BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
224
Dün
:
4633
Toplam
:
13789657
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ATATÜRKÜN KEHANETLERİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yazının başlığı böyle olmamalıydı. Çünkü o bir kâhin değildi. Geleceği önceden fark eden, zeki, bilgili, çok okuyan bir siyaset adamı ve askeri bir deha idi. 2. Dünya Savaşı'nda Pasifik Cephesi'ndeki Müttefik kuvvetlerin komutanı olan ve savaş sonrasında da Japonya’yı teslim alan. Japonya'daki Müttefik işgal kuvvetlerinin komutanı olarak bu ülkeyi yöneten ve Kore Savaşı'nın ilk dokuz ayında da Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin komutanlığını yapan. Amerikalı 5 yıldızlı "Ordu Generali" unvanlı ki Avrupa ordularındaki emsali Mareşal rütbesidir. General Douglas Mac Arthur, 1931 yılında Albay rütbesinde iken Ankara’ya geliyor. Atatürk’le görüşmeyi çok arzu ettiğinden Atatürk kendisini kabul edince sevinçten uçuyor. Askerlik anıları vs. ile ilgili sohbetten sonra Atatürk’e Dünya’nın geleceği hakkında sorular soruyor.

Dikkat buyurun, Mussoli’nin ve faşistlerin İtalya da iktidarda olduğu. Nazilerin ve Hitlerin de Almanya’da iktidara gelmek üzere olduğu bu dönemde Avrupa’nın geleceğini soruyor.

Atatürk’ün cevabı; “Mussolini İtalya’ya ekonomik ferahlık getirdi. Ancak başarısı gözünü döndürmeye başladı. Kendini yeni Sezar sanarak fetihlere kalkışırsa yıkılır. Çünkü İtalyanlar savaşçı bir millet değildir. Almanya’ya gelince, Hitler iki yıla kadar iktidara geçer. Birinci Dünya savaşında gururu kırılan Almanya, Milliyetçi Naziler ile hırs kazanarak sanırım büyük kalkınma gösterecektir. Çünkü bu milletin yapısı bunu gerektiriyor. Büyüyen Almanya ise İngiltere ile Fransa’dan ezilen haysiyetinin hesabını sormaya kalkacaktır”. Burada Mac Arthur soruyor; “Yani bugünkü yıkık Almanya Birinci Dünya Savaşında kendisini yenen iki ülkeye meydan okuyacak kadar güç kazanabilir mi?” Atatürk cevap veriyor; “Size diyebilirim ki 8-9 yıl sonra Almanya, Avrupada savaş çıkaracaktır. Bu asıl büyük dünya savaşı olacaktır. Mac Arthur tekrar soruyor. “ Peki, savaşı kim kazanır?” Atatürk cevap veriyor; “Almanya ilk olarak kaybettiği toprakları isteyecek, Çekoslovakya, Polonya ve Fransa’ya saldıracaktır. Ardından Sovyetlere girecektir. Nazilerin ilk hedefi Komünizmi yeryüzünden kaldırmak olduğuna göre, sonra İngiltere ve ardından siz Amerikalılar bu savaşa gireceksiniz. Bu savaşta Almanya yenilir. Çünkü Rusların buz çöllerine girmiş olan Alman ordusu, Ruslar ve ardından saldıran İngiltere ve Amerika’yla başa çıkamaz. Ancak Amerika ve İngiltere, Ruslar ile birlik olup Almanya’yı yeryüzünden silmeye kalkarsanız, işte o zaman savaştan kazançlı çıkan Rusya olur. Yürür, yürür taaa Avrupa’nın kalbine kadar girer. Bence çıkacak bir dünya savaşında Almanya yenilmeli, ama ezilmemeli, Rusların karşısında hep bir kalkan olarak tutulmalı.” Albay Mac Artur’un büyülenmiş gibi dinlediği bu sohbette, Atatürk’ün bütün tespitleri doğru çıkar. İkinci Dünya Savaşında İtalya savaşa girer, İtalyan askerleri dövüşmezler yenilirler. Mussolini’yi öldürüp ayaklarından asarlar. Atatürk ile sohbetinden 8 yıl sonra 2. Dünya savaşı çıkar. Sohbet tarihi 1931,savaşın çıktığı tarih 1939.Atatürk’ün söylediği gibi 2. Dünya savaşını Almanya başlattı. İngiltere ve Amerika birlik olup Almanya’yı ezdi. Ruslar Avrupa’nın kalbine kadar girdi. Berlin ikiye bölündü. Yukarda ki kehanetleri, pardon ileri görüşlülüğü savaşa giren ülkelerin ünlü yöneticileri bile yapamadılar. Eğer yapabilselerdi dünyadaki birçok kriz önlenmiş olur, 2.Dünya savaşında milyonlarca insan yok yere ölmezdi. Atatürk’ü tanımadan, bilmeden ona dil uzatma cüretini gösterenlere yine onun Türkiye Büyük Millet Meclisindeki o şahane konuşması ile cevap verelim. Atatürk düşmanları onu milletvekili seçtirmemek için seçim kanunda şöyle bir değişiklik yapılmasını önerirler. Milletvekili seçilebilmek için 1- Türkiye’nin bu günkü sınırları içinde doğmuş olmak. 2- göçmen olarak gelmişse bir seçim bölgesinde 5 yıl aralıksız yaşamış olmak. Bu kanun teklifi yüreğine oturur ve meclis kürsüsünden şu konuşmayı yapar.

“Efendiler, maalesef doğum yerim bugünkü sınırlarımız dışında kalmış bulunuyor. Fakat bu böyle ise bunda benim katiyen bir kasıt ve kabahatim yoktur. Eğer düşmanlarımız tamamen maksatlarında muvaffak olmuş olsalardı. Allah muhafaza etsin, bu teklife imza koyan efendilerin memleketleri dahi sınırlarımız dışında kalabilirdi. Ayrıca herhangi bir seçim bölgesinde beş yıl süreli oturmamış isem, oda bu vatana ifa ettiğim hizmetlerim yüzündendir. Eğer bu maddenin öngördüğü şartı kazanmak isteseydim, Arıburun ve Anafartalar savunmasının yapmamaklığım lazım gelirdi. Bitlis ve Muş’u aldıktan sonra Diyarbakır’a doğru genişleyen düşmanın karşısına çıkmamaklığım lazım gelirdi. Suriye’yi tahliye eden orduların enkazından Halep’te bir ordu teşkil ederek düşmana karşı savunmamaklığım ve bu gün milli sınır dediğimiz hududu fiilen tespit etmemekliğim lazım gelirdi. Zannediyorum ki ondan sonraki mesaim hepinizin malumudur. Hiç bir yerde beş yıl oturamayacak kadar mesai sarf etmiş bulunuyorum. Ben zannediyordum ki, bu hizmetlerimden dolayı milletimin muhabbetine ve teveccühüne mazhar oldum. Belki bütün İslam âleminin muhabbet ve teveccühüne mazharım. Vatandaşlık hukukundan ıskat edileceğimi (dışlanacağımı) asla hatıra getirmezdim. Tahmin ediyorum ve ediyordum ki, yabancı düşmanlar bana suikast etmek suretiyle de memleketimde ki hizmetlerimden beni ayırmaya çalışacaklardır. Fakat hiçbir zaman hatır ve hayale getirmezdim ki, yüce Meclis’te isterse iki üç kişi olsun ve (düşmanlarla) aynı zihniyette bulunabilsin”. Bu konuşma gazetelerde yayımlanınca Meclise, yurdun dört bir köşesinden Atatürk’e sevgilerini bildiren çuvallar dolusu telgraf yağar. Kanun teklifi reddedilir. Ama bu utanç verici ihanetin belgesi de arşivlerdeki yerini alır.

Yazarın notu; Yukarıda arz ettiğim sohbet, Amerikan Caucasus dergisinde bizzat General Mac Arthur’un imzası ile yayımlanmıştır.

19.05.2012


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00