BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
186
Dün
:
4633
Toplam
:
14650652
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Türkiye Millet Meclisi gizli celse zabıtları : 22/23 Nisan 1924
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yozgat Gazetesi’nin değerli okurları... 1920 yılında yaşanan o meşum Çapanoğlu başkaldırısı olayının nasıl meydana geldiği ve kimlerin Ankara’ya gidebilmek, mebus olabilmek için Çapanoğullarına karşı gözlerden uzak yürütülen bir birlikteliğin ve tertipçiliğin içinde olabileceklerini yeri geldikçe ve sizleri sıkmadan anlatmaya çalışıyorum. Çünkü yıllarca devlet hizmetinde bulunmuş, Kaymakamlık, Mutasarrıflık, Ağır Ceza Hâkimliği ve hatta son Osmanlı Meclisi Mebusanın da vekillik yapmış yani devlet umuru görmüş bu insanların nasıl olurda böyle bir başkaldırının müsebbibi olurlar anlamaya, çözmeye çalışıyoruz. Atatürk’ün bu olayla ilgili olarak büyük hoşgörü ile Akdağlı Bahri Bey’e (Tatlıoğlu) söylediği “O dönemi kendi içinde izah etmek gerekir” sözünden yola çıkarak araştırıyoruz, sorguluyoruz, elde ettiğimiz bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Olayların sona ermesinin üzerinden dört koca yıl geçtiği halde 22/23 Nisan 1924 tarihinde yapılan T.B.M.M. gizli oturumunda, zabıtlara geçen konuşmalara buyurun birlikte bir göz atalım. Parantez içindeki açıklamalar tarafımdan eklenmiştir.
Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Beyin, Yozgat Eşrafından Kadı Mehmet Efendinin katilleri hakkında, Adliye ve Müdafaai Milliye Vekâletlerinden sual takriri.
REİS — Yozgat hadisesi hakkında Süleyman Sırrı Beyin bir takriri vardır:
(Takriri okutuyor)
Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celilesine (yüce başkanlığına). Yozgat hâdisesi isyaniyesinde (isyanında) Çapanoğulları maiyetinde bulunan ve merkumunun (çevresindeki) en gaddar ve müteneffir (nüfuz sahibi) kumandanlarından olan şaki Dedek’li Yahya ve biraderiyle avenesinin Yozgat eşraf ve hanedanından ve Müdafaai hukuk cemiyeti azasından Kadı Mehmet Efendiyi teşkilâtı milliye için burada bulunduğu sırada yakalayarak namusuna tecavüz ve arkasına merkep semeri vurmak suretiyle tahkir ve tezlil (aşağılama) ettikten sonra feci bir suretle katlettiklerini, ve hatta cenazesinin ademi defni (gömülmemesi) için köy heyeti ihtiyariyesini tehdit ettiklerinden cesedin hayvanat ve tuyuru (kuşlar) tarafından vahşiye parçalanmak suretiyle mahvolduğunu da işitmiştik. Merhumun biraderinden bu günkü Posta ile aldığım mektupta. Katiller hakkında şimdiye kadar bir muamele yapılmadığı. Ancak merkum Yahya ile biraderi ve bir refikinin üç dört gün evvel tevkif edilerek diğerlerinin güya istiman(aman dilediği) ve kuvayi milliye’ye iltihak etmelerinden dolayı kendilerine tebligatı kanuniye icrasına, Adliyenin bile cesaret edemediğini ve merhumun binlerce lira zayiatının tazmin edilmeyerek hukukunun göz göre izaa (zayi) edildiğini yazıyor. İrtikâbı (kötü) hıyanetle vatanın selâmetini tehlikeye ilka (terk) eden ve amali meşruai millete hadim (hizmet eden) kıymettar bir takım zevatın hayatına hatime (son) çeken bu gibi hazelenin (alçakların) günahları bilmem ki, affolunmakla vatan üzerinde açmış oldukları rahne (gedik) kapatılmış oluyor mu? Binaenaleyh, merhumun derdest ve tevkif edilmiş olan katilleriyle beraber diğer kuvayi milliyede bulunanların da hemen hapis ve tevkifleriyle orada müteşekkil Divanı harp tarafından serian(hızlıca) muhakemelerinin icra ve intacı (neticelenmesi) ve emvali (malları) mağsubesinin de (zorla alınmasının da) katillerin emvaline müracaat suretiyle tazmin ve telâfi ettirilmesi ve netice-i icraattan behemehâl Meclise malûmat itası (verilmesi) lüzumunun Müdafaai Milliye ve Adliye vekâleti Celililerine emir ve tevdiini arz ve teklif eylerim.
24 Teşrinievvel 1336
(24 Ekim 1920)
Yozgat Mebusu
Süleyman Sırrı
REİS — Müdafaai Milliye ve Adliye vekâletine havalesi hakkındadır. (Kabul sesleri).
SÜLEYMAN SIRRI BEY (Yozgat) — İzahat arzu buyurursanız arz edeyim. Bendenizin yalnız maruzatım, orada Divanı harp teşekkül etmiş. Tabii bu gibi ceraime (suçlara) vaziyet ettiği için oradan aldığım mektupta, Adliyece katiller hakkında tebligatı resmiye den çekiniliyor (Yani adliye katillere resmi tebligat yapmaya çekiniyor diyor yorumu okuyucuya bırakıyorum.) Mademki, Divanı harp teşekkül etmiş, Müdafaai Milliye Vekili Paşa Hazretleri divanı harp riyasetine, Adliye vekâleti de mahalli adliyesine işar etsinler(bilgi versinler). Evrak divanı harbe teslim edilsin, katiller hakkında takibat yapılsın ve neticeden Meclisi Âli haberdar edilsin. Bu mahkeme henüz burada, daha oraya gitmemiş.

NAFİZ BEY (Canik) — Her divanın kavanini (kanunlarını) meriye ahkâmına (yürürlükte olan hükümlere göre ) nazaran mercii rüyeti (görme yeri) tâyin edilmiştir. Binaenaleyh, Meclisi Âli, bu gibi evrakı filân yere verdik derse, muamelâtı hükmiye ye bilhassa hükkâmın (hükmedenlerin) içtihadına müdahale etmiş olur. Binaenaleyh, bu caiz değildir. Bendenize göre, Hükümete tebliğ edilsin, Hükümette kanun dairesinde nereye tevdi muktazi ise(gerekiyorsa), hangi mahkemeye ait ise oraya versin.

REİS — Efendim, mercii rüyeti(görme yeri) tâyin etmeksizin teklifin Heyeti Vekileye tevdiini kabul buyuranlar lütfen el kaldırsın. Kabul edilmiştir.

YAZARIN NOTU; 12 Temmuzda 3.kolordu komutanlığını Selahattin Bey’e devrederek Ankara’ya dönen Albay Refet Bey (Bele) daha sonra İsmet Paşa’nın ricası ile Zile ve Yozgat isyanlarının bastırılması için tekrar Zile’ye geliyor. Oradan Büyük Millet Meclisi Riyasetine Çapanoğulları ile ilgili gönderdiği 1 Ağustos 1920 tarihli raporunda Çapanoğullarının bu tür olaylarla ilgisi olmadığını, bu olayların Deveci dağındaki şakilerle ilgisi olduğunu bildiriyor. Çerkez Ethem’ de konu kendisine intikal ettiğinde Ankara’ya çektiği telgrafında Çapanoğullarının bu işle bir alakası olmadığını, adı geçenlerin bölgedeki şakilerden olduğunu. Yozgat isyanının bastırılmasından sonra isyana katılanların ve çevrede eşkıyalık yapanların cepheye gitmeyi kabul ettikleri takdirde affedilecekleri vaadi ile ailenin diğer fertleri ile birlikte teslim olduklarını. Eşkıyalık yapanlardan “ ahaliye” zarar verenlerin gerekli cezalara çarptırıldıklarını bildirmiştir. Çerkez Ehem’in bu ifadesini bazı milletvekilleri de doğrulamıştır.
Meclis zabıtlarını okumaya devam edelim.
Madde1. — Lozan Muahedesi mucibince ilân olunacak affı umumiden hariç tutulacak 150 kişilik liste üzerinde müzakerat.(Yurt dışına çıkarılmasına karar verilen 150 kişi tespit edilmeye çalışılıyor)
REİS — Müzakereye başlıyoruz.
Bu ikinci defter Heyeti Vekile (vekiller heyetine)okunmuştur. Okunacaktır karariyle tespit.(okunacaktır diye düzeltme yapılıyor)

FERİT BEY (Dâhiliye Vekili) (Kütahya) — Reis Beyefendi müsaade buyurur musunuz? Efendim, celsei hafiye istirham etmekden maksadımız, bazıları bu deftere dâhil değildir. Malûmu âliniz veçhile bir iskat (çıkarılacaklar) defteri getirmişizdir. Fakat alenî celsede diyemeyiz ki filân dâhil değildir, fakat tabiiyetten iskat ediyoruz. Bu noktai nazardan bu deftere dâhil olanlar diğer deftere dâhil değildir. Fakat onu tabiiyetten iskat edeceğiz. Bunun için kâfi delâil (delil) vardır, bunu tabii alenî söyleyemeyiz.
SÜLEYMAN SIRRI BEY (Bozok) — Efendim; iskat defteri evvelâ okunmalı, sonra alenî celseye(açık celseye) geçilip alenî de söylenmelidir.(Liste okundu)
İSMET BEY (Çorum) — Gazetelerde bunlara ait liste neşrolunmuştu. Hâlbuki Meclisi Âlinin Yozgat isyanı hakkında bir kararı vardır. Çapanoğullarına da şamil değildir (Çapanoğullarını kapsamıyor). Meclisin kararı hilâfına böyle bir şeyin icrası muvafık olmayacağını söyleyecektim. Heyeti Vekilenin bunu nazarı dikkate alarak çıkarmış olduğunu gördüm. (bu sırada vekillerin kendi aralarındaki konuşmaları zabıtlara geçmemiş ama Çapanoğullarının konuşulduğu aşikâr. Zira İsmet Bey konuyu kapatıyor). Yalnız bu listede Vahidettin'in bütün tedbirlerini idare eden bir adam vardır. Hazineci Refik'dir, maliyeci Refik. Defteri Hakâni Emini olmuştur ve Maliyeye devredilen ne kadar emval varsa onun namına kayıtlarını tashih etmeğe çalışmış ve onun yanında bütün plânlarını yapan Refik mevcuttur. Refik'in yerini tutacak ve ona muadil burada kimse yoktur. Refiki koymak ve onun yerine bir Çerkez çıkarmak lâzımdır.(Yani bu adam da Vahdettinin adamıdır ancak bize lazımdır. O kalsın onun yerine bir Çerkez koyalım onu yurt dışına çıkaralım diyor.)
YAZARIN NOTU; Süleyman Sırrı, Çapanoğullarını da, yurt dışına çıkarılacak 150 likler listesine dâhil etmek için çaba gösteriyor ama Mustafa Kemal’in müdahalesi ile meclis gerek Yozgat isyanı gerekse Çapanoğulları hakkında kararını vermiş.(Bkz. Yozgat gazetesindeki diğer yazılarımdan Süleyman Sırrı olayı ve Kocahanoğlu’nun düşündürdükleri)
MEHMET BEY (Karesi) — Şamlıdan bir Türk çobanı var, onu çıkaralım.(Yurt dışına)
Değerli okuyucu, sıkılmış olabilirsiniz ama lütfen okumaya devam ediniz.
REŞAT BEY (Saruhan) — Efendiler; bu gün bilmem kaçıncı defa olmak üzere yine dâirei intihabiyemden (seçim bölgemden) bir mektup aldım. Arkadaşlarıma da gelmiştir. Eşme kazasının Garaplar kariyesinden Marvan oğlu Mustafa. Bu adam İzmir'in işgali gününden beri Yunanlılara rehberlik etmiştir. Uşak'ın sukutuna(düşmesine) sebep olmuştur. Onlara yardım etmiştir. El-yevm Kule Hapishanesinde mevkuftur. Bu adam Mütegallibedendir. Maatteessüf Divanı Harpçe şimdiye kadar mahkûm edilmemiştir. Çünki bir taraftan mütemadiyen para yedirmektedir. Agniyadir. Bu adamı zannediyorum Kütahya Mebusu arkadaşlarım da tanıyacaktır.
RAGIP BEY (Kütahya) —Evet, bendeniz de biliyorum. Çok şeri(kötü) bir adamdır.
HACİM MUHİTTİN BEY (Giresun) — Ben de biliyorum. Şimdi anlatacağım.
REŞAT BEY (Devamla) — Bu adamın 150 kişilik listeye ithalini bendeniz de istirham ederim.
REMZİ BEY (Gaziantep) — Efendiler, bu liste ile bir kısım haini vatanların aftan istisna edilmesinden maksat, her halde bunların seyyiatı maliyesinden daha fazla olarak âtide memleket ve millete iras edecekleri zarardan dolayıdır. Bu meyanda bu gibi hainlerin 150 kişilik listenin İçerisi’nde bulunması epeyce bir ehemmiyeti haizdir. Millet haini vatanlarının adedi 150 olmadığı halde daha fazla olduğu, fakat bu adedi Lozan Konferansında kabul ettiği ahitname dolayısıyla diğerlerini affetmiştir. Binaenaleyh efendiler, biz 150 kişiyi her halde gerek seyyiâti maziyesi(kötü geçmişi) itibariyle ve gerekse memlekete âtide (gelecekte) yapabileceği zararları itibariyle çok muzurlarını intihap ederek(seçerek) bu listeyi o şekilde tanzim etmeliyiz. Dâhiliye Vekili Beyefendi, daha mühim haini vatanlar bulunabilir. Bunların tabiiyetten iskat suretiyle çareleri vardır diye mütalaa buyurdular. İştirak edeceğim. Fakat tabiiyetten iskat suretiyle mazarratları def olunacak adamlar her halde ehemmiyet ve mazarratlarının derecesi itibariyle bu 150 kişilik liste içerisine gireceklerle mukayese edilmelidir. Bunun için bendeniz çok rica ediyorum, bu liste okunurken de dikkat ettim, bilmem ne Kariyersinde Mustafa oğlu Mehmet, bilmem ne Kariyersinde Mustafa oğlu Remzi gibi muhtelif isimler var. Zannedersem vaktiyle harekâtı isyaniye de bulunmuş, kurşun atmış, fakat şahsı itibariyle o kadar mühim olmayan gerek mazide ve gerek âtide yaptıkları ve yapacakları seyyiat(kötülük) itibariyle mühim olmayan kimseler vardır. Bunun için bunların listeden çıkarılması ve bunun-yerine muhtelif mıntıkalarda bilhassa burasını nazarı dikkati âlinize arz ediyorum. Muhtelif mıntıkalarda seyyiatı(kötülükleri) sabit olmuş ve bilâhare âtiyen(gelecekte) seyyiatları vukubulacak mazarratları behemehâl memulolan (beklenen) kimseleri ilâve etmek elzemdir
RASİM BEY (Sivas) — Yani fikirli adamlar. (kötü fikirli, kötü düşünceli)
REMZİ BEY (Devamla) — Ben kendi mıntaikam itibariyle eksik olarak bir şahıs biliyorum. Onu teklif edeceğim. O da Galip’tir. Müddei umumi (savcı) olmuştur, Fransız teşkilâtının başında ve hâlâ Halep'te bulunuyor. Yarın buraya gelirse ve hudut boyundaki memleketlimizin emniyeti siyasiyesini ve emniyeti dâhiliyesini ihlâl etmek onun 'iktidarı dâhilindedir. Bunun için ben kendim memleketim için misal olarak bunu bildiğim için arz ediyorum. İsterseniz bu, benim gösterdiğim adamı kabul etmeyiniz. Fakat liste okunurken nazarı dikkatimi celbetti. Bilmem hangi köyden ne çavuş. Bu isimler üzerinde münakaşa edelim, çok rica ederim.
NİYAZİ BEY (Mersin) — Efendim; arkadaşlarımız izah ettiler. Hakikati halde bu listede iki kısım eşhas mevcuttur. Birisi şu, şu gibi meşhur ve muayyen eşhas. Bunların kimisi kuvayı inzibatiyeyi teşkil etmişler. Kimisi Sevr Muahedesini imza etmişler, onlar malûm. Bunlardan başka bir de fiilen köyden filân oğlu filân vardır. Filân oğlu. Bu bence bizde..
ŞEREF BEY (Diyarıbek'ir) — Meselâ Saraçoğlu...
NİYAZİ BEY (Devamla) — Şey, gayri maruf eşhas demektir. Müsaadenizle efendim; bu listede ismi zikredilmeyen hainler var. Adana Müdafaai Hukuk Halk Fırkası Heyeti buraya müracaat etmiştir ve gazeteler bununla çok meşgul olmuşlardır. Ezcümle Posta Gazetesini çıkaran İlhami var. Fransızların müşavirliğinde bulunmuştur ve mühim hizmetlerini yapmıştır. Esasen bizim askeri binbaşımızdır. Sonra Sito Garip Fuat var, Sito Garip Sarık var. Şeyh Galipler. Bunlar onların Reisi idi. Sonra bunlar orada bulunan Nusayrilerin Rüesasındandır(reislerindendir). Bir de Fransızların Belediye Reisliğini yapmış Hafız Mahmut isminde bir adam vardır. Bunlar fetvalar neşretmişler. Anadolu davasının bâtıl olduğuna dair halkı iğfale çalışmışlar. Bu tarzda adamlardır. Bendeniz böyle ufak tefek adamlarla uğraşmaktan ise 150 kişiye ithal edilecek esaminin böyle muharrik olarak tanınmış olan eşhasın listeye ithalini rica ediyorum.
ŞÜKRÜ BEY (Bolu) — Hepisi de öyle.
TALAT BEY (Ardahan) — Ne vakit yapılır? Bu, ne vakit tetkik olunur. Vakit mi kaldı bu işe?
AHMET MUHTAR BEY (İstanbul) — Ben bir kişinin listeye niçin dâhil olduğunu soracağım, dahil olmadığını değil. Şebin Karahisar Mebusu Feyzi Bey vardır. Fakat dünya kadar itilafa vardır. Bu Riyaset-i celileye Müzakere kâfidir. Fena adamları tabiiyetten iskat suretiyle haklarındaki muamelenin hükmü taziyenin ifasına devam edilebileceğinden 150 kişilik listemin aynen kabulünü teklif ederim.
SÜLEYMAN SIRRI BEY(Yozgat) — İsmet Beyefendinin şahadetinden Çapanoğullarının masumiyeti hakkında bana da kanaat gelmiştir. Binaenaleyh Riyaseti Celile’ye istiklâl madalyalarıyla taltiflerini teklif eylerim. (İsmet bey’in yukarıdaki konuşmasını kastediyor)
ŞÜKRÜ BEY (İzmir) — Ayıptır yahu. Meclisle alay ediyor, böyle şey olur mu?
SÜLEYMAN SIRRI BEY (Yozgat) — Niçin olmasın.(Gürültüler). Çapanoğullarını tezkiye etmek(temize çıkarmak) ayıp değil midir?
İSMET BEY (Çorum) — Reis Bey burada cereyan eden müzakere milletin mukadderatına taalluk eden en mühim mesaidir. Çapanoğulları da hakikat dedikleri surette tahribat yapmayacaklarına dair vaat yapmışlardır ve o suretle oturmuşlardır. Oğulları askere gitmiştir. Salih Bey (en küçük kardeş), hâkimdir bugün Kırşehir'inde.
SÜLEYMAN SIRRI BEY (Yozgat) — Kuvayı adiye’ye (isyancılara) kumanda ettiği halde hâkimdir.(Yine alay ediyor, hâlbuki Ağır Ceza hâkimliği yapan Salih bey o tarihlerde emeklidir. Başkaldırıya katılmadığından Atatürk Kırşehir de Avukatlık yapmasına müsaade etmiştir. Bu sözü ile Atatürk’ün affını da sindiremediğini açıklamış oluyor.)
Veli nimeti olan Yozgat’a, Yozgat halkına ve Çapanoğullarına karşı bu nasıl bir kindir. Anlamak mümkün değil. Milletvekili olduğu dönemde Bozok isminin Yozgat olmasını ve bekârlardan vergi alınmasını da başarmıştı. Hâlbuki Yozgat halkı Bozok sancağı ismine alışkındı. Bu sebeple ilin adının Bozok olmasını şehrin adının da Yozgat olmasını uygun görüyorlardı. Nitekim Maarif Vekâleti Müsteşarı ve Telif ve Tercüme Heyeti Reisi Semih Rifat Bey de, 22 Şubat 1923 tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde görüşünü bu yönde açıklamıştı.
Yorumunu size bıraktım.
................................
Bayramınız kutlu olsun.


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00