BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
332
Dün
:
4936
Toplam
:
13343091
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
GEÇMİŞTE KALAN ACILAR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okuyucu, bu makalemin, dünün gençlerine bir hatırlatma, bu günün gençlerine de ibret olmasını dilerim. 1977 seçimlerinde CHP birinci parti oldu ama hükümeti kuracak sayıya ulaşamadı. Bülent Ecevit sonunda 11 bağımsız milletvekilinin desteği ile bir azınlık hükümeti kurmayı başardı ve ikinci kez başbakan oldu. Kıbrıs harekâtı sırasındaki kararlı tutumu ve Bor madenlerini millileştirmesi nedeniyle Amerika tarafından istenmeyen adam olunca, gerek dünyadaki petrol krizi gerekse Amerika’nın ambargosu nedeniyle ülkede benzin ve mazot sıkıntısı başladı. Benzin istasyonları araçlarımıza 20 litre den fazla benzin vermiyordu. İstanbul’un değişik semtlerinde gece sabahlara kadar benzin kuyruklarına giriyorduk. Aldığımız benzinin en az 3-4 litresini zaten istasyona gidip gelirken sarf ediyorduk. İlerde daha sıkıntılı bir durumla karşılaşma ihtimalini düşünerek benzin biriktirmeye başlamıştık. Bu iş için boyu kısa ama şişman plastik bidonlar satılmaya başladı. Bu bidonlara doldurduğumuz benzinleri en güvenli yer olarak yataklarımızın altına stokluyorduk. Çünkü benzinin buharı bile büyük bir tehlike idi. Bu yüzden en emniyetli yer serin ve gözden uzak yatak altları idi. Yatak odalarımız benzin istasyonumuz olmuştu.1979 yılı Eylül ayında bir arkadaşımla birlikte iki aile iki araba ile Bodruma tatile gittik. Yol hazırlığı yaparken arkadaşım beni uyardı. “Ege bölgesi turistik bölge olduğundan orada benzin kısıtlaması yok, arabana çanta bidonlardan koyarsan dönüşte onları da doldururuz” dedi. Bagaja 3 adet yeşil çanta bidonlardan koydum, dönüş yolunda onları da doldurdum. O yıllarda çalıştığım otomotiv firması Bursa’dan araç getiren tırlar’a bizim kullanımımız için her 15 günde bir, bir fıçı benzin koyuyordu ancak bizim kullandığımız araçları kullanan müdürler hafta sonu araçların deposundaki benzini bitirip hafta başı neredeyse boş depo ile bize veriyorlardı. Kendi araçlarımız yetmiyormuş gibi birde bu araçlar için benzin kuyruklarına giriyor mesaimizin bir bölümünü böyle harcıyorduk. Sonunda canımıza tak dedi. Bir pazartesi sabahı benim evde hazırladığım dilekçeyi dört arkadaş imzalayıp Genel müdüre ulaştırdık hem de hasıraltı edilmesin diyerek gelen evrak kayıt defterine kaydettirerek. Saat 10.00 sularında genel müdür bütün müdürleri toplantıya çağırdı. Sert bir uyarı yapmış ve alırım arabaları altınızdan demiş. Toplantıdan çıktıklarında pert olmuş vaziyette idiler. Muhasebe müdürü bizim odamıza gelerek “ Buna dört imzalı muhtıra denir, bende bunu sizin yanınıza bırakmam” diye tehdit etse de bizim bağlı olduğumuz kişi olmadığından tehdidi blöften öte geçemedi. Akaryakıt krizi o boyutlara vardı ki Bursa’dan araç getiren tırlar da çalışamaz hale geldi. Müdürümüz bir gün beni çağırdı “ Arzu edenlerden 20 -25 kişilik bir liste yap, hafta sonları araç getireceksiniz ve harcırah alacaksınız” dedi. Bir süre de Cumartesi Pazar kara yolundan araç getirdik ve her gün için 350 TL. Harcırah aldık. O yıllarda muhalefet de olan Demirel çok sert eleştiriler yapıyor Ecevit hükümetini yıpratmaya çalışıyordu. Demirel’i tutan bakkal, market esnafı halkı bunaltmak ve Ecevit’ten soğutmak için sana yağı, sigara, toz şeker gibi ihtiyaç maddelerini saklıyor el altından ahbaplarına veya devamlı müşterilerine gıdım gıdım veriyordu. Tüp gaz sıkıntısı da had safhada idi. Halk yeniden gazocakları almaya başlamıştı. Kenar semtlerde piknik tüpü almak için soğuk hava da sıraya giren ev hanımları en ufak bir tartışmada ellerindeki tüplerle birbirlerine giriyor, kafa göz yarıyorlardı. Her gün 4 saate varan elektrik kesintileri yüzünden sanayi tam kapasite çalışamıyor, evlerde de karanlıkta oturmamak için herkes gaz lambası alıyordu. Cam sanayi çeşit çeşit gaz lambaları üretiyordu. Sokaklarda tekerlekli arabalarla böcek ilacı satan işportacılar, böcek ilaçlarının yanına gaz lambası çeşitleri de koyuyorlardı. Sanırım o sıralarda daha Tüsiad kurulmamıştı ama büyük işverenler yani Türkiye’nin o zamanki kapitalistleri "Hür teşebbüs adına" imzası ile gazetelere tam sayfa ilanlar vererek Ecevit Hükümetinin icraatlarını kötülüyor, hükümetin düşmesi için çaba gösteriyorlardı. Ve emellerine nail oldular Ecevit’i düşürdüler, Demirel ve Erbakan birlikte hükümet oldular. Oldular da ne oldu derseniz 12 Eylül 1980 darbesi oldu. Çünkü kafa aynı kafa idi. Eski Genelkurmay Başkanı ve sonra Cumhurbaşkanı olan Cevdet Sunay, "Türkiye'yi solcu gençlere mi emanet edeceğiz, elbette vatanını milletini seven, milliyetçi, mukaddesatçı İmam Hatip Mezunlarına" diyordu.

20.12.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00