BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
266
Dün
:
4601
Toplam
:
13183255
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Türkiye Millet Meclisi gizli celse zabıtları : 22/23 Nisan 1924
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yozgat Gazetesi’nin değerli okurları... 1920 yılında yaşanan o meşum Çapanoğlu başkaldırısı olayının nasıl meydana geldiği ve kimlerin Ankara’ya gidebilmek, mebus olabilmek için Çapanoğullarına karşı gözlerden uzak yürütülen bir birlikteliğin ve tertipçiliğin içinde olabileceklerini yeri geldikçe ve sizleri sıkmadan anlatmaya çalışıyorum. Çünkü yıllarca devlet hizmetinde bulunmuş, Kaymakamlık, Mutasarrıflık, Ağır Ceza Hâkimliği ve hatta son Osmanlı Meclisi Mebusanın da vekillik yapmış yani devlet umuru görmüş bu insanların nasıl olurda böyle bir başkaldırının müsebbibi olurlar anlamaya, çözmeye çalışıyoruz. Atatürk’ün bu olayla ilgili olarak büyük hoşgörü ile Akdağlı Bahri Bey’e (Tatlıoğlu) söylediği “O dönemi kendi içinde izah etmek gerekir” sözünden yola çıkarak araştırıyoruz, sorguluyoruz, elde ettiğimiz bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Olayların sona ermesinin üzerinden dört koca yıl geçtiği halde 22/23 Nisan 1924 tarihinde yapılan T.B.M.M. gizli oturumunda, zabıtlara geçen konuşmalara buyurun birlikte bir göz atalım. Parantez içindeki açıklamalar tarafımdan eklenmiştir.
Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Beyin, Yozgat Eşrafından Kadı Mehmet Efendinin katilleri hakkında, Adliye ve Müdafaai Milliye Vekâletlerinden sual takriri.
REİS — Yozgat hadisesi hakkında Süleyman Sırrı Beyin bir takriri vardır:
(Takriri okutuyor)
Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celilesine (yüce başkanlığına). Yozgat hâdisesi isyaniyesinde (isyanında) Çapanoğulları maiyetinde bulunan ve merkumunun (çevresindeki) en gaddar ve müteneffir (nüfuz sahibi) kumandanlarından olan şaki Dedek’li Yahya ve biraderiyle avenesinin Yozgat eşraf ve hanedanından ve Müdafaai hukuk cemiyeti azasından Kadı Mehmet Efendiyi teşkilâtı milliye için burada bulunduğu sırada yakalayarak namusuna tecavüz ve arkasına merkep semeri vurmak suretiyle tahkir ve tezlil (aşağılama) ettikten sonra feci bir suretle katlettiklerini, ve hatta cenazesinin ademi defni (gömülmemesi) için köy heyeti ihtiyariyesini tehdit ettiklerinden cesedin hayvanat ve tuyuru (kuşlar) tarafından vahşiye parçalanmak suretiyle mahvolduğunu da işitmiştik. Merhumun biraderinden bu günkü Posta ile aldığım mektupta. Katiller hakkında şimdiye kadar bir muamele yapılmadığı. Ancak merkum Yahya ile biraderi ve bir refikinin üç dört gün evvel tevkif edilerek diğerlerinin güya istiman(aman dilediği) ve kuvayi milliye’ye iltihak etmelerinden dolayı kendilerine tebligatı kanuniye icrasına, Adliyenin bile cesaret edemediğini ve merhumun binlerce lira zayiatının tazmin edilmeyerek hukukunun göz göre izaa (zayi) edildiğini yazıyor. İrtikâbı (kötü) hıyanetle vatanın selâmetini tehlikeye ilka (terk) eden ve amali meşruai millete hadim (hizmet eden) kıymettar bir takım zevatın hayatına hatime (son) çeken bu gibi hazelenin (alçakların) günahları bilmem ki, affolunmakla vatan üzerinde açmış oldukları rahne (gedik) kapatılmış oluyor mu? Binaenaleyh, merhumun derdest ve tevkif edilmiş olan katilleriyle beraber diğer kuvayi milliyede bulunanların da hemen hapis ve tevkifleriyle orada müteşekkil Divanı harp tarafından serian(hızlıca) muhakemelerinin icra ve intacı (neticelenmesi) ve emvali (malları) mağsubesinin de (zorla alınmasının da) katillerin emvaline müracaat suretiyle tazmin ve telâfi ettirilmesi ve netice-i icraattan behemehâl Meclise malûmat itası (verilmesi) lüzumunun Müdafaai Milliye ve Adliye vekâleti Celililerine emir ve tevdiini arz ve teklif eylerim.
24 Teşrinievvel 1336
(24 Ekim 1920)
Yozgat Mebusu
Süleyman Sırrı
REİS — Müdafaai Milliye ve Adliye vekâletine havalesi hakkındadır. (Kabul sesleri).
SÜLEYMAN SIRRI BEY (Yozgat) — İzahat arzu buyurursanız arz edeyim. Bendenizin yalnız maruzatım, orada Divanı harp teşekkül etmiş. Tabii bu gibi ceraime (suçlara) vaziyet ettiği için oradan aldığım mektupta, Adliyece katiller hakkında tebligatı resmiye den çekiniliyor (Yani adliye katillere resmi tebligat yapmaya çekiniyor diyor yorumu okuyucuya bırakıyorum.) Mademki, Divanı harp teşekkül etmiş, Müdafaai Milliye Vekili Paşa Hazretleri divanı harp riyasetine, Adliye vekâleti de mahalli adliyesine işar etsinler(bilgi versinler). Evrak divanı harbe teslim edilsin, katiller hakkında takibat yapılsın ve neticeden Meclisi Âli haberdar edilsin. Bu mahkeme henüz burada, daha oraya gitmemiş.

NAFİZ BEY (Canik) — Her divanın kavanini (kanunlarını) meriye ahkâmına (yürürlükte olan hükümlere göre ) nazaran mercii rüyeti (görme yeri) tâyin edilmiştir. Binaenaleyh, Meclisi Âli, bu gibi evrakı filân yere verdik derse, muamelâtı hükmiye ye bilhassa hükkâmın (hükmedenlerin) içtihadına müdahale etmiş olur. Binaenaleyh, bu caiz değildir. Bendenize göre, Hükümete tebliğ edilsin, Hükümette kanun dairesinde nereye tevdi muktazi ise(gerekiyorsa), hangi mahkemeye ait ise oraya versin.

REİS — Efendim, mercii rüyeti(görme yeri) tâyin etmeksizin teklifin Heyeti Vekileye tevdiini kabul buyuranlar lütfen el kaldırsın. Kabul edilmiştir.

YAZARIN NOTU; 12 Temmuzda 3.kolordu komutanlığını Selahattin Bey’e devrederek Ankara’ya dönen Albay Refet Bey (Bele) daha sonra İsmet Paşa’nın ricası ile Zile ve Yozgat isyanlarının bastırılması için tekrar Zile’ye geliyor. Oradan Büyük Millet Meclisi Riyasetine Çapanoğulları ile ilgili gönderdiği 1 Ağustos 1920 tarihli raporunda Çapanoğullarının bu tür olaylarla ilgisi olmadığını, bu olayların Deveci dağındaki şakilerle ilgisi olduğunu bildiriyor. Çerkez Ethem’ de konu kendisine intikal ettiğinde Ankara’ya çektiği telgrafında Çapanoğullarının bu işle bir alakası olmadığını, adı geçenlerin bölgedeki şakilerden olduğunu. Yozgat isyanının bastırılmasından sonra isyana katılanların ve çevrede eşkıyalık yapanların cepheye gitmeyi kabul ettikleri takdirde affedilecekleri vaadi ile ailenin diğer fertleri ile birlikte teslim olduklarını. Eşkıyalık yapanlardan “ ahaliye” zarar verenlerin gerekli cezalara çarptırıldıklarını bildirmiştir. Çerkez Ehem’in bu ifadesini bazı milletvekilleri de doğrulamıştır.
Meclis zabıtlarını okumaya devam edelim.
Madde1. — Lozan Muahedesi mucibince ilân olunacak affı umumiden hariç tutulacak 150 kişilik liste üzerinde müzakerat.(Yurt dışına çıkarılmasına karar verilen 150 kişi tespit edilmeye çalışılıyor)
REİS — Müzakereye başlıyoruz.
Bu ikinci defter Heyeti Vekile (vekiller heyetine)okunmuştur. Okunacaktır karariyle tespit.(okunacaktır diye düzeltme yapılıyor)

FERİT BEY (Dâhiliye Vekili) (Kütahya) — Reis Beyefendi müsaade buyurur musunuz? Efendim, celsei hafiye istirham etmekden maksadımız, bazıları bu deftere dâhil değildir. Malûmu âliniz veçhile bir iskat (çıkarılacaklar) defteri getirmişizdir. Fakat alenî celsede diyemeyiz ki filân dâhil değildir, fakat tabiiyetten iskat ediyoruz. Bu noktai nazardan bu deftere dâhil olanlar diğer deftere dâhil değildir. Fakat onu tabiiyetten iskat edeceğiz. Bunun için kâfi delâil (delil) vardır, bunu tabii alenî söyleyemeyiz.
SÜLEYMAN SIRRI BEY (Bozok) — Efendim; iskat defteri evvelâ okunmalı, sonra alenî celseye(açık celseye) geçilip alenî de söylenmelidir.(Liste okundu)
İSMET BEY (Çorum) — Gazetelerde bunlara ait liste neşrolunmuştu. Hâlbuki Meclisi Âlinin Yozgat isyanı hakkında bir kararı vardır. Çapanoğullarına da şamil değildir (Çapanoğullarını kapsamıyor). Meclisin kararı hilâfına böyle bir şeyin icrası muvafık olmayacağını söyleyecektim. Heyeti Vekilenin bunu nazarı dikkate alarak çıkarmış olduğunu gördüm. (bu sırada vekillerin kendi aralarındaki konuşmaları zabıtlara geçmemiş ama Çapanoğullarının konuşulduğu aşikâr. Zira İsmet Bey konuyu kapatıyor). Yalnız bu listede Vahidettin'in bütün tedbirlerini idare eden bir adam vardır. Hazineci Refik'dir, maliyeci Refik. Defteri Hakâni Emini olmuştur ve Maliyeye devredilen ne kadar emval varsa onun namına kayıtlarını tashih etmeğe çalışmış ve onun yanında bütün plânlarını yapan Refik mevcuttur. Refik'in yerini tutacak ve ona muadil burada kimse yoktur. Refiki koymak ve onun yerine bir Çerkez çıkarmak lâzımdır.(Yani bu adam da Vahdettinin adamıdır ancak bize lazımdır. O kalsın onun yerine bir Çerkez koyalım onu yurt dışına çıkaralım diyor.)
YAZARIN NOTU; Süleyman Sırrı, Çapanoğullarını da, yurt dışına çıkarılacak 150 likler listesine dâhil etmek için çaba gösteriyor ama Mustafa Kemal’in müdahalesi ile meclis gerek Yozgat isyanı gerekse Çapanoğulları hakkında kararını vermiş.(Bkz. Yozgat gazetesindeki diğer yazılarımdan Süleyman Sırrı olayı ve Kocahanoğlu’nun düşündürdükleri)
MEHMET BEY (Karesi) — Şamlıdan bir Türk çobanı var, onu çıkaralım.(Yurt dışına)
Değerli okuyucu, sıkılmış olabilirsiniz ama lütfen okumaya devam ediniz.
REŞAT BEY (Saruhan) — Efendiler; bu gün bilmem kaçıncı defa olmak üzere yine dâirei intihabiyemden (seçim bölgemden) bir mektup aldım. Arkadaşlarıma da gelmiştir. Eşme kazasının Garaplar kariyesinden Marvan oğlu Mustafa. Bu adam İzmir'in işgali gününden beri Yunanlılara rehberlik etmiştir. Uşak'ın sukutuna(düşmesine) sebep olmuştur. Onlara yardım etmiştir. El-yevm Kule Hapishanesinde mevkuftur. Bu adam Mütegallibedendir. Maatteessüf Divanı Harpçe şimdiye kadar mahkûm edilmemiştir. Çünki bir taraftan mütemadiyen para yedirmektedir. Agniyadir. Bu adamı zannediyorum Kütahya Mebusu arkadaşlarım da tanıyacaktır.
RAGIP BEY (Kütahya) —Evet, bendeniz de biliyorum. Çok şeri(kötü) bir adamdır.
HACİM MUHİTTİN BEY (Giresun) — Ben de biliyorum. Şimdi anlatacağım.
REŞAT BEY (Devamla) — Bu adamın 150 kişilik listeye ithalini bendeniz de istirham ederim.
REMZİ BEY (Gaziantep) — Efendiler, bu liste ile bir kısım haini vatanların aftan istisna edilmesinden maksat, her halde bunların seyyiatı maliyesinden daha fazla olarak âtide memleket ve millete iras edecekleri zarardan dolayıdır. Bu meyanda bu gibi hainlerin 150 kişilik listenin İçerisi’nde bulunması epeyce bir ehemmiyeti haizdir. Millet haini vatanlarının adedi 150 olmadığı halde daha fazla olduğu, fakat bu adedi Lozan Konferansında kabul ettiği ahitname dolayısıyla diğerlerini affetmiştir. Binaenaleyh efendiler, biz 150 kişiyi her halde gerek seyyiâti maziyesi(kötü geçmişi) itibariyle ve gerekse memlekete âtide (gelecekte) yapabileceği zararları itibariyle çok muzurlarını intihap ederek(seçerek) bu listeyi o şekilde tanzim etmeliyiz. Dâhiliye Vekili Beyefendi, daha mühim haini vatanlar bulunabilir. Bunların tabiiyetten iskat suretiyle çareleri vardır diye mütalaa buyurdular. İştirak edeceğim. Fakat tabiiyetten iskat suretiyle mazarratları def olunacak adamlar her halde ehemmiyet ve mazarratlarının derecesi itibariyle bu 150 kişilik liste içerisine gireceklerle mukayese edilmelidir. Bunun için bendeniz çok rica ediyorum, bu liste okunurken de dikkat ettim, bilmem ne Kariyersinde Mustafa oğlu Mehmet, bilmem ne Kariyersinde Mustafa oğlu Remzi gibi muhtelif isimler var. Zannedersem vaktiyle harekâtı isyaniye de bulunmuş, kurşun atmış, fakat şahsı itibariyle o kadar mühim olmayan gerek mazide ve gerek âtide yaptıkları ve yapacakları seyyiat(kötülük) itibariyle mühim olmayan kimseler vardır. Bunun için bunların listeden çıkarılması ve bunun-yerine muhtelif mıntıkalarda bilhassa burasını nazarı dikkati âlinize arz ediyorum. Muhtelif mıntıkalarda seyyiatı(kötülükleri) sabit olmuş ve bilâhare âtiyen(gelecekte) seyyiatları vukubulacak mazarratları behemehâl memulolan (beklenen) kimseleri ilâve etmek elzemdir
RASİM BEY (Sivas) — Yani fikirli adamlar. (kötü fikirli, kötü düşünceli)
REMZİ BEY (Devamla) — Ben kendi mıntaikam itibariyle eksik olarak bir şahıs biliyorum. Onu teklif edeceğim. O da Galip’tir. Müddei umumi (savcı) olmuştur, Fransız teşkilâtının başında ve hâlâ Halep'te bulunuyor. Yarın buraya gelirse ve hudut boyundaki memleketlimizin emniyeti siyasiyesini ve emniyeti dâhiliyesini ihlâl etmek onun 'iktidarı dâhilindedir. Bunun için ben kendim memleketim için misal olarak bunu bildiğim için arz ediyorum. İsterseniz bu, benim gösterdiğim adamı kabul etmeyiniz. Fakat liste okunurken nazarı dikkatimi celbetti. Bilmem hangi köyden ne çavuş. Bu isimler üzerinde münakaşa edelim, çok rica ederim.
NİYAZİ BEY (Mersin) — Efendim; arkadaşlarımız izah ettiler. Hakikati halde bu listede iki kısım eşhas mevcuttur. Birisi şu, şu gibi meşhur ve muayyen eşhas. Bunların kimisi kuvayı inzibatiyeyi teşkil etmişler. Kimisi Sevr Muahedesini imza etmişler, onlar malûm. Bunlardan başka bir de fiilen köyden filân oğlu filân vardır. Filân oğlu. Bu bence bizde..
ŞEREF BEY (Diyarıbek'ir) — Meselâ Saraçoğlu...
NİYAZİ BEY (Devamla) — Şey, gayri maruf eşhas demektir. Müsaadenizle efendim; bu listede ismi zikredilmeyen hainler var. Adana Müdafaai Hukuk Halk Fırkası Heyeti buraya müracaat etmiştir ve gazeteler bununla çok meşgul olmuşlardır. Ezcümle Posta Gazetesini çıkaran İlhami var. Fransızların müşavirliğinde bulunmuştur ve mühim hizmetlerini yapmıştır. Esasen bizim askeri binbaşımızdır. Sonra Sito Garip Fuat var, Sito Garip Sarık var. Şeyh Galipler. Bunlar onların Reisi idi. Sonra bunlar orada bulunan Nusayrilerin Rüesasındandır(reislerindendir). Bir de Fransızların Belediye Reisliğini yapmış Hafız Mahmut isminde bir adam vardır. Bunlar fetvalar neşretmişler. Anadolu davasının bâtıl olduğuna dair halkı iğfale çalışmışlar. Bu tarzda adamlardır. Bendeniz böyle ufak tefek adamlarla uğraşmaktan ise 150 kişiye ithal edilecek esaminin böyle muharrik olarak tanınmış olan eşhasın listeye ithalini rica ediyorum.
ŞÜKRÜ BEY (Bolu) — Hepisi de öyle.
TALAT BEY (Ardahan) — Ne vakit yapılır? Bu, ne vakit tetkik olunur. Vakit mi kaldı bu işe?
AHMET MUHTAR BEY (İstanbul) — Ben bir kişinin listeye niçin dâhil olduğunu soracağım, dahil olmadığını değil. Şebin Karahisar Mebusu Feyzi Bey vardır. Fakat dünya kadar itilafa vardır. Bu Riyaset-i celileye Müzakere kâfidir. Fena adamları tabiiyetten iskat suretiyle haklarındaki muamelenin hükmü taziyenin ifasına devam edilebileceğinden 150 kişilik listemin aynen kabulünü teklif ederim.
SÜLEYMAN SIRRI BEY(Yozgat) — İsmet Beyefendinin şahadetinden Çapanoğullarının masumiyeti hakkında bana da kanaat gelmiştir. Binaenaleyh Riyaseti Celile’ye istiklâl madalyalarıyla taltiflerini teklif eylerim. (İsmet bey’in yukarıdaki konuşmasını kastediyor)
ŞÜKRÜ BEY (İzmir) — Ayıptır yahu. Meclisle alay ediyor, böyle şey olur mu?
SÜLEYMAN SIRRI BEY (Yozgat) — Niçin olmasın.(Gürültüler). Çapanoğullarını tezkiye etmek(temize çıkarmak) ayıp değil midir?
İSMET BEY (Çorum) — Reis Bey burada cereyan eden müzakere milletin mukadderatına taalluk eden en mühim mesaidir. Çapanoğulları da hakikat dedikleri surette tahribat yapmayacaklarına dair vaat yapmışlardır ve o suretle oturmuşlardır. Oğulları askere gitmiştir. Salih Bey (en küçük kardeş), hâkimdir bugün Kırşehir'inde.
SÜLEYMAN SIRRI BEY (Yozgat) — Kuvayı adiye’ye (isyancılara) kumanda ettiği halde hâkimdir.(Yine alay ediyor, hâlbuki Ağır Ceza hâkimliği yapan Salih bey o tarihlerde emeklidir. Başkaldırıya katılmadığından Atatürk Kırşehir de Avukatlık yapmasına müsaade etmiştir. Bu sözü ile Atatürk’ün affını da sindiremediğini açıklamış oluyor.)
Veli nimeti olan Yozgat’a, Yozgat halkına ve Çapanoğullarına karşı bu nasıl bir kindir. Anlamak mümkün değil. Milletvekili olduğu dönemde Bozok isminin Yozgat olmasını ve bekârlardan vergi alınmasını da başarmıştı. Hâlbuki Yozgat halkı Bozok sancağı ismine alışkındı. Bu sebeple ilin adının Bozok olmasını şehrin adının da Yozgat olmasını uygun görüyorlardı. Nitekim Maarif Vekâleti Müsteşarı ve Telif ve Tercüme Heyeti Reisi Semih Rifat Bey de, 22 Şubat 1923 tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde görüşünü bu yönde açıklamıştı.
Yorumunu size bıraktım.
................................
Bayramınız kutlu olsun.


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Asil azmaz bal kokmaz, kokarsa yağ kokar onunda aslı ayrandır.Bu güzel insanlar nereye gittiler?
SUDE ÖZTÜRK -- 08.11.2017 21:53
PAZARCI ESNAFI
Sevgili dostum. Pazarcı esnafı da içimizden birileri. İyi huylusunun yanında, huysuzu, soysuzu da var. İdeal olanı insan ilişkilerinde seviyeli davranmak. Ama bazılarında o anlayış ne gezer. Ben de bir ufacık katkıda bulunayım izninle:
İstanbul’da bir semt pazarı. Vakit ikindi sonrası. Bir balıkçı tezgahının önü kalabalık. Balıkçı da anasının gözü. Bağırıyor sıtma görmemiş sesiyle: “Hadi, canlı canlı…Denizden yeni çıktı bunlar. Canlı canlı!”
Bir yaşlı hanım yaklaştı satıcıya:
-Yavrum, balıklar taze midir?
Balıkçı:
-Canlı canlı dedik ya hanım teyze!
Yaşlı hanım munis bir sesle:
-Yavrum, bak ben de canlıyım. Ama taze miyim?
Selam ve saygıyla aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 27.10.2017 16:23
PAZARCI ESNAFI
Sayın Çapanoğlu, Pazar alışverişleri biz hanımlar için çok önemli bir sosyal olay. Hem mutfak masrafını hem de sair ihtiyaçlarımız biraz daha ekonomik olarak halletmek için semt pazarlarından alış veriş yapmaya çalışıyoruz. Çok şükür bu güne kadar yazınızdaki gibi bir olay ile karşılaşmadım. Herkesin görgüsü, bilgisi, yetişme tarzı aynı değil. Bu yüzden de terbiyesizlik değil ama kaba davranışlar olabiliyor. Zamanla pazar yerinde efendi saygılı dürüst iyi niyetli beyleri ve hanım satıcıları tanıyor ve ahbap oluyorsunuz ve onlardan alışveriş yapmaya başlıyorsunuz. Son yıllarda pazarcı esnafı da gençleşmeye başladı. İş bulamayan gençler babalarına annelerine yardımcı oluyorlar bu da hem müşterilerin hem de satıcıların daha nazik olmasına katkı yaptı. Fiyat konusuna hiç girmeyeyim. Sanırım ne satan memnun nede alan. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 25.10.2017 10:46
CEVİZ AĞACI
Aziz dostum, Ceviz Ağacı’nı okudum. Nazım Hikmet’in “Ceviz Ağacı”nı hatırladım. Hani der ya Koca Nazım:
“Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.”
Bir hikayesi var bu Ceviz Ağacı’nın. O hikayeyi “Cevizlik”te anlatacağım. Bir atasözünde de ceviz gölgesi (koz gölgesi) kız gölgesi diye vasıflandırılır. Şöyle söyler atalar: “Dut gölgesi, it gölgesi; söğüt gölgesi, yiğit gölgesi; koz gölgesi, kız gölgesi.” Yani o ağır uykular sülfür gazından ileri geliyormuş. Gaz maz salgılarmış ceviz ağacı, bilemem. Koz (ceviz) gölgesi kız gölgesidir. Atalar öyle diyor. Nokta. Bu nokta işin esprisi be canım.
Ben de Cevizlik’te ceviz bahsine bir başka pencereden bakacağım.
Selam ve saygılar efendim.

Mustafa Topaloğlu -- 13.10.2017 18:56
CEVİZ AĞACI
Sayın Çapanoğlu, okuyucularınıza verdiğiniz değerden dolayı teşekkür ediyorum. Sizleri okumak, anlamak gerçekten büyük bir ayrıcalık. Bu gazetede yazanlar, okuyanlar büyük bir aile gibi. Veya bendeniz sizin aranızda kendimi öyle hissediyorum. Bu duygunun kaynağı sizleri az çok tanıyor olmamdan veya aynı memleketin hasretiyle yaşamanın ortak noktasından da olabilir. Nede olsa aynı sulardan içtik, aynı yollardan geçtik, doğruyu, yanlışı aynı kültürün eğrilen ipinden seçtik. Bir ailede insan bir birini anlayamıyor, bir birine değer vermiyorsa o çatı altında yaşayanlar aile olamazlar. Bu bakımdan bu gazetede anlatma, anlama ve değer verme anlayışı hakim olduğu için sizleri ve biz okuyucuları aile çerçevesinde görüyorum.

Biraz bu aileden uzak kalmak zorunda kaldım. Gözlerimden rahatsızım. Bilgisayardan okumak göz sorunumu artırıyor. Hazır Bilgisayar bozulmuşken format attırmayım gözlerim dinlensin istedim. Bu süreç yaz'a tekamül ettiğinden, malum yaz sıcağı buralarda daha sıkıcı geçiyor, serin yerlere kendimizi atıyoruz. Arada bir telefondan yazılarınızı takip ediyordum fakat oradan yazı yazmak çok zor olduğundan yazamıyordum. Çok şükür gazetemizden ayrı kalacak kadar tatlı telaşeler den başka sorunumuz yok.

Yazınızda bahsettiğiniz "Ceviz ağacı" Yozgat'ın her evinin bahçesinde bulunan dede mirası ağaçlardan biriydi. Ceviz ağacının bir özelliğini duymuştum. Etrafında yaşanan önemli hadiseleri veya şahısları gövdesine fotoğraflayıp kaydedermiş. Ne kadar doğru bilmiyorum. Bildiğim şu ki Yozgat'da ne bahçe kalmış nede geçmişi geleceğe taşıyan, her şeye tanıklık eden ceviz ağaçları.

Bir önceki yorumumda bahsetmiştim. Öldürdüler Yozgat'ı kaçırdılar insanları.

Selam ve saygılarımla
SUZAN -- 13.10.2017 02:58
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00