BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
195
Dün
:
4601
Toplam
:
13189565
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
CHP, OKTAY EKŞİ VE BAKIRKÖY BELEDİYESİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Önce Bir facebook üyesinin Hürriyet gazetesi eski başyazarı Oktay Ekşi’nin resmini koyup yanına da “Vatanı parsel parsel satan AKP. liler için, analarını bile satarlar davasında karar çıktı mahkeme suç yok dedi” yazısını gördüm. Sonra da Aydınlık gazetesinde Sayın Mehmet Faraç’ın “BAKIRKÖY’ÜN UZAYLI BAŞKANI” yazısını. Mehmet Faraç özetle şöyle diyordu. CHP deki mantık şu; “Bakırköy’ünde aralarında bulunduğu bazı ilçelerde bir uzaylıyı bile aday yapsak seçilir”. Pehhh! Ateş Ünal Erzen işte bu rahatlıktan olsa gerek ilçeyle bağını koparmış, toplumla ilgisini kesmiş bir portre çiziyor. Oysa Bakırköyde’ki Belediye dedikodularını anlatmama hiç gerek yok! Olumsuzluklar CHP yi bölgede eritmeye devam ediyor diye uyarıyor Sayın Faraç. Bunları okuyunca, 21 Mart 2009 Cumartesi günü saat 11.00 sularında gazetemiz sahibi değerli dost Osman Hakan Kiracı ile Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşi ağabeyimize yaptığımız ziyareti anımsadım… Sohbet konumuz elbette günün siyasi olayları ve Yozgat’ın siyasi ve ekonomik durumu idi. Yıllarını bu mesleğe adamış iki kıdemli gazeteci bu konuları bitirince Oktay ağabey konuyu Çapanoğlu olaylarına getirdi. Karşılıklı anlatırken Oktay ağabey beni çok mutlu eden şu cümleyi söylemişti.”Ben bir tarihte İsmet Paşa ile röportaj yapmıştım. Onun bu röportajda anlattıkları ile senin anlattıkların birebir örtüşüyor.”Bu benim için çok onur verici bir değerlendirme idi. Tatlı sohbet uzayıp gidince öğle yemeği vakti geldi. Oktay ağabey bize Hürriyetin çok güzel döşenmiş lokantasında güzel bir yemek yedirdi. Yemekten sonra tekrar odasına çıktık ve sohbete devam ettik. Laf arasında o zamanki Yozgat Müftüsü Mehmet Hulusi efendinin de ismi geçince arkasındaki cam kapaklı kütüphaneden siyah kalın ciltli bir kitap çıkarıp sayfalarını karıştırdı. Sonra bana dönüp “zaten makbul bir adam değilmiş. Atatürk onu bir yıl kadar milletvekili yapmış sonra mebusluğuna son vermiş” dedi. 2011 genel seçimlerinde CHP, Oktay ağabeyi milletvekili adayı olarak listelere koydu hem de bizim bağlı olduğumuz Bakırköy ilçesinin de içinde olduğu İstanbul ikinci bölgeden. Telefonla aradım seçim çalışması içinde bana da bir görev verirse hazır olduğumu söyledim. Aynı teklifi Başbakanın söz verdiğini duyduğumuz Kiptaş Genel Müdürü değerli insan İsmet Yıldırım Beyefendiye de yapmıştım. Çünkü ben fanatik bir partili değilim, bence mühim olan kültürlü, değerli, dürüst, kendine değil ülkeye hizmet edecek insanların mecliste bizleri temsil etmesidir. Ama sonra İsmet Bey aday olmadı, işini milletvekilliğine tercih etti. Neyse uzatmayım biz dönelim gene Oktay ağabeyimize. Benim telefonuma teşekkür etti gerektiğinde arayacağını söyledi. 5-6 gün sonra tekrar aradım “haber vereceğim aklımda” dedi. Yine bir haber gelmedi. Tekrar aradım, yorgun bir ses tonu ile bana cevabı şu oldu “Abdulkadirciğim bizi bir şeye karıştırmıyorlar, partinin ilgili organları bu işleri yapacakmış, ilgine teşekkür ederim.”Yapacak bir şey yoktu. İş partinin yetkili organlarına kalıyordu. Seçim propagandaları sırasında Bakırköy Özgürlük meydanın her iki yanına partiler seçim stantları kurmuşlar çalışma yapıyorlar. Biz merakla CHP. nin standına gittik Oktay ağabeyin resimlerinin olduğu broşürleri arıyoruz yok. İlgisiz bir şekilde masa etrafında oturan görevli beyler ve hanımlar birbirleri ile sohbete dalmışlar. Afedersiniz diyerek sohbeti böldüm ve Oktay Ekşinin broşürlerinden yok mu diye sordum. Masa üstüne şöyle üstünkörü bir göz gezdirdiler yok. Eğilip önlerindeki torbayı karıştırdılar içinden dört adet çıktı. Başka yok mu diye sorunca şaşkınlıkla “bu kadar yetmez mi daha fazlasına gerek mi var” dediler. Bende biraz sertçe evet var, verirseniz Ataköy de apartmanlara dağıtırım dedim. Biz orada çalışma yaptık dediler. O zaman daha da kızdım ve ne çalışması hanımefendi ben orada 20 yıldır site yöneticisiyim siz ne zaman çalışma yaptınız biz sizi tanımıyoruz dedim. Cevap veremediler. Bu duyarsızlığa çok canım sıkıldı. İçimden geçenleri yüzlerine söyledim ve eşimle birlikte söylene söylene eve geldik. O gün CHP ye inancımı kaybettim. Ne yazık ki o günden bu güne yaşadıklarımız beni haklı çıkardı. Bu yaşadıklarımızı daha sonra Oktay ağabeye anlattım. Değerli okuyucu gerek yazılı gerek görsel basın, her dakika değişen siyasi olaylarla bizi adeta dezenformasyon bombardımanı altında tutuyor. Bu nedenle birde ben siyasi konularla kafanızı şişirmek istemediğimden eski Yozgat anıları ve Çapanoğulları hakkında bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Ama yukarda anlattığım bu olayı o günlerin tarihine bir not düşmek maksadıyla sizlerle paylaşmak istedim. Biz bu vatana geçekten hizmet etmek isteyen değerli insanlarımızı tanıyıp meclise sokamadıkça ne Yozgat’ımıza nede bu güzel vatanımıza hiçbir faydamız olamayacak. Yoksa gerisi “kellem kellem la yenfa”

09.01.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00