BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
198
Dün
:
4633
Toplam
:
15018713
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
CHP, OKTAY EKŞİ VE BAKIRKÖY BELEDİYESİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Önce Bir facebook üyesinin Hürriyet gazetesi eski başyazarı Oktay Ekşi’nin resmini koyup yanına da “Vatanı parsel parsel satan AKP. liler için, analarını bile satarlar davasında karar çıktı mahkeme suç yok dedi” yazısını gördüm. Sonra da Aydınlık gazetesinde Sayın Mehmet Faraç’ın “BAKIRKÖY’ÜN UZAYLI BAŞKANI” yazısını. Mehmet Faraç özetle şöyle diyordu. CHP deki mantık şu; “Bakırköy’ünde aralarında bulunduğu bazı ilçelerde bir uzaylıyı bile aday yapsak seçilir”. Pehhh! Ateş Ünal Erzen işte bu rahatlıktan olsa gerek ilçeyle bağını koparmış, toplumla ilgisini kesmiş bir portre çiziyor. Oysa Bakırköyde’ki Belediye dedikodularını anlatmama hiç gerek yok! Olumsuzluklar CHP yi bölgede eritmeye devam ediyor diye uyarıyor Sayın Faraç. Bunları okuyunca, 21 Mart 2009 Cumartesi günü saat 11.00 sularında gazetemiz sahibi değerli dost Osman Hakan Kiracı ile Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşi ağabeyimize yaptığımız ziyareti anımsadım… Sohbet konumuz elbette günün siyasi olayları ve Yozgat’ın siyasi ve ekonomik durumu idi. Yıllarını bu mesleğe adamış iki kıdemli gazeteci bu konuları bitirince Oktay ağabey konuyu Çapanoğlu olaylarına getirdi. Karşılıklı anlatırken Oktay ağabey beni çok mutlu eden şu cümleyi söylemişti.”Ben bir tarihte İsmet Paşa ile röportaj yapmıştım. Onun bu röportajda anlattıkları ile senin anlattıkların birebir örtüşüyor.”Bu benim için çok onur verici bir değerlendirme idi. Tatlı sohbet uzayıp gidince öğle yemeği vakti geldi. Oktay ağabey bize Hürriyetin çok güzel döşenmiş lokantasında güzel bir yemek yedirdi. Yemekten sonra tekrar odasına çıktık ve sohbete devam ettik. Laf arasında o zamanki Yozgat Müftüsü Mehmet Hulusi efendinin de ismi geçince arkasındaki cam kapaklı kütüphaneden siyah kalın ciltli bir kitap çıkarıp sayfalarını karıştırdı. Sonra bana dönüp “zaten makbul bir adam değilmiş. Atatürk onu bir yıl kadar milletvekili yapmış sonra mebusluğuna son vermiş” dedi. 2011 genel seçimlerinde CHP, Oktay ağabeyi milletvekili adayı olarak listelere koydu hem de bizim bağlı olduğumuz Bakırköy ilçesinin de içinde olduğu İstanbul ikinci bölgeden. Telefonla aradım seçim çalışması içinde bana da bir görev verirse hazır olduğumu söyledim. Aynı teklifi Başbakanın söz verdiğini duyduğumuz Kiptaş Genel Müdürü değerli insan İsmet Yıldırım Beyefendiye de yapmıştım. Çünkü ben fanatik bir partili değilim, bence mühim olan kültürlü, değerli, dürüst, kendine değil ülkeye hizmet edecek insanların mecliste bizleri temsil etmesidir. Ama sonra İsmet Bey aday olmadı, işini milletvekilliğine tercih etti. Neyse uzatmayım biz dönelim gene Oktay ağabeyimize. Benim telefonuma teşekkür etti gerektiğinde arayacağını söyledi. 5-6 gün sonra tekrar aradım “haber vereceğim aklımda” dedi. Yine bir haber gelmedi. Tekrar aradım, yorgun bir ses tonu ile bana cevabı şu oldu “Abdulkadirciğim bizi bir şeye karıştırmıyorlar, partinin ilgili organları bu işleri yapacakmış, ilgine teşekkür ederim.”Yapacak bir şey yoktu. İş partinin yetkili organlarına kalıyordu. Seçim propagandaları sırasında Bakırköy Özgürlük meydanın her iki yanına partiler seçim stantları kurmuşlar çalışma yapıyorlar. Biz merakla CHP. nin standına gittik Oktay ağabeyin resimlerinin olduğu broşürleri arıyoruz yok. İlgisiz bir şekilde masa etrafında oturan görevli beyler ve hanımlar birbirleri ile sohbete dalmışlar. Afedersiniz diyerek sohbeti böldüm ve Oktay Ekşinin broşürlerinden yok mu diye sordum. Masa üstüne şöyle üstünkörü bir göz gezdirdiler yok. Eğilip önlerindeki torbayı karıştırdılar içinden dört adet çıktı. Başka yok mu diye sorunca şaşkınlıkla “bu kadar yetmez mi daha fazlasına gerek mi var” dediler. Bende biraz sertçe evet var, verirseniz Ataköy de apartmanlara dağıtırım dedim. Biz orada çalışma yaptık dediler. O zaman daha da kızdım ve ne çalışması hanımefendi ben orada 20 yıldır site yöneticisiyim siz ne zaman çalışma yaptınız biz sizi tanımıyoruz dedim. Cevap veremediler. Bu duyarsızlığa çok canım sıkıldı. İçimden geçenleri yüzlerine söyledim ve eşimle birlikte söylene söylene eve geldik. O gün CHP ye inancımı kaybettim. Ne yazık ki o günden bu güne yaşadıklarımız beni haklı çıkardı. Bu yaşadıklarımızı daha sonra Oktay ağabeye anlattım. Değerli okuyucu gerek yazılı gerek görsel basın, her dakika değişen siyasi olaylarla bizi adeta dezenformasyon bombardımanı altında tutuyor. Bu nedenle birde ben siyasi konularla kafanızı şişirmek istemediğimden eski Yozgat anıları ve Çapanoğulları hakkında bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Ama yukarda anlattığım bu olayı o günlerin tarihine bir not düşmek maksadıyla sizlerle paylaşmak istedim. Biz bu vatana geçekten hizmet etmek isteyen değerli insanlarımızı tanıyıp meclise sokamadıkça ne Yozgat’ımıza nede bu güzel vatanımıza hiçbir faydamız olamayacak. Yoksa gerisi “kellem kellem la yenfa”

09.01.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00