BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
204
Dün
:
4633
Toplam
:
14638275
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Zakkumcu Ziya bey ve Koronerci Canan Hanım
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Oda tv.com da Sayın Mehmet Yiğittürk’ün Prof. Canan Efendigil Karatay Hocamız ile ilgili yazısını okuyunca aklıma geldi. Sayın Yiğittürk, daha önce kaleme aldığı 15 Temmuz 2011 tarihli yazısında, zakkum çiçeğinin yapraklarından elde ettiği ve No ekstresi ismini verdiği ilacı ile bazı kanser türlerini tedavi eden Dr.Ziya Özel’e bir özür borcumuz yok mu diye sormuştu. Bende bu konuda şahit olduğum bir olayı anlatacaktım unutmuşum. Önce Canan Hocamızdan başlıyayım. Canan Hocamız,1943 Elazığ doğumlu. Elazığ’ın tanınmış ailelerinden Efendigillerden. Bu nedenle Canan isminden sonra aile ismini de iftiharla kullanıyor.

1972 yılında tıp fakültesinden mezun olunca İngiltere de kardiyoloji alanlında eğitim görür. Bundan sonra da kimi zaman yurt dışında kimi zaman yurt içinde ilmi ve tıbbi o kadar büyük başarılara imza atar ki onları anlatmaya kalksam sayfalar dolusu tutar. Sadece ikisini yazsam yeterli olacak sanırım. Birincisi dünyada ilk kalp naklini gerçekleştiren ünlü kalp cerrahı Christian Barnarnd’ın ekibinde çalışarak doçent olması, bu bile çok önemli bir referans değil mi? İkincisi bugün hemen her hastanede yapılabilen koroner anjiyografi tekniğini ülkemize getirip ilk uygulayan ve yerleştiren kişi olmasıdır. Çünkü İstanbul dâhil birçok hastanelerde koroner yoğun bakım ve koroner anjiyografi laboratuarlarını o kurmuştur.

Canan hocamız, Karatay diyeti isimli bir kitap çıkardı. Bu kitap aslında bir diyet kitabı değil. Sağlıklı beslenme kitabı. Bu güne kadar bize şunu yemeyin bunu yemeyin diye öğütlenen şeylerin yanlış olduğunu anlatan bir kitap. Ben Tv. de Seda Sayan’a konuk olduğu zaman izlemiştim. Her gün bir yumurta yiyin, kuyruk yağı yiyin, iki kadeh rakı için, kahvaltıda en az 10 adet zeytin yiyin, zeytinyağı tüketin, mecbur kalmadıkça kızartma yemeyin, kızartmayı mutlaka zeytinyağı ile yapın, tereyağı yiyin, kolesterole çok önem vermeyin. Vücut ihtiyaç duyduğu için yapıyor filan diye kulağımıza hoş gelen şeyler anlatıyordu. O günden sonra bu değerli hanımefendi Hocamızı izlemeye başladım. Sayın Mehmet Yiğittürk, bu konuşmalarından sonra Canan Hocamızın ilaç tekellerinin hedefi haline geldiğini söylüyor. Çünkü dünyada yaklaşık 30 milyar dolarlık bir pazara sahip olan kolesterol ilaç firmalarını, dev ilaç kartellerini karşısına almasına neden oluyor. Çünkü kolestrol’ün büyük bir yalan olduğunu, bu ilaçların başka rahatsızlıklara yol açabileceğini söylüyor. Sayın Yiğittürk, bu bilim insanına sahip çıkalım 10–15 yıl sonra özür dilemeyelim diyor.

Şimdi gelelim Sayın Yiğittürk’ün Dr. Ziya Özel’e bir özür borcumuz yok mu yazısına. Dr.Ziya Bey, Zakkum çiçeğinin yapraklarından bir ekstre üretti ve bunu bazı kanser türlerinin tedavisinde kullandı. Çok da başarılı oldu. Tedaviye şöyle başlıyordu. Kendisine başvuran hastaya bu ekstre den bir miktar enjekte ediyor ve bekliyordu. Ertesi günü hastada ateş yükselmesi oluyorsa onu tedaviye alıyor ateş yükselmiyorsa benim ilacım size etki etmeyecek diyerek tedaviye girişmiyordu. Yani ürettiği ekstre sadece bazı kanser türlerinde etkili olabiliyordu.

O zamanda Dr. Ziya beye hayatı zindan ettiler davalar açtılar, yerden yere vurdular. Ne şarlatanlığı kaldı ne yalancılığı. Meslekten bile men ettiler. Ama çok başarılığı olduğu bir tedavisine ben şahit olmuştum.1980 li yıllarda tekstil piyasasının duayenlerinden değerli insan Cumhur Dinçkök ağabeyimiz ayaklarından rahatsızlanıyor. Gerek yurt içi gerek yurt dışı tetkiklerde kanser teşhisi konuyor. Bu tetkikler sırasında Cumhur Bey ayaklarını kullanamaz duruma geldi. Mercedes otomobili bile engelli aracı idi. Fabrikaya geldiklerinde kendi kullandığı engelli otomobilden inince tekerlekli sandalye ile binaya taşınırdı. Doktorlar Cumhur bey’e ayağının kesilmesinden başka çare olmadığını söylemişler. İşte tam bu sırada Dr. Ziya Bey devreye girdi. Cumhur ağabeyimizi eski sağlığına kavuşturdu. Şimdi Ataköy 5.kısım çarşısında zaman zaman karşılaşıyoruz. Bir delikanlı gibi yürür gider. Allah uzun ömürler versin.

Tedaviden sonra Tv. ler Cumhur Bey’in muhteşem evinde kendisi ile çok röportajlar yaptılar. Dr. Ziya Bey ne oldu peki derseniz. Amerika’ya gitti ilacın patentini aldı. Ne ülkesi ne de halkı maalesef ona sahip çıkmadı. Amerika, ilacına da ona da sahip çıktı. Deneyler devam ediyor. İşte bunun için Sayın Mehmet Yiğittürk bu vefasızlığa isyan ediyor, Dr. Özel’e özür borcumuz yok mu diye soruyor. Şimdi bende iki konuyu iki doktorumuzun yazısını özetleyerek sizlere aktarıyorum karar sizin.

Prof Dr.Erdem Yeşilada diyor ki; Daha önce yıllarca 260 mg. civarında olduğu kabul edilen normal serum kolestrol seviyesi, ilaç firmaları tarafından birden 180-200 mg’a çekildi. 260 Kolesterol iyidir ile başladık. İlaç satışları düştükçe, sağlıklı yaşam için gerekli kolesterol miktarı da düşürüle, düşürüle 120 ye indi. Baktılar bu da satışları arttırmaz oldu, Şimdi diyorlar ki; Statinler (Kolesterol ilaçları) Alzaimer'i önlüyor. Oysa bu konuda tek bir araştırma yok. Unutmayın metabolizma erkeklik hormonunu kolesterolden yapar (Prof. Dr. Cankat Tolunay) Statinler tüm vücudu koruyor. (Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU) Geçtiğimiz günlerde 'Bir Masalmış Kolesterol' adlı kitabı Türkçede yayımlanan Shane Ellison kolesterol icat edilmiş bir hastalıktır diyor. Ve ekliyor, Kolesterol vücutta en bol bulunan steroid moleküllerden biridir. Birkaç görevi vardır. Hücre zarını bir arada tutar. Miyelin kılıfını oluşturan parçalardan biri olarak beynin çalışmasına yardımcı olur. Bizi viral ve bakteriyel enfeksiyonlardan korur. Hormon seviyemizi düzenler. Tüm bu görevleri yerine getirebilmek için kolesterol 100.000 mil uzunluğundaki arterler boyunca 'lipoproteinler' tarafından taşınmalıdır. En önemli lipoproteinlerden biri de düşük-yoğunluklu-lipoprotein (LDL)'dir. Temel görevi ihtiyaç duyduğumuz kolesterolü vücudun çeşitli parçalarına dağıtmaktır. LDL-kolesterol olmasaydı ölürdük. Kitabımda da gösterdiğim gibi, LDL-kolesterol düştüğünde sağlığımız da çöküyor; fikir liderleri bize ne söylüyorlarsa tam tersi! Peki,Kolesterol ilaçlarının etkisiz olduğunu gösteren bir bilimsel kanıt var mı? Hem de tonlarca... Statinlerle ilgili yapılmış bilimsel araştırmalara topluca 'kolesterol düşürücü ilaç deneyleri' deniyor.

Kitabımı okuyanlar, bu araştırmalarda, ilaçların faydasının görülmeyip tehlikelerinin belgelendiğini öğrenecekler. Bu gerçeklerin doktorlardan ve toplumdan nasıl saklandığını da öğrenecekler. Şimdilerde yeni eğilim 125 mg.ın daha ideal olduğu. Peki, bu seviyenin doğru olduğunun kanıtı ne? Bir düşünün, normal kolesterol seviyesi 180-200 mg. iken dünyada potansiyel hasta sayısı tahminen 1,5-2 milyar civarındaysa, değeri 125 mg’a çektiğimizde potansiyel hasta sayısı 4-5 milyara çıkacak. Bunların ne kadarı ilaç kullanır bilinmez ama kazancı düşünebiliyor musunuz? Diyor.

Gelelim Tansiyon’a. Amerikan Yüksek Tansiyon Derneği eski başkanı Dr. Michael H.Alderman diyor ki; Yüksek tansiyon 140/90 ‘ın üstü olarak tanımlanmıştı. 120/80 ile 139/89 Aralığı ise ön yüksek tansiyon olarak kabul ediliyordu. Bu dilime giren hastalara ilaç verilmiyor, tansiyonu yükseltecek bazı yiyeceklerden ve stresten uzak durmaları tavsiye ediliyordu. Amerika da yaklaşık 65 milyon insanın yüksek tansiyon hastası olduğu biliniyor. ABD. de tansiyon ilaçları pazarının yıllık hacmi 20 milyar dolar.120/80’i yüksek tansiyon olarak kabul ettiğinizde varın hesap edin 20 milyar dolar seviyesi kaçlara çıkar. Şimdi bazı yurdum doktorları ve ilaç üreticileri 120/70 olsa sağlığınız açısından daha iyi olur diyorlar. Neden acaba?

Not: Değerli okuyucu; Sadece şu iki mısraı akıllarda kalan Efil efil ederde Dayılının ekini, Ceritzade Hüsnü Efendi Büyük caminin vekili şiirinin diğer mısralarını bilen varsa ve bana bildirmek lütfunda bulunursa minnettar kalırım.

04.06.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00