BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
221
Dün
:
4633
Toplam
:
14612052
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ŞEYHÜLİSLAM YAHYÂ EFENDİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Mescitte riya pişeler itsün ko riyayı
Meyhaneye gel ne riya var, ne mürai

Bırakın yalancılar mescitte yalan söylesin
Meyhaneye gel. Ne yalan var ne ikiyüzlülük.

Bu mısraların sahibi, Osmanlı devletinin yirmi yedinci şeyhülislâmı Yahya Efendi dir (1554-1644). Osmanlı şeyhülislâmlarının en değerlilerinden sayılır. Babası Ankaralı Şeyhülislâm Bayramzade Zekeriyyâ Efendi dir (öl. 1593). İlk eğitimini aile içinde görür. Abdülcebbârzâde Derviş Mehmet Efendi gibi devrin büyük ulema¬sından ders görerek yetişmiştir. Genç yaşında Atik Ali Paşa (1586), Haseki Sul¬tan (1589) ve Sahn medreselerinde müderrisliklerde bulunmuş, Üsküdar Valide Medresesi’ndeki müderrisliğinden sonra Halep (1595) ve bir yıl sonra da Şam kadısı olarak atanmıştır. Mısır, Edirne ve Bursa’da da kadılıklarda bulunarak ni¬hayet 1603 tarihinde İstanbul kadılığına getirilmiştir. Bir yıl kadar sonra bu va¬zifesinden azledilerek aynı yıl içinde önce Anadolu ve ardından da üç kere Ru¬meli kazaskerliğine getirilir (1604, 1609, 1617). Şeyhülislâmlığa atanmasından (1622) bir yıl sonra, Sadra¬zam Kemankeş Kara Mustafa Paşa’ya rüşvetçilikte ileri gittiğini ima etmesi üzerine paşa ile arası açılmış, paşanın Sultan IV. Murat’a Yahya Efendi aleyhinde yalanlar düzmesi üzerine azledilmiştir. Yerine getirilen Esad Efendi’nin vefatı üzerine (1625) ikinci olarak şeyhülislâmlığa getirilir, 7 yıl kadar daha bu makamda kalır. Son olarak, Ahî-zade’nin katli üzerine (1634) tekrar bu makam’a getirilmiş ve ölene kadar da bu makam da kalmıştır (1644). Toplam meşihat hizmeti 20 yıla yakındır. Çok doğru ve faziletli bir zât idi. Ömrünü, iyiliği öğretmek kötülükten sakındırmakla geçirdi. Âlim, faziletli, edîb, şâir bir zattı. Şiirlerinde Nef’î’yi ve üslupta Şâir Bâkî’yi andırırdı. Zamanının çoğunu Sultan Dördüncü Murat Han ile geçirirdi. Padişah kendisine; “Baba” diye hitab ederdi. Gerek sultanlar yanında gerekse halk arasında pek rağbet ve hürmet gördü. Vefatında bütün İstanbul halkı dükkânlarını kapayarak cenazesine iştirak etti. Kaynaklar onu herkesçe sevilen, zarif, hoşsohbet, güleç yüzlü, latifeci yük¬sek ahlâklı ve mütevazı bir kişiliğe sahip olarak tarif ederler.

Tarihçi Na’îmânın anlattığı şu hadise onun hoşgörülü kişiliğini aksettirmesi bakımından ilginç ve önemlidir. Bir gün Fatih Camii’nde zamanın sofu vaizlerinden Hurşit Çavuş bir gün kür¬süde vaaz sırasında Şeyhülislâm Yahya Efendinin o günlerde nazmettiği “Mescitte riyakârlar bırak riya ede görsünler, sen meyhaneye gel. Çünkü meyhanede ne riya vardır ne de riyacı” anlamındaki; “Mescidde riyâ-pîşeler itsün ko riyayı, Meyhaneye gel kim ne riyâ var ne mürai beytini kastederek “Ey cemaat! Her kim bu beyti okursa kâfir olur. Çünkü bu be¬yit apaçık bir küfürdür.” Diyerek densizlik edince, cemaatin bir kısmı Hurşit Çavuş’a öfkelenerek, zamanın şeyhülislâ¬mını sen nasıl küfürle itham edersin diyerek ayağa kalkar¬lar. Herkes büyük bir otoriteyi elinde bulunduran şeyhülislâm tarafından, kendi¬ni bilmez vaizin cezalandırılmasını beklerken, ilim, vakar ve ta¬hammül sahibi kişiliğe sahip olan Yahya Efendi hiçbir karşılık göstermemiş ve belki de softanın anlamakta zorluk çektiği mananın kendisine anlatılmasını ye¬terli görmüştür. Osmanlı da böyle değerli din adamları vardı. Daha sonraları menfaatleri icabı ve ikbal hırsı ile çocuk yaşta padişahların ve şehzadelerin en sonunda da Atatürk’ün idamı için fetva veren Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi gibi Şeyhülislam Arnavut Abdülrahim Hoca gibi din adamları da çıktı. Birinci İbrahim, katline ferman veren Şeyhülislam Arnavut Abdülrahim Hoca’ya “Sen nasıl böyle bir fetva verirsin? Seni ben Şeyhülislam eylemedim mi? Ah, sarığı boynuna dolanası koca deyyus.” Diye bağırınca Şeyhülislam başını sallayarak, Allah adını ağzına almaktan utanmadan ,“Beni sen değil, Cenabı Allah, bu makama getirdi” diye cevap verebilmiştir.

Yahya Efendi, İstanbul’da vefat eder. Bütün İstanbul halkı dükkânlarını kapatarak cenazesize iştirak ederler. Cenaze namazı Fatih Camii’nde kılınır. Aziz cenazesi İstanbul halkının elleri üzerinde götürülerek babasının Çarşamba’daki türbesine defnolunur. Yol genişletme çalışmaları sırasında yapılan istimlâklerde Zekeriyyâ Efendi ile Yahya Efendi’nin mezarları da yıkılıp yola katılır. Halk şeyhülislâmların mezarlarından çıkan kemik parçalarını hürmetle toplayıp, yolun karşı tarafındaki Kovacı Dede’nin mezarının yanı başına defnederler. Bu sebeple baba oğul bu çok değerli ve yüksek ahlaklı iki şeyhülislâmın mezarlarından bugün bir iz dahi kalmamıştır. Allahın rahmeti üzerlerine olsun.

07.02.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00