsil yapan Yozgatlı talebeler ile Malatyalı talebeler aynı yurtta kalıyorlar. Malatyalı talebelerden Hamit Fendoğlu’nun kabadayı hareketlerinden hem Malatyalı talebeler hem de Yozgatlı talebeler illallah demişler. Hukuk fakültesinde okuyan Yozgatlı merhum Av. Sururi Tuğrul Bey, o sırada Yüksek Ticaret Mektebinde okuyan (daha sonra Sultanahmet İkt. Tic.İlm. Akademisi oldu) ve Çemberlitaş’ta bir otelde kalan rahmetli babam Muammer Çapanoğlu’ndan yardım istiyor. “Hamit, ne bize nede kendi hemşerilerine yurt’ta dirlik vermiyor, şuna bir görünsen iyi olur” diyor. Muammer bey’in Yozgat Lisesinde okurken 19 Mayıs kutlamalarında katıldığı spor dallarından madalyaları ve birincilikleri var. Değişik dallarda arka arkaya birinci olunca o yıllarda Yozgat valisi olan Bekir Sami Baran Bey, biraz asabi bir ses tonu ile yanındakilere “bu çocuk kimin çocuğu” diye sorar. Yakınında oturan dedem Muhlis Bey (Çapanoğlu) yavaşça “benim oğlum beyefendi” deyince mahcup bir sesle “tebrik ederim efendim” der. Bir süre güreşle de ilgilendiğinden 1.90 boyunda ve güçlü bir yapısı vardı. 2010 yılında Yozgatlı şair Hüzni babanın oğlu Sayın Fahrettin Öncül, Yozgat öğretmen evindeki sohbetimizde “Muammer ağabey daha lise talebesi iken fötr şapka giyer, papyon kravat takardı. Boylu boslu idi kendisinden çekinirdik” demişti. Yozgatlıların kaldığı yurda geliyor. Hamit Fendoğlu’na bir daha Yozgatlı talebelere dokunmamasını tembih ediyor. Av. Sururi Tuğrul Bey, 1969 yılında İstanbul, Cağaloğlu’ndaki iş yerinde yaptığımız sohbette bu anılarını bana naklederken “o günden sonra bir daha bize sataşamadı” demişti. Rahmetli Hamido, yıllar sonra XIII. Dönem Malatya Milletvekili seçildi. İsmet İnönü’nün hayatı boyunca odaya girdiklerinde ayağa kalktığı iki şahıstan birisi oldu. Kimilerine göre bir eşkıyadır. Bu söz ne kadar gerçeği yansıtır bilinmez elbette, ama üzerinde genellikle birkaç silah birden taşıdığı bilinirdi. 27 Mayıs ihtilal’ını yapan ve o sırada mecliste bulunan birçok milletvekilini dövmüş ve ihtilalın Generalini de boş geçmemiştir. Dönemin meşhur kabadayılarının bulunduğu Ankara Cicim'e geldiği zaman o dönemde meşhur olan Dündar Kılıç, Sarı Avni, Kürt Cemal gibi kabadayıları derinden etkilemiştir. Hamit Fendoğlu yıllar sonra Malatya Belediye Başkanı oldu ve “Hamido” lakabı ile anıldı.6 Nisan 1978 günü Malatya’daki evinde posta ile gönderilen bir bombanın patlaması sonucu, gelini ve iki torunu ile birlikte hayatını kaybetti. Allahın rahmeti üzerlerine olsun.

13.06.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00