BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.06.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
210
Dün
:
4633
Toplam
:
14013198
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ŞU KÜFÜR MESELESİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bu makalemi yazalı neredeyse bir yıl olacak, ama okuyucu nasıl bir tepki verir acaba korkusu ile gazeteye gönderip göndermeme hususunda bir karar veremedim. Sonra gazetemizin sahibi değerli dost Osman Hakan Kiracının yılların kazandırdığı tecrübesine ve bilgisine sığınarak onun onayını aldıktan sonra köşeme koyduk… Haddimi aşmış isem en başından affınıza sığınıyorum. Sorgun Yavuz Selim İlköğretim Okulu İzci Takımı, Sorgun Kaymakamlığı tarafından başlatılan "Küfre Hayır" kampanyası çerçevesinde esnafları dolaşıp broşür dağıtmışlar..2 Kasım 2011 tarihli Yozgat Gazetesinde bu haberi görünce çok da iyi yapmışlar dedim.Sonra düşündüm biz ne zaman küfür ediyoruz. Ya da hangisi küfür sayılıyor diye. Cennetmekân pederimin memuriyeti dolayısı ile ömrümüz hep gurbette geçti. Ne zaman yakınımda orta Anadolu, yani Yozgat, Çorum, Kırıkkale, Kayseri aksanı ile konuşan bir ses duysam içim de sıcacık bir şeyler akardı. O sesin sahibi birde Yozgatlı çıkarsa hemen sahip çıkardım. Sanki çok yakın bir akrabam olurdu o anda. Sarılıp hasret gidermek vatan toprağımın kokusunu duymak isterdim. İşte gurbette oradan oraya savrulurken içimizde biriken vatan özlemidir bu. Onlar konuşurken farkında olmadan bazen küfür de ederlerse, ben o zaman daha da keyiflenirim ama çevrede bulunanlardan da biraz utanırdım. Bilmezler ki Orta Anadolu’nun kavruk yüzlü bu insanları o anda bunları küfür olarak söylemez, sarf ettiği sözün icabında küfür olduğu aklına bile gelmez. Onun dedesi, emesi erkek torunundan bir bardak su isterken bile rahatlıkla, “Daş……. yediğim hadi bana bi bardak su ver de şu hapımı yutuyum” der. Sözün burasında değerli Yılmaz Göksoy ağabeyimin ve Prof. Oğuz Öcal hocamın affına sığınıyorum. Çünkü onlar varken benim Yozgat folkloru hakkında söz söylemek haddim olamaz. Bilmeyenlerin küfür saydığı birçok kelimeyi İç Anadolu insanının cümlenin başına veya sonuna koyması, cümleyi pekiştirmek içindir. Yani o, bu kelimeleri cümlesine eklemezse cümle eksik gibi gelir ona. Yozgatlım bilir ki o sözün gerçekten küfür sayılabilmesi için kalben olduğu gibi söz ve davranışla da desteklenmesi gerekir. F.Collins, derlediği ilkelerden birisinde “İçinden geliyorsa dua et. Eğer seni rahatlatacaksa arada bir küfürde edebilirsin” diyor. Stresle başa çıkmanın yollarını anlatan bir yazısında değerli hekimimiz ara sıra küfürde edebilirsiniz demesine rağmen bizim konumuz o değil. Ama hekimden de izin çıkınca, benim hemşerilerimin istem dışı ve alışkanlıkla ağzından kaçan bu sözler küfür sayılabilir mi? Yozgat’ta Dayızadem Halit Çapanoğlu ile birlikte bir dükkândan alışveriş yaparken beni çok etkileyen bir olay yaşadım. Koyun yoğurdu almak için girdiğimiz dükkânda sıramızı beklerken, 30–35 yaşlarında babayiğit bir delikanlı “Selamünaleyküm dayılar” diye içeri girdi.”CHP nin binasını arıyom dayılar” dedi. Dükkânda bulunan 70 li yaşlarda bir müşteri sanki ifade alırmış gibi sert bir ses tonuyla“norecen CHP nin binasını” diye sordu. Delikanlı “Filancaya bir paket getirdim de onu teslim edeceğim” dedi. Müşteri “aha şorda” diyerek bir el işareti yapınca, delikanlı hem biraz sertçe hem de kırılgan bir ifade ile “Dayı ben bunalımıyım ki aha şorda diyon, bende anlıyom sanki” deyince dayızadem Halit Çapanoğlu, “Nerelisin yeğenim” diye sordu. “Boğazlıyan’dan geldim” demesi üzerine yaşlı müşteri gel “ Daş…….yediğim gel buraya” diyerek kolundan tutup dışarı çıkardı ve binanın yerini işaret ederek tarif etti. Ne adresi tarif eden yaşlı müşterinin nede Boğazlıyanlı yabancının yani bu koca koca adamların bu yer tarifinde küfür aklının ucundan geçmemiştir. Bu konuşmalarda hitaplar oldukça sert gibi görünse de çok samimi ve sıcaktı. Buram buram Anadolu kokuyordu veya bana öyle geldi, ama o anda dükkânda Ege veya Akdeniz den bir yabancı olsaydı bu insanlar biraz sonra kavga edecek sanabilirdi. Yukarda arz ettiğim gibi yine bir şey anlatırken cümlenin başına ve sonuna konan “dürzü” kelimesi de küfür değildir. Bu kelime cümle içinde o kadar değişik manalarda kullanılır ki insan dikkat ederse şaşar kalır. Bazen iltifat etmek için, bazen imrenme belirtisi, bazen bahsi geçen kişiyi yüceltmek için, bazen de yermek için değişik anlamlar ifade edebilir. Hani “şey” kelimesini tarif ederken deriz ya, tek başına bir anlam ifade etmemekle birlikte cümle içinde kullanıldığında çok anlamlar ifade eder diye, işte bunun gibi. Bilmeyenler bizim bu mahalli konuşmalarımızdan başka anlamlar çıkarabilirler tabi. Bu nedenle yabancı bir şehirde biraz daha dikkatli olmakta yarar var derim. Buna benzer olaylar bir zamanlar en çok Ankara’da yaşanmıştı.1952 yılında üye olduğumuz Nato personelinden Ankara’ya gelen ilk Amerikalılar da, çok duydukları, kulaklarına da hoş gelen bu sözleri anlamını bilmeden bizim şakacı Türklerin de kışkırtmaları ile kullanmışlar ama komik durumlara düşmüşlerdi. Durumun vahametini kavradıklarında da kendilerini kurtarmak için “Türkler cinsel açlık içindeler” diyerek karşıdan bakıp teşhis koyan doktor durumuna düşmüşlerdi. Büyük şair Can Yücel’in küfür’ü tanımlarken söylediği şu cümle çok hoşuma gider. “Küfür, burjuvazinin ağzında bir lağım çukurudur... Küfür, işçi sınıfının ağzında bir çiçektir”.İşin doğrusu hakaret maksadı taşımayan bazı kelimeler benim değerli hemşerilerimin ağzında çiçek gibi açar… Ama yine de izci yavrularımızın eylemi çok yerinde bir davranış. Anlamını bile bile küfür söz söylemek hem çok günah hem de çok ayıp. Hele de, Nazım Hikmetin tarifi ile “mübarek elleri, ince küçük çeneleri, kocaman gözleri ile anamız, avratımız, Yârimiz olan kadınlarımızın yanında…

Küfür rahatlatıyor

İngiltere'de yapılan araştırma, küfür etmenin rahatlama sağladığını bilimsel olarak açıkladı. İngiltere'de bulunan Keele Üniversitesi'nden bir grup araştırmacı küfür etmenin rahatlama sağladığını bilimsel olarak da bunun kanıtlandığını açıkladı. Üstelik bu rahatlama ayağınıza bir çekiç düşürdüğünüzde bile acınızı azaltabiliyor.(Tam bizim yaptığımız gibi) Ancak bu durum tabir-i caizse "küfürbaz" olmayanlarda geçerli. Yapılan deneyde insanlar küfür edenler ve etmeyenler olarak iki gruba ayrılarak elleri buzlu suya sokuluyor. Normalde küfür etmeyen insanların, bu durumda küfür ettiğinde acılarının azaldığı görülürken, günde ortalama 60 kere küfür eden insanların acısında ise bir azalma olmadı. Bilim adamları bu durumu "suyu ısıtma etkisi" olarak açıkladı. Keele Üniversitesi'nden Psikolog Dr. Richard Stephens vücutta küfür etme esnasında rahatlatan bir salgının salgılanmaya başladığını belirtiyor.

TV. Sunucularının programı kapatırken yaptığı gibi son cümlemizi söyleyip bitirelim. “KÜFÜRBAZ olmaktan ve KÜFÜRBAZ’lardan uzak duralım.”

22.09.2012



Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00