BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
196
Dün
:
4633
Toplam
:
13790636
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ŞOFÖR SEYİT VE OĞLU NECDET TAŞAN
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Facebook’ta eski bir Yozgat resminde, Scanıa-Vabıs marka otobüsü ve üzerindeki ULUDAĞ yazısını görünce anılarım beni çok eski yıllara çocukluk sayacağım günlere götürdü. Sanırım 1950 lerin sonları idi. Yozgat’tan direk İstanbul’a otobüs yoktu, ancak Ankara’ya kadar giden Zafer Otobüs firması vardı. İstanbul’a gitmek için Ankara’dan aktarma yapılırdı. O yıllarda Saygı Turizm ismindeki Yozgat firması Uludağ otobüs işletmesi ile anlaşmış Yozgat’ta onların acenteliğine başlamıştı. Mutafoğlu mahallesindeki komşumuzun bizim yaşımızdaki oğlu Fatih Niğdelioğlu da burada bugünkü tabirle ofis boy olarak çalışıyordu. Açılış telaşı içinde iken, yazıhane önünde bekleyecek otobüslerin ön camlarına konacak tabela yazılması işi gündeme gelince “Malzemeleri temin ederseniz ben yazarım” dedim. O yıl Orta son veya lise bir talebesi olabilirim. Hemen uygun ebatta birkaç teneke levha kestirip iki üç renk yağlı boya ve fırçalar alıp bana verdiler. Bende hemen yazmaya başladım. Kendimce “Saygı Turizm Uludağ Otobüsleri” şeklideki cümle iyi idi ve öyle yazdım. Levhaları götürünce “böyle ayıp olur. Asıl firma Uludağ firması. “Uludağ Saygı Turizm Otobüsleri olursa daha iyi olur” dediler. Haydi, bakalım yeniden teneke kestirip yeniden yazdım. Bu anım başka anılarımı hatırlattı.

Yıl 1961 Ağustos ayı, Rahmetli emekli öğretmen Adil Olgun’un yine rahmetli olan oğlu Kaplan Olgun’un düğünü için Yozgat’a gelmiştik. Düğün sonrası Yozgat’tan Amasya’ya dönmek için Faun marka bir otobüsle Ankara’ya gidiyoruz. Oradan da Amasya otobüsüne bineceğiz. Yaptığımız sağ elle sol kulağı göstermek gibi bir şey. Çünkü Yozgat’tan Amasya üç adımlık yol ama otobüs yok. Sarı Hacılı mevkiine geldiğimizde, rahmetli babam yolun sağ tarafında ve aşağısında dere akan bir kayayı göstererek “İşte kaptıkaçtı ile üzerinde asılı kaldığım kaya bu” dedi (sene 1947). Şoförün tam arkasında oturuyorduk. Ufak tefek, sanki otobüsü kullanan küçük bir çocukmuş havası veren şoför başını arkaya çevirerek “Muammer amca sen misin” diye sordu. Babam evet deyince “Ben şoför Seyit’in oğluyum Muammer amca” dedi. Seyit amca babamın av arkadaşı idi. Babam da heyecanlandı.”Vaaay! Necdet’im sen miydin bende bu ufak tefek çocuk da kim diyordum” diye cevap verdi. Necdet ağabey; Muammer amca sen bu kayaya çıktığında bizde çoluk çocuk bir kamyona doluşup seyretmeye gelmiştik dedi. Onlar konuştu biz kardeşimle hayran hayran dinledik. O sene Dedem Muhlis Bey ile ikinci eşi Esma Hanım İstanbul’a Esma hanımın kardeşi Sıdıka Hanımlara misafir giderler. Dönüş trenle Yerköy’e, oradan da Yozgat’a olacaktır. Babam, kullandığı 1948 model Chevrolet marka kaptıkaçtıya kayınpederi Ceritzade Şükrü Efendi ve eşi Leyla Hanımı da alarak Yerköy tren istasyonunda onları karşılarlar. Aynı trenle gelen Yozgat’ın yeni mal müdürü ve eşi de Yozgat’a gitmek için bir vasıta sormaktadır. Onları fark eden Muhlis Bey dedem, “Bizde Yozgat’a gidiyoruz arabada yer var buyurun” diye davet eder. Hep birlikte Yozgat’a doğru yola çıkarlar. Mal müdürünün kucağında birde kocaman radyo vardır. Aksilik buya Sarıhacılı mevkiinde yağmur sularının yola serdiği kum yüzünden babam direksiyon hâkimiyetini kaybeder ve yolun sol yanında, aşağısı dere olan bir kayanın üzerine çıkar orada kalırlar. Güç bela yola inip bir vasıta beklemeye başlarlar. Kayanın üzerindeki arabanın içinde kalan radyoda bir hayli sorun olur. Mal müdürü, ilk korku ve heyecanı atlatıp radyosuna da kavuşunca, şoför efendi, şoför efendi diye hitap ederek babamı azarlayıcı sözler söylemeye başlar. Bunun üzerine dedem Muhlis Bey, her zamanki kibarlığı ile “Beyefendi o şoför değil benim oğlum” der. Derken uzaktan babamın yakın arkadaşı Seyit amca otobüsü ile görünür. Olanı biteni şaşkınlıkla seyrederken babam da mal müdürünün kendisine davranışlarını anlatır. Yolcuları otobüsüne alan Seyit amca yer yok diyerek mal müdürünü otobüse bindirmez ve hareket eder. Bir kaç yüz metre gidince Muhlis Bey dedem “Seyit bey yer yoksa ben ayakta da giderim ziyanı yok, Yozgat şurası, beyefendiyi de alalım lütfen” diye ısrar edince çaresiz kalan Seyit amca durup onu da alır. Sohbet masal gibi idi ama bitti. Stabilize yolda arkamızda bir toz bulutu bırakarak gidiyoruz. Dalgın dalgın camdan dışarısını seyredip giderken yoldan şoförlerin ördek diye tabir ettikleri cübbeli sakallı bir yolcu bindi. Koridorda babamın yanına isabet eden yere daha önce konulan boş gaz tenekesinin üstüne oturdu. Muavin yüzelliuruş verecen dedi. Adam, her zaman bir lira veriyok diyerek bir lira uzatınca muavin, dayı uzatma elliuruş daha verecen diye ısrar etti. Bir iki itirazdan sonra adam söylene söylene 50 kuruşu verdi. Hemen arkasındaki bu tartışmayı dikiz aynasından izleyen Necdet ağabey de biraz gerildi galiba. Cübbeli adam bir süre sonra traktörle tarlasını süren bir köylüyü kastederek önce bir cık cık çektikten sonra “Bu gâvur icadı makineleri (halk o zaman traktöre de


Otobüse de makine derdi) tarlalara soktular bedbereket kalmadı dedi. Babam cevap vermedi. Kardeşimle ben de traktöre Bakıyorduk ki Necdet ağabey dikiz aynasından geriye adama bakarak şöyle dedi.”Dayı, bu makine de gâvur icadı, hadi biz çaresiz biniyoruz ama sen günaha girme, istersen burada in, gideceğin yere eşekle git” dedi. Adam bir şey demedi daha doğrusu diyemedi, sessizce Necdet ağabeye baktı kımıldamadan oturdu. Necdet ağabey de üstelemedi tekrar önüne baktı. Babamın arkadaşı Seyit Taşan amcayı severdik. Yaz tatillerinde Yozgat’a gittiğimizde yazıhanenin önünde görürsek elini öperdik. Oğlu Necdet ağabeye gelince, parmakları çok kuvvetli adeta mengene gibi imiş. Ben şahit olmadım ama bazı somunları parmakları ile söküp taktığını söylerlerdi. Kuru nohutları avucuna alır un gibi öğütürmüş. Hac mevsiminde otobüsü ile hacı götürdüğü bir seferde, arkadaşları ile mal almak için gittikleri bir dükkânın Arap sahibi yallah yallah diye bunları dükkândan kovmak isteyince tokalaşmak maksadıyla elini tuttuğu Arap’ı acı içinde dizleri üstüne çökerttiği söylenirdi. Babama da şöyle bir latife yapmıştı.”Yolcuları indirmek için Etlik otobüs garajına doğru giderken korna çaldığımda(otobüsün kornası tren düdüğü gibi öterdi) otobüse bakanlar otobüsü kullanan bu çocuk da kim derlemiş”.Ben Seyit amcanın, önünde minyatür Buldok köpeği olan Mack marka burunlu otobüsünü çok severdim. Çarşıya indiğimizde eğer orada ise karşısına geçip hayran hayran seyrederdim. O yıllarda otobüs sayısı da birkaç tane idi. Seyit Taşan, Necdet Taşan, Yeşil Mustafa, Açıkbaşlar’ın Ahmet ve Rahmi otobüs sahipleri olup, herkes tarafından tanınan bilinen Yozgat’ın kalburüstü insanları idiler.

10.12.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00