BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
216
Dün
:
4633
Toplam
:
13789657
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Eski Yozgat’tan İnsan Manzaraları
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Birkaç yılda bir tekrarlayan Tifo ve Veba salgınları Osmanlı döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında çok can almıştır. Ancak 1920 yılında Atatürk’ün emri ile sağlık bakanlığı kurulup, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu 24 Nisan 1930 yılında kabul edildikten sonra halk sağlığı kesin bir şekilde kanunen güvence altına alınmış salgın hastalıklarla ciddi mücadele başlamıştır. 16 yıl sağlık bakanlığı yapan Dr. Refik Saydam ilk başta ülkenin sağlık alanındaki ihtiyaçlarını tespit etmiştir. Ülkedeki salgınlar çıkarılan sağlık yasaları ve aşıların yardımı ile önlenmiştir.

Yozgat eşrafından Ceritzade Şükrü Efendinin kızlarından küçük Necla da 1939 yılında ilkokul 5.sınıf talebesidir. O yıl yine salgın olan tifoya yakalanır. Sınıfındaki arkadaşları yoklamaya gelirler. Yine Yozgat eşrafından Papuccu’ların Kadir Efendinin (aslında Abdülkadir) küçük kızı Meliha, hastalık bana da bulaşır korkusuyla ziyarete gelemez. Küçük Necla iyileştikten kısa bir süre sonra, kızcağızın korktuğu başına gelir küçük Meliha’da hastalanır. Ancak, doktorların yanlış teşhisi nedeniyle tedavisi de yanlış yapılan Meliha’nın tifoya yakalandığı geç fark edilir. Hastalık bulaşıcı ve ölümcül olduğundan, Papuccu ailesi titizlik gösterir, başka çocuklara da bulaşmasın diye ziyaretçileri içeri almazlar. Yatağını evin penceresinin önüne yaparlar. Görmeye gelen sınıf arkadaşları da oradan ziyaret ederler. Necla, kırgınlığından dolayı önceleri gitmek istemezse de daha sonra pişmanlık duyar o da diğer arkadaşları gibi pencere önünden ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini sunar. Ne yazık ki bir süre sonra küçük Meliha hastalığı yenemez vefat eder. Ölümü tüm Yozgat’ta büyük bir teessüre sebep olur ve cenazesi bando eşliğinde kaldırılır. Annesi Maynur(Mahinur) hanım, kızı ile küçük Necla’nın aralarındaki kırgınlığı bildiği için huzursuzdur, içi rahat etmez. Cenazeye çocuklar götürülmediğinden helalleşme de olamayacaktır. Aralarında ki kırgınlık kalksın, iki çocukta huzur içinde olsun arzusu ile okul tarafından yaptırılan çelengi küçük Necla’nın taşımasını ister. Fakat Necla da hastalıktan yeni kalktığından çelengi taşıyacak gücü yoktur. Beybabası Şükrü Efendi ve annesi Leyla Hanım razı olmazlar. Acılı Maynur Hanım başka bir çözüm bulur. Çelengi iki erkek öğrenci taşısın, Necla’da arkalarında yürüsün diye rica eder, uygun görülür ve öyle yapılır.

Aynı yıl okulda Cumhuriyet balosu yapılacaktır. Minik kız ve erkek öğrenciler dans gösterisi için eşleştirilirken, erkek öğrenci sayısı, kızlardan bir eksik çıkar. Küçük Mualla’ya erkek eş bulunamaz. Öğretmenlerin aklına Necla gelir. Tifo hastalığı dolayısı ile saçları kesildiğinden erkek çocuğu görünümündedir. Öğretmenlerin ricası üzerine annesi Leyla Hanım çarşıdan ceket ve pantolon alır erkek gibi giydirirler. Cumhuriyet Balosunda Küçük Mualla’ya eş olur.

Yıllar yılları kovalar Yozgat’ın ticaret erbabı varlıklı ailelerinden, Papuccular’ın Kadir Efendinin kızları gelinlik çağına gelir. Allahın emri Peygamberin kavli ile kızlarından birini nişanlar. Gözünün nur’u kızı içinde hiçbir masraftan kaçınmaz aileye yakışır zengin bir çeyiz hazırlarlar. Gel gör ki yapılan bu çokça çeyizi kendisi de yadırgadığından “Yapan var, yapamayan var, el bize ne der” diyerek, damadın evine gizlice gece karanlıkta göndertir.

Eski aileler böyle idiler. Birer, birer yok olup gittiler. Yıkılıp yok olan o güzelim evler gibi.

29.04.2012




Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00