BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
207
Dün
:
4633
Toplam
:
13784805
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Hayatta ben en çok babamı sevdim
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bilinen bir hikâyedir. 1940 lı yıllar. Zamanın Milli Eğitim Bakanının kapısı çalınır. İçeriye 2 genç girer. Gençlerden biri; "Babacığım, okulumuzu bitirdik, notlarımız da yeterli. Milli Eğitim Bakanlığı bursundan yararlanarak kalan eğitimimizi yurt dışında tamamlamak istiyoruz! Bize bu bursun verilmesine ön ayak olur musunuz?" diye sorar. Bakan, bir müddet düşündükten sonra;-"Oğlum sen çık! Arkadaşın kalsın!" der. Oğul çıktıktan sonra odadaki gence dönerek şöyle söyler."Bak evlat ben Milli Eğitim Bakanı olarak oğlumu yurt dışına gönderirsem, her ne kadar bunu hak etse de yanlış anlaşılır. O yüzden oğlumu gönderemem, ama senin bu bursu almana yardımcı olacağım, hadi hayırlı olsun”der. Genç dışarı çıkar ve arkadaşına,"Can, sana bir iyi bir kötü haberim var. Baban benim için burs talimatı verecek ama senin gelmene razı olmadı." der. Bakanın oğlu bunun üzerine, cebinden bir mendil çıkarıp içindeki parayı arkadaşına uzatır."Madem ben gelemiyorum al bu parayı senin olsun. Olurda bir gün yurt dışına gidersem lazım olur diye biriktirmiştim.” Bu hikâyedeki Milli Eğitim Bakanı, oğlu büyük şair Can Yücelin anlatımıyla çağın en güzel gözlü Maarif Müfettişi Hasan Ali Yücel’dir. Bakanın yurt dışına göndermediği genç de oğlu Can Yücel’dir. Yurt dışına gönderdiği genç ise daha sonra dünyanın en önemli beyin cerrahı olacak Gazi Yaşargil’dir. Evet, 26 Şubat günü çağın en güzel gözlü Maarif Müfettişi sonra da Milli eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel’in elli birinci ölüm yıldönümü idi. Araştırmacı yazar Sayın Osman Karaca,Yozgat Hakimiyet Gazetesinde Çapanoğlu deyimleri ile ilgili yanlış anlam ve kullanımları dile getirince bende konunun önemine binaen Osman Beyin yazısını köşeme taşımıştım. O nedenle bu yazımız biraz ileri tarihe sarktı.17 Aralık 1897 tarihinde İstanbul ‘da doğan Hasan Ali Yücel 26 Şubat 1961 sabahı, İstanbul'da misafir olarak kaldığı Prof.Dr. Tevfik Sağlam'ın evinde, geçirdiği kalp krizi sonucu 64 yaşında hayata veda eder. Dedesi, Japonya kıyılarında batan Firkateyni’nin kaptanı, Amiral Osman Bey’dir. Hem tek çocuk olarak, hem de hayli geniş bir aile ortamında büyüdüğü için iyi yetiştirilmiştir. Çocukluğunun ilk yıllarında, ailesiyle Merkez Efendi Mahallesi'ndeki Yenikapı Mevlevihanesi ziyaretlerine katılır. Burada izlediği mistik makam ve fasıllar, dönüş törenleri, onun müzik yeteneğinin belirginleşmesini sağlar. Çevrede "müzik Üstadı" olarak tanınan Mehmet Celaleddin Dede Efendi'nin yönettiği "müzik Mektebi”nde müzik eğitimi alır. Yazı yazma isteği oldukça fazladır. Bu nedenle, bir zorunluluk olmamasına rağmen, kendi kendine yazı yazmayı öğrenir. 1901'de daha dört yaşındayken Lalelideki Yolgeçen Mektebi'ne kaydedilir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirir. İzmir ve İstanbul’da edebiyat ve felsefe öğretmenliği, maarif müfettişliği yapar. Fransız eğitim sistemini incelemek üzere bir yıllığına Paris’e gönderilir. 1932’de yurda dönüşte Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü görevine atanır. 1933-1935 arasında Milli Eğitim Bakanlığı Orta Eğitim Genel Müdürlüğü yapar.1934 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nden, İzmir Milletvekili olarak Meclise girer. (TBMM 5. Dönem Milletvekili). 28 Aralık 1938'de, 2.Celal Bayar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı'na getirilir. Üniversite reformu (Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nin kurulması, Yüksek Mühendis Mektebinin İTÜ'ye dönüştürülmesi ve Ankara Tıp Fakültesi'nin kurulması), Dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilmesi ve ilk resmi ve telifli Türkçe ansiklopedi olan İnönü Ansiklopedisi'nin ön çalışmaları onun bakanlığı döneminde gerçekleşmiştir. Devlet Konservatuarının kurulması (20 Mayıs 1940), Dört yıllık çabaları sonucunda 25 Haziran 1946'da Üniversiteler Yasası çıkartılması,Türkiye'nin UNESCO'ya girişi onun çabaları sonucunda olmuştur. 17 Nisan 1940'ta çıkarılan yasa ile Köy enstitülerini kurarak eğitim ve bilimi Türk köylerine kadar ulaştırdı. 1942–43 öğretim yılında, bu okullara öğretmen, yönetici, gezici başöğretmen, ilköğretim müfettişi yetiştirmek için, Hasanoğlan Köy Enstitüsü bünyesinde Yüksek Köy Enstitüsü kuruldu. Sayıları zamanla 21'i bulan Köy Enstitüleri, 1944'ten sonra yılda ortalama 2000 öğretmen yetiştirmiştir. Ne var ki, 1946'da bu öğretim kurumları, toprak ağalarının “Köylü okuyup adam olursa ben tarlalarımda kimi çalıştıracağım” korkusu ve yapılan çirkin iftiralarla tartışma konusu olmaları nedeniyle zamanın başbakanı İsmet İnönü’nün de baskılara dayanamayıp taviz vermesi sonucu kapatılmaya başlanmış ve sonunda hepsi kapatılmıştır. 1956'dan 1960 yılına kadar İş Bankası Yayın İşlerini de yöneten, 1961’de Kurucu Meclis üyesi de olan bu efsane Milli Eğitim Bakanı, yazdığı şiirlerini de önce aruzla, sonra heceyle yazdı. Onu efsaneleştiren yanı Türk kültürü ve eğitimine yaptığı unutulmaz hizmetlerdir. Oğlu Can Yücelin onun için yazdığı “Hayatta ben en çok babamı sevdim” şiirini kendi sesinden her gün bir defa mutlaka dinlerim. Rahmet ve minnetle anarken, sizin de bulup dinlemenizi çok isterim.

Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim

Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a
Bi helalleşmek ister elbet, diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, can evim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.

CAN YÜCEL


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00