BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 26.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
217
Dün
:
4633
Toplam
:
13791620
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
DAYILI KÖYÜNÜN GIDDİLİ’Sİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Gecenin sıcağından yarı uyur haldeki Dayılı köyü halkı, geliyolar, geliyolar diye bağıran canhıraş bir sesle yataklarından fırlarlar. Gördükleri manzara şudur. Gıddili lakaplı Mehmet Oba feryat figan uçarcasına bir hızla evine doğru koşmaktadır. Evinin kapısının önüne vardığında düşüp bayılır. Meraklılar hemen Gıddili’nin yanına gelip ne olduğunu anlamaya çalışırlar. Biraz sonra kendine gelen Gıddili korkudan büyümüş gözlerle önce etrafı bir tarar sonrada ne oldu bana diye sorar. O sırada Ceritzade Şükrü Efendi’de ( benim anne babam) gelir ve “Oğlum arkandan bağırdım Gıddili korkma benim diye ama sen duymadın ki” der. Şükrü efendinin anlatması ile olay anlaşılır. Gıddili Mehmet, gece Şükrü Efendinin tarlalarına su vermektedir. Vazifesi, bir tarla yeteri kadar su alınca harkın tarlaya giren tarafını kapatıp suyun bir sonraki tarlayı sulamasını sağlamaktadır. Bu bekleme sırasında da korkusundan gözü mezarlıkta, çenesi elindeki küreğin sapında tedirgin bir şekilde tarlaların biran önce yeteri kadar su almasını beklemekte. Sıcaktan uyuyamayan Şükrü Efendi de beyaz fanila ve beyaz ve bileğine kadar uzun don’un üzerine paltosunu omzuna atıp sulamayı kontrole çıkar. Zaten ölüden ve ölmekten korkan bir yapıya sahip olan Gıddili öyle dalgın bir vaziyette ufka bakarken birden mezarlık tarafından gelen beyaz çamaşırlar içindeki Şükrü Efendi’yi görünce mezarlıktan hortlak geliyor zannı ile küreği atıp panik içinde geliyorlar, geliyorlar diye bağırarak köye doğru koşmaya başlar. Ne zaman bir sohbetimizde Dayılı köyü adı geçse hep bu olayı hatırlardım. Yıllar yılları kovaladı dayım Yaşar Cerit köydeki tüm arazileri sattığından dede yadigarı Dayılı’yı bir daha görmek nasip olmadı. Yıllar geçse de vatan özlemi hiç azalmıyor bilakis daha da büyük bir özlem insanın içinde büyüyor büyüyor. Aklıma geldikçe Google Earth’dan kuşbakışı da olsa özlemle bakardım.60 yıl sonra eşimi de alarak hem Dayılı’yı hem de dede yadigârı kimler kalmışsa onları görmeye gittim. Önce Rahmetli Gıddili Mehmet Efendinin oğlu Gıddili Ahmet kardeşimi onun sayesinde de Hacı Eyüp Güneş kardeşimi buldum. Bizi bağırlarına öyle bir bastılar ki tarifi mümkün değil. İstanbul da unuttuğumuz içten misafirperverliği bize doyasıya yaşattılar. Ahmet babasının fotoğrafçıda büyüttürdüğü çerçeveli resmini getirdi. Eyüp, annesi Tekgül hanımın çerçeveli resmini getirdi. Bende o resimlerden fotoğrafladım. Sohbetimiz Dayılı ile ilgili genel bir değerlendirmeden sonra elbette rahmetli Gıddilinin komiklikleri idi. Laf lafı açtıkça oğul Gıddili Ahmet’in de ondan aşağı kalmadığını hayretle gördük. Diyor ki; Sabah erkenden kalkıp tarladan taze domates,hıyar topladım Yozgat pazarına götürdüm.Domatesi 50 uruştan hıtarı 50 uruştan sayoyom.Bi herif geldi “gardaş hepsini ben alıyom” dedi. “50 uruştan aşağı vermem bilesin” dedim. “tamam gardaşım hepsini 50 uruştan alacağım” dedi. Adamın hali tavrı hoşuma gitmedi merak ettim bu kadar malı norecen diye sordum. Eyiki sormuşum.”Ben pazarcıyım senden alıp satacağam” demez mi. Uyanığa bak. Benden alacak 50 uruşa Yozgatlıya satacak 1 liraya. “ Yok hemşerim ben bunları 50 uruşa sana satacağıma 50 uruşa Yozgatlı’lıya satarım”dedim. Beş dakka içinde de sattım bitirdim. Ben uğraşıyım yetiştiriyim, sabahın köründe toplayıp
Yozgat’a getiriyim adam ayaküstü 50 uruş kazansın şu işe bak. Ne eski köylülük kaldı, ne eski beyler kaldı. Bir gün Efenda (efendi ağa) balkonda köylülerden biri ile oturuyomuş. Biraz sona adam gidince efenda babamı çağırıyo “ adam yarım saattir dangırdıyo, başıma ağrı girdi otur şuruya adam gibi iki laf edek” diyo. Bi zaman konuşmadan uzaklara bakmış sonra “ben ölürsem Yaşar burda durmaz satar gider” demiş. Hakkaten de öyle oldu. Efenda ölünce Yaşar abi hepisini sattı. Efendağanın ölümünden yıllar sonra Nizamlar da arazilerini sattılar. Uçsuz bucaksız arazileri vardı. Bizde kendi tarlalarımıza gitmek için onların tarlalarından geçerdik. Bir gün gine onların tarlalarından ekinlerin arasında yörüyüp gidiyom. Uzaktan bi deliğanlı bana doğru kopup geliyo. Yanıma gelince neriye hemşerim dedi. Bende tarlama gidiyom dedim. Hemşerim buradan geçmek yasak demez mi depem attı. Lan oğlum sen kimin kopeğisin de burdan geçmeyi yasak ediyorsun deyince biraz çekindi. Bu araziler Yimpaş’ın arazisi yani özel demez mi. Bana bak kim aldıysa git ona söyle bu ekin var ya bi kibrite bakar. Bi kibrit çalarım dümdüz ederim dedim. Bi daha ses edemedi. Ya işte Nizamlar da satınca böyle şeyler geldi başımıza. Hâlbuki onların zamanında bolluk vardı bereket vardı. Hiç bi sıkıntımız olmazdı. Efenda’nın tarlaları olsun Nizamların tarlaları olsun biçer(biçerdöğer) tarlalara girince saplar tarlada kalırdı. Bütün köylü onları toplar kışın mallara saman yapardı. Diye uzun uzun anlattılar.



Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00