BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.06.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
172
Dün
:
4633
Toplam
:
14025237
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
KAFARAĞA
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Gerçek ismi böylemiydi, soyadı varmıydı hiç aklımıza gelmezdi. Cennetmekân dedem Ceritzade Şükrü Efendinin yanında, çok saf, çok temiz ruhlu, çok sadık, çok emektar bir garip azaptı. Eski ve soluk renkli sekiz köşeli kasketinin ortadan kırık siperliğini başının yan tarafına getirerek giyerdi. Yüzü hep sakallı, boynu dahil güneş yanığı ve kırış kırıştı. Hep güler yüzlüydü. Deve kervanı gibi birbirine bağlı katırlarla Dayılı köyünde yetiştirilen yeşil fasulye, mısır, ceviz, ayva, gibi bazı mahsullerle pekmez, çalma, un gibi köyde hazırlanan kışlıkları, Yozgat’ta ahırdaki hayvanlar için çuvallarla saman ve tandırda yemek pişirmek için budanmış asma çubuğu gibi şeyleri Dayılı köyünden Yozgat’taki eve taşırdı. Mutlaka 5-6 kişiyle birlikte gelirdi. Bazıları kendine yardımcı bazıları da Yozgat’ta işi olanlar olurdu. Gelenler hava kararıp akşam yemeğini yedikten sonra eğer mevsim güz, hava da soğuksa ahırın sekisinde altta hayvanlar ile birlikte, mevsim yaz ise orta avluya serilen döşeklerde yatarlar sabah erkenden de katırlarla köye doğru yola koyulurlardı. Yozgat’a geldiğinde asla sedire filan oturmaz, kapıya yakın bir yerde kasketi başında sessizce dizleri üzerine oturur öylece kalırdı. Bizde iki kardeş onun dizinin dibine oturur bize hikâyeler anlatmasını isterdik. Yorgun değilse anlatırdı, o anlatır biz hayallerle dalardık. Ama keyfi yoksa “hekaye hekmiş, çamura çökmüş çekince guyruğu gopmuş” derdi. Bizde üstelemezdik, biraz yanında oturur sonra kalkar vakit geçirecek başka şeyler bulurduk. Elektrikler saat 23.00 de kesildiğinden o saate kalmadan da uykuya dalmış olurduk. Kafarağanın yine 5-6 köylüyle geldiği bir akşamüzeri idi. Çok bitkin görünüyordu. Rahmetli anneannem sorunca “başım bek ağrıyo hanımabla, koyden bu yana zor geldim” dedi. Anneannem hemen bir bardak su ile iki aspirin getirdi. Daha içer içmez “ohh! ölmüşleriyin canına dağsın hanımabla ne ağrım kaldı ne bişey” demez mi? Daha aspirin tesir etmemişti ki. Bu olay beni o kadar etkilemiş ki ne zaman bir hap yutsam aklıma Kafarağa gelir. Dayım Yaşar Cerit’in 15-17 yaş civarındaki yıllarında ineklerden birisi hastalanır. Durumun kötüye gittiğini gören dedem ineğin kesilmesine karar verir. Kesilir, derisi yüzülür, parçalanır. Anneannem dayıma “bunu gece serinlikte Yozgat’a götürün, iki de koyun alıp kasaba götürün sucuk yapsın” der. Yozgat karasal iklimin etkisi altında olduğundan yazın bile geceler oldukça serin olur. 2011 yılı Ağustos ayında çok sevdiğimiz değerli bir kardeşimizin daveti üzerine Antalya’ya gitmiştik. Sıcaktan evden dışarı çıkamadık. Oradan Yozgat’a geldik ki 18 derece, musluktan akan su buz gibi, gece yorgana sarılıp yatmıştık. Neyse efendim, dayım at ile Kafarağa eşek ile ve heybelere basılan etler ile aysız bir gece ve zifiri bir karanlıkta Dayılı köyünden yola çıkarlar. Sadece hayvanların ayak seslerinin duyulduğu gecenin sessizliğinde Kafarağa birden korku ile bağırır, “ayağıma yılan sarıldı.” Şok olan dayım şaşkınlığı geçince hemen attan inip zifiri karanlıkta cebindeki çakı ile Kafarağa’nın ayağını yılandan kurtarmaya çalışır. Tabi bu arada Kafarağa’nın ayağını da yaralar. Heybelerden birisinin alt köşesi daha önce biraz açılmış. Yozgat’a yaklaştıkları sırada Kafarağa yol boyunca sallanan ayağını sürte sürte o deliği daha da büyütmüş, delikten aşağı sarkan bağırsaklar Kafarağa’nın ayağına dolanınca korku ile “ayağıma yılan dolandı” diye bağırmış. Yine bir gelişlerinde her zamanki gibi avluda yatarlar. Yozgat pazarına gelen başka iki köylüde onlardan ayrı olarak Yozgat’a gelirler. İşlerini bitirdikten sonra da vakit geçirmek için kahveye giderler. Hazırlıklı olmadıklarından, yani yanlarında el feneri gibi bir şeyde olmadığından elektrik kesilip kahve boşalınca karanlıkta sokak ortasında kalıverirler. O zaman pilli el fenerleri her evde bile bulunmazdı. Gece gezmesine gidenler gazyağı ile yanan gemici feneri ile evlerine döner, fener taşıma görevi birkaç adım önden yürüyen çocuklara verilirdi. Bizim iki köylü önce hana giderler. Handa yer bulamayınca efendağanın evine gidelim ötekilerle birlikte orada yatarız düşüncesiyle bize gelirler. Karanlıkta yolu şaşırırlar epey bir dolaşırlarsa da sonunda evi bulurlar. Üstü kiremitli dış çatal kapı traktör ve fayton kolayca girip çıkabilsin diye her zaman açık olurdu. İkinci çatal kapı arkadan sürgülenirdi. Kapının kilitli olduğunu görünce sessizce içeriye girmenin yolunu ararlar. Duvardan atlamaktan başka çare yok. Bunlar kapı önünde fısır fısır konuşurlarken zaten geceleri pek az uyuyan büyükannem Çerkez Gül Hanım, hem ayak seslerinden hem de konuşmalarından onları fark eder ve dedemi uyandırır. Adamların içeri girmek istediğini anlayan dedem onların hırsız olduğuna kanat getirerek kolayca yakalamak için içeri girmelerini bekler. Bu arada da Kafarağayı ve birlikte geldiği köylüleri uyandırıp, uyuyormuş gibi yapmalarını söyler. Bir şeyden haberi olmayan adamlar duvardan yavaşça avluya atlayınca bizimkiler birden yattıkları yerden fırlayıp adamları dövmeye başlarlar. Zavallı adamlar “efenda biz hırsız değelik biz Daylılılık diye kendilerini tanıtana kadar biraz hırpalanırlar. Ondan sonrası rahmetli anneanneme düşer. Gece karalığında fener ışığında görebildiği kadarı ile adamların yarasına beresine tentürdiyot sürer. Emektar Kafarağa, yaşlanınca Efenda’sından köyü İğecen’e dönmek için müsaade ister. O da köyüne eli boş gitmesin diye 5 adet koyun verir. Verir ama bizim kafarağa yağmurlu bir günde koyunları kaybeder. Dereye düşüp boğulurlar korkusuyla bütün dere boyunu dolaşır sonunda güç bela sabaha karşı sırılsıklam bir vaziyette Dayılı’ya dedemin kapısına gelir yığılır. Hemen içeri alırlar üstünü başını soyarlar kuruturlar. Kendine geldiğinde ağzından çıkan ilk söz şu olur.“Bu zenginlik ne zor şeymiş Efenda” Allahın rahmeti üzerine olsun.

18.03.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00