BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
193
Dün
:
4601
Toplam
:
13189574
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
UZM. DR.EDİP BİLGİN ÇAPANOĞLU İLE BİR HASBİHAL (1)
capanoglukadir@yahoo.com.tr
23.03.2009 tarihinde yapılan bu sohbette, Abdülkadir Çapanoğlu soruyor, Edip Bilgin Çapanoğlu anlatıyor.

A.Ç-Değerli ağabeyciğim, hayattaki Çapanoğullarının büyüklerinden birisi olduğunuz için şüphesiz ki ebeveynlerinizin anlattıklarından ve sizinde yaşadıklarınızdan mutlaka hatırınızda kalan birçok bilgi ve anı vardır. Bu bilgileri bizimle paylaşmanızı istirham ediyoruz. Bize önce kendinizi ve aile içindeki yerinizi anlatır mısınız?

E.B.Ç- Beni de ailenin büyüklerinden saydığınız için teşekkür ederim.

Meşhur Çapanoğlu Edip Bey’in torunu Hadi Çapanoğlu’nun oğlu Edip Bilgin Çapanoğluyum. Göbek adım, büyük dedem Edip Beyden gelmektedir. Edip Bey’in eşi Leyla Hanımdır iki oğlu var. Birisi Hasan Bey diğeri ise Şekip Beydir. Hasan Bey’in de 2 oğlu var. Birisi Hadi Çapanoğlu, diğeri ise Azmi Çapanoğludur. Hasan Bey 1918 de Akdağmadeni’nin Peyik’ nahiyesin de nahiye müdürü iken İspanyol gribinden vefat etmiştir. Hadi Çapanoğlu’nun

3 kız ve 3 erkek olmak üzere 6 çocuğu olup ben iki numaralı çocuğuyum. Ağabeyim ve benim küçük kız kardeşim vefat ettiler. Rahmetli babaannem (Hasan beyin hanımı, Edip Bey’in gelini Şahinde Hanım, Ocak 1973 de vefat etti) kocası Hasan Bey vefat ettikten sonra babaannemi ağabeyi Bahri Tatlıoğlu ve diğer kardeşleri memleketleri Akdağmadeni’ne yanlarına götürüp evine yerleştirmişler ve yardımcı olmuşlardır. Babaannem Şahinde Çapanoğlu zaman, zaman geçmişte yaşadığı veya şahit olduğu hadiselerden anlatırdı. Ben hafızama iyice yerleşmiş olanlardan bazılarını anlatayım. Babaannem, Yozgat’ ta kayınpederi Edip Beyin konağında iken ağabeyi Bahri Tatlıoğlu geliyor ve bir haber getirdiğini söylüyor. Edip Bey Kimden diye sorunca; “Mustafa Kemal Paşadan” diyor. “Benimle haber gönderdi, Edip Bey’in faaliyetlerimize katılmasını, aramızda olmasını istiyorum, Milletvekilliğimi ister, valilik mi ister Ankara’ ya gelsin görüşelim’’ dedi diyor. Edip bey biraz düşündükten sonra “Şu sırada mali durumum müsait değil diyor. Bahri Bey ’’Ben size veririm, parayı düşünme’’ diyor. Edip bey bir süre daha düşünüyor ve “Hele biraz bekleyelim’’ diye cevap veriyorsa da, Bahri Bey, veda etmeden önce, Paşa ısrarla söyledi düşünün ama uzun sürmesin sonra geç olmasın mealinde bir şeyler söylüyor. Edip Bey bu sırada İstanbul’da Meşrutiyet meclisinde Bozok mebusudur (milletvekili) , sonra Yozgat’a dönmüştü. Edip bey acaba neden hele biraz bekleyelim demiştir. Edip bey ve kardeşi Celal Bey İttihat ve Terakki partisinin Yozgat’taki kurucularıdır. Gördükleri olumsuzluklardan dolayı partiyi şiddetle eleştirdikleri için ihraç edilmişlerdir. Hatta Edip Bey’e emekli maaşı bağlanmasına engel oldukları bile söylenir. Mustafa Kemalde eski bir İttihatçı olduğundan. Ankara’ya çağırılmalarını da İttihatçıların yeni bir oyunu olarak düşünmüş olabilirler mi? Bu arada Bahri beyle Atatürk’ün yakınlığından bahsetmek gerekir ki bahsettiğim haber gönderme işi daha iyi anlaşılsın. Bahri Bey de Meşrutiyet Meclisinde milletvekili ve Mustafa Kemal Paşa ile daha Milli Mücadele başlamadan önce tanışıyorlar ancak nerede ne zaman tanıştıklarını bilmiyorum. Ama Mustafa Kemal Samsun’a çıkmadan öncede İstanbul’ da sık sık buluştukları aile arasında söylenirdi. 1958 yılında İstanbul’a üniversiteye kayıt yaptırmaya gittiğimde amcam da gelmişti. Sirkeci’de bir otelde kalırken amcamla tesadüfen tanışan İstanbullu kuyumcu bir beyefendi de aynı şeyi söylemiş ve teyit etmişti. Bahri Bey İstanbul’dan sonra Ankara, Yozgat üzerinden Sivas’a gitmiş ve Sivas Kongresine de iştirak etmiş.
A.Ç.-Tarih bilgilerinde Çapanoğullarının o bölgede bulunan ve çetecilik yapan bazı asilerle de birlikte olduklarına dair yazılar var. Bu konuda bir bilginiz var mı?

E.B.Ç.- Evet, Çapanoğulları’ nın asi guruplarla haberleştikleri, hatta işbirliği yaptıklarını düşünenler için bunun yanlış olduğunu sadece kötü tesadüflerin yanlış anlaşılmalara sebep olduğunu, babaannem yaşadığı bir olayla anlatırdı. Yozgat’ta düzenlenen at yarışların izlemek için gelen bir gurup asi elebaşçısı da Yozgat’a gelmiş. Bunlar bir gün aniden yani önceden haber vermeden görüşmek için Çapanoğlu kardeşlerin evlerine geliyorlar. Bu ani ziyaretin Çapanoğlu kardeşler arasında hoşnutsuzluk, huzursuzluk ve sıkıntı yarattığını, hatta aralarında bu konuda biraz tartıştıklarını söylerdi. Gelen gurubun ziyaretinden hoşlanmadıkları halde neden misafir etmeye mecbur kaldıklarını konuşup tartıştıklarını, bazı kardeşlerin ise’’ kapıyı çalıp gelen misafiri nasıl buyur etmeyeceğiz, bizim örfümüze yakışır mı ‘’ dediklerini naklederdi. Yani bu asilerle Çapanoğlu beylerinin birlikte olmaları mümkün değil. Ama daha sonra yaşananlar çığırından çıkınca bölgede söz sahibi bazı beyler ve bazı namlı eşkıyalarda Çapanoğullarına katılmışlar.

A.Ç.-Çapanoğlu beylerinin bu kalkışmasında Kılıç Ali’nin de kusuru olduğu söyleniyor. Bu konuda bir bilginiz var mı?

E.B.Ç.- Evet bu doğrudur. Çok iyi hatırlıyorum babaannem ve amcam Azmi Çapanoğlu’nun Kılıç Ali hakkında hiç olumlu konuşmadıklarıdır. Emrindeki birlikle hiç bir zaman başarılı olamadığı çok hatalı ya da yanlış davranışlarla Yozgat ve Akdağmadeni’ne fayda yerine zarar verdiğinden hatta Yozgat hadiselerinin Kılıç Ali’nin yanlışları yüzünden meydana geldiğinden bahsederlerdi. Şöyle ki; O sırada Ankara Valisi Galip Beydir. Ortada hiçbir şey yokken Kılıç Ali Çapanoğullarını sevmeyen ve çekemeyen bazı Yozgat ileri gelenlerinin telkin ve teşviki ile Ankara valisine, birkaç defa ‘’Çapanoğullarının isyan edeceklerini tedbir alınması gerektiğini’’ yazar. Padişahlık zamanında, Çapanoğlu Edip Bey Amasya Valisi iken Vali Galip Bey Amasya’ya sürgüne gönderilmiş Edip Bey, Galip Beye hiçbir zaman sürgün muamelesi yapmamış ve dost olmuşlar. Galip Bey Edip beyi iyi tanıyor. Galip Bey, Kılıç Aliye cevaplarında Çapanoğullarının böyle bir harekete kalkışmayacaklarını yazıyor. Ancak Kılıç Ali’nin ısrarları sonucu konu İsmet İnönü’ye intikal edince Galip beyin etkisi kalmıyor. Bu nedenle Çerkez Ehem’in Yozgat’a gönderilmesinde Kılıç Ali’nin de rolü var. Ayrıca Babaannem, Kılıç Ali’nin süvarileri ile atlarının yiyecek ve konaklama gibi ihtiyaçları karşılandığı halde birde Çapanoğlu ailesinden para istenmesi ve evlerinin önüne adamlarını nöbetçi dikmesinin aile büyüklerini çok rencide ettiğini ve belaya bulaşmamak için bir süre Yozgat’ı terk edip Çiftliğe gittiklerini söylerdi. Kılıç Ali Yozgat’a niçin gelmişti? O sırada Yıldızeli’nde devletin posta taşımacılığını yapan Nazım isimli bir şahıs postayı soyduğu gibi zannediyorum ayrıca, adam öldürme gibi olaylara da karıştığından kaçıyor ve dağa çıkıyor. Gittiği yerlerde işsiz bir takım cahil halkı da etrafına toplayarak soygunlar yapıyor devlete karşı isyan ediyor. Ankara Kılıç Ali’yi bu isyanı bastırması için Yıldızeli’ne gönderiyor. Ancak Kılıç Ali Akdağmadeni’nden öteye asilerin üzerine gitmeye cesaret edemediği gibi Akdağmadeni postanesinden Ankara’ya çektiği abartılı telgraflarında da,’’ Asilerin çok kuvvetli olduklarını, top ve makineli tüfekli büyük birliklerin gönderilmesi gerektiğini ‘’ bildiriyor. Bu telgraflardan haberdar olan halkın morali bozuluyor. Asilerin çok kuvvetli olduklarını zannına kapılan Akdağmadeni’ndeki bazı aileler ve bazı köylüler de can kaygısı ile ister istemez asileri desteklemek, istihbarat yönünde asilere yardım etmek zorunda kalıyorlar.

(Devam edecek)




Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00