BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
186
Dün
:
4633
Toplam
:
14652478
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TOPKAPI SARAYI ADINI NEREDEN ALIYOR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
9 Ekim 1975 yılında Sunday Times gazetesinde, dünyanın yedi harikasından birincisi olarak ilan edilen Topkapı Sarayını, Fatih Sultan Mehmet Han yaptırmıştır. Bu saray, aslında padişahın İstanbul da yaptırdığı ikinci saraydır. Sultan Fatih İstanbul’u aldıktan sonra önce, iki yıl içinde Beyazıt’taki ilk sarayı yaptırır. Bu sarayın arazisi takriben bir milyon metrekarelik bir alanı kaplar. Aksaray semtinden Beyazıt’a çıkan Ordu caddesinin sağ yanında kalan Simkeşhane den başlayarak İstanbul üniversitesinin alanını ve Süleymaniye camisinin oturduğu alan da içinde olan bu büyük alan sarayın arazisidir. İkinci sarayı, bugün Sarayburnu denilen mevkie yaptırır.1465 yılında başlayan inşaat 13 yıl sürer ve 1478 yılında biter. Beyazıt’taki saraya, Saray-ı Atik (eski saray),Sarayburnu’ndaki saraya da Saray-ı Cedit (yeni saray)denirmiş. Sarayın bulunduğu yer, o tarihte zeytin ağaçları ile kaplı imiş ve daha önce oraya yapılmış bazı eski binaların kalıntıları varmış. Boğazın ve Haliç’in girişine hâkim bir tepe olduğu ve manzarasının da çok güzel olduğu için Fatih işe önce buraya kale şeklinde bir sur yapımı ile başlar ve toplar yerleştirir. Bu toplar hem korunma hem de selamlama amacı ile konur Önceleri Kale-i Sultani, Kale Saray gibi isimlerle anılsa da daha sonra bu toplardan dolayı adı Topkapusu Sarayı diye anılmaya başlar. Sultan, daha sonra içine kendisine ihtiyacı olan binaları yaptırır. Bina müştemilatında yedi adet dışarıdan fark edilmeyen kuleler varsa da zamanla birçoğu yıkılmıştır.1885 yılına kadar yani II. Abdülhamit’in Yıldız Sarayına taşınmasına kadar,390 yıl, toplam 25 padişah bu sarayda hem oturmuş hem de devlet işlerini buradan yönetmişlerdir. İç tezyinatı göz kamaştırıcı olup dünyada bir benzeri daha yoktur. Hz. Muhammed’in kutsal emanetlerinden tutunda Hz. Osman’ın el yazması Kur’an-ı kerimlerinden, padişahların paha biçilmez şahsi eşyalarına, kralların gönderdiği hediyelere kadar dünyanın en zengin objelerine sahiptir. Temmuz 1918 de tahta çıkan ama Osmanlı devletinin çöküşünde sadece canını ve saltanatını kurtarmak için İngiliz işgaline teslim olan VI. Sultan Mehmet Vahdettin. 1 Kasım 1922 tarihinde T:B.M.M kararı ile saltanat rejimi kaldırılınca,16 Kasım 1922 tarihinde İstanbul’daki İngiliz İşgal kuvvetleri kumandanlığına yazdığı mektupla ve Halife-i Müslümin imzası ile iltica talebinde bulunur.17 Kasım 1922 günü de Malaya Zırhlısı ile İstanbul’u terk eder. Ertesi gün 18 Kasım 1922 de bir ekip tarafından kutsal emanetler kontrol edilerek zabıt tutulup kayıt atına alınır. Topkapı sarayında dört yıl, dört ay saltanat süren ve Atatürk’ün idamı için zamanın Şeyhülislamı Dürrizade den fetva alan son padişah Vahdettin, sarayın zengin hazinelerine dokunmamış, öylece bırakıp gitmiştir.

19.01.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00