BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 10.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
220
Dün
:
4633
Toplam
:
14933828
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
İKİ KİTAP ÜÇ İNSAN
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar bu yazımda bilhassa gurbetteki hemşerilerimiz için iki başucu kitabını tanıtmaya çalışacağım. Birisi büyük emeklerle hazırlanmış “YOZGAT TÜRKÜLERİ.” 19,5 X27,5 cm. ebadında oldukça büyük ve 367 sayfa olan bu kitabı hepimizin yakından tanıdığı üç güzide hemşerimiz hazırlamış.
Kısa biyografileri şöyle;

Habib Coşkunsoy; 1966 yılında Yozgat Kadışehri Yakacık Köyünde doğdu.1990 Erciyes Üniversitesinden mezun olduktan sonra şu görevlerde bulunur.2005 yılında Kültür ve Turizm bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünde göreve başlar. 2006 yılında Karaman il Kültür ve Turizm Müdür yardımcısı. 2007 yılında Güzel Sanatlar Genel müdürlüğünde değişik birimlerde şube müdürlükleri. 2008 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Türk Dünyası Müzik topluluğu Topluluk Müdürü. 2010 yılından bu yana da Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu müdürlüğünü yapmaktadır. Habib Coşkunsoy’un TRT repertuarına kazandırdığı 11 eseri bulunmakta..

Erdem İlkaz; 1976 yılında Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde doğdu. Bazı kamu kurumlarında Türk Halk Müziği Koroları kurarak konserler verdi. Bir kaç Üniversite de Türk Halk Müziği nota, usul, bağlama ve tavır dersleri verdi. Türküleri “Çocuklarım” diyecek kadar seven Erdem İlkaz ‘ın TRT Repertuarına kazandırdığı altı eseri var.

Savaş Akbıyık; 1968 yılında Yozgat’ta doğdu.1993 yılında Diş Hekimliği Fakültesinden mezun olduktan sonra bir yandan hekimlik mesleğini yaparken bir yandan da 1991 yılında girdiği TRT Ankara Radyosu Yurttan sesler Korosundaki saz sanatçısı olarak görevi yaptı. Savaş Akbıyık’ın TRT Repertuarına kazandırdığı dört eseri var.

Yozgat Türküleri Kitabında önsözden sonra iki önemli sayfa var. Bu iki sayfanın ilkinde “Yozgat’ın Türk Halk Müziğindeki yeri ve önemi” anlatılıyor. İkinci sayfa da, Feryat etmek, haykırmak, ağlamak, sızlanmak anlamına gelen Bozlaklar “Yozgat’ta Bozlak” başlığı ile tanıtılıyor. Kitabın Kaynak kişiler, Derleyiciler, Sanatçılar ve Mahalli Sanatçılar bölümünde de türkülerin asıl sahipleri yani onları yaratanlar, bunları akıllarına yazarak bu günlere ulaşmasını sağlayanlar(bilhassa bayanlara minnetlerimi arz ediyorum) resimleri ile tanıtılıyor. Uzun havalar bölümünde şimdi bazılarını unuttuğumuz ağıtlar var ki, hikâyeleri ile birlikte kaleme alınmış. Okurken duygulanmamak mümkün değil. Ezbere bildiğim halde okurken yeniden duygulandığım Musa Bey ağıtı bunlardan sadece biri. Kırık havalar ve arkasından Oyun Havaları bölümleri ile kitap bitiyor, hayır bitmiyor. Yazarlar, özen göstermişler kitabın sonuna içindekileri iki sayfa halinde koymuşlar. Birinci bölümde Kaynak kişiler, derleyiciler ve diğer kişileri listelemişler kolayca buluyorsunuz. Diğer bölümde uzun havalar, kırık havalar ve oyun havaları listelenmiş burada da aradığınızı kolayca buluyorsunuz. 294 adet eser, notaları ile hikâyeleri ile 1.hamur kâğıda tertemiz ve zevkli bir şekilde basılmış bir kaynak kitap. Kitap kapağının açık kahve ve bordo renklerle basılması da çok yakışmış.

İkinci Kitabımız, yine Habib Coşkunsoy’un “YOZGAT TESELLEMELERİ” isimli kitabı Birbirinden güzel 189 hikâye var. Eski Yozgat’ı ve eski orta Anadolu insanlarını yad etmek istediğinizde okuyup, bazen gülümseyip, bazen dalıp gidip kendinizden de bir şeyler bulacağınız ama her elinize aldığınızda zevkle okuyacağınız bir kitap. İşte sırası geldiğinde eşe dosta anlatmak için aklıma yazdığım bir tanesi. Orta halli ve fazlaca anlaşamayan bir karı koca. Akrabalaından düğün okuntusu alınca gitmeye mecbur kalırlar. Ancak aksi kadın “Paşalısız (Entarisiz) gitmem diye diretir. Ne yapacağım ne edeceğim diye kara kara düşünen adamın gözüne arılığın içindeki sepetler ilişir. Arı dolu sepetlerin birini atının sağ tarafına, öbürünü de sol tarafına güzelce bağlar. Kendi de üstüne biner Zile’nin yolunu tutarlar. Kazankaya taraflarına yaklaştığında öğlen sıcağı da bastırınca arılar yavaş yavaş sepetten çıkmaya başlar. Durmadan sarsılan sepetten çıkan kızgın arıların ne yapacağı malum. Atı kamçılamaya bile gerek kalmamış tam hızla gidiyorlar. Tarla da çapa yapan bir köylünün yanından aynı hızla geçince köylü bağırır. “Atı çatlatacaksın hemşerim biraz yavaş ol.” Bizim atlı da adama cevap verir. “Atın doru olursa, yükün arı olursa, kumandanın da karı olursa sende çatlarsın, at da çatlar.”

Kitaplar için isteme adresi; Kültür Ajans Tanıtım ve Organizasyon Ltd. Şti. Konur sok. No.66/7 Bakanlıklar-Ankara
Tel: 0312.425 93 53 Fax: 0312 419 44 43

10.10.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00