BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
245
Dün
:
4936
Toplam
:
13340741
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ÇAPANOĞULLARI ile HACIMİRZAOĞULLARI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1974 yılı Kıbrıs Barış Harekâtının yapıldığı dönemde Gaziantep,5.Zırhlı Tugay Uçaksavar Bataryası emrinde yedek subaylığımı yapıyordum. Bir gün Topçu Alay Komutanım Fikret Emiroğlu Albayım (nur içinde yatsın)beni çağırdı. Benden çok memnun olduğunu ifade ederek,”Seni inzibat subayı yaptım, Merkez Komutanlığı emrine veriyorum, yarın sabah orada göreve başlayacaksın” dedi. Ertesi sabah Kilis yolu üzerindeki Merkez Komutanlığına gittim. Bahçedeki kameriyede As. İz. Subayı Tank Üsteğmen Hakkı Bingöl ile Hâkim Albay Hikmet Hacımirzaoğlu sohbet ediyorlardı. Yanlarına gidip esas duruşta selam verip kendimi tanıttım. Hikmet Albayım soyadımdan esinlenerek,“Asteğmenim Yozgatlı mısın” diye sordu. Evet, komutanım deyince “O zaman senin askerliğin bitmeyecek asteğmenim“ dedi. Şaşırdım, “Neden komutanım” diye sorduğumda, Üsteğmen’e dönerek “Bak birde soruyor Hakkı, bunun dedeleri benim dedemi Yozgat’a götürmüşler kahvesine zehir koyup zehirlemişler, yemek bile yedirmemişler” dedi. “Bilmiyorum komutanım, eğer öyle ise benim bunda ne suçum var ” dedim. “Yok, şaka yapıyorum ama bu olay ayniyle vakidir bunu bilesin, gel otur asteğmenim” dedi. Sonra anlattı. “Ben de Kırşehir Kamanlıyım, benim arkadaşlarım arasındaki lakabım Kaman Canavarıdır. Ben de Türkmen’im, Hacimirzalardanım”diyerek epey bilgi verdi. Birden ona karşı içimde bir yakınlık, bir sıcaklık hissettim. Merkez Komutanlığının olduğu bina iki katlı idi. Alt katında biz vardık. Üst katı askeri mahkeme idi, mahkeme başkanı da Hikmet albayım idi. Benim şansıma bakın ki mahkeme üyesi öbür hâkim üye de Afyon Dinardan İlkokul 5.sınıftan arkadaşım hâkim Üsteğmen Faik Secer Başaran idi. Orada çok güzel günler geçirdim. Faik Üsteğmenimle İstanbul’da yine beraber olduk, artık Askeri Hâkim Albay idi. Hikmet Albayım İstanbul’a bir yolu düştüğünde, o zaman çalıştığım işyerinde beni ziyarete geldi. Başım önüme eğik çalışırken sessizce karşıma gelmiş. “Çapanoğlu” diye seslenişinden onun olduğunu başımı kaldırmadan anladım, içim titredi.12 Eylül de Sendikal faaliyetimden dolayı gözaltına alındığımda da çok faydasını gördüm. Sonra birbirimizi kaybettik. Bir gece internette bir araştırma yaparken Sayın Ramazan Mirzaoğlunun hazırladığı sayfa dikkatimi çekti. Ramazan bey şu bilgileri veriyordu. “Çok faydalandığım büyüklerimden biri Osman Tezcan diğeri Hacı Musa Hacımirzeoğlu idi. Osman Amca “Biz Haremeyn-Şerefeyn aşiretindeniz” derdi. Bunu övünçle ve gururla söylerdi. O zamanlar Haremeyn-Şerefeyn aşiretinin ne anlama geldiğini bilmezdim. Yine Uzun Yayla’dan geldikten sonra Maneföz kıyısındaki Kırgı’ya yerleştiğimiz ve bir kolumuzun da Bâla tarafına gittiği söylenirdi. Kırgı’dan şu andaki köyümüzün olduğu yere (kekliği ve kekiği bol yere) geldiğimiz hep anlatılırdı. Kırgı’daki yerimizi (Hacımirzaoğlu’nun otlağı) 1950’li yıllara kadar muhafaza ettiğimiz bilinir. Köyümüzün ilk camiisi 1894 yılında yapılmış. Yine Hacımirzaoğlu’nun İsa Çelebi, Yusuf Çelebi ve Mustafa Çelebi adlarında üç oğlunun olduğu, Çapanoğlu ile mücadele edildiği, Çapanoğlu’nun Maneföz’e kırk atlı ile geldiği İsa Çelebi’yi tutsak ederek Yozgat’a götürdüğü ve Yozgat’da astırdığı, İsa Çelebi’nin mezarının Yozgat’ın girişinde olduğu acılı bir hatıra olarak anlatılırdı. Buna dair ağıtlar köyümüzde bilinirdi”.

Yozgat’ın dağları da alacakarlı,
Yağlığı başında şevşiri bağlı,
Asılmaya giden Hacımirzaoğlu
…………………………………………….
…………………………………………….
Kır ata binerdi ederdi dizgin
Vururdu düşmana vermezdi bozgun
Ramazan Bey’in bahsettiği ve Yozgat’ta Çapanoğulları tarafından idam edildiğini söylediği rahmetli İsa Çelebi acaba Hikmet albayımın, kahvesine zehir koymuşlar diye bahsettiği dedesi miydi? İçime bir sızı çöktü. Bir süre elimi yanağıma dayayıp yazıya öylece bakakaldım.

Ramazan Bey devam ediyor; Hacımirza Köyü kendini Türkmen olarak bilir; Akpınar, Kaman, Mucur, Çiçekdağ, Akçakent, Boztepe ve Kırşehir merkez ilçemizin pek çok köyü gibi Türkmen olarak da bilinir. Türkmenler Oğuz boylarından geldiklerine göre köyümüzün yirmidört Oğuz boyunun hangisinden geldiği araştırma konusudur. Prof. Dr. Faruk Sümer’in OĞUZLAR kitabının 227. sayfasındaki Halep Türkmenleri Bayadı bahsinde bakınız ne yazılı birlikte okuyalım “yeni ilin vergisi ise, eskiden Vâlide Sultanların Üsküdar’da yaptırdıkları camilerin vakfına ait iken bu sıralarda Mekke ve Medine’ye gönderilen surre akçesine tahsis edilmişti. Yeni-İl’e bağlı oymaklara Haremeyn uş-Şerifeyn aşiretleri denilmesinin sebebi de budur. Bu topluluk biri Dulkadirlu’ya diğeri Halep Türkmelerie mensup olmak üzere iki koldan meydana gelmiştir. Halep Türkmenlerine mensup kola Yaban-Eri denilir. Çünkü bölgede ancak yazın oturmakta, kışın ise Halep bölgesine inmektedir. Bugün Orta ve Batı Anadolu’da bazı yerlerde yan yana “Türk”, “Yörük” ve “Türkmen” köylerini görmek mümkündür. XVII. Yüzyıldan itibaren Orta Anadolu ve sonra Batı Anadolu ile Marmara bölgesine göç etmiş ve son asırlarda oralarda yerleşmiş Boz-Ulus, Halep Türkmenleri ve Yeni-İl’e mensup oymaklar tarafından meydana getirilmiş olanlardır…) (Türk, Türkmen, Yörük, Tahtacı, Kızılbaş (alevi) adları ile vasıflanan topluluklar arasında kavmi hiçbir fark olmayıp hepsi Oğuz (Türkmen) kavminin torunlarıdır. Bu duruma göre Uzun Yayla’dan geldiğimiz ve Haremeyn-i Şerefeyn Türkmeni olarak bilindiğimiz dikkate alındığında bizim Yeni-İl’i kuran Halep Türkmenlerinden olduğumuz kesinleşmektedir. Hangi Boy’a mensup olduğumuz konusu ise o kadar açık değildir. Büyük ihtimalle yirmi dört Oğuz Boy’undan Bayat veya Beğ-dili Boy’una mensup olduğumuz söylenebilir.

1974 Kıbrıs harekâtı dolayısıyla Antep’ten Mersine intikal eden ve oradan Kıbrıs’a çıkan birlikler ve diğer telâşeler ve heyecan içinde geçen günlerde daha derinine inemediğimiz sohbetlerimizde, Hikmet Albayımla fırsat bulup biraz daha ciddi araştırıp soruştursaydık akraba bile çıkarmıydık bilemiyorum.
Bunları düşünürken, Süleyman Sökmen ağabeyimizin kimler geldi, kimler geçti isimli o ünlü şiiri aklıma geldi.Şöyle söylüyordu Sökmen ağabeyim, “Başı dumannı goca Yozgat’dan/Kimler geldi kimler geçti bi bilsen/Fötr şapkalı o beyler/Fikir babaları devasa devler/Yürekten samimi sıkılan eller……………………………/Keşke baştan o günneri bi görsem.

“Rahmetli İsa Bey sizin dedeniz miydi Hikmet Albayım”. “Ah! bi sorabilsem?”

Yazarın notu: Bu yazım yayımlandıktan sonra kıymetli albayımın altı yıl önce hakkın rahmetine kavuştuğu haberini aldım.Nur içinde yat sevgili albayım,mekanın cennet olur inşallah.

04.07.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00