BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
190
Dün
:
4633
Toplam
:
14364359
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
DAYILI KÖYÜNÜN GIDDİLİ’Sİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Gecenin sıcağından yarı uyur haldeki Dayılı köyü halkı, geliyolar, geliyolar diye bağıran canhıraş bir sesle yataklarından fırlarlar. Gördükleri manzara şudur. Gıddili lakaplı Mehmet Oba feryat figan uçarcasına bir hızla evine doğru koşmaktadır. Evinin kapısının önüne vardığında düşüp bayılır. Meraklılar hemen Gıddili’nin yanına gelip ne olduğunu anlamaya çalışırlar. Biraz sonra kendine gelen Gıddili korkudan büyümüş gözlerle önce etrafı bir tarar sonrada ne oldu bana diye sorar. O sırada Ceritzade Şükrü Efendi’de ( benim anne babam) gelir ve “Oğlum arkandan bağırdım Gıddili korkma benim diye ama sen duymadın ki” der. Şükrü efendinin anlatması ile olay anlaşılır. Gıddili Mehmet, gece Şükrü Efendinin tarlalarına su vermektedir. Vazifesi, bir tarla yeteri kadar su alınca harkın tarlaya giren tarafını kapatıp suyun bir sonraki tarlayı sulamasını sağlamaktadır. Bu bekleme sırasında da korkusundan gözü mezarlıkta, çenesi elindeki küreğin sapında tedirgin bir şekilde tarlaların biran önce yeteri kadar su almasını beklemekte. Sıcaktan uyuyamayan Şükrü Efendi de beyaz fanila ve beyaz ve bileğine kadar uzun don’un üzerine paltosunu omzuna atıp sulamayı kontrole çıkar. Zaten ölüden ve ölmekten korkan bir yapıya sahip olan Gıddili öyle dalgın bir vaziyette ufka bakarken birden mezarlık tarafından gelen beyaz çamaşırlar içindeki Şükrü Efendi’yi görünce mezarlıktan hortlak geliyor zannı ile küreği atıp panik içinde geliyorlar, geliyorlar diye bağırarak köye doğru koşmaya başlar. Ne zaman bir sohbetimizde Dayılı köyü adı geçse hep bu olayı hatırlardım. Yıllar yılları kovaladı dayım Yaşar Cerit köydeki tüm arazileri sattığından dede yadigarı Dayılı’yı bir daha görmek nasip olmadı. Yıllar geçse de vatan özlemi hiç azalmıyor bilakis daha da büyük bir özlem insanın içinde büyüyor büyüyor. Aklıma geldikçe Google Earth’dan kuşbakışı da olsa özlemle bakardım.60 yıl sonra eşimi de alarak hem Dayılı’yı hem de dede yadigârı kimler kalmışsa onları görmeye gittim. Önce Rahmetli Gıddili Mehmet Efendinin oğlu Gıddili Ahmet kardeşimi onun sayesinde de Hacı Eyüp Güneş kardeşimi buldum. Bizi bağırlarına öyle bir bastılar ki tarifi mümkün değil. İstanbul da unuttuğumuz içten misafirperverliği bize doyasıya yaşattılar. Ahmet babasının fotoğrafçıda büyüttürdüğü çerçeveli resmini getirdi. Eyüp, annesi Tekgül hanımın çerçeveli resmini getirdi. Bende o resimlerden fotoğrafladım. Sohbetimiz Dayılı ile ilgili genel bir değerlendirmeden sonra elbette rahmetli Gıddilinin komiklikleri idi. Laf lafı açtıkça oğul Gıddili Ahmet’in de ondan aşağı kalmadığını hayretle gördük. Diyor ki; Sabah erkenden kalkıp tarladan taze domates,hıyar topladım Yozgat pazarına götürdüm.Domatesi 50 uruştan hıtarı 50 uruştan sayoyom.Bi herif geldi “gardaş hepsini ben alıyom” dedi. “50 uruştan aşağı vermem bilesin” dedim. “tamam gardaşım hepsini 50 uruştan alacağım” dedi. Adamın hali tavrı hoşuma gitmedi merak ettim bu kadar malı norecen diye sordum. Eyiki sormuşum.”Ben pazarcıyım senden alıp satacağam” demez mi. Uyanığa bak. Benden alacak 50 uruşa Yozgatlıya satacak 1 liraya. “ Yok hemşerim ben bunları 50 uruşa sana satacağıma 50 uruşa Yozgatlı’lıya satarım”dedim. Beş dakka içinde de sattım bitirdim. Ben uğraşıyım yetiştiriyim, sabahın köründe toplayıp
Yozgat’a getiriyim adam ayaküstü 50 uruş kazansın şu işe bak. Ne eski köylülük kaldı, ne eski beyler kaldı. Bir gün Efenda (efendi ağa) balkonda köylülerden biri ile oturuyomuş. Biraz sona adam gidince efenda babamı çağırıyo “ adam yarım saattir dangırdıyo, başıma ağrı girdi otur şuruya adam gibi iki laf edek” diyo. Bi zaman konuşmadan uzaklara bakmış sonra “ben ölürsem Yaşar burda durmaz satar gider” demiş. Hakkaten de öyle oldu. Efenda ölünce Yaşar abi hepisini sattı. Efendağanın ölümünden yıllar sonra Nizamlar da arazilerini sattılar. Uçsuz bucaksız arazileri vardı. Bizde kendi tarlalarımıza gitmek için onların tarlalarından geçerdik. Bir gün gine onların tarlalarından ekinlerin arasında yörüyüp gidiyom. Uzaktan bi deliğanlı bana doğru kopup geliyo. Yanıma gelince neriye hemşerim dedi. Bende tarlama gidiyom dedim. Hemşerim buradan geçmek yasak demez mi depem attı. Lan oğlum sen kimin kopeğisin de burdan geçmeyi yasak ediyorsun deyince biraz çekindi. Bu araziler Yimpaş’ın arazisi yani özel demez mi. Bana bak kim aldıysa git ona söyle bu ekin var ya bi kibrite bakar. Bi kibrit çalarım dümdüz ederim dedim. Bi daha ses edemedi. Ya işte Nizamlar da satınca böyle şeyler geldi başımıza. Hâlbuki onların zamanında bolluk vardı bereket vardı. Hiç bi sıkıntımız olmazdı. Efenda’nın tarlaları olsun Nizamların tarlaları olsun biçer(biçerdöğer) tarlalara girince saplar tarlada kalırdı. Bütün köylü onları toplar kışın mallara saman yapardı. Diye uzun uzun anlattılar.



Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00