BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 26.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
193
Dün
:
4633
Toplam
:
13791631
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TÜRKİYENİN İLK BOKS MAÇI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Türkiye’nin ilk boks maçı 1 Nisan 1932 tarihinde tarihi Tepebaşı Tiyatrosunda yapılmıştı. Fransız boksör Franki Marken, kendisi ile dövüşecek kimse bulamayınca zamanın gazetelerine “ karşıma benimle dövüşecek kimse çıkmazsa Fransa’ya döneceğim ve Türkleri dövdüm diyeceğim” diye kışkırtıcı ilanlar verir. Bu ilan pehlivanların buluştuğu kahvede de konuşulur. İlana sinirlenen Cemal Pehlivan boksörün cüssesine de bakarak “abe bu nasıl bir adamdır ki bizi böyle hakir görür” diyerek dövüşmeye talip olur. Kurtdereli Mehmet Pehlivan “Cemal bu bizim bildiğimiz bir spor değil” diye kendini ikaz etse de o kararını vermiştir. Şöyle bir anlaşma yapılır. Bu sadece, hususi bir boks maçı olacaktır. İki boksör yerine bir boksör ile bir pehlivan arasında olacak ve maç tamamen boks kuralları dairesinde cereyan edecektir. Franki, gazetecilere verdiği röportajda Cemal pehlivanla yapacağı maç hakkında izahat verdikten sonra bu maçı kazanacağına tamamen emin olduğunu söyler. Maçı kazanacağından o kadar emindir ki, bu dövüşten bir hafta, on gün sonra Selim isminde birisi ile de maç yapmağa hazır olduğunu ve maç mukavelesini de imzalamağa hazır olduğunu söyler. İki sporcu 1 Nisan günü saat 15.00 de karşılaşacaklardır. Tepebaşı Tiyatrosu, bir boksörle bir pehlivanın yapacağı bu müsabakayı merak edenlerle tamamen dolmuştu. İzleyiciler, biri diğerine tamamen aykırı iki sporcunun nasıl karşılaşacağını merakla bekliyordu. Cemal pehlivanın, soyunup arkasında bir havlu sarılı olduğu halde iri cüssesiyle ringe gelmesi uzun alkışlarla karşılandı. Pehlivan, kendine ayrılan köşeye gidip oturdu ama Franki daha meydanda görünmüyordu. Ancak 20-25 dakika sonra göründü. Franki’nin de ringe çıkması ile Ringe gelen hakem Todori, biri pehlivan öbürü boksör iki sporcuyu görünce böyle bir müsabakanın mümkün olamayacağını dolayısıyla bu maçın hakemliğini yapmak istemediğini, bu işin mesuliyetini alamayacağını söyledi. Güreş Federasyonu da bu işin geriye bırakılmasını isteyince seyirciler arasında bir curcuna başladı. Her ağızdan bir ses çıkıyordu. İzleyiciler, biz buraya maç seyretmeğe geldik, paramızı geri isteriz diye bağırmaya başladılar. Kıdemli güreşçilerde itirazda bulundular zira Franki, karşıma kimse çıkmazsa Türkleri dövdüm diyeceğim diyordu. Gürültülerden ahşap salon sanki yıkılacak bir hale geldi. Kalabalığın gözü o sırada salonda bulunan genç Eşref Şefik’e takılınca onun hakemlik yapması için tezahürat yapmaya başladılar. Etrafında bulunanların da teşviki ile ringe çıkan Eşref Şefik, “bu iş her ne kadar sportif bir hareket değilse de bir tehlikesi de olmadığını, bir boksörle bir güreşçinin kurallar dâhilinde dövüşebileceğini söyledi ve maçın hakemi olmayı kabul etti ve maç başladı. Genel manzara şöyle idi. Franki, dev cüsseli pehlivanın heybetinden korkuyor, yanına yanaşmağa cesaret edemiyordu. Cemal pehlivan da, daha bir boks yumruğunun nasıl vurulacağını bilememenin tesiri altında kararsız, ama iri cüssesiyle Franki’yi korkutuyor, birbirlerine açık vermemeye çalışıyorlardı. İlk raund böyle birbirlerinin etrafında dönmeleriyle bitti. İkinci raund da Cemal Pehlivan birkaç yumruk vurarak Franki’yi yere serdi. Dokuza kadar saydıktan sonra ancak ayağa kalkabildi. Üçüncü raund da Franki kendini toplayıp bir kaç tesirli yumruk vurmaya muvaffak oldu. Dördüncü raund da epeyce sinirlenen Cemal Pehlivan birkaç yumruktan sonra bir biçimine getirerek Franki’ye okkalı bir Osmanlı tokadı yapıştırdı. Yere yapışan Franki kalkıp yumruk vurmak isterken kolunun incindiği fark etti. Müsabakaya devam edemeyeceğini söyledi. Cemal Pehlivan Türklerin onurunu kurtarmak için kabul ettiği bu boks maçından böylece galip çıktı. Sıkı bir Osmanlı Tokadı işi bitirmişti.

25.03.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00