BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
246
Dün
:
4633
Toplam
:
14612014
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ANILAR (2)
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Gübre Sanayi Emekli Genel Müdürü Mustafa Çağlayan anlatıyor. İstanbul’da ahbaplarla birlikte Boğazda bir lokantaya gitmiştik. Sohbet sırasında galiba Yozgat lafı geçmiş ki yan masada oturan yaşlıca bir hanım çekingen bir tavırla “Yozgatlı mısınız” diye sordu. Evet, Yozgatlıyız deyince ağır ağır konuşarak “Bende vaktiyle Alaca’da görev yapmıştım” dedi. “Eşim de Alacalıdır” diyerek takdim ettim, tanıştık. Kıyafetinden ve tavrından güngörmüş bir hanımefendi olduğu belli idi. Emekli hemşire imiş.1930 lu yıllarda Çorum’un Alaca ilçesinde görev yapmış. Bize, o günlerden hatırında kalan bir anısını nakletmişti. “Alaca da görev yaparken görev icabı zaman, zaman köylere de gidiyordum. Alaca’nın Arapseyf köyüne gittiğimde vakit kalırsa dere kenarına gider, çamaşır yıkayan hanımlarla da sohbet ederdim. Yine bir gün hanımlarla sohbet ederken, o sırada çevrede dolaşan Çapanoğlu Aslan Bey de atını sulamak için dere kenarına gelmiş. Aslan Bey o yörenin beyi idi, Çapanoğlu ailesindendi mesleğim icabı hatırı sayılır birçok kimseyi tanıyordum, kendisi ile de tanışıyorduk. Yakışıklı uzun boylu bekâr bir beydi. Bizden tarafa bakınca uzaktan selamlaştık. Ben yakınımdaki hanımlarla sohbet ederken bizden biraz daha uzaktaki hanımların konuşmalarını da duyabiliyordum. Hatta birisi özellikle benim duyabileceğim bir ses tonu ile şöyle söyledi; “Bu adam at sulamak için buraya gelmezdi, Allah bilir bu fışkı karı için geliyor.” Şaşırdım, utandım. Üzülsem mi sevinsem mi bilemedim”. Gözleri daldı gitti, sanırım o anı yeniden yaşıyordu.

Yazarın notu: Adı geçen Çapanoğlu Aslan bey, Çapanoğlu olayları neticesi Amasya İstiklal mahkemesi kararı ile idam edilen Çapanoğlu Halit Bey’in oğludur. Halit Bey, Arapseyf’de bıraktığı eşinin ve çocuklarının durumunu merak ettiğinden, olaylardan sonra sığındıkları Aziziye de (Kayseri Pınarbaşı) endişeli bir huzursuzluk içindedir. Huzursuzluğunu hisseden kardeşlerinin kendisini teskin çabalarına rağmen bir gece kimseye haber vermeden bindiği atın ayaklarına keçe sarıp gizlice kaçar. Karatepe çiftliğindeki eve gelir. Ancak köyde de sevilmeyen hain bir köylü ihbar edince yakalanır. Oradan Arapseyf’deki evine getirilir. Muhtar Ali Kâhya’nın muhtarlık odasında ailesi ile vedalaşır(Yakalanışını ve veda sahnesini Yazar Siyami Yozgat’ın “Usat” romanında okumanızı tavsiye ederim). Oradan İstiklal mahkemesinde yargılanmak üzere Amasya’ya götürülür. Amasya da hapiste iken adam öldürmekten tutuklu Amasya’nın Eraslan köyünden Kara Tahsin ağa ile kader birliği yaparlar. Tahsin ağaya “Bunlar beni asacaklar biliyorum. Buradan çıktığında ailemi ziyaret etmeni ve onlara benim eğilmeden bükülmeden mahpusta kaderimi beklediğimi söylemeni istiyorum” der. Yargılanıp orada idam edilir (13 Haziran 1921). Birkaç ay sonra da Atatürk beyleri affeder. Tahsin ağa cezasını tamamladıktan sonra Arapseyf köyüne gelir, Halit beyin mesajını ailesine iletir. Ömrünün sonuna kadar da zaman zaman Arapseyf’e gelerek aile ile dertleşirdi.

Yozgat Gazetesinin değerli okurları; Milli gazetelerdeki sevdiğim köşe yazarlarının beğendiğim yazıları için onlara teşekkür veya destek mailleri gönderirdim. Bir yandan da rahatsız ediyor ve kıymetli zamanlarını çalıyor muyum acaba diye tedirginlik duyardım. Yozgat Gazetesi bana köşe verip de yazmaya başlayınca şunu fark ettim. “Yazar, okuyuculardan gelecek yorumları meğer her gün heyecanla bekliyormuş.” Yorum göndermek zahmetinde ve lütfunda bulunan tüm okuyucularıma teşekkürlerimi arz ederim.

02.10.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00