BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
209
Dün
:
4601
Toplam
:
13189565
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY’İN ADALETİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
İspanya da ikamet eden arkadaşımın gönderdiği elektronik postayı okuyunca, yıllar önce (1996) bir vesile ile hazırlayıp İstanbul, Karaköy de işyerleri bulunan Ermeni dostlarıma dağıttığım yazım aklıma geldi. Sizlerle de paylaşmak için aşağıda arz ediyorum.

Yozgat, diğer adı ile Bozok, Osmanlı döneminde siyasi ve dini, ekonomik ve kültürel yönleri ile, giyimi, kuşamı, örf ve adetleri ve bilhassa çağdaşlığı ile önemli ve örnek bir merkezdi. Zamanla unutulan bu hasletleri bu gün değişik üniversitelerde öğretim üyeliği yapan değerli hocalarımız ve araştırmacı yazarlarımız sayesinde çok şükür tarihin tozlu sayfalarından çıkarılıp kitap, dergi, araştırma tezi ve gazete köşe yazıları ile gün yüzüne çıkarılıyor.

Osmanlı döneminde Yozgat, Ermeni cemaatinin de dini önderlik bölgesi idi. Sonra Gürün- Mancılık bölgesi Yozgat’tan ayrılır. Bu arada Yozgat ve Ankara dini önderlik bölgesi ile devamlı sorun çıkaran Çorum kazasının sınırları yeniden belirlenir. Diğer yandan Gürün’ün bir parçası olan Gemerek de Yozgat’a bağlı iken,1800 lerin ortalarında Gürün dini önderliği ile birleştirilir. Daha sonra tekrar Yozgat dini önderliğine geri verilir.1890 da da tekrar Gürün dini liderliğine verilir. Yozgat dini önderi rahip Mateos, Ankara dini önderliğine tayin edilince Yozgat dini önderliği ile Ankara dini önderliği birleştirilir (1854–1858). Aynı şekilde 1859–1862 döneminde, Gürün ile Yozgat’ta birleştirilir.1870–1872 döneminde yani piskopos Tersakyan döneminde Ankara-Yozgat-Afyon birleşik bir piskoposluk olursa da Yozgat yine ayrı bir oluşumu temsil eder. Bu ayrılıp birleşmeler 1904 yılına kadar sürmüştür. Bu gün itibariyle İstanbul Ermeni cemaatinin yönetimi de yine Yozgatlı hemşerilerimizin elindedir. Orta Anadolu Ermeni cemaati ve Yozgat’ın önemi hakkında bu kısacık bilgiyi verdikten sonra gelelim asıl hikâyemize. Gürün’ün Yozgat dini önderliğine bağlı olduğu dönemde, Gürün’de yaşayan Ermeniler, Meryem Ana adını taşıyan bir kilise inşa etmek isterler ve dönemin padişahından ferman çıkartırlar (1810–1815). Ama yerel Müslümanlar, böyle bir bina görmek ve çan sesleri işitmek istemediklerinden kilisenin inşaatını birçok defa durdurmaya muvaffak olurlar. “Ermeniler kilise inşaatı için şehrin çevresinden kireç getiriyorlar. Kireçleri yırtık torbalarla eşek sırında taşıyorlar. Yırtık torbalardan yollara dökülen bu kireç tozları bizim için mekruhtur. Bizde farkında olmadan bu kireç tozlarına basıyoruz abdestimiz bozuluyor ayağımızdaki terliklere yapışan bu tozlarla camiye gidiyoruz” şeklindeki şikâyetleri ile müftüyü de kandırarak inşaatın yasaklanmasını isterler ve müftüden fetva çıkartırlar. Ermeniler de bu engellemelere bir son vermesini rica için bir delegeler gurubunu Yozgat’a Çapanoğluna gönderirler(yukarda ki tarih Çapanoğlu Süleyman Bey dönemi). Bunu haber alan kışkırtıcılar, güzergâh üzerinde bulunan akıncı Avşar boyuna, Ermenilerin büyük bir hazineyi şehirden kaçıracakları haberini salarlar. Avşarlar bunu haber alınca hazineyi ele geçirmek için yol üstünde pusu kurarlar. Çerkezlerin yaşadığı köyün yakınlarında Boran Deresi mevkiinde iki grup çatışmaya girerler.48 saat süren çatışma sonunda Avşarların cephanesi biter. İki tarafta zayiat verdiğinden çatışma yerini terk ederler. Geride kalanlar bin bir güçlükle Yozgat’a ulaşırlar. Yozgatlı Ermenilerin de yardımı ile Çapanoğlunun huzuruna çıkıp olanı biteni anlatırlar. Çözüm ve yardım rica ederler. Çapanoğlundan yardım sözü alarak Gürün’e geri dönerler. Çapanoğlu anlatılanları dikkatle dinler. Sonra güvendiği adamlarını Gürüne göndererek etraflıca araştırma yaptırır. Araştırma, soruşturma sonucu, halkı kışkırtan 8 kişi tespit edilerek, Yozgat’a getirilip Çapanoğlunun huzuruna çıkarılırlar.
Çapanoğlu suçlulara sorar.

— Yüce padişahımız Müslüman mıdır?
— Şeyhülislam, Dâhiliye Nazırı, Vali Müslüman mıdır ve ben Müslüman mıyım?
Suçlular, korku içinde
— Elbette efendimiz, elbette diye cevap verirler.
Çapanoğlu,
—Yüce padişahımız ve onun nazırlarının kanunları, payitaht’ta onlarca kilisenin varlığıyla ihlal edilmiyor. Galata valisi tarafından kendi yaşadığı yerde kilise bulunması uygun görülmüş. Ben kendimde Yozgat’ta kilise yapılmasına izin verdim ve kilise yaptırdım(şimdi Anadolu lisesinin olduğu yer). Hal böyle iken siz kim oluyorsunuz da padişah efendimizin fermanına karşı çıkıyorsunuz.

Suçlular yine

—Hâşâ efendim, hâşâ diye korku içinde cevap verirler.
—O zaman dava bitmiştir diyerek onlara bir ceza değil ama iyi bir ders vermek için zemininde bir miktar su olan bir oda ya kapattırır. O yıl kış çok soğuk geçmektedir üstelik açlık da vardır. Hava çok soğuk olduğundan hapsedilen kişiler geceyi donacak kadar üşüyerek geçirirler. Ertesi günü yarı ölü vaziyette dışarı çıkartılırlar. Görevliler “Bir daha padişah efendimizin fermanlarına karşı çıkmayın Çapanoğlu’nun kim olduğunu da iyi öğrenin, kilise inşaatına da karışmayın” diye nasihat ederek Gürüne dönmelerine izin verirler. İslam Ansiklopedisinin Çapanoğulları bahsinde de, yukarda anlatılanları destekler mahiyette şöyle bir tarif kullanılmış “Çapanoğlu Ahmet ağa din ve mezhep ayırımı yapmadığı için bölgesinde yaşayan halkı kendisine bağlayarak nüfuzunu artırmıştır”.Allahın rahmeti üzerlerine olsun.

13.09.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00