BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
252
Dün
:
4936
Toplam
:
13343330
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Kırk yıl bir harfin kölesi olmak
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Ortaokul ikinci sınıfta idik. Yaşımız ondörtdü. İngilizce “ay em fortiin yiırs old” demeyi öğrenmiştik. Bunu hep hatırlarım, yaşımızı vurguluyordu çünkü. Başımızda hep kavak yelleri estiğinden ondan sonrasını pek hatırlamam, umurumda da değildi zaten yirmili, otuzlu yaşlar. “Bir abam var atarım, nerde olsa yatarım” hesabı. Ama “kırk” kelimesi ötekilere hiç benzemiyordu. Çok ağırıma gitti kırk, bir türlü kabullenemedim. “Gökten ne yağmışta yer kabul etmemiş” sonunda herkes gibi bizde razı olduk başımıza gelene.
Kırk sayısı İnsanoğlu için kısalan bir ömrü ifade ettiğinden bir hüzünlenmeye vesile oluyorsa da kuruluşlar için bir gurur vesilesi oluyor. Bir kuruluşun kırk yıl eğilmeden, bükülmeden onuru ile ayakta kalması işini devam ettirmesi kolay olmasa gerek, hele bu bir gazete ise. Dikkatli bir gazete okuyucusu ”Bu gazete basın ahlak yasasına uymayı kabul eder.. günlük tarafsız siyasi gazete” vb. yazıları gazetelerin künyelerinde okur ama ne kadar tarafsızdır o biraz tartışılır.

Yozgat gazetesi yayımlandığı ilk günden bu yana başındaki gerçek basın emekçisi Sayın Osman Hakan Kiracı’nın titizliği sayesinde tarafsız kalabilmiştir. Bu yüzdendir ki gerektiği zaman suya da, sabuna da tarafsız bir gözle dokunmaktan çekinmez. Bu yüzden değişik konularda sayısız ödüle sahiptir ve bu yüzden “Osman Hakan Kiracı” ismi Türk basınında bir markadır. Buna birlikte yaşadığımız birçok olayda bizzat şahit olmuşumdur. Bir misal; 21 Mart 2009 Cumartesi günü saat 11.00 sularında değerli dost Osman Hakan Kiracı ile Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşi ağabeyimize bir ziyarette bulunmuştuk. Oktay ağabey “Osman senin değerlendirmelerine ben çok önem veririm” diyerek genel seçim öncesi orta Anadolu’da son durumlar hakkında bir tahlil yapmasını istemişti. Ogün öğle yemeğinden önce ve sonra Allah uzun ömür versin Oktay ağabeyle epey uzun bir süre sohbet etmiştik.

Osman Hakan Kiracı ile başka bir tarihte İstanbul’da bir matbaa makineleri fuarını birlikte gezerken de Yozgat gazeteleri ve matbaaları konusunda bir değerlendirme yapmıştı. Bu sohbetimizde tarafsız bir basın kuruluşunun zorluğundan ve onun getirisi ve götürüleri hakkında epey bilgi sahibi olmuştum. Bu arada “en az otuz yıl Yozgatlıya bedava gazete dağıttım da bir Allah’ın kulu bu değirmenin suyu nereden geliyor” diye sormadı’diyerek sitem eden Abbas Sayar ağabeyimizi de rahmetle anmıştık. Evet, tarafsız, dürüst, namuslu ve sözüne güvenilir gazeteci olmak gerçekten zor işmiş. Abbas Sayar ağabeyimle 11 Kasım 1971 gecesi Yozgat’ta oteldeki odasında İstanbul ve Yozgat’taki yaşantısı hakkında sabaha kadar sohbet etmiştik. Kimlere, neden sitem etmişti bilip’te yazamamak ne zormuş meğer. Ben de bir kuyuya gidip Kral Midas’ın berberi gibi mi yapmalıyım?. Bunları düşününce Osman Bey’i daha iyi anlıyorum.

Geçmişte 23 yıl günlük daha sonra haftalık ,15 günlük aralıklarla periyodik “kâğıt gazete” olarak çıkan Yozgat gazetesi şimdilerde daha doğrusu 8 yıldır İnternette günlük olarak yayın hayatını sürdürüyor. Dolayısıyla dünyanın her yerindeki Yozgatlılara okuma fırsatını sunuyor. Sadece Yozgatlılar mı? Hayır, internette değişik konularda bilgi arayanların karşısına da Yozgat Gazetesi çıkıyor. Örneğin Çapanoğlu olayları sırasında Çapanoğulları ile birlikte hareket eden Amasyalı Piroğulları’nın torunları gazetede yazdığım bir makalemi internette okuyup 93 yıl sonra (1920–2013) Amerika’dan bana ulaşabiliyorlar. Yine gazetede yayımlanan bir anıma internette rastlayan bir zamanların ünlü orkestrası Üstün Poyraz set’in kurucusu Üstün Beyefendinin oğlu Sayın Kaan Poyrazoğlu, kırkbeşyıl sonra bana ulaşıp duygularını benimle paylaşıyor.
Yazımın başında da belirttiğim gibi kırk kelimesi benim için çok özel bir kelime. Kırk yıl yöresel ve ülkesel türlü olumsuzluklara rağmen azimle ve sabırla yayın hayatını sürdüren Yozgat gazetesine ve emekçilerine başarılı daha nice kırk yıl diliyorum.

05.03.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00