BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
228
Dün
:
4633
Toplam
:
14364359
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ÇAPANOĞULLARI VE PEHLİVANOĞULLARI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Çapanoğulları hadisesinin büyümesi üzerine Atatürk, fikrini sorduğu İsmet paşadan şöyle bir cevap almıştı“Paşam, Çapanoğulları orta Anadolu’nun en nüfuzlu ayanlarındandır, kız alıp vermelerden dolayı bütün civar beylerle akrabadır. Eğer bastıramazsak saman alevi gibi büyür söndürmek mümkün olmaz”.İsmet paşanın bu tespiti ne kadar doğru idi? Çapanoğulları ile Cerid’lerin akrabalıklarına daha önceki bir yazımda değinmiştim. Hatta Rahmetli Hikmet Hacımirzaoğlu albayımla ilgili anılarımı anlatırken Hacımirzeler ile de akrabalık var’mıydı acaba diye sormuştum 1613 lerden itibaren Anadolu’ya gelen Türkmenlerden olan Ceridler önce Suriye Rakka’ya iskân edilmek istenmişse de büyük bir kısmı orada kalmazlar. Büyük çatışmalardan sonra Bozok, Kırşehir, Keskin ve Çiçekdağı taraflarına dağıldılar. Kalanlar ise “giden evlerimiz geri dönmedi” diyerek kaçıp onlara katılırlar

Beylerimiz hatır gönül bilmedi
Ferman idüp yaylağımız vermedi
Giden evlerimiz geri dönmedi
Acep neye varır hali Cerid’in.

Rakka’dan kaçıp gelen Ceridler’in bir bölümü yakalanıp Çukurova’ya iskân edilir, bir bölümü ise Yeni İl’e bağlı Pehlivanlı aşiretine katılarak, Pehlivanlı boy beyine emanet edilir. Bu yazımda Pehlivanlı aşireti ile olan ilişkiden bahsedeceğim. Pehlivanlı aşireti şu emirname ile Yozgat, Kırşehir, Keskin ve Kayseri dolaylarına yerleştirilirler.
“İskân taifelerinden Beğdili’ye tabi (Beğdili boyuna tabi) Döğer, Karakocalı, Bozok Sancağı, Kırşehir, Keskin, Kayseri dolaylarında Mamalı, Salarlı Pehlivanlı ve Tabanlı Cem içlerinde olup, lakin bu cem atların bazıları Rakka Perakendesi Mukataası tabilerinden olduklarından ötürü, adı geçen mukataanın bu defa malikâne kaydı kaldırılıp ve silinip 1142 (1729) yılı Şubatından, Rakka Valisi tarafından zapt olunmak üzere, eklenmiş ve katılmış olduğundan “Bizler perakende mukataasına tabiyiz.” demelerine bakılmaksızın bulundukları yerlerden çıkartılıp, eyalet ve sancak mutasarrıfları, kadılar ve mütesellilere, İstanbul’dan tayin olunan mübaşire, aşiret beylerine, vakıf zabitlerine, kethüda ve Yeniçeri serdarlarına, vilayet ileri gelenlerine, Mamalı ve Pehlivanlı ve diğer aşiretler boy beylerine hitaben yukarıdaki emir tertibi üzere, Divan’dan şerefli emir verilip, kaydolundu.”

Pehlivanlı beylerinden Mahmud Bey, “Üç tuğlu Mahmud Bey” olarak anılır. Bozok (Yozgat) ayanı Çapanoğlu Mustafa Bey ile birlikte çalışan Mahmud Bey, Çapanoğlu Süleyman Beyin yanında Avusturya ile yapılan savaşlara katılır ve bir savaşta Belgrat’ta şehit düşer, oraya defnedilir. Mahmud Bey için şöyle bir ağıt yakılır.

Vakit geçti Belgrat’ta durulmaz
Kalk gidelim beyim ellerimize
Böyle firkat ile gönül eğlenmez
Kalk gidelim beyim ellerimize.

Çapan Beyoğlu da yanım yoldaşım
Hasan Dedem Dinek Dağı sırdaşım
Oğlum Abdurrahman yareli eşim
Kalk gidelim beyim ellerimize.

Pehlivan beyleri yasımı tutsun
Mezarım başında bir top gül bitsin
Bülbül her seherde ahu-zar etsin
Kalk gidelim beyim ellerimize.

Cezzar Ahmet paşanın vefatından sonra Lübnan da isyanlar çıkmış, bölgede yaşayan bazı Arap kabileler yağmacılığa başlamış, Anadolu’dan giden Hacılar, o yıl yolculuk sırasında bu yağmacılardan çok sıkıntı çekmişlerdi. Babıâli buradaki isyanı Çapanoğlu’na havale eder, o da Pehlivanlı Halil Bey’i isyanı bastırmakla görevlendirir. Aşiretten toplanan bin kadar atlıyla Şam’a giden Pehlivanoğlu Halil Bey, önce asilere saldırır gibi yaparak onları üzerine çeker, aniden geri çekilerek, dar bir boğazda asileri topyekün imha eder. Bu başarılarından memnun kalan Babıâli, Çapanoğlu’ndan o yıl Pehlivanlı aşiretinden vergi almamasını emreder. Yozgat’ımızın yaşayan tarihi, değerli ağabeyim Yılmaz Göksoy Hocam da bir sohbetimizde ek olarak şu bilgiyi vermişti. “Pehlivanoğullarından bir beyzade olan Mustafa Bey 14 yaşında yetim kalınca Çapanoğulları büyütürler. O da Beyyurdu’na bir cami yaptırır. Bu cami Yozgat’taki Çapanoğlu Büyük Camiine Süleyman Bey tarafından ilave edilen dış camii ile aşağı yukarı aynı yaştadır.” Yeni-İl’in vergisi bu beyler vasıtasıyla toplanırdı. Önceleri valide sultanların Üsküdar’da yaptırdıkları cami ve imaretlerin vakfına gönderilirken, daha sonra Mekke-Medine’ye gönderilen Sürre akçesine ayrılmıştı. Bu nedenle, Çapanoğullarına, Pehlivanlılara, Hacımirzelere ve onlara bağlı oymaklara, Haremeyn-i Şerif aşiretleri adı verilmiş ve Osmanlı fermanlarında bu isimle anılmıştır. İstanbul’un et ve un ihtiyacı genelde Çapanoğullarının nüfuzu altındaki Anadolu göçer Türkmen aşiretlerinden karşılanıyordu. Mühimme Defterlerinde bu konu hakkında geniş bilgi bulunmaktadır. Öyle ki,“1755’te İstanbul’da meydana gelen et sıkıntısını gidermek karşılığında, Bozok sancağı voyvodalığı Çapanoğlu Ahmet Ağa’ya verilmiştir. Dolayısıyla İstanbul’un tüm et ve un ihtiyacı Çapanoğullarına bağlı olan bu aşiretlerin yardımı ile tedarik edilmiş ve koyun sürüleri Pehlivanoğulları tarafından Samsun’a oradan da deniz yolu ile İstanbul’a ulaştırılmıştır. Yukarda Yeni-İl’in vergileri ile padişahların hediyelerinin Sürre alayları ile Mekke ve Medine’ye ulaştırıldıklarını yazmıştık. Şimdi aşağıdaki cümleleri özellikle dikkatinize arz ederim. 1517’de Mısır’ı fetheden Yavuz Sultan Selim, baskı yaparak kendini İslam âleminin halifesi seçtirmiş idi. Şükran olarak Haremeyn halkına(Mekke, Medine halkı) 200,000 altın, çok miktarda hububat, yiyecek, giyecek gönderir. Sultan Selim’le başlayan bu olay sonraları gelenek haline geldi. Her yıl Anadolu’da toplanan vergiler, Üsküdar’daki Valide Sultan Vakfı’na getirilir, burada Çapanoğlu beylerinin de komutanlık yaptığı Sürre Alayları tertiplenip, kara yolu ile Mekke’ye giderdi. İşte o tarihten sonra “ANADOLU HALKININ ALINTERİ”, tembel Arapların midesine akmaya başladı. Bildiğiniz gibi hâlâ da akıyor. Mekke ve Medine’de yaşayan halk, Anadolu’dan gönderilen paralarla iyi bir yaşam sürmeye başladı. Bu yüzden cefakâr Anadolu halkı, çalışmayıp halkın sırtından geçinen ve kolay kolay bir şey beğenmeyen kişilere “ MEDİNE FUKARASI.” tabirini kullanmıştır. Yukarda arz ettiğim gibi, bu kadar içli dışlı bir yaşam süren bu kavruk yüzlü asil ruhlu Anadolu Türkmen aşiretlerinin birbirleri ile akrabalık bağı kurmalarından daha doğal ne olabilir. Her daim sağlığına duacı olduğumuz değerli Süleyman Sökmen ağabeyimin, o uzun şiirinde dediği gibi, bu topraklardan kimler gelmiş kimler geçmiş. Nur içinde olsunlar.

Kaynak : "Pehlivanlı Türkmen Aşireti Tarihi" (Baki Yaşa Altınok)

"Öyküleriyle Kırşehir Türküleri, destanları, ağıtları" (Baki Yaşa Altınok)



15.02.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00