BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
320
Dün
:
4633
Toplam
:
14650666
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
GİTME GÜZELLER GÜZELİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bütün şiirlerin, şarkıların mutlaka bir hikâyesi vardır. Okurken duygulandığımız bir şiir, dinlerken bizi başka âlemlere götüren bir şarkı, bir şairin, bir bestekârın ruhunda iz bırakan bir hadisenin bize ulaşan bir çığlığıdır. Şiirlerin, şarkıların en güzeli, en duygulu olanları hep sevgi üzerine yazılmıştır. Sevgiden bahseden bir şiiri veya şarkıyı dinlerken hep bir sevgiliye hitap ettiği düşünülür veya öyle sanılır. Bestekâr Ali Şenozan bakın ne diyor.”Dünyadaki sevgilerin en güzelini herkes kadın sevgisi zanneder. Oda güzeldir ama dünyadaki en güzel sevgi evlat sevgisidir. Bir gün bir yemek sırasında programı bitirmiştim yukarıya çıktım. Mehmet Erbulan saçı sakalı bir birine karışmış, kan çanağı içinde bir göz ve titreyen bir sesle, al baba, bu benim yavrumun son hatırası dedi. Apıştım kaldım. Aldık hikâyeyi (güfte) elimize ama nedir ne değildir diye bakarken arkadaşlar, “Sorma Ali ağabey, çocuğu 15 gündür komada” dediler. İşte bu beste bu yüce sevginin bestesidir.”

GİTME GÜZELLER GÜZELİ

Beni bırakıp burada
Gitme güzeller güzeli
Ermeden daha murada
Gitme güzeller güzeli

Garip gönlümün maralı
Gözyaşlı gönül karalı
Bırakıp beni yaralı
Gitme güzeller güzeli

Zeytin gözlüm melek yüzlüm
Tatlı dillim şirin sözlüm
Sürmelim sevgilim nazlım
Gitme güzeller güzeli

Gelmeden yolun ucuna
Ne dedim gitti gücüne
Dayanamam bu acına
Gitme güzeller güzeli

Evet, bu güzel şarkının sözleri TRT repertuarında 300 e yakın eseri olan merhum Mehmet Erbulan’a aittir.1934 yılında dünyaya gelen ve 1959’da Ses kayıt ve montaj teknisyeni olarak göreve başladığı TRT'den 1999 yılında emekli olan Erbulan 12 Mayıs 2006 günü solunum ve kalp yetmezliği nedeniyle 72 yaşında vefat etti. Bu gün ölümünün 9.yıldönümü. Milliyet Gazetesince çeşitli yıllarda düzenlenen ''Yılın En Çok Sevilen 10 Şarkısı'' yarışmasında söz yazarı ve güfteci olarak ödüller alan Erbulan'ın,''Bak yeşil Yeşil'' adlı şiir kitabı da bulunuyor. Bildiğiniz pek çok meşhur şarkıda onun imzası vardır. Pek çok şarkıcı onun şarkıları ile meşhur olmuştur. Şarkılarının çoğu ezberimizdedir ama yaratıcısı kimdir bilmeyiz, aklımıza gelmez, merakta etmeyiz. Gönül istiyor ki bunları seslendiren şarkıcıları zevkle dinlerken, onları alkış yağmuruna tutarken asıl bize bu duyguları tattıranların, bu kâmil insanların da kulaklarını çınlatalım. Aramızdan ayrılmışlarsa rahmet ve minnetle analım. Aşağıda rahmetli Mehmet Erbulan’ın şarkılarından bazılarını yazdım. Okuduğunuzda inanıyorum ki sizde bana bu sitemimde hak vereceksiniz. İşte ilk aklıma gelenler: Adını anmayacağım, Ağlama değmez hayat, Artık senin adını, Bak yeşil yeşil, Gözlerime bakma hiç, Mademki gidiyorsun, Neler ettin sen neler, Yüzüme bakma öyle, Arım, Balım, Peteğim, Her Halinle Her Şeyinle Güzelsin, Al Aşkını Çal Başına, Mavi Dünyam Benim, Aşkımla oynama kumar değildir, Aşkın kanununu yazsam yeniden, Aşkınla yana yana kül olsa da ocağım, Benim şu yollarda üzgün geçtiğim senin yüzünden, Bir kere baktın kalbimi yaktın, Böyle çatık kaşlı, Dinmiyor hiç bu akşam ne gözyaşım ne acım, Gözyaşım şarap olsa, İstanbul’u artık hiç sevmiyorum, Kapat gözlerini kimse görmesin, Madem gidiyorsun bırakıp burda beni, Mahzun kalbim günden güne aşkınla eriyor, Nereden gönül verdim sana, Ömrümce hep adım adım her yerde seni aradım, Şarkılardan fal tuttum ikimize kaç kere, Sen vefasız bir peri sen zalimin birisin.

Bu yazımı rahmetli Kuzenim Celalettin Çapanoğlunun Kuşadası’nda ki evinde meşk ederken şarkının hikâyesini bana anlatan ve Mehmet Erbulan’ı sevgi saygı ve rahmetleanmamıza vesile olan değerli kardeşim Kemanî Ramazan Uslu’ya armağan ediyorum. Okuyucu üzülmesin, Mehmet Erbulan’ın oğlu iyileşip sağlığına kavuşmuş. Şimdi lütfen “youtube”dan bu şarkıyı bulup bir kere de yukardaki anlatılanların duygusu içinde dinleyiniz.

11.05.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00