BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
171
Dün
:
4633
Toplam
:
13784821
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
KADERE BAK!
capanoglukadir@yahoo.com.tr
14 Haziran 2012 tarihli gazetelerde Hasdal’da böcek krizi başlığı altındaki haberde 6.Piyade Tümen komutanlığı binalarının resmini görünce anılarım beni 12 Eylül darbe günlerine götürdü.

Gazete haberlerinde, Hasdal’da tutuklu generallerin kendi aralarında yaptıkları sohbetlerin kaydedildiğini ve bu kayıtların incelendiğini yazıyordu. Hey gidi kader dedim kendi kendime. Resimdeki binada, 1980 yılı kasım ayında bende bir süre gözetim altında tutulmuştum. Neden derseniz o yıllarda çalıştığım Oyak’ın (Ordu yardımlaşma kurumu) otomotivle ilgili bir iş yerinde Disk’e bağlı Banksen’in işyeri temsilcisi olduğum için. Sıkıyönetim komutanlığı, işyerime yazı yazarak hem de Kurban bayramında teslim olmamı istiyordu. Sıkıyönetimden yazıyı alınca valizimi hazırlayıp eşim ve üç yaşındaki kızım ile vedalaşıp Hasdal’ın yolunu tutmuştum. İşlemler yapıldıktan sonra çok kalabalık bir koğuşa teslim edildim. Burada yeni gelene Allah kurtarsın denmiyor hoş geldin kardeşim diyerek karşılanıyordu. İlk hoş geldin diyen birkaç kişi alçak sesle kırmızı kazaklıdan uzak dur diye tembih ettiler. Daha sonra öğrendim ki o bir sivil polis ve haliyle uzak durdum. Zaten ne kimse onunla nede o kimseyle konuşmuyordu. Gözaltına alınanlar, İstisnasız 33 gün gözaltında tutuluyor, gerek bizzat bizim ifadelerimiz gerek çevremizde yapılan soruşturmalarda suç unsuruna rastlanırsa Davutpaşa kışlasına gönderiliyordunuz. Günde iki kez sabah ve akşam yoklama yapılıyordu ama akşam yoklamalarında isimleri Davutpaşa listesinde okunanların beti benzi kül gibi oluyordu. Zira asıl tutukluluk ve duyduğumuz kadarı ile işkenceli sorgular ondan sonra başlıyordu. Yer yokluğundan sıra ile uyuyor, kirden siyahlaşan yastıkların üzerine yüz havlumuzu örtüyorduk. Havalandırmaya çıkarıldığımız bir gün kalabalık bir grup olarak daire şeklinde yere oturmuş sohbet ediyorduk. Bu, giyiminden kuşamından tıraşından konuşmasından belli bir seviye gösteren toplulukta herkes birbirini merak ettiğinden sıra ile kendimizi tanıtıyorduk. Birden önümde duran bir şişe mantarı gözüme çarptı. Elime alıp evirip çevirmeye başladım. Bir ilaç fabrikasında işçi temsilcisi olan arkadaşım mantarı elimden aldı.”Bu bir şarap mantarı, şimdi olsaydı ne güzel giderdi be” deyince canı çeken herkes yanında şu da olsaydı, buda olsaydı derken bir hayali sofra donandı ki demeyin gitsin. Aynen bir serap gibi gözümüzde canlandı. Ama itiraf edeyim bol bol kadayıf yedik. Çünkü her öğlen kadayıf çıkıyordu. Orada çok iyi dostlar edindim. Bu dostluğumuz yıllarca sürdü. Gözaltında kimler yoktu ki. Banka şube müdürleri, meslek odaları yöneticileri, mühendisler, kimyagerler, eczacılar vs… Yedek subaylığımı Gaziantep’te inzibat subayı olarak yaptığım için dikkatimi çekti, nöbetçi askerler teçhizat kuşanmıyorlardı. Onların bizimle konuşmaları yasaktı ama ben gözüme kestirdiğim birine sordum neden teçhizatlı nöbet tutmuyorsunuz diye. Asker dedi ki “Paşa, burada bulunanlar misafirimizdir ona göre davranılsın diye emir vermiş.” İyi de misafir böyle pis yataklarda üst üste mi ağırlanır birader?…..Birinci şubeden gelen iki polis şaşırtmalı sorularla ifademizi aldı.Sözüm ona bir taraftan ne kadar Atatürkçü olduğumuzu öğrenmeye çalışıyorlar bir taraftan da gözdağı vermeye çalışıyorlardı...Onlar bunu öğrenmeye çalışırken, bende onların Atatürk’ü ne kadar bildiklerini merak ediyordum...Bu arada birde kağıt imzalattılar.Bu kağıt bir daha sendikal faaliyette bulunmayacağım taahhüdü idi.Halbuki bu benim anayasal hakkım idi.

Uzatmayayım, gerek yazılı, gerek görsel medya da 12 Eylül gözaltlıları ve işkenceleri ile ilgili yüzlerce bilgi, belge, anı yayımlandı. O günleri yaşayan yaşamayan herkesin o günlerle ilgili az çok bir bilgisi vardır. Biz o binada kısa bir süre “GÖZALTINDA” tutulmuştuk. Şimdi ise, Türk Ordusunun Generalleri aynı binada “TUTUKLU” olarak kalıyorlar. Şu kaderin cilvesine bakarmısınız?

28.08.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00