BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
184
Dün
:
5063
Toplam
:
13454176
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ŞU KÜFÜR MESELESİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bu makalemi yazalı neredeyse bir yıl olacak, ama okuyucu nasıl bir tepki verir acaba korkusu ile gazeteye gönderip göndermeme hususunda bir karar veremedim. Sonra gazetemizin sahibi değerli dost Osman Hakan Kiracının yılların kazandırdığı tecrübesine ve bilgisine sığınarak onun onayını aldıktan sonra köşeme koyduk… Haddimi aşmış isem en başından affınıza sığınıyorum. Sorgun Yavuz Selim İlköğretim Okulu İzci Takımı, Sorgun Kaymakamlığı tarafından başlatılan "Küfre Hayır" kampanyası çerçevesinde esnafları dolaşıp broşür dağıtmışlar..2 Kasım 2011 tarihli Yozgat Gazetesinde bu haberi görünce çok da iyi yapmışlar dedim.Sonra düşündüm biz ne zaman küfür ediyoruz. Ya da hangisi küfür sayılıyor diye. Cennetmekân pederimin memuriyeti dolayısı ile ömrümüz hep gurbette geçti. Ne zaman yakınımda orta Anadolu, yani Yozgat, Çorum, Kırıkkale, Kayseri aksanı ile konuşan bir ses duysam içim de sıcacık bir şeyler akardı. O sesin sahibi birde Yozgatlı çıkarsa hemen sahip çıkardım. Sanki çok yakın bir akrabam olurdu o anda. Sarılıp hasret gidermek vatan toprağımın kokusunu duymak isterdim. İşte gurbette oradan oraya savrulurken içimizde biriken vatan özlemidir bu. Onlar konuşurken farkında olmadan bazen küfür de ederlerse, ben o zaman daha da keyiflenirim ama çevrede bulunanlardan da biraz utanırdım. Bilmezler ki Orta Anadolu’nun kavruk yüzlü bu insanları o anda bunları küfür olarak söylemez, sarf ettiği sözün icabında küfür olduğu aklına bile gelmez. Onun dedesi, emesi erkek torunundan bir bardak su isterken bile rahatlıkla, “Daş……. yediğim hadi bana bi bardak su ver de şu hapımı yutuyum” der. Sözün burasında değerli Yılmaz Göksoy ağabeyimin ve Prof. Oğuz Öcal hocamın affına sığınıyorum. Çünkü onlar varken benim Yozgat folkloru hakkında söz söylemek haddim olamaz. Bilmeyenlerin küfür saydığı birçok kelimeyi İç Anadolu insanının cümlenin başına veya sonuna koyması, cümleyi pekiştirmek içindir. Yani o, bu kelimeleri cümlesine eklemezse cümle eksik gibi gelir ona. Yozgatlım bilir ki o sözün gerçekten küfür sayılabilmesi için kalben olduğu gibi söz ve davranışla da desteklenmesi gerekir. F.Collins, derlediği ilkelerden birisinde “İçinden geliyorsa dua et. Eğer seni rahatlatacaksa arada bir küfürde edebilirsin” diyor. Stresle başa çıkmanın yollarını anlatan bir yazısında değerli hekimimiz ara sıra küfürde edebilirsiniz demesine rağmen bizim konumuz o değil. Ama hekimden de izin çıkınca, benim hemşerilerimin istem dışı ve alışkanlıkla ağzından kaçan bu sözler küfür sayılabilir mi? Yozgat’ta Dayızadem Halit Çapanoğlu ile birlikte bir dükkândan alışveriş yaparken beni çok etkileyen bir olay yaşadım. Koyun yoğurdu almak için girdiğimiz dükkânda sıramızı beklerken, 30–35 yaşlarında babayiğit bir delikanlı “Selamünaleyküm dayılar” diye içeri girdi.”CHP nin binasını arıyom dayılar” dedi. Dükkânda bulunan 70 li yaşlarda bir müşteri sanki ifade alırmış gibi sert bir ses tonuyla“norecen CHP nin binasını” diye sordu. Delikanlı “Filancaya bir paket getirdim de onu teslim edeceğim” dedi. Müşteri “aha şorda” diyerek bir el işareti yapınca, delikanlı hem biraz sertçe hem de kırılgan bir ifade ile “Dayı ben bunalımıyım ki aha şorda diyon, bende anlıyom sanki” deyince dayızadem Halit Çapanoğlu, “Nerelisin yeğenim” diye sordu. “Boğazlıyan’dan geldim” demesi üzerine yaşlı müşteri gel “ Daş…….yediğim gel buraya” diyerek kolundan tutup dışarı çıkardı ve binanın yerini işaret ederek tarif etti. Ne adresi tarif eden yaşlı müşterinin nede Boğazlıyanlı yabancının yani bu koca koca adamların bu yer tarifinde küfür aklının ucundan geçmemiştir. Bu konuşmalarda hitaplar oldukça sert gibi görünse de çok samimi ve sıcaktı. Buram buram Anadolu kokuyordu veya bana öyle geldi, ama o anda dükkânda Ege veya Akdeniz den bir yabancı olsaydı bu insanlar biraz sonra kavga edecek sanabilirdi. Yukarda arz ettiğim gibi yine bir şey anlatırken cümlenin başına ve sonuna konan “dürzü” kelimesi de küfür değildir. Bu kelime cümle içinde o kadar değişik manalarda kullanılır ki insan dikkat ederse şaşar kalır. Bazen iltifat etmek için, bazen imrenme belirtisi, bazen bahsi geçen kişiyi yüceltmek için, bazen de yermek için değişik anlamlar ifade edebilir. Hani “şey” kelimesini tarif ederken deriz ya, tek başına bir anlam ifade etmemekle birlikte cümle içinde kullanıldığında çok anlamlar ifade eder diye, işte bunun gibi. Bilmeyenler bizim bu mahalli konuşmalarımızdan başka anlamlar çıkarabilirler tabi. Bu nedenle yabancı bir şehirde biraz daha dikkatli olmakta yarar var derim. Buna benzer olaylar bir zamanlar en çok Ankara’da yaşanmıştı.1952 yılında üye olduğumuz Nato personelinden Ankara’ya gelen ilk Amerikalılar da, çok duydukları, kulaklarına da hoş gelen bu sözleri anlamını bilmeden bizim şakacı Türklerin de kışkırtmaları ile kullanmışlar ama komik durumlara düşmüşlerdi. Durumun vahametini kavradıklarında da kendilerini kurtarmak için “Türkler cinsel açlık içindeler” diyerek karşıdan bakıp teşhis koyan doktor durumuna düşmüşlerdi. Büyük şair Can Yücel’in küfür’ü tanımlarken söylediği şu cümle çok hoşuma gider. “Küfür, burjuvazinin ağzında bir lağım çukurudur... Küfür, işçi sınıfının ağzında bir çiçektir”.İşin doğrusu hakaret maksadı taşımayan bazı kelimeler benim değerli hemşerilerimin ağzında çiçek gibi açar… Ama yine de izci yavrularımızın eylemi çok yerinde bir davranış. Anlamını bile bile küfür söz söylemek hem çok günah hem de çok ayıp. Hele de, Nazım Hikmetin tarifi ile “mübarek elleri, ince küçük çeneleri, kocaman gözleri ile anamız, avratımız, Yârimiz olan kadınlarımızın yanında…

Küfür rahatlatıyor

İngiltere'de yapılan araştırma, küfür etmenin rahatlama sağladığını bilimsel olarak açıkladı. İngiltere'de bulunan Keele Üniversitesi'nden bir grup araştırmacı küfür etmenin rahatlama sağladığını bilimsel olarak da bunun kanıtlandığını açıkladı. Üstelik bu rahatlama ayağınıza bir çekiç düşürdüğünüzde bile acınızı azaltabiliyor.(Tam bizim yaptığımız gibi) Ancak bu durum tabir-i caizse "küfürbaz" olmayanlarda geçerli. Yapılan deneyde insanlar küfür edenler ve etmeyenler olarak iki gruba ayrılarak elleri buzlu suya sokuluyor. Normalde küfür etmeyen insanların, bu durumda küfür ettiğinde acılarının azaldığı görülürken, günde ortalama 60 kere küfür eden insanların acısında ise bir azalma olmadı. Bilim adamları bu durumu "suyu ısıtma etkisi" olarak açıkladı. Keele Üniversitesi'nden Psikolog Dr. Richard Stephens vücutta küfür etme esnasında rahatlatan bir salgının salgılanmaya başladığını belirtiyor.

TV. Sunucularının programı kapatırken yaptığı gibi son cümlemizi söyleyip bitirelim. “KÜFÜRBAZ olmaktan ve KÜFÜRBAZ’lardan uzak duralım.”

22.09.2012



Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00