BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
172
Dün
:
4633
Toplam
:
14477158
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY’İN ADALETİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
İspanya da ikamet eden arkadaşımın gönderdiği elektronik postayı okuyunca, yıllar önce (1996) bir vesile ile hazırlayıp İstanbul, Karaköy de işyerleri bulunan Ermeni dostlarıma dağıttığım yazım aklıma geldi. Sizlerle de paylaşmak için aşağıda arz ediyorum.

Yozgat, diğer adı ile Bozok, Osmanlı döneminde siyasi ve dini, ekonomik ve kültürel yönleri ile, giyimi, kuşamı, örf ve adetleri ve bilhassa çağdaşlığı ile önemli ve örnek bir merkezdi. Zamanla unutulan bu hasletleri bu gün değişik üniversitelerde öğretim üyeliği yapan değerli hocalarımız ve araştırmacı yazarlarımız sayesinde çok şükür tarihin tozlu sayfalarından çıkarılıp kitap, dergi, araştırma tezi ve gazete köşe yazıları ile gün yüzüne çıkarılıyor.

Osmanlı döneminde Yozgat, Ermeni cemaatinin de dini önderlik bölgesi idi. Sonra Gürün- Mancılık bölgesi Yozgat’tan ayrılır. Bu arada Yozgat ve Ankara dini önderlik bölgesi ile devamlı sorun çıkaran Çorum kazasının sınırları yeniden belirlenir. Diğer yandan Gürün’ün bir parçası olan Gemerek de Yozgat’a bağlı iken,1800 lerin ortalarında Gürün dini önderliği ile birleştirilir. Daha sonra tekrar Yozgat dini önderliğine geri verilir.1890 da da tekrar Gürün dini liderliğine verilir. Yozgat dini önderi rahip Mateos, Ankara dini önderliğine tayin edilince Yozgat dini önderliği ile Ankara dini önderliği birleştirilir (1854–1858). Aynı şekilde 1859–1862 döneminde, Gürün ile Yozgat’ta birleştirilir.1870–1872 döneminde yani piskopos Tersakyan döneminde Ankara-Yozgat-Afyon birleşik bir piskoposluk olursa da Yozgat yine ayrı bir oluşumu temsil eder. Bu ayrılıp birleşmeler 1904 yılına kadar sürmüştür. Bu gün itibariyle İstanbul Ermeni cemaatinin yönetimi de yine Yozgatlı hemşerilerimizin elindedir. Orta Anadolu Ermeni cemaati ve Yozgat’ın önemi hakkında bu kısacık bilgiyi verdikten sonra gelelim asıl hikâyemize. Gürün’ün Yozgat dini önderliğine bağlı olduğu dönemde, Gürün’de yaşayan Ermeniler, Meryem Ana adını taşıyan bir kilise inşa etmek isterler ve dönemin padişahından ferman çıkartırlar (1810–1815). Ama yerel Müslümanlar, böyle bir bina görmek ve çan sesleri işitmek istemediklerinden kilisenin inşaatını birçok defa durdurmaya muvaffak olurlar. “Ermeniler kilise inşaatı için şehrin çevresinden kireç getiriyorlar. Kireçleri yırtık torbalarla eşek sırında taşıyorlar. Yırtık torbalardan yollara dökülen bu kireç tozları bizim için mekruhtur. Bizde farkında olmadan bu kireç tozlarına basıyoruz abdestimiz bozuluyor ayağımızdaki terliklere yapışan bu tozlarla camiye gidiyoruz” şeklindeki şikâyetleri ile müftüyü de kandırarak inşaatın yasaklanmasını isterler ve müftüden fetva çıkartırlar. Ermeniler de bu engellemelere bir son vermesini rica için bir delegeler gurubunu Yozgat’a Çapanoğluna gönderirler(yukarda ki tarih Çapanoğlu Süleyman Bey dönemi). Bunu haber alan kışkırtıcılar, güzergâh üzerinde bulunan akıncı Avşar boyuna, Ermenilerin büyük bir hazineyi şehirden kaçıracakları haberini salarlar. Avşarlar bunu haber alınca hazineyi ele geçirmek için yol üstünde pusu kurarlar. Çerkezlerin yaşadığı köyün yakınlarında Boran Deresi mevkiinde iki grup çatışmaya girerler.48 saat süren çatışma sonunda Avşarların cephanesi biter. İki tarafta zayiat verdiğinden çatışma yerini terk ederler. Geride kalanlar bin bir güçlükle Yozgat’a ulaşırlar. Yozgatlı Ermenilerin de yardımı ile Çapanoğlunun huzuruna çıkıp olanı biteni anlatırlar. Çözüm ve yardım rica ederler. Çapanoğlundan yardım sözü alarak Gürün’e geri dönerler. Çapanoğlu anlatılanları dikkatle dinler. Sonra güvendiği adamlarını Gürüne göndererek etraflıca araştırma yaptırır. Araştırma, soruşturma sonucu, halkı kışkırtan 8 kişi tespit edilerek, Yozgat’a getirilip Çapanoğlunun huzuruna çıkarılırlar.
Çapanoğlu suçlulara sorar.

— Yüce padişahımız Müslüman mıdır?
— Şeyhülislam, Dâhiliye Nazırı, Vali Müslüman mıdır ve ben Müslüman mıyım?
Suçlular, korku içinde
— Elbette efendimiz, elbette diye cevap verirler.
Çapanoğlu,
—Yüce padişahımız ve onun nazırlarının kanunları, payitaht’ta onlarca kilisenin varlığıyla ihlal edilmiyor. Galata valisi tarafından kendi yaşadığı yerde kilise bulunması uygun görülmüş. Ben kendimde Yozgat’ta kilise yapılmasına izin verdim ve kilise yaptırdım(şimdi Anadolu lisesinin olduğu yer). Hal böyle iken siz kim oluyorsunuz da padişah efendimizin fermanına karşı çıkıyorsunuz.

Suçlular yine

—Hâşâ efendim, hâşâ diye korku içinde cevap verirler.
—O zaman dava bitmiştir diyerek onlara bir ceza değil ama iyi bir ders vermek için zemininde bir miktar su olan bir oda ya kapattırır. O yıl kış çok soğuk geçmektedir üstelik açlık da vardır. Hava çok soğuk olduğundan hapsedilen kişiler geceyi donacak kadar üşüyerek geçirirler. Ertesi günü yarı ölü vaziyette dışarı çıkartılırlar. Görevliler “Bir daha padişah efendimizin fermanlarına karşı çıkmayın Çapanoğlu’nun kim olduğunu da iyi öğrenin, kilise inşaatına da karışmayın” diye nasihat ederek Gürüne dönmelerine izin verirler. İslam Ansiklopedisinin Çapanoğulları bahsinde de, yukarda anlatılanları destekler mahiyette şöyle bir tarif kullanılmış “Çapanoğlu Ahmet ağa din ve mezhep ayırımı yapmadığı için bölgesinde yaşayan halkı kendisine bağlayarak nüfuzunu artırmıştır”.Allahın rahmeti üzerlerine olsun.

13.09.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00