BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
173
Dün
:
5063
Toplam
:
13449486
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ÇAPANOĞLU HALİS BEY, AHMET ÇAVUŞ VE HACI ARİF EFENDİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yozgat’ın canlı tarihi değerli eğitimci Yılmaz Göksoy ağabeyimle sohbet ediyoruz. Bir anısını anlatmıştı. “Bizim köyümüz Yozgat’ın Gökçekışla köyü. Bizim köyden Ahmet Çavuş isminde bir jandarma çavuşu vardı. Dedemin misafir odasında bir sohbet sırasında anlatmıştı. “Çapanoğullarından genç birisini yaylı araba ile benim nezaretimde mevcutlu olarak Ankara’dan Yozgat’a getirdim. Kış günü yolculuğumuz beş gün sürdü ve Yozgat’a varışımız gece vakti oldu. O saatlerde ortalıkta kimse olmadığından “müsaade edersen ailemle bir görüşeyim” dedi. Birlikte onların evinde gittik. Ev yakılmış, içinde kimse kalmamıştı. Komşulardan, ailesinin akrabalarının yanında olduğunu öğrendi, oraya gittik. Kış günüydü bende o evde kalmaya karar verdim. Benim yattığım odaya mangal koydular. Sabah daha daireler açılmadan çarşıyı bir dolaşayım dedim. Bizim köyde değirmeni olan Hacı Arif Efendiye rastladım, oda bir devlet memuruydu ama işi neydi bilmiyorum. Beni görünce Ahmet Efendi hayrola diye sordu. Ankara’dan mevcutlu olarak Çapanoğlu getirdim dedim. Nerde diye sorunca akrabalarına bıraktım bu gece akrabalarında kaldı dedim. Önce bana gözün kör olmasın üç gün önce onun şifresi geldi Yozgat’a geliyor diye sen ne cesaretle onu akrabalarının yanına serbest bırakırsın diye çıkıştı sonrada Çerkez Ethem’in el koyarak aldığı Yeşil isimli atını Ankara’da görüp görmediğimi sordu. Ben almak için tekrar akrabalarının evine gittiğimde onu kalpağını ve kürkünü giymiş olarak buldum. Çizmeleri de çekince çok yakışıklı ve heybetli bir görünüşü vardı. Onun geldiğini duyan bütün Yozgatlılar kaldığı evin önüne toplanmışlardı. Teslim etmek için Hükümet binasına giderken yarım ay gibi dizilen Yozgatlılarda bizimle birlikte yürüdüler” diye anlatmıştı.

Yılmaz ağabeyimin bahsettiği kişi Çapanoğlu Halis Bey (Şefik Bey oğlu ) idi. Çerkez Ethem önce Yozgat’ı basıp ardından Arapseyfi Boğazı’ndaki çatışma sonrasıda Karatepe köyündeki Çapanoğullarının çiftliğini basınca annesi ile birlikte iki ata binip Sincan köyüne doğru kaçarlar. Geriye baktıklarında çiftlikten dumanların yükseldiğini görürler ama o acı ile birbirlerine bir şey söyleyemezler. Doludizgin koşturulan atlardan Halis Bey’in atı tökezleyerek kapaklanır, tek ata kalınca Halis Bey annesine “sen durma kaç” der. Ama annesi kaçmaz tek atla Sincan köyüne giderler bir samanlığa saklanırlar. Orada bir süre dinlendikten sonra annesini orada bırakıp kız kardeşinin eşi Sait Beyle birlikte kaçmak isterlerse de yakalanıp Arapseyf köyündeki köprünün başındaki hana getirilirler. Çerkez Ethem de Çapanoğullarını takip için ordadır, karşısına getirilince Sait Beyin Çerkez olduğunu öğrenir, Çerkezce bir şeyler söyleyip azarlayarak ona bir tokat atar. Halis Bey’e de kim olduğunu sorar oda Çete köyünün buzağı çobanıyım der. Kıyafetine ve konuşmasına bakar ve tabi inanmaz beraberinde Yozgat’a götürür. Yozgat’a gelirler ki bir hayli insan darağacında asılı. Kebapçı Veysel isminde bir şerefsiz, hasım olduğu kimseleri bu da Çapanlardan diyerek astırıyor. Halis Bey’i görünce onu da ihbar eder, hatta “bunun Hamza isminde bir kardeşi daha var” diye onu da ele vermek ister ama o vakte kadar Hamza Bey ile Hakkı Bey Yozgat’ı terk etmişler. Tam o sırada Bardakçılar ailesinden bir zabit “ben Çapanları iyi tanırım, Hamza Bey dediği kişi, yüz, iki yüz sene önce yaşayan bir Çapanoğludur ( Gazeteci Agah Efendi’nin dedesi – Süleyman Bey’in oğlu Hamza Bey ). Bu adam ya bilerek yalan söylüyor ya da karıştırıyor diyerek Halis Bey’i idam edilmekten kurtarır. Hâlbuki Halis Bey’in ağabeyi Rıfat Bey de Çanakkale Savaşına gidip dönmeyenlerdendir. Yakalanıp sorgulama neticesi idam edilmeyen Halis Bey, diğerleri ile birlikte Ankara’ya gönderilir. Ankara’ya girişlerinde Çapanoğullarının getirildiğini duyan halk büyük bir merakla sokaklara çıkarak görmek isterler. Çapanoğullarının damadı olan ve ailenin diğer fertleri ile birlikte Ankara’ya götürülen Abdülkadir Sönmez Bey bu manzarayı şöyle anlatıyor. “Kayaş Bahçeleri çok kalabalıktı. Ankara’da birçok kimseler Çapanoğulları teslim olmuş geliyorlar diye Kayaş’a kadar seyre gelmişlerdi. Bizi herkes birbirine gösteriyordu. Yol ilerledi Ankara’ya yaklaştık, kalabalık daha çoğalmaya başladı. Tam Ankara’ya gireceğimiz zaman izdiham öyle bir hale gelmişti ki şose üzerinde halk adeta birbirini tepeliyordu. Bindiğimiz yaylıya yaklaşıp bize bakmak istiyorlardı”. Yozgat’tan getirilen tutuklular Ankara kalesine hapsedilirler. Takriben iki ay kadar orada tutuklu kalırlar. Halis Bey, sonunda bir arkadaşı ile kaçmaya karar verir fakat son anda kaçmalarını bir gün ertelerler. İyi ki ertelerler, ertesi günü Fevzi Çakmak Paşa kurmayları ile gelip tutukluları tek tek sorgulamaya başlar. Sıra ona geldiğinde kısa bir sorgulamadan sonra “senin bir suçun yokmuş evladım, gidin memleketinize çiftinizi çubuğunuzu sürün ama sizi yolda yine yakalarlar, size bir kâğıt yazayım birde yanınıza adam katayım sağ salim gidin” der. Halis Bey başından geçenleri böyle anlatır ama aslında Yozgat’ta ikamete mecbur tutulmuşlardır. Bu yüzden jandarma nezaretinde Yozgat’a gönderilmişlerdir. Aile bu konuyu çocuklardan gizlemek için detaya girmez hep üstü kapalı geçerler. Halis Bey bir süre sonra köyleri Karatepe’ye gittiğinde oradaki evlerinin de yakıldığını görür. Bu yakma sırasında yine köy ahalisi araya girerek “Çapanoğulları bize çok zulüm yaptı müsaade edin bizde eşyalarını paylaşalım şan için biz kullanalım” diyerek eşyaları kendi evlerine taşıyıp yakılmaktan kurtarırlar, Ethem’in adamları gidince geri verirler.

Yılmaz ağabeyim Halis Bey’i Ankara’dan Yozgat’a getiren Ahmet Çavuşla ilgili olarak şu bilgileri de anlatmıştı. “Ahmet Çavuş, Filistin cephesinde de bulunmuştu. Osmanlı ordusu yenilince oradaki esaret günlerini ve bizim ordu komutanının iki tarafın askerlerinin huzurunda İngiliz ordu komutanına kılıcını merasimle nasıl teslim ettiğini hareketleriyle göstererek anlatmıştı. Teslim olduktan sonra Mısıra Seydülbeşir kampına götürülmüşler. Eskiden erkekler eğer arazide iseler ihtiyaçlarını ayakta gidermezler çömelerek yaparlardı. İngilizler hangi nedenle bilinmez bunu yasak etmişler ve hatta guruptan ayrılmalarını önlemek için yürürken yapmalarını istemişler yapmayanları kırbaçlamışlar. İdrar ile kirlenmiş giysi üzerlerinde iken bu insanların nasıl büyük bir teessür ile namaz kıldıklarını sizin takdirinize bırakıyorum. Esir subaylar ayrı karargâhlarda kalıyorlarmış ama hepsi de biz bu esareti atlatacağız diye azimli. Esaret acısını azaltmak için kendi aralarında Fransızca öğrenmeye gayret etmişler. Onlardan birisi de Yozgat ortaokulunda ve lisesinde Fransızca öğretmenliği yapan Kemal Bilgin Bey idi. Öğretmen Vehbi Ulusoy Bey de Seydülbeşir kampında esir olanlardan. Birde Muhsin Gökay isminde bütün enstrümanları çalan müzik öğretmeni vardı, oda o kampta enstrüman çalmayı öğrenmiş. Hepsinde böyle bir azim varmış. Osmanlı mebusu olan ve daha sonra Hicazdaki kutsal emanetlerin muhafazası için Cidde Vakıflar Müdürlüğüne tayin edilen ve Milletvekili Avni Doğan Bey’in babası Hayrullah Efendi de (yazar A.Kadir Çapanoğlu’nun babaannesi Esma Hanımın babası) İngilizler tarafından esir edilip bu kampa götürülür ve orada vefat eder” diye anlatmıştı değerli ağabeyim.

Sabahın erken saatinde rastladığı Jandarma Çavuşu Ahmet Efendiye çıkışan Hacı Arif Efendiye gelince; Oğlu Mehmet Ali Okan Bey, başkaldırı sırasında Binbaşı Çolak İbrahim Bey tarafından sorgulanır ve idama mahkûm edilir. Suçu, Çapanoğlu Ziya Bey’in kaçmasında ihmali görülmesidir. Mehmet Ali Okan Bey o sıralarda Aydıncık Karamağara da nahiye müdürü. Çapanoğlu Ziya Bey’i Ankara’ya götürmekle vazifeli ama yolda kaçmasına göz yumar. Oğlunun canının derdine düşen Hacı Arif Efendi, bir kavanoz altın ile Yozgatlı Nazım Kafaoğluna gider. Çolak İbrahim’e rica ederek oğlunu idamdan kurtarmasını ister. Nazım Bey, Balkanlarda, Birinci Dünya Savaşında ve İstiklal Savaşında bulunmuş ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin özel oturumunda madalya ve kahramanlık nişanı ile ödüllendirilmiştir. O günlerde Çolak İbrahim Bey’i evinde misafir etmekte ve cepheye gönderilmek için gönüllü toplamaktadır. Hacı Arif Efendi “Aman Nazım Efendi ocağına düştüm, etme eyleme, tek oğlumu asıyorlar, şu altını al oğlumu kurtar” diye yalvarır. O da “bre emmi ben senin oğlunun hayatını bir kavanoz altın karşılığında mı kurtaracağım ben öyle bir adam mıyım” diye hediyeyi reddeder ve oğlunu idam edilmekten kurtarır. Mekânları cennet olsun.

27.05.2013


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00