BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
207
Dün
:
5063
Toplam
:
13449489
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
UZM. DR.EDİP BİLGİN ÇAPANOĞLU İLE BİR HASBİHAL (1)
capanoglukadir@yahoo.com.tr
23.03.2009 tarihinde yapılan bu sohbette, Abdülkadir Çapanoğlu soruyor, Edip Bilgin Çapanoğlu anlatıyor.

A.Ç-Değerli ağabeyciğim, hayattaki Çapanoğullarının büyüklerinden birisi olduğunuz için şüphesiz ki ebeveynlerinizin anlattıklarından ve sizinde yaşadıklarınızdan mutlaka hatırınızda kalan birçok bilgi ve anı vardır. Bu bilgileri bizimle paylaşmanızı istirham ediyoruz. Bize önce kendinizi ve aile içindeki yerinizi anlatır mısınız?

E.B.Ç- Beni de ailenin büyüklerinden saydığınız için teşekkür ederim.

Meşhur Çapanoğlu Edip Bey’in torunu Hadi Çapanoğlu’nun oğlu Edip Bilgin Çapanoğluyum. Göbek adım, büyük dedem Edip Beyden gelmektedir. Edip Bey’in eşi Leyla Hanımdır iki oğlu var. Birisi Hasan Bey diğeri ise Şekip Beydir. Hasan Bey’in de 2 oğlu var. Birisi Hadi Çapanoğlu, diğeri ise Azmi Çapanoğludur. Hasan Bey 1918 de Akdağmadeni’nin Peyik’ nahiyesin de nahiye müdürü iken İspanyol gribinden vefat etmiştir. Hadi Çapanoğlu’nun

3 kız ve 3 erkek olmak üzere 6 çocuğu olup ben iki numaralı çocuğuyum. Ağabeyim ve benim küçük kız kardeşim vefat ettiler. Rahmetli babaannem (Hasan beyin hanımı, Edip Bey’in gelini Şahinde Hanım, Ocak 1973 de vefat etti) kocası Hasan Bey vefat ettikten sonra babaannemi ağabeyi Bahri Tatlıoğlu ve diğer kardeşleri memleketleri Akdağmadeni’ne yanlarına götürüp evine yerleştirmişler ve yardımcı olmuşlardır. Babaannem Şahinde Çapanoğlu zaman, zaman geçmişte yaşadığı veya şahit olduğu hadiselerden anlatırdı. Ben hafızama iyice yerleşmiş olanlardan bazılarını anlatayım. Babaannem, Yozgat’ ta kayınpederi Edip Beyin konağında iken ağabeyi Bahri Tatlıoğlu geliyor ve bir haber getirdiğini söylüyor. Edip Bey Kimden diye sorunca; “Mustafa Kemal Paşadan” diyor. “Benimle haber gönderdi, Edip Bey’in faaliyetlerimize katılmasını, aramızda olmasını istiyorum, Milletvekilliğimi ister, valilik mi ister Ankara’ ya gelsin görüşelim’’ dedi diyor. Edip bey biraz düşündükten sonra “Şu sırada mali durumum müsait değil diyor. Bahri Bey ’’Ben size veririm, parayı düşünme’’ diyor. Edip bey bir süre daha düşünüyor ve “Hele biraz bekleyelim’’ diye cevap veriyorsa da, Bahri Bey, veda etmeden önce, Paşa ısrarla söyledi düşünün ama uzun sürmesin sonra geç olmasın mealinde bir şeyler söylüyor. Edip Bey bu sırada İstanbul’da Meşrutiyet meclisinde Bozok mebusudur (milletvekili) , sonra Yozgat’a dönmüştü. Edip bey acaba neden hele biraz bekleyelim demiştir. Edip bey ve kardeşi Celal Bey İttihat ve Terakki partisinin Yozgat’taki kurucularıdır. Gördükleri olumsuzluklardan dolayı partiyi şiddetle eleştirdikleri için ihraç edilmişlerdir. Hatta Edip Bey’e emekli maaşı bağlanmasına engel oldukları bile söylenir. Mustafa Kemalde eski bir İttihatçı olduğundan. Ankara’ya çağırılmalarını da İttihatçıların yeni bir oyunu olarak düşünmüş olabilirler mi? Bu arada Bahri beyle Atatürk’ün yakınlığından bahsetmek gerekir ki bahsettiğim haber gönderme işi daha iyi anlaşılsın. Bahri Bey de Meşrutiyet Meclisinde milletvekili ve Mustafa Kemal Paşa ile daha Milli Mücadele başlamadan önce tanışıyorlar ancak nerede ne zaman tanıştıklarını bilmiyorum. Ama Mustafa Kemal Samsun’a çıkmadan öncede İstanbul’ da sık sık buluştukları aile arasında söylenirdi. 1958 yılında İstanbul’a üniversiteye kayıt yaptırmaya gittiğimde amcam da gelmişti. Sirkeci’de bir otelde kalırken amcamla tesadüfen tanışan İstanbullu kuyumcu bir beyefendi de aynı şeyi söylemiş ve teyit etmişti. Bahri Bey İstanbul’dan sonra Ankara, Yozgat üzerinden Sivas’a gitmiş ve Sivas Kongresine de iştirak etmiş.
A.Ç.-Tarih bilgilerinde Çapanoğullarının o bölgede bulunan ve çetecilik yapan bazı asilerle de birlikte olduklarına dair yazılar var. Bu konuda bir bilginiz var mı?

E.B.Ç.- Evet, Çapanoğulları’ nın asi guruplarla haberleştikleri, hatta işbirliği yaptıklarını düşünenler için bunun yanlış olduğunu sadece kötü tesadüflerin yanlış anlaşılmalara sebep olduğunu, babaannem yaşadığı bir olayla anlatırdı. Yozgat’ta düzenlenen at yarışların izlemek için gelen bir gurup asi elebaşçısı da Yozgat’a gelmiş. Bunlar bir gün aniden yani önceden haber vermeden görüşmek için Çapanoğlu kardeşlerin evlerine geliyorlar. Bu ani ziyaretin Çapanoğlu kardeşler arasında hoşnutsuzluk, huzursuzluk ve sıkıntı yarattığını, hatta aralarında bu konuda biraz tartıştıklarını söylerdi. Gelen gurubun ziyaretinden hoşlanmadıkları halde neden misafir etmeye mecbur kaldıklarını konuşup tartıştıklarını, bazı kardeşlerin ise’’ kapıyı çalıp gelen misafiri nasıl buyur etmeyeceğiz, bizim örfümüze yakışır mı ‘’ dediklerini naklederdi. Yani bu asilerle Çapanoğlu beylerinin birlikte olmaları mümkün değil. Ama daha sonra yaşananlar çığırından çıkınca bölgede söz sahibi bazı beyler ve bazı namlı eşkıyalarda Çapanoğullarına katılmışlar.

A.Ç.-Çapanoğlu beylerinin bu kalkışmasında Kılıç Ali’nin de kusuru olduğu söyleniyor. Bu konuda bir bilginiz var mı?

E.B.Ç.- Evet bu doğrudur. Çok iyi hatırlıyorum babaannem ve amcam Azmi Çapanoğlu’nun Kılıç Ali hakkında hiç olumlu konuşmadıklarıdır. Emrindeki birlikle hiç bir zaman başarılı olamadığı çok hatalı ya da yanlış davranışlarla Yozgat ve Akdağmadeni’ne fayda yerine zarar verdiğinden hatta Yozgat hadiselerinin Kılıç Ali’nin yanlışları yüzünden meydana geldiğinden bahsederlerdi. Şöyle ki; O sırada Ankara Valisi Galip Beydir. Ortada hiçbir şey yokken Kılıç Ali Çapanoğullarını sevmeyen ve çekemeyen bazı Yozgat ileri gelenlerinin telkin ve teşviki ile Ankara valisine, birkaç defa ‘’Çapanoğullarının isyan edeceklerini tedbir alınması gerektiğini’’ yazar. Padişahlık zamanında, Çapanoğlu Edip Bey Amasya Valisi iken Vali Galip Bey Amasya’ya sürgüne gönderilmiş Edip Bey, Galip Beye hiçbir zaman sürgün muamelesi yapmamış ve dost olmuşlar. Galip Bey Edip beyi iyi tanıyor. Galip Bey, Kılıç Aliye cevaplarında Çapanoğullarının böyle bir harekete kalkışmayacaklarını yazıyor. Ancak Kılıç Ali’nin ısrarları sonucu konu İsmet İnönü’ye intikal edince Galip beyin etkisi kalmıyor. Bu nedenle Çerkez Ehem’in Yozgat’a gönderilmesinde Kılıç Ali’nin de rolü var. Ayrıca Babaannem, Kılıç Ali’nin süvarileri ile atlarının yiyecek ve konaklama gibi ihtiyaçları karşılandığı halde birde Çapanoğlu ailesinden para istenmesi ve evlerinin önüne adamlarını nöbetçi dikmesinin aile büyüklerini çok rencide ettiğini ve belaya bulaşmamak için bir süre Yozgat’ı terk edip Çiftliğe gittiklerini söylerdi. Kılıç Ali Yozgat’a niçin gelmişti? O sırada Yıldızeli’nde devletin posta taşımacılığını yapan Nazım isimli bir şahıs postayı soyduğu gibi zannediyorum ayrıca, adam öldürme gibi olaylara da karıştığından kaçıyor ve dağa çıkıyor. Gittiği yerlerde işsiz bir takım cahil halkı da etrafına toplayarak soygunlar yapıyor devlete karşı isyan ediyor. Ankara Kılıç Ali’yi bu isyanı bastırması için Yıldızeli’ne gönderiyor. Ancak Kılıç Ali Akdağmadeni’nden öteye asilerin üzerine gitmeye cesaret edemediği gibi Akdağmadeni postanesinden Ankara’ya çektiği abartılı telgraflarında da,’’ Asilerin çok kuvvetli olduklarını, top ve makineli tüfekli büyük birliklerin gönderilmesi gerektiğini ‘’ bildiriyor. Bu telgraflardan haberdar olan halkın morali bozuluyor. Asilerin çok kuvvetli olduklarını zannına kapılan Akdağmadeni’ndeki bazı aileler ve bazı köylüler de can kaygısı ile ister istemez asileri desteklemek, istihbarat yönünde asilere yardım etmek zorunda kalıyorlar.

(Devam edecek)




Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00