BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
198
Dün
:
4936
Toplam
:
13340033
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ŞOFÖR SEYİT VE OĞLU NECDET TAŞAN
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Facebook’ta eski bir Yozgat resminde, Scanıa-Vabıs marka otobüsü ve üzerindeki ULUDAĞ yazısını görünce anılarım beni çok eski yıllara çocukluk sayacağım günlere götürdü. Sanırım 1950 lerin sonları idi. Yozgat’tan direk İstanbul’a otobüs yoktu, ancak Ankara’ya kadar giden Zafer Otobüs firması vardı. İstanbul’a gitmek için Ankara’dan aktarma yapılırdı. O yıllarda Saygı Turizm ismindeki Yozgat firması Uludağ otobüs işletmesi ile anlaşmış Yozgat’ta onların acenteliğine başlamıştı. Mutafoğlu mahallesindeki komşumuzun bizim yaşımızdaki oğlu Fatih Niğdelioğlu da burada bugünkü tabirle ofis boy olarak çalışıyordu. Açılış telaşı içinde iken, yazıhane önünde bekleyecek otobüslerin ön camlarına konacak tabela yazılması işi gündeme gelince “Malzemeleri temin ederseniz ben yazarım” dedim. O yıl Orta son veya lise bir talebesi olabilirim. Hemen uygun ebatta birkaç teneke levha kestirip iki üç renk yağlı boya ve fırçalar alıp bana verdiler. Bende hemen yazmaya başladım. Kendimce “Saygı Turizm Uludağ Otobüsleri” şeklideki cümle iyi idi ve öyle yazdım. Levhaları götürünce “böyle ayıp olur. Asıl firma Uludağ firması. “Uludağ Saygı Turizm Otobüsleri olursa daha iyi olur” dediler. Haydi, bakalım yeniden teneke kestirip yeniden yazdım. Bu anım başka anılarımı hatırlattı.

Yıl 1961 Ağustos ayı, Rahmetli emekli öğretmen Adil Olgun’un yine rahmetli olan oğlu Kaplan Olgun’un düğünü için Yozgat’a gelmiştik. Düğün sonrası Yozgat’tan Amasya’ya dönmek için Faun marka bir otobüsle Ankara’ya gidiyoruz. Oradan da Amasya otobüsüne bineceğiz. Yaptığımız sağ elle sol kulağı göstermek gibi bir şey. Çünkü Yozgat’tan Amasya üç adımlık yol ama otobüs yok. Sarı Hacılı mevkiine geldiğimizde, rahmetli babam yolun sağ tarafında ve aşağısında dere akan bir kayayı göstererek “İşte kaptıkaçtı ile üzerinde asılı kaldığım kaya bu” dedi (sene 1947). Şoförün tam arkasında oturuyorduk. Ufak tefek, sanki otobüsü kullanan küçük bir çocukmuş havası veren şoför başını arkaya çevirerek “Muammer amca sen misin” diye sordu. Babam evet deyince “Ben şoför Seyit’in oğluyum Muammer amca” dedi. Seyit amca babamın av arkadaşı idi. Babam da heyecanlandı.”Vaaay! Necdet’im sen miydin bende bu ufak tefek çocuk da kim diyordum” diye cevap verdi. Necdet ağabey; Muammer amca sen bu kayaya çıktığında bizde çoluk çocuk bir kamyona doluşup seyretmeye gelmiştik dedi. Onlar konuştu biz kardeşimle hayran hayran dinledik. O sene Dedem Muhlis Bey ile ikinci eşi Esma Hanım İstanbul’a Esma hanımın kardeşi Sıdıka Hanımlara misafir giderler. Dönüş trenle Yerköy’e, oradan da Yozgat’a olacaktır. Babam, kullandığı 1948 model Chevrolet marka kaptıkaçtıya kayınpederi Ceritzade Şükrü Efendi ve eşi Leyla Hanımı da alarak Yerköy tren istasyonunda onları karşılarlar. Aynı trenle gelen Yozgat’ın yeni mal müdürü ve eşi de Yozgat’a gitmek için bir vasıta sormaktadır. Onları fark eden Muhlis Bey dedem, “Bizde Yozgat’a gidiyoruz arabada yer var buyurun” diye davet eder. Hep birlikte Yozgat’a doğru yola çıkarlar. Mal müdürünün kucağında birde kocaman radyo vardır. Aksilik buya Sarıhacılı mevkiinde yağmur sularının yola serdiği kum yüzünden babam direksiyon hâkimiyetini kaybeder ve yolun sol yanında, aşağısı dere olan bir kayanın üzerine çıkar orada kalırlar. Güç bela yola inip bir vasıta beklemeye başlarlar. Kayanın üzerindeki arabanın içinde kalan radyoda bir hayli sorun olur. Mal müdürü, ilk korku ve heyecanı atlatıp radyosuna da kavuşunca, şoför efendi, şoför efendi diye hitap ederek babamı azarlayıcı sözler söylemeye başlar. Bunun üzerine dedem Muhlis Bey, her zamanki kibarlığı ile “Beyefendi o şoför değil benim oğlum” der. Derken uzaktan babamın yakın arkadaşı Seyit amca otobüsü ile görünür. Olanı biteni şaşkınlıkla seyrederken babam da mal müdürünün kendisine davranışlarını anlatır. Yolcuları otobüsüne alan Seyit amca yer yok diyerek mal müdürünü otobüse bindirmez ve hareket eder. Bir kaç yüz metre gidince Muhlis Bey dedem “Seyit bey yer yoksa ben ayakta da giderim ziyanı yok, Yozgat şurası, beyefendiyi de alalım lütfen” diye ısrar edince çaresiz kalan Seyit amca durup onu da alır. Sohbet masal gibi idi ama bitti. Stabilize yolda arkamızda bir toz bulutu bırakarak gidiyoruz. Dalgın dalgın camdan dışarısını seyredip giderken yoldan şoförlerin ördek diye tabir ettikleri cübbeli sakallı bir yolcu bindi. Koridorda babamın yanına isabet eden yere daha önce konulan boş gaz tenekesinin üstüne oturdu. Muavin yüzelliuruş verecen dedi. Adam, her zaman bir lira veriyok diyerek bir lira uzatınca muavin, dayı uzatma elliuruş daha verecen diye ısrar etti. Bir iki itirazdan sonra adam söylene söylene 50 kuruşu verdi. Hemen arkasındaki bu tartışmayı dikiz aynasından izleyen Necdet ağabey de biraz gerildi galiba. Cübbeli adam bir süre sonra traktörle tarlasını süren bir köylüyü kastederek önce bir cık cık çektikten sonra “Bu gâvur icadı makineleri (halk o zaman traktöre de


Otobüse de makine derdi) tarlalara soktular bedbereket kalmadı dedi. Babam cevap vermedi. Kardeşimle ben de traktöre Bakıyorduk ki Necdet ağabey dikiz aynasından geriye adama bakarak şöyle dedi.”Dayı, bu makine de gâvur icadı, hadi biz çaresiz biniyoruz ama sen günaha girme, istersen burada in, gideceğin yere eşekle git” dedi. Adam bir şey demedi daha doğrusu diyemedi, sessizce Necdet ağabeye baktı kımıldamadan oturdu. Necdet ağabey de üstelemedi tekrar önüne baktı. Babamın arkadaşı Seyit Taşan amcayı severdik. Yaz tatillerinde Yozgat’a gittiğimizde yazıhanenin önünde görürsek elini öperdik. Oğlu Necdet ağabeye gelince, parmakları çok kuvvetli adeta mengene gibi imiş. Ben şahit olmadım ama bazı somunları parmakları ile söküp taktığını söylerlerdi. Kuru nohutları avucuna alır un gibi öğütürmüş. Hac mevsiminde otobüsü ile hacı götürdüğü bir seferde, arkadaşları ile mal almak için gittikleri bir dükkânın Arap sahibi yallah yallah diye bunları dükkândan kovmak isteyince tokalaşmak maksadıyla elini tuttuğu Arap’ı acı içinde dizleri üstüne çökerttiği söylenirdi. Babama da şöyle bir latife yapmıştı.”Yolcuları indirmek için Etlik otobüs garajına doğru giderken korna çaldığımda(otobüsün kornası tren düdüğü gibi öterdi) otobüse bakanlar otobüsü kullanan bu çocuk da kim derlemiş”.Ben Seyit amcanın, önünde minyatür Buldok köpeği olan Mack marka burunlu otobüsünü çok severdim. Çarşıya indiğimizde eğer orada ise karşısına geçip hayran hayran seyrederdim. O yıllarda otobüs sayısı da birkaç tane idi. Seyit Taşan, Necdet Taşan, Yeşil Mustafa, Açıkbaşlar’ın Ahmet ve Rahmi otobüs sahipleri olup, herkes tarafından tanınan bilinen Yozgat’ın kalburüstü insanları idiler.

10.12.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00