BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
169
Dün
:
4633
Toplam
:
14106048
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Eski Yozgat’tan İnsan Manzaraları
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Birkaç yılda bir tekrarlayan Tifo ve Veba salgınları Osmanlı döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında çok can almıştır. Ancak 1920 yılında Atatürk’ün emri ile sağlık bakanlığı kurulup, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu 24 Nisan 1930 yılında kabul edildikten sonra halk sağlığı kesin bir şekilde kanunen güvence altına alınmış salgın hastalıklarla ciddi mücadele başlamıştır. 16 yıl sağlık bakanlığı yapan Dr. Refik Saydam ilk başta ülkenin sağlık alanındaki ihtiyaçlarını tespit etmiştir. Ülkedeki salgınlar çıkarılan sağlık yasaları ve aşıların yardımı ile önlenmiştir.

Yozgat eşrafından Ceritzade Şükrü Efendinin kızlarından küçük Necla da 1939 yılında ilkokul 5.sınıf talebesidir. O yıl yine salgın olan tifoya yakalanır. Sınıfındaki arkadaşları yoklamaya gelirler. Yine Yozgat eşrafından Papuccu’ların Kadir Efendinin (aslında Abdülkadir) küçük kızı Meliha, hastalık bana da bulaşır korkusuyla ziyarete gelemez. Küçük Necla iyileştikten kısa bir süre sonra, kızcağızın korktuğu başına gelir küçük Meliha’da hastalanır. Ancak, doktorların yanlış teşhisi nedeniyle tedavisi de yanlış yapılan Meliha’nın tifoya yakalandığı geç fark edilir. Hastalık bulaşıcı ve ölümcül olduğundan, Papuccu ailesi titizlik gösterir, başka çocuklara da bulaşmasın diye ziyaretçileri içeri almazlar. Yatağını evin penceresinin önüne yaparlar. Görmeye gelen sınıf arkadaşları da oradan ziyaret ederler. Necla, kırgınlığından dolayı önceleri gitmek istemezse de daha sonra pişmanlık duyar o da diğer arkadaşları gibi pencere önünden ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini sunar. Ne yazık ki bir süre sonra küçük Meliha hastalığı yenemez vefat eder. Ölümü tüm Yozgat’ta büyük bir teessüre sebep olur ve cenazesi bando eşliğinde kaldırılır. Annesi Maynur(Mahinur) hanım, kızı ile küçük Necla’nın aralarındaki kırgınlığı bildiği için huzursuzdur, içi rahat etmez. Cenazeye çocuklar götürülmediğinden helalleşme de olamayacaktır. Aralarında ki kırgınlık kalksın, iki çocukta huzur içinde olsun arzusu ile okul tarafından yaptırılan çelengi küçük Necla’nın taşımasını ister. Fakat Necla da hastalıktan yeni kalktığından çelengi taşıyacak gücü yoktur. Beybabası Şükrü Efendi ve annesi Leyla Hanım razı olmazlar. Acılı Maynur Hanım başka bir çözüm bulur. Çelengi iki erkek öğrenci taşısın, Necla’da arkalarında yürüsün diye rica eder, uygun görülür ve öyle yapılır.

Aynı yıl okulda Cumhuriyet balosu yapılacaktır. Minik kız ve erkek öğrenciler dans gösterisi için eşleştirilirken, erkek öğrenci sayısı, kızlardan bir eksik çıkar. Küçük Mualla’ya erkek eş bulunamaz. Öğretmenlerin aklına Necla gelir. Tifo hastalığı dolayısı ile saçları kesildiğinden erkek çocuğu görünümündedir. Öğretmenlerin ricası üzerine annesi Leyla Hanım çarşıdan ceket ve pantolon alır erkek gibi giydirirler. Cumhuriyet Balosunda Küçük Mualla’ya eş olur.

Yıllar yılları kovalar Yozgat’ın ticaret erbabı varlıklı ailelerinden, Papuccular’ın Kadir Efendinin kızları gelinlik çağına gelir. Allahın emri Peygamberin kavli ile kızlarından birini nişanlar. Gözünün nur’u kızı içinde hiçbir masraftan kaçınmaz aileye yakışır zengin bir çeyiz hazırlarlar. Gel gör ki yapılan bu çokça çeyizi kendisi de yadırgadığından “Yapan var, yapamayan var, el bize ne der” diyerek, damadın evine gizlice gece karanlıkta göndertir.

Eski aileler böyle idiler. Birer, birer yok olup gittiler. Yıkılıp yok olan o güzelim evler gibi.

29.04.2012




Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00