BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
364
Dün
:
4633
Toplam
:
15011083
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
19 Haziran 1953 ve Rosenbergler’in acı hikâyesi
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Rosenbergler olayı 1950–1953 yılları arasında ABD'de meydana gelen ve bütün dünyada geniş yankılar uyandıran adlî bir olaydır. İsimleri Julius ve Ethel olan ve 1936 da tanışıp 1939 da evlenen ama yaşamları ve ölümler ile 20.yüzyıla damgalarını vuran Yahudi karı kocanın hikâyesidir.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'de, senatör McCarthy'nin adından ötürü "McCarthycilik" denilen bir siyasi eğilim(daha doğrusu cadı avı) ortaya çıktı. Bu kampanya sırasında birçok ilerici, sosyalist, hatta demokrat kişi, kovuşturmaya uğradı, suçlandı, tecrit edildi. (1950 den sonra Demokrat Partinin iktidarda olduğu dönem de Türkiye’de de vahşi bir McCarthy’cilik ve dolayısıyla komünist avı yapıldı. Bir çok ydın, yazar, çizer, şair, bilim adamı ve siyasi sudan bahanelerle hapislere atıldı,sürgünlere gönderildi.) Aynı tarihlerde Ethel ve Julius Rosenberg adlarındaki Musevî karı-koca da atom sırlarını SSCB'ye vermekle suçlanarak tutuklandılar. Ne zaman? Amerikan tekellerinin devlet büyüklüğünde şirketler haline geldiği bir dönemde. Bir tarafta gittikçe zenginleşen bir kesim, bir tarafta gittikçe yoksullaşan bir halk, sömürülen bir işçi sınıfı ve Amerika’nın Japonya ile savaşı. Amerika’nın başında başkan Truman var. Amerikalı bilim adamları bir taraftan Atom bombasını imal etmeye, bir taraftan da füze ve radar sistemlerini geliştirmeye çalışıyorlar. Karıkoca yüksek mühendis olan Rosenbergler de bu projelerde görevliler. Aynı yıllarda işçi sınıfının mücadelesi de var. Bir taraftan kullanıldığı takdirde kitlesel ölümlere sebep olacak Atom bombası çalışması, diğer taraftan işçi sınıfının verdiği mücadele sonucu Rosenberg’ler Komünizm ile tanışıyorlar. Amerikan istihbaratı bunu öğrenir ama hem bilim adamı olarak projelerdeki görevlerinden dolayı hem de ikinci dünya harbinde Sovyet Rusya ile müttefik olmalarından dolayı sessiz kalırlar. Amerika, Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombasını atıp 220 bin Japon’u bir anda kavurup, öldürüp Japonya’ya diz çöktürünce dünya harbi de bitti. Savaştan sonra bir yandan Rusya ile başlayan soğuk savaş, bir yandan da ufuktaki Kore problemi nedeniyle güç kazanmak isteyen ABD. Hükümeti ülkede komünist avına başlar. Tabi en başta Rosenberglerden. Rosenberglerin yargılanması dünyada büyük yankı yapar, ilgi ile izlenir, kitlesel protesto gösterilerine yol açar. Hem komünist olmakla hem de casuslukla suçlanarak yargılanırlar. Komünistliği kabul ederler ama casusluk suçlamasını reddederler. Rosenberler gibi casusluk suçundan yargılanan yüzlerce Amerikalı suçlarını itiraf ederek hapis cezaları ile kurtulurken, Rosenbergler suçları kanıtlanamadığı halde elektrikli sandalye ile idama mahkûm edilirler. Rosenberglerde itirafçı olsalardı ölümden kurtulurlar mıydı acaba diyebilirsiniz. Hayır, bütün dünyada Einstein başta olmak üzere bilim adamları ve sanatçılar ayağa kalksalar da netice değişmedi. Ve ne acıdır ki bu idama Amerika’daki Yahudi lobisi bile sessiz kaldı. Çünkü Amerikan sermayedarları bu idamla, bundan sonra çıkabilecek halk hareketleri ve işçi olayları için halka gözdağı vermek istiyordu. Bu yüzden hükümette sessiz kaldı. Rosenbergler 19 Haziran 1953 günü idam edildiler. İdam edilecekleri infaz odasında bir telefon bulunmaktadır. Yetkililer, telefonla Amerika başkanını arayıp suçlamaları kabul ettikleri takdirde idam cezasından vazgeçileceğini söylerler. Buna kesinlikle karsı çıkarlar sözümüzden dönmektense ölüme gideriz edasıyla. Bu şekilde ikna edilemeyince çocuklarının resmi gösterilir “kendinizi düşünmüyorsanız onları düşünün” derler. Onlar da “bu zamana kadar bize inanan milyonlarca insan da bizim çocuklarımız, onlara ihanet edemeyiz” diyerek olaya son noktayı koyarlar. Peki, Rosenbergler gerçekten casusluk yapmışlar mıydı? Evet, Çünkü Amerika’nın gerektiğinde atom bombası ile milyonlarca kişiyi öldürebileceğini görüyor ve bu gücün dengelenmesi için Amerika’nın karşısında bir gücün daha olması en azından dengeyi sağlar diye düşünüyorlardı. Rosenbergler ile birlikte birkaç onurlu fizikçi de atom bombası sırlarını Sovyet Rusya’ya sızdırarak Amerika’nın hegemonyasını temelinden sarstılar. Japonya’nın uğradığı ve hala acılarını çektiği bu felaketi başka insanlarında yaşamasının önüne durdular.

Dünyayı etkileyen bu idam olayı, ünlü şairimiz Melih Cevdet Anday’a da Rosenbergler için şu şiiri yazdırır.
bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil bu anılacak şey değil
apansız geliyor aklıma

nerdeyse gün doğacaktı
herkes gibi kalkacaktınız
belki daha uykunuz da vardı
geceniz geliyor aklıma

sevdiğim çiçek adları gibi
sevdiğim sokak adları gibi
bütün sevdiklerimin adları gibi
adınız geliyor aklıma

rahat döşeklerin utanması bundan
öpüşürken o dalgınlık bundan
tel örgünün deliğinde buluşan
parmaklarınız geliyor aklıma

nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
kahramanlıklar okudum tarihte
çağımıza yakışan vakur, sade
davranışınız geliyor aklıma

bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil, unutulur şey değil
çaresiz geliyor aklıma..

18.06.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00