BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
180
Dün
:
4633
Toplam
:
14108754
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ŞOFÖR SEYİT VE OĞLU NECDET TAŞAN
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Facebook’ta eski bir Yozgat resminde, Scanıa-Vabıs marka otobüsü ve üzerindeki ULUDAĞ yazısını görünce anılarım beni çok eski yıllara çocukluk sayacağım günlere götürdü. Sanırım 1950 lerin sonları idi. Yozgat’tan direk İstanbul’a otobüs yoktu, ancak Ankara’ya kadar giden Zafer Otobüs firması vardı. İstanbul’a gitmek için Ankara’dan aktarma yapılırdı. O yıllarda Saygı Turizm ismindeki Yozgat firması Uludağ otobüs işletmesi ile anlaşmış Yozgat’ta onların acenteliğine başlamıştı. Mutafoğlu mahallesindeki komşumuzun bizim yaşımızdaki oğlu Fatih Niğdelioğlu da burada bugünkü tabirle ofis boy olarak çalışıyordu. Açılış telaşı içinde iken, yazıhane önünde bekleyecek otobüslerin ön camlarına konacak tabela yazılması işi gündeme gelince “Malzemeleri temin ederseniz ben yazarım” dedim. O yıl Orta son veya lise bir talebesi olabilirim. Hemen uygun ebatta birkaç teneke levha kestirip iki üç renk yağlı boya ve fırçalar alıp bana verdiler. Bende hemen yazmaya başladım. Kendimce “Saygı Turizm Uludağ Otobüsleri” şeklideki cümle iyi idi ve öyle yazdım. Levhaları götürünce “böyle ayıp olur. Asıl firma Uludağ firması. “Uludağ Saygı Turizm Otobüsleri olursa daha iyi olur” dediler. Haydi, bakalım yeniden teneke kestirip yeniden yazdım. Bu anım başka anılarımı hatırlattı.

Yıl 1961 Ağustos ayı, Rahmetli emekli öğretmen Adil Olgun’un yine rahmetli olan oğlu Kaplan Olgun’un düğünü için Yozgat’a gelmiştik. Düğün sonrası Yozgat’tan Amasya’ya dönmek için Faun marka bir otobüsle Ankara’ya gidiyoruz. Oradan da Amasya otobüsüne bineceğiz. Yaptığımız sağ elle sol kulağı göstermek gibi bir şey. Çünkü Yozgat’tan Amasya üç adımlık yol ama otobüs yok. Sarı Hacılı mevkiine geldiğimizde, rahmetli babam yolun sağ tarafında ve aşağısında dere akan bir kayayı göstererek “İşte kaptıkaçtı ile üzerinde asılı kaldığım kaya bu” dedi (sene 1947). Şoförün tam arkasında oturuyorduk. Ufak tefek, sanki otobüsü kullanan küçük bir çocukmuş havası veren şoför başını arkaya çevirerek “Muammer amca sen misin” diye sordu. Babam evet deyince “Ben şoför Seyit’in oğluyum Muammer amca” dedi. Seyit amca babamın av arkadaşı idi. Babam da heyecanlandı.”Vaaay! Necdet’im sen miydin bende bu ufak tefek çocuk da kim diyordum” diye cevap verdi. Necdet ağabey; Muammer amca sen bu kayaya çıktığında bizde çoluk çocuk bir kamyona doluşup seyretmeye gelmiştik dedi. Onlar konuştu biz kardeşimle hayran hayran dinledik. O sene Dedem Muhlis Bey ile ikinci eşi Esma Hanım İstanbul’a Esma hanımın kardeşi Sıdıka Hanımlara misafir giderler. Dönüş trenle Yerköy’e, oradan da Yozgat’a olacaktır. Babam, kullandığı 1948 model Chevrolet marka kaptıkaçtıya kayınpederi Ceritzade Şükrü Efendi ve eşi Leyla Hanımı da alarak Yerköy tren istasyonunda onları karşılarlar. Aynı trenle gelen Yozgat’ın yeni mal müdürü ve eşi de Yozgat’a gitmek için bir vasıta sormaktadır. Onları fark eden Muhlis Bey dedem, “Bizde Yozgat’a gidiyoruz arabada yer var buyurun” diye davet eder. Hep birlikte Yozgat’a doğru yola çıkarlar. Mal müdürünün kucağında birde kocaman radyo vardır. Aksilik buya Sarıhacılı mevkiinde yağmur sularının yola serdiği kum yüzünden babam direksiyon hâkimiyetini kaybeder ve yolun sol yanında, aşağısı dere olan bir kayanın üzerine çıkar orada kalırlar. Güç bela yola inip bir vasıta beklemeye başlarlar. Kayanın üzerindeki arabanın içinde kalan radyoda bir hayli sorun olur. Mal müdürü, ilk korku ve heyecanı atlatıp radyosuna da kavuşunca, şoför efendi, şoför efendi diye hitap ederek babamı azarlayıcı sözler söylemeye başlar. Bunun üzerine dedem Muhlis Bey, her zamanki kibarlığı ile “Beyefendi o şoför değil benim oğlum” der. Derken uzaktan babamın yakın arkadaşı Seyit amca otobüsü ile görünür. Olanı biteni şaşkınlıkla seyrederken babam da mal müdürünün kendisine davranışlarını anlatır. Yolcuları otobüsüne alan Seyit amca yer yok diyerek mal müdürünü otobüse bindirmez ve hareket eder. Bir kaç yüz metre gidince Muhlis Bey dedem “Seyit bey yer yoksa ben ayakta da giderim ziyanı yok, Yozgat şurası, beyefendiyi de alalım lütfen” diye ısrar edince çaresiz kalan Seyit amca durup onu da alır. Sohbet masal gibi idi ama bitti. Stabilize yolda arkamızda bir toz bulutu bırakarak gidiyoruz. Dalgın dalgın camdan dışarısını seyredip giderken yoldan şoförlerin ördek diye tabir ettikleri cübbeli sakallı bir yolcu bindi. Koridorda babamın yanına isabet eden yere daha önce konulan boş gaz tenekesinin üstüne oturdu. Muavin yüzelliuruş verecen dedi. Adam, her zaman bir lira veriyok diyerek bir lira uzatınca muavin, dayı uzatma elliuruş daha verecen diye ısrar etti. Bir iki itirazdan sonra adam söylene söylene 50 kuruşu verdi. Hemen arkasındaki bu tartışmayı dikiz aynasından izleyen Necdet ağabey de biraz gerildi galiba. Cübbeli adam bir süre sonra traktörle tarlasını süren bir köylüyü kastederek önce bir cık cık çektikten sonra “Bu gâvur icadı makineleri (halk o zaman traktöre de


Otobüse de makine derdi) tarlalara soktular bedbereket kalmadı dedi. Babam cevap vermedi. Kardeşimle ben de traktöre Bakıyorduk ki Necdet ağabey dikiz aynasından geriye adama bakarak şöyle dedi.”Dayı, bu makine de gâvur icadı, hadi biz çaresiz biniyoruz ama sen günaha girme, istersen burada in, gideceğin yere eşekle git” dedi. Adam bir şey demedi daha doğrusu diyemedi, sessizce Necdet ağabeye baktı kımıldamadan oturdu. Necdet ağabey de üstelemedi tekrar önüne baktı. Babamın arkadaşı Seyit Taşan amcayı severdik. Yaz tatillerinde Yozgat’a gittiğimizde yazıhanenin önünde görürsek elini öperdik. Oğlu Necdet ağabeye gelince, parmakları çok kuvvetli adeta mengene gibi imiş. Ben şahit olmadım ama bazı somunları parmakları ile söküp taktığını söylerlerdi. Kuru nohutları avucuna alır un gibi öğütürmüş. Hac mevsiminde otobüsü ile hacı götürdüğü bir seferde, arkadaşları ile mal almak için gittikleri bir dükkânın Arap sahibi yallah yallah diye bunları dükkândan kovmak isteyince tokalaşmak maksadıyla elini tuttuğu Arap’ı acı içinde dizleri üstüne çökerttiği söylenirdi. Babama da şöyle bir latife yapmıştı.”Yolcuları indirmek için Etlik otobüs garajına doğru giderken korna çaldığımda(otobüsün kornası tren düdüğü gibi öterdi) otobüse bakanlar otobüsü kullanan bu çocuk da kim derlemiş”.Ben Seyit amcanın, önünde minyatür Buldok köpeği olan Mack marka burunlu otobüsünü çok severdim. Çarşıya indiğimizde eğer orada ise karşısına geçip hayran hayran seyrederdim. O yıllarda otobüs sayısı da birkaç tane idi. Seyit Taşan, Necdet Taşan, Yeşil Mustafa, Açıkbaşlar’ın Ahmet ve Rahmi otobüs sahipleri olup, herkes tarafından tanınan bilinen Yozgat’ın kalburüstü insanları idiler.

10.12.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00