BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
299
Dün
:
4936
Toplam
:
13342666
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ANILAR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bir taraftan Çapanoğlu Muhlis Bey’in torunu diğer yandan Divanlıoğulları’ndan Nesim Bey’in torunu olan ve Mülkiye’yi (şimdiki siyasal bilgiler fakültesi) birincilikle bitiren Emekli Büyükelçi İldeniz Divanlıoğlu’nu Rahmetli İsmet Paşa çok sever, minyon tipli olmasından dolayı ona küçüğüm diye hitap ederdi. Yabancı diplomatlarla görüşmelerinde de hep tercüman olarak yanında bulundururdu. İldeniz ağabeyin dediğine göre İsmet paşa, Fransızcayı iyi bildiği halde yinede yanında tercüman bulundurur, tercümeler esnasında geçen süre içinde vereceği cevapları düşünmek için zaman kazanırmış. Eski Cumhurbaşkanlarından Rahmetli Cevdet Sunay’ın ev sahibi olarak misafir Pakistan heyeti ile yapacağı görüşmede de tercüman olarak İldeniz ağabeye görev verilmiş. Onikişer kişilik gruplar halinde görüşmelere başlanacak. İlk günkü görüşmeye Cevdet Sunay başkanlık ediyor…. İldeniz ağabey, Cevdet Sunay’ın tercümanı sıfatıyla yanında ama protokol gereği biraz geride oturuyor. Cevdet Sunay onu yanına çağırınca o da koltuğunu aynı hizaya çekiyor. Misafirlere kahve ikram edilecek,usul gereği Cevdet Sunay kahvenizi nasıl alırsınız diye tek tek soruyor. Bu arada İldeniz ağabeye de sorunca, oda bir orta rica edeyim diyor. Görüşmeler sırasında İldeniz ağabey görevi gereği konuşulanları Cevdet Sunay’a tercüme ediyor. Yemek için toplantıya ara verildiğinde merdivenlerden inilirken, Cevdet Sunay yanındakilere İldeniz ağabey’i işaret ederek “Şu Pakistanlı ne güzel Türkçe konuşuyor” deyince, efendim Pakistanlı değil o sizin tercümanınız diyorlar. O da “vay kerata birde bana kahve söyletti” diyor.

Yıl 1971 Irak’ın Ankara Büyükelçisi Seyid Davud, o tarihte Dışişleri Bakanlığında Ortadoğu Dairesi Genel Müdür Yardımcısı olan İldeniz Divanloğlu’ndan randevu talep eder. Kısa bir hal hatır faslından sonra sözü Bağdat’a Büyükelçi olarak tayin edilen Nazif Cuhruk’a getirerek İldeniz ağabeye tanıyıp tanımadığını sorar. İldeniz ağabey, Nazif Cuhruk’u iyi tanıdığını, 1.90 boyunda çok yakışıklı bir bey olup, Anadolu’nun ortasındaki Yozgat şehrinde doğduğunu. Bir ayan ailesi olan Çapanoğullarının torunu olduğunu. Fransızcayı Fransızlardan daha iyi, İngilizceyi ana dili gibi konuştuğunu. Birleşmiş Milletler Topluluğunda daimi delegemiz Orhan Eralp’in yardımcılığını, yine Birleşmiş Milletlerde Tarım gıda Konseyi başkanlığını yaptığını. Kardeşi Mahmut Cuhruk’un da Anayasa Mahkemesi Başkanı olduğunu vs. anlatarak epey tafsilatlı bir bilgi verince Seyid Davud şaşırır. “Siz Dışişleri mensupları birbirinizi ne kadar iyi tanıyorsunuz”der. İldeniz ağabey gülümseyerek Nazif Cuhruk benim teyzemin oğlu der. Çok utanan Seyid Davud “İldeniz bey, çok özür dilerim, aman Nazif bey’in kulağına gitmesin. Biz onun resimlerindeki kızıla kaçan saç rengi ve biraz çilli yüzünden dolayı Musevi olabilir mi endişesi ile size sormak ihtiyacını hissetmiştik” diyerek üzüntülerini belirtir.

İlk dış görevi İsviçre’nin Cenevre şehridir. Çok güzel güneşli bir Pazar sabahı Cenevre hava alına iner. Passage de Lyon daki Pension de Lyon’a yerleşir ve tek başına şehri dolaşmaya çıkar. İntibalarını şöyle anlatıyor. Bütün öğleden sonra Leman gölü çevresinde, temiz cadde ve sokaklarda, zümrüt gibi yemyeşil güzel parklarda yürüdüm. Şehrin intizamını, temizliğini ve sakinliğini hayranlıkla seyrettim. Etrafta kazılan hiçbir yer yoktu Bir tane bile çukur ve inşaat döküntüsü görmedim. Yollar sanki sabunlu suyla yıkanmış gibi pırıl pırıldı. Akşamüstü gölün kenarındaki Les Ambassadeurs restoranında bir piyanist şantörün romantik melodileri arasında yemeğimi yiyip, birde kartpostal alarak pansiyona döndüm. Ertesi gün postaladığım bu posta kartında, mutad selam ve saygı ifadelerimin yanında yazdığım şu cümleleri canımdan çok sevdiğim annem çok anlamlı ve ibret verici bulmuştu.” Anneciğim, bütün gün şehirde yürüdüm. Dönüşte otel odama girmeden önce, bize öğrettiğin gibi ayakkabılarımı çıkarıp koridora bırakmak istedim. İnanmayacaksın ama üstü ve altı tertemizdi. Ne bir çamur lekesi ne toz izi vardı. Yıllardan beri odaya, ilk kez ayakkabılarımı çıkarmadan girdim. Heeey! Ankara’mızın her yeri kazılmış, bitmez tükenmez tamirlerinden yorulan tozlu sokaklarımızın kulakları çınlasın.” Bu posta kartım Ankara’da Özgen Mahallesi Porsuk Sokak no.4 deki iki, katlı mütevazı evimizin salonundaki aynanın bir köşesinde uzun yıllar takılı kaldı. Ancak çok hamarat sevgili anneciğimin, bu kartında sık sık tozunu aldığını söylemeden geçemeyeceğim.

05.11.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00