BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
180
Dün
:
4520
Toplam
:
13462714
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
19 Haziran 1953 ve Rosenbergler’in acı hikâyesi
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Rosenbergler olayı 1950–1953 yılları arasında ABD'de meydana gelen ve bütün dünyada geniş yankılar uyandıran adlî bir olaydır. İsimleri Julius ve Ethel olan ve 1936 da tanışıp 1939 da evlenen ama yaşamları ve ölümler ile 20.yüzyıla damgalarını vuran Yahudi karı kocanın hikâyesidir.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'de, senatör McCarthy'nin adından ötürü "McCarthycilik" denilen bir siyasi eğilim(daha doğrusu cadı avı) ortaya çıktı. Bu kampanya sırasında birçok ilerici, sosyalist, hatta demokrat kişi, kovuşturmaya uğradı, suçlandı, tecrit edildi. (1950 den sonra Demokrat Partinin iktidarda olduğu dönem de Türkiye’de de vahşi bir McCarthy’cilik ve dolayısıyla komünist avı yapıldı. Bir çok ydın, yazar, çizer, şair, bilim adamı ve siyasi sudan bahanelerle hapislere atıldı,sürgünlere gönderildi.) Aynı tarihlerde Ethel ve Julius Rosenberg adlarındaki Musevî karı-koca da atom sırlarını SSCB'ye vermekle suçlanarak tutuklandılar. Ne zaman? Amerikan tekellerinin devlet büyüklüğünde şirketler haline geldiği bir dönemde. Bir tarafta gittikçe zenginleşen bir kesim, bir tarafta gittikçe yoksullaşan bir halk, sömürülen bir işçi sınıfı ve Amerika’nın Japonya ile savaşı. Amerika’nın başında başkan Truman var. Amerikalı bilim adamları bir taraftan Atom bombasını imal etmeye, bir taraftan da füze ve radar sistemlerini geliştirmeye çalışıyorlar. Karıkoca yüksek mühendis olan Rosenbergler de bu projelerde görevliler. Aynı yıllarda işçi sınıfının mücadelesi de var. Bir taraftan kullanıldığı takdirde kitlesel ölümlere sebep olacak Atom bombası çalışması, diğer taraftan işçi sınıfının verdiği mücadele sonucu Rosenberg’ler Komünizm ile tanışıyorlar. Amerikan istihbaratı bunu öğrenir ama hem bilim adamı olarak projelerdeki görevlerinden dolayı hem de ikinci dünya harbinde Sovyet Rusya ile müttefik olmalarından dolayı sessiz kalırlar. Amerika, Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombasını atıp 220 bin Japon’u bir anda kavurup, öldürüp Japonya’ya diz çöktürünce dünya harbi de bitti. Savaştan sonra bir yandan Rusya ile başlayan soğuk savaş, bir yandan da ufuktaki Kore problemi nedeniyle güç kazanmak isteyen ABD. Hükümeti ülkede komünist avına başlar. Tabi en başta Rosenberglerden. Rosenberglerin yargılanması dünyada büyük yankı yapar, ilgi ile izlenir, kitlesel protesto gösterilerine yol açar. Hem komünist olmakla hem de casuslukla suçlanarak yargılanırlar. Komünistliği kabul ederler ama casusluk suçlamasını reddederler. Rosenberler gibi casusluk suçundan yargılanan yüzlerce Amerikalı suçlarını itiraf ederek hapis cezaları ile kurtulurken, Rosenbergler suçları kanıtlanamadığı halde elektrikli sandalye ile idama mahkûm edilirler. Rosenberglerde itirafçı olsalardı ölümden kurtulurlar mıydı acaba diyebilirsiniz. Hayır, bütün dünyada Einstein başta olmak üzere bilim adamları ve sanatçılar ayağa kalksalar da netice değişmedi. Ve ne acıdır ki bu idama Amerika’daki Yahudi lobisi bile sessiz kaldı. Çünkü Amerikan sermayedarları bu idamla, bundan sonra çıkabilecek halk hareketleri ve işçi olayları için halka gözdağı vermek istiyordu. Bu yüzden hükümette sessiz kaldı. Rosenbergler 19 Haziran 1953 günü idam edildiler. İdam edilecekleri infaz odasında bir telefon bulunmaktadır. Yetkililer, telefonla Amerika başkanını arayıp suçlamaları kabul ettikleri takdirde idam cezasından vazgeçileceğini söylerler. Buna kesinlikle karsı çıkarlar sözümüzden dönmektense ölüme gideriz edasıyla. Bu şekilde ikna edilemeyince çocuklarının resmi gösterilir “kendinizi düşünmüyorsanız onları düşünün” derler. Onlar da “bu zamana kadar bize inanan milyonlarca insan da bizim çocuklarımız, onlara ihanet edemeyiz” diyerek olaya son noktayı koyarlar. Peki, Rosenbergler gerçekten casusluk yapmışlar mıydı? Evet, Çünkü Amerika’nın gerektiğinde atom bombası ile milyonlarca kişiyi öldürebileceğini görüyor ve bu gücün dengelenmesi için Amerika’nın karşısında bir gücün daha olması en azından dengeyi sağlar diye düşünüyorlardı. Rosenbergler ile birlikte birkaç onurlu fizikçi de atom bombası sırlarını Sovyet Rusya’ya sızdırarak Amerika’nın hegemonyasını temelinden sarstılar. Japonya’nın uğradığı ve hala acılarını çektiği bu felaketi başka insanlarında yaşamasının önüne durdular.

Dünyayı etkileyen bu idam olayı, ünlü şairimiz Melih Cevdet Anday’a da Rosenbergler için şu şiiri yazdırır.
bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil bu anılacak şey değil
apansız geliyor aklıma

nerdeyse gün doğacaktı
herkes gibi kalkacaktınız
belki daha uykunuz da vardı
geceniz geliyor aklıma

sevdiğim çiçek adları gibi
sevdiğim sokak adları gibi
bütün sevdiklerimin adları gibi
adınız geliyor aklıma

rahat döşeklerin utanması bundan
öpüşürken o dalgınlık bundan
tel örgünün deliğinde buluşan
parmaklarınız geliyor aklıma

nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
kahramanlıklar okudum tarihte
çağımıza yakışan vakur, sade
davranışınız geliyor aklıma

bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil, unutulur şey değil
çaresiz geliyor aklıma..

18.06.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00