BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
204
Dün
:
4633
Toplam
:
14652496
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Kırk yıl bir harfin kölesi olmak
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Ortaokul ikinci sınıfta idik. Yaşımız ondörtdü. İngilizce “ay em fortiin yiırs old” demeyi öğrenmiştik. Bunu hep hatırlarım, yaşımızı vurguluyordu çünkü. Başımızda hep kavak yelleri estiğinden ondan sonrasını pek hatırlamam, umurumda da değildi zaten yirmili, otuzlu yaşlar. “Bir abam var atarım, nerde olsa yatarım” hesabı. Ama “kırk” kelimesi ötekilere hiç benzemiyordu. Çok ağırıma gitti kırk, bir türlü kabullenemedim. “Gökten ne yağmışta yer kabul etmemiş” sonunda herkes gibi bizde razı olduk başımıza gelene.
Kırk sayısı İnsanoğlu için kısalan bir ömrü ifade ettiğinden bir hüzünlenmeye vesile oluyorsa da kuruluşlar için bir gurur vesilesi oluyor. Bir kuruluşun kırk yıl eğilmeden, bükülmeden onuru ile ayakta kalması işini devam ettirmesi kolay olmasa gerek, hele bu bir gazete ise. Dikkatli bir gazete okuyucusu ”Bu gazete basın ahlak yasasına uymayı kabul eder.. günlük tarafsız siyasi gazete” vb. yazıları gazetelerin künyelerinde okur ama ne kadar tarafsızdır o biraz tartışılır.

Yozgat gazetesi yayımlandığı ilk günden bu yana başındaki gerçek basın emekçisi Sayın Osman Hakan Kiracı’nın titizliği sayesinde tarafsız kalabilmiştir. Bu yüzdendir ki gerektiği zaman suya da, sabuna da tarafsız bir gözle dokunmaktan çekinmez. Bu yüzden değişik konularda sayısız ödüle sahiptir ve bu yüzden “Osman Hakan Kiracı” ismi Türk basınında bir markadır. Buna birlikte yaşadığımız birçok olayda bizzat şahit olmuşumdur. Bir misal; 21 Mart 2009 Cumartesi günü saat 11.00 sularında değerli dost Osman Hakan Kiracı ile Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşi ağabeyimize bir ziyarette bulunmuştuk. Oktay ağabey “Osman senin değerlendirmelerine ben çok önem veririm” diyerek genel seçim öncesi orta Anadolu’da son durumlar hakkında bir tahlil yapmasını istemişti. Ogün öğle yemeğinden önce ve sonra Allah uzun ömür versin Oktay ağabeyle epey uzun bir süre sohbet etmiştik.

Osman Hakan Kiracı ile başka bir tarihte İstanbul’da bir matbaa makineleri fuarını birlikte gezerken de Yozgat gazeteleri ve matbaaları konusunda bir değerlendirme yapmıştı. Bu sohbetimizde tarafsız bir basın kuruluşunun zorluğundan ve onun getirisi ve götürüleri hakkında epey bilgi sahibi olmuştum. Bu arada “en az otuz yıl Yozgatlıya bedava gazete dağıttım da bir Allah’ın kulu bu değirmenin suyu nereden geliyor” diye sormadı’diyerek sitem eden Abbas Sayar ağabeyimizi de rahmetle anmıştık. Evet, tarafsız, dürüst, namuslu ve sözüne güvenilir gazeteci olmak gerçekten zor işmiş. Abbas Sayar ağabeyimle 11 Kasım 1971 gecesi Yozgat’ta oteldeki odasında İstanbul ve Yozgat’taki yaşantısı hakkında sabaha kadar sohbet etmiştik. Kimlere, neden sitem etmişti bilip’te yazamamak ne zormuş meğer. Ben de bir kuyuya gidip Kral Midas’ın berberi gibi mi yapmalıyım?. Bunları düşününce Osman Bey’i daha iyi anlıyorum.

Geçmişte 23 yıl günlük daha sonra haftalık ,15 günlük aralıklarla periyodik “kâğıt gazete” olarak çıkan Yozgat gazetesi şimdilerde daha doğrusu 8 yıldır İnternette günlük olarak yayın hayatını sürdürüyor. Dolayısıyla dünyanın her yerindeki Yozgatlılara okuma fırsatını sunuyor. Sadece Yozgatlılar mı? Hayır, internette değişik konularda bilgi arayanların karşısına da Yozgat Gazetesi çıkıyor. Örneğin Çapanoğlu olayları sırasında Çapanoğulları ile birlikte hareket eden Amasyalı Piroğulları’nın torunları gazetede yazdığım bir makalemi internette okuyup 93 yıl sonra (1920–2013) Amerika’dan bana ulaşabiliyorlar. Yine gazetede yayımlanan bir anıma internette rastlayan bir zamanların ünlü orkestrası Üstün Poyraz set’in kurucusu Üstün Beyefendinin oğlu Sayın Kaan Poyrazoğlu, kırkbeşyıl sonra bana ulaşıp duygularını benimle paylaşıyor.
Yazımın başında da belirttiğim gibi kırk kelimesi benim için çok özel bir kelime. Kırk yıl yöresel ve ülkesel türlü olumsuzluklara rağmen azimle ve sabırla yayın hayatını sürdüren Yozgat gazetesine ve emekçilerine başarılı daha nice kırk yıl diliyorum.

05.03.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00