BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
218
Dün
:
4633
Toplam
:
15018692
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Oyuncaklarım
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Her çocuk değişik oyuncakları olsun ister. Benim olmadı. Ta ki ilkokul 4.sınıfa kadar. O yıl(1955) karnelerimizi alınca rahmetli babam bana tenekeden yapılmış bir roket, kardeşime de yine tenekeden yapılmış bir otomobil aldı. Her iki oyuncakta Japon malı idi. Roketin tekerlekleri vardı ve yürütünce tekerleklere bağlı olarak dönen bir disk sürtündüğü çakmak taşından kıvılcımlar çıkarıyordu. Oyuncaklar mı çok pahalı idi yoksa babamın maaşımı yetersizdi bilmiyorum, oyuncaklarımızı hep kendimiz yapardık. Mesela ince bir tahta parçasının bir kenarını u şeklinde oyar arasına don lastiğinden çektiğimiz tek bir teli koyar yine ince bir tahta parçasından yaptığımız pervaneyi bu lastiğin arasında bükerek kurar sonra leğendeki suyun içine bırakırdık. Yavaş yavaş dönen pervane bizim için koca bir vapur olan tahta parçasını yavaş, yavaş yüzdürürdü. Ortaokulda okurken evdeki küçük demliği bu sefer büyükçe yaptığım kayığın içine oturttuğum ispirto ocağınız üstüne koymuştum. İçine biraz su koydum. Emziğine bir hortum taktım. Kapağını pencereden kazıdığım cam macunu ile kapatıp ispirto ocağını yaktım. Su buhar yapmaya başlayınca benim buharlı gemimde suda süzülmeye başladı.

Amasya lisesinde okurken Amerikan mecmularında gördüğüm bir kızak yaptım. Altına lama demiri koydum. Yanlarına fren tertibatı yaptım. Çakallar tepesinden bindim mi çarşıya kadar tam hızla ama kontrol bende inerdim. İki kardeşe ancak bir bisiklet alınmıştı. Ama bizim sokakta kimsenin bisikleti olmadığından lokal gibi kullandığımız Halkalı evliyanın türbesinde mahalle arkadaşlarımızla oturur sıra ile binerdik. Renkli renkli cam bilyelerimiz vardı. Cebimize doldurur öbür mahallere oyuna giderdik. Bazen üter bazen da ütülürdük. Elimizin üstü devamlı toprakta olduğundan çatlar, kanar, dokunduğumuzda sızlardı ki okullar açılana kadar. Ama sanırım şimdiki çocuklara göre daha mutlu idik. Çünkü sokaklar bizimdi. Arada sırada bir cam da kırsak, çelik çomak, birdirbir en sevdiğimiz oyunlardı. Şimdi bütün küçük çocuklar gibi bizim ikiz torunlarımız da televizyonda izledikleri yabancı menşeli çizgi filmleri heyecanla izlerler. Gördükleri ve bir görüşte de isimlerini ezberledikleri çizgi film kahramanlarına sahip olmak isterler. Bunlar oyuncak firmaları tarafından dışarıdan ithal ediliyor ve 40-70 TL. Civarındaki fiyatlarla satılıyor. Bütün dedeler ve büyükanneler gibi bizde bütçemizin elverdiği ölçüde torunlarımızın bu taleplerini karşılamaya çalışıyoruz. İçlerine neler yok ki, değişik dinozorlardan tutunda hayvan kahramanlardan, animasyon filmlerdeki karakterlere kadar bir hayli oyuncak. Gözden düşen bazılarını, hem evde fazlasıyla yer kapladığından hem de bu sene okula başlayacaklarından ayırıp kamuya ait bir çocuk yuvasına verelim istedik. Bu düşüncemizi torunlarla paylaştığımızda ikisi birden hayııır! Diye bağırdılar. Ama orada annesi babası olmayan kardeşler var onlar da mutlu olsunlar istemez misiniz dediğimizde Eveeet! Diye bağırdılar. Hepsini torbalara doldurup yakınımızdaki çocuk yuvasına götürdük. Büyük bir bahçe içindeki yuvanın kapısında elektrikli bariyer vardı. İki görevliden biri arabamızın yanına geldi. Çocuklara oyuncak getirdiğimizi söyledik.”Sıfır mı” diye sordu. Nasıl yani dedim.”Yani ambalajında mı” dedi. Hayır, torunlarımızın fazla oyuncakları dedim. “Ambalajında olmayanları almıyoruz”dedi. “Hijyenik açıdan.” Diye de bilgiç bilgiç ekledi. Bende “hepsi sıfır sayılır, benim torunlarımın oyuncakları hem de hepsi tertemiz yoksa getirir miyiz” dedim. Maalesef almıyoruz diye kestirip attı. Eşimde ben de hem çok üzüldük hem de kendimizi aşağılanmış gibi hissettik. Ambalajında olsa idi birkaç bin TL tutarındaki oyuncakları görme zahmetine katlansaydı, eminim kendi çocuklarına götürmek için can atardı. Eve gelene kadar ikimizde konuşamadık. Oyuncaklar bir hafta kadar arabanın bagajında kaldı. Bir hafta sonra gelir düzeyleri oldukça iyi olan komşularımızın olduğu yazlığımıza geldik.

Torunlarımız paylaşmayı da öğrensinler diyerek onlara şöyle bir teklifte bulunduk.”Çocuklar, o yuvadaki çocuklar gitmişler, kimseyi bulamadık, bu oyuncaklarınızı arkadaşlarınıza vermek onları sevindirmek ister misiniz? Eveeet! Dediler. Akşam serinliğinde oynamak için bir araya geldiklerinde oyuncakları arabanın bagajından çıkardım. Çocuklar bu oyuncaklardan istediğinizi alabilirsiniz, kardeşleriniz bunları sizinle paylaşmak istiyorlar dedim. Beş dakika sonra oyuncaklar yeni sahiplerini buldu. Düşünüyorum da, o kamu kuruluşunun nizamiyesindeki görevli kişi, bizi kurumun yetkilisi ile tanıştırsaydı. Yetkili kişi de bu oyuncaklara şöyle bir göz atsaydı. Ve her ihtimali göz önüne alarak bir hizmetliye bir kova su içine bir miktar çamaşır suyu koyup, bu suya batırılmış bir bezle onları sildirseydi. Acaba kafalarındaki hijyen problemi ortadan kalkar mıydı? İnanıyorum ki bu oyuncakları özel bir çocuk yuvasına götürseydim. Hemen alır, en kötü ihtimalle yukarda arz ettiğim işlemi yapardı. Şimdi düşünüyorum da? Biz mi yanlış yaptık? Yoksa bir parça çaba harcamayan, her şeyi armut piş ağzıma düş zihniyetiyle sallabaşını al maaşını sözünü düstur kabul eden kamu görevlilerimi. Ben bizi çok üzen bu konuyu sizinle paylaşmak istedim. Peki, senin bu sitemin bir işe yarar mı derseniz, Kellem kellem, la yenfa

05.09.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00