BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
189
Dün
:
4633
Toplam
:
14109651
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR ZAMANLARIN YOZGAT’I (1)
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okuyucu, 19 Kasım 2012 Pazartesi günü Yozgat Gazetesinin değerli sahibi ve Yozgat Gazeteciler cemiyeti başkanı kadim dostum Osman Hakan Kiracı ile İstanbul’da bir araya gelmiştik. Sohbet sırasında uzunca bir süre denize bakıp “Biliyor musun, bizlerde epey yaşlandık sayılır, biz yaştakilerde bu dünyadan gidince bir zamanların Yozgat’ı ile ilgili hatırda kalanlar da yok olup gidecek o yüzden elimizi çabuk tutmalıyız demişti.” Birdenbire söylediği bu söz beni de duygulandırmıştı. Meraklı okuyuculardan gelen talepleri de dikkate alarak, hatırladığım kadarı ve aldığım notlar ve ses kayıtlarımdan yararlanarak eski Yozgat’tan geride kalan bazı anıları köşemde yayınlıyorum. Bu defa yaşadığı dönemde Yozgat halkının hürmet ve sevgisine mazhar olan ve hem akrabalarına hem de tüm Yozgatlıya hamilik yapan Çapanoğlu Muhlis Bey’i ve onun çok özel iki eşi Saadet Hanım ve Esma Hanım’ı üç tefrikalık bir yazı ile anlatmaya çalışacağım.

ÇAPANOĞLU MUHLİS BEY

Derler ki, yaşadığı dönemde ( 01.07.1887 – 30.12.1949 ),tüm Çapanoğullarının hamisi idi. Yozgat halkı büyük saygı ve sevgi gösterirdi. Bu gün bile hâlâ aynı saygı ile hatırlanıp yâd edilen 7.göbekten Çapanoğlu torunudur. Annesi, Çapanoğlu kardeşler Edip, Celal, Halit ve Salih Beylerin ablası Fitnat Hanımdır. Babası, Çapanoğlu Ahmet Bey’in oğlu Mahmut Bey’dir. Yani hem anne tarafından hem de baba tarafından Çapanoğlu’dur. Muhlis Bey dedem, Çapanoğlu hadisesini en acı yaşayanlardan birisidir. Çapanoğlu olayları sırasında Ziraat Bankasından borç olarak alınan 50 bin lira karşılığı tanzim olunan senette “Ahzu Kabz’a” (parayı kullanabilme yetkisi) memur edildiğinden onun da imzası vardır. Bilindiği gibi bu para önce 50 bin lira(senette beş milyon kuruş) olarak alınmış, bu kadar büyük bir meblağın yanlarında taşınamayacağı anlaşılınca 5 bin lirası memur maaşlarının ödenmesi için alıkonulmuş, 45 bin lirası tekrar bankada bırakılmış. Daha sonra gelişen olaylar neticesi o telâşe içinde senet geri alınmadığı gibi üzerinde değişiklik yapılması da unutulduğundan, olayı fark eden Çerkez Ethem, senedi bankada bırakmış,45 bin lirayı da zimmetine geçirmiştir. Bu paranın tamamının alınmadığı bilindiği halde, ceza olarak aileye ödetilmiştir.(Bkz. Yozgat gazetesindeki köşem, Süleyman Sırrı Olayı ve Kocahanoğlu’nun düşündürdükleri). Muhlis Bey, İlk evliliğini yine anne tarafından Çapanoğlu olan ve güzelliği ile bilinen Saadet hanımla(Haşmet Bey kızı) yapar. Çapanoğlu olayları sırasında Babası Mahmut Bey ve dayıları Edip, Celal ve Halit beylerle birlikte uzun süre dağlarda kalmak zorunda kalır. Daha sonra onlarla birlikte Uzunyayla Çerkezlerine sığınırlar. Orada geçirdiği sıkıntılı günlerde saat tamir etmeyi öğrendiğini ve dönüp geldikten sonra hobi olarak devam ettirdiği söylenirdi. Olaylar bitip af çıktıktan sonra Yozgat’a döner. Yağma neticesi elde avuçta bir şey kalmadığından önce Buğday Pazarında zahire ticareti daha sonra da ek olarak kok kömürü müteahhitliği yapar. Ömrünün son yıllarında da inşaat müteahhitliğine de başlar. Çorum’un ilçeleri Alaca ve İskilip’in şehir suyu şebekelerini, değerli ağabeyim Yılmaz Göksoy’un “Şimdi yarısı yıkıldı içimizde bir yaradır” diye tarif ettiği Ankara yolu üzerinde Sarıhacılı mevkiindeki taş köprüyü vs. yaptırır(Aşağı yukarı 80 yaşındaki köprü ve taşları hâlâ sapasağlam ayakta idi). 1930 dan sonraki yıllarda sadece akrabalarının değil yardıma muhtaç Yozgatlılarında hamisidir. Sıkıntı çeken bazı köylülere kullanamadığı arazilerinin bazılarını “Elinize geçtikçe ödersiniz” diyerek verdiğini. Ani ölümü neticesi kime nereyi hangi şartla verdiği bilinmediğinden o günleri yaşayanlar “Alan aldığı ile kaldı. Kimse Muhlis Bey’e olan borcunu ödemedi” diye anlatırlardı. Rahmetli babam Muammer Çapanoğlu da “Gençliğimde, Ramazanın gelmesini hiç istemezdim. Hemen her gece önceden tespit ettiğimiz evlere sahurdan az evvel birer çuval un bırakmak görevim vardı” derdi. Muhlis Bey, o yıllarda Hindistan da bulunan Çapanoğlu Muhsin Bey’den bir mektup alır. Çapanoğlu olaylarının tahribatı unutulmadan Hindistan’dan gelen bu mektuba Milli Emniyet’in (Şimdi Milli İstihbarat Teşkilatı) bir oyunu olabilir endişesi ile cevap vermez, imha eder. Çapanoğlu Muhsin Bey, Osmanlı sarayında tabip olarak görev yapan Çapanoğlu Mehmet Sadık Beyin oğludur(Rütbesi bilinemiyor). Sarayda Şehzade Prens Abid beyle birlikte büyümüş, sarayda sünnet olmuştur. Fransa da Sorbon da tahsilini yaparken Osmanlı Hanedanın yurt dışına çıkarılması üzerine bursu kesilince değişik işlerde çalışarak tahsilini tamamlayan Muhsin Bey, Japonya da Tokyo camisinin restorasyonunu yaparken Japonların isteği ile ve Abid Beyle birlikte Fransadan Japonya’ya, oradan Mançurya, Çin ve Hindistan’a kadar uzanan birçok siyasi olayın içinde yer alır. Japonya da kurduğu matbaada uzak doğudaki Türkler için yüzlerce kitap, dergi yayımlar. Abid Bey Amerika da, Muhsin Bey Japonya da suikasta kurban giderler. Hayatı büyük bir roman olacak kadar maceralar ile dolu olan Muhsin Bey’in 70 li yaşlarda ve Amerika da bir mühendislik firmasının sahibi olan oğlu Cüneyt Çapanoğlunun da mektubun içeriği hakkında bir bilgisi yok. Çapanoğlu camiinde bir Cuma namazı sırasında rahatsızlanan Muhlis Bey, yanında bulunanlar tarafından buğday pazarındaki yazıhanesine getirilir. O sırada şiddetli bir beyin kanaması geçirmektedir. Rahatsızlığının nedeni fark edilemediğinden orada vefat eder. İlk eşi Saadet Hanımın naşı bile Çapanoğlu Camii haziresine konulduğu halde o zaman belediye reisi olan Fevzi Ayan’ın “Hısım olduğumuz için laf söz olur” gibi saçma bir itirazı üzerine Sarı Topraklığa defnedilir. Hısımlıktan kastı, eşi Ferhunde Hanımın, Muhlis Beyin ikinci eşi Esma Hanımın kardeşi olmasıdır. Fevzi Bey bu yüzden çekindiğini söylerse de aile bunun kıskançlık neticesi olduğunda hem fikirdir. Çünkü Ferhunde Hanımın ağabeyi olan Avni Doğan Bey de Çapanoğlu olayları sırasında kendini öne çıkarmak ve Atatürk’ün hafızasında yer etmek için uzunca bir süre aileye karşı tavır almıştır. Daha sonra 1964 yılında basılan Kurtuluş, Kuruluş ve Sonrası isimli kitabında “Çapanoğullarından asılan ve öldürülenler olmuştur. Bunlar büyüklerine itaati borç bilen ve aile namusu uğruna can veren talihsiz insanlardır” diye yazarak gönül almaya çalışır. Muhlis Bey’den sonra vefat eden Çapanoğlu akrabalar hep Muhlis Bey’in kabrinin yanına gömülmek istediklerinden çoğunun kabri Muhlis Bey’in kabrinin çevresindedir. Yozgatlı ünlü Şair Hüznî babanın oğlu Sayın Fahrettin Öncül ile Yozgat Öğretmen evindeki sohbetimizde şöyle anlatmıştı “Muhlis Bey amca büyük insandı, alçak gönüllüydü ve çok kibar bir insandı, güzel giyinir, etrafında saygı uyandırırdı. Şimdi Bağkur konutlarının olduğu bahçesinde de çok meyve ağacı vardı. Ağaçlara çıkmak için izin isterdik. Her seferinde de mütebessim bir çehre ile çıkın çocuklar istediğiniz kadar yiyin derdi. Ne mübarek bir insandı” demişti. Değerli eğitimci ve araştırmacı Yılmaz Göksoy ağabeyimle yaptığımız bir sohbette de Muhlis Bey’den şöyle söz etmişti.”Yozgat Yerköy yolu, eskiden Eskipazar mahallesinden aşar, Sarıhacılı köyünün güneyinden, tepeden dik bir rampa ile inerdi. Akdağdan çıkan arabacılar, Kağnıcılar, yolcular, iki şeyden çekinirlerdi. Bir Muslubelen’i aşsak birde Sarıhacılının yokuşunu aşsak derlerdi. O sırada 2. Dünya savaşı var. Yerköy’de tren istasyonu olduğundan Yozgat Yerköy arasında gelip gitmeler çok fazlaydı. Hükümet yolu, Sarıhacılı boğazından geçirmek istiyor ve İhale açıyor. İhaleyi Muhlis Bey ile Rıfat Bacanlı ve Kardeşleri ortak olarak alıyorlar. Bu yolu ve bu taş köprüyü onlar yapmışlardı. Rahmetli babamda onların yanında sürveyandı. İnşaatı denetlemeye geldikleri bir gün at arabası ile Yozgat’a dönerken yanındakilere beni göstererek bu yeğen kim diye sordu. Onlarda bizim sürveyanın oğlu dediler. Maşallah diyerek başımı okşamıştı. Bizim köyümüz Yozgat’a 21 kilometre uzaklıktaydı. Saat 8,00 sularında Yozgat’ın pazarında olmak için sabah horozlar öterken köyden çıkar,10 kilometre sonra Şahanoğlu kaynağının başında mola verir biraz dinlenirdik. Yine bir mola sırasında giyiminden bir bey olduğu anlaşılan lacivert elbiseli atlı birisi geldi. Selam verdikten sonra duydunuz mu Çapanların Muhlis Bey vefat etmiş dedi. Böyle söyleyince orada bulunan yaşlılar hayıflandılar, “Muhlis Bey öldüyse Yozgat’ın yarısı yıkıldı desene” dediler. Bende çocuk aklımla anlamaya çalışmıştım. Muhlis Bey nasıl biriydi ki ölünce Yozgat’ın yarısı yıkılıyordu. Bilim adamları liderlikte ortak bir özellik yoktur. Her liderin kendine has özelliği vardır derler. Muhlis Bey amca da kendine has özellikleri olan, bey sülalesinden gelen, nur yüzlü, insana güven veren ve çok güzel giyinen bir insandı. Hiç unutmuyorum, o günde üzerinde kolları manşet düğmeli güzel bir pardösü vardı. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın.”demişti. (Saadet Hanımla devam edeceğiz)

03.04.2013




Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00